Facebook
Twitter
LinkedIn
YouTube
Instagram
Haber.com
İstanbul
AÇIK
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

ERMENİ SORUNUNUN SONU MU?

YAYINLAMA:
yazar
Akademisyen ve yazardır. Laçiner Uluslararası İlişkiler, Uluslararası Güvenlik ve Orta Doğu uzmanıdır
Tüm Yazıları
google news

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı seversiniz sevmezsiniz bilmem ama adam tabuları birer birer yıkıyor… Paşinyan, Karabağ’ı resmen Azerbaycan’a bıraktı. 100 bine yakın Karabağ Ermenisi, Ermenistan’a göç ederken Paşinyan, bunun için Azerbaycan’la savaşmayacağını söyledi… “Kanserli ur” haline gelmiş bir mesele bu sayede inanılmaz bir hızda çözülüverdi. Paşinyan, en son 4 köyü de hiçbir karşılık beklemeden Azerbaycan’a verdi…

 

Paşinyan, ülkesinde çok eleştiriliyor… Ona “Türk Paşinyan” diyorlar, “hain” diyorlar, hatta “inkarcı”, ancak o, tabuları yıkarak yoluna devam ediyor…

 

Paşinyan, geçenlerde Ermenistan Meclisi’nde ne yapmaya çalıştığını anlattı ve dedi ki “Ermenistan sınırlarının tamamını haritalara yansıttık. Ermenistan toprakları 29 bin 743 kilometrekareden ibarettir. Bu kadar. Başka Ermenistan aramak, büyük Ermenistan hayalleri kurmak anlamsızdır”.

 

Paşinyan bunları söylerken Ermenilere bir asırdır sadece felaket getiren bir hayalciliği hedef alıyordu… Romantik Ermeni milliyetçileri, güçlerine bakmaksızın komşuları Türkiye, Azerbaycan ve hatta Gürcistan’da toprak arayışında oldular… Türkiye’nin neredeyse yarısını, Azerbaycan’ın tamamını düşlerindeki Büyük Ermenistan’a katacakları günü hayal edip durdular… Karabağ’dan sonra sıra Nahçıvan’daydı… Bir ucu Hazar Denizi’nde, diğer ucu Karadeniz’de, öbür ucu Akdeniz’de bir Ermenistan…

 

1991 yılında Ermenistan bağımsız olduğunda bile ellerindeki ülkeden çok komşularındaki topraklara takılı kaldı akılları… Erivan’da oturup Kars, Çukurova, Trabzon, Bakü hayalleri kurdular… Bu irredentist hayalcilik Ermenistan’a çok pahalıya mal oldu çok… 2020 ve 2023 Karabağ yenilgileri, onlar için güçlü birer uyarıcı olmalıydı, ancak gerçeklere uyanan sadece Paşinyan ve onun takipçileri oldu. Eviyle ilgilenmeyen maceracılar, Paşinyan’a kadar Ermenistan’ı dünyanın en zayıf ülkelerinden biri haline getirmişlerdi…

 

Paşinyan, “gerçekleşmesi imkansız uçuk hayallerin peşinden koşmayı bırakalım, elimizdeki vatana odaklanalım” diyor ve şöyle devam ediyor:

 

“Biz vatan içinde vatan arıyoruz. Erivan'da oturup Kars hayali kuranlar Erivan'ı da kaybeder. Bizim, tarihi Ermenistan arayışını durdurmamız gerekiyor. Çünkü bu anavatanı zaten bulduk. (...) ''Sınırlarımızı aşarsak zarar görürüz.”

 

Paşinyan’ın sözleri bölgemiz için, Türk-Ermeni ilişkileri için gerçek bir devrimdir… Eğer Paşinyan bu anlayışı Erivan’a yerleştirebilirse gerçek ve kalıcı bir barış ve işbirliği için ilk kez ümitlenebiliriz.

 

SOYKIRIM DEVRİMİ

 

Paşinyan, Ermenistan’ın irredentist iddialarına son vermeye, komşularıyla barışmaya çalışıyor, iyi de yapıyor. Ancak Paşinyan’ın meydan okumaları, “devrimleri” bununla da bitmiyor; Paşinyan, Ermeni hayalciliğinin 1915 Efsanesi ile zirve yaptığını, zaten Büyük Ermenistan hayallerinin de oraya dayandığını düşünüyor.

1915’de Ermenilerin inanılmaz acılar yaşadığı doğrudur… O yıllarda Türkler de, bölgenin diğer insanları da çok acılar yaşadılar. Ancak Ermeniler, 1915’i efsaneleştirerek, orada yaşadıklarını biricikleştirerek, kendi şahıslarına münhasırlaştırarak 1915’e takılıp kaldılar… Oradan bugüne bir türlü geçemediler… Diğer halklar yaralarını iyileştirmeye, geleceğe bakmaya çalışırken Ermeniler yaralarını sistematik bir şekilde kanatmaya devam ettiler. Yara iyileşmedi, Ermeni kimliğinde derin izler oluştu. Ermeni zihni adeta sakatlandı, 1915 merkezli acılardan başka şey düşünemez oldu. Binlerce yıllık bir millet için ne büyük bir talihsizlik…

 

Paşinyan, bu gidişata dur demek istiyor: “1915’den çıkalım, günümüze ve gerçek dünyaya dönelim” diyor. Dolayısıyla Paşinyan’ın Ermenistan’ın mevcut sınırlarını kendi halkına kabul ettirme çabası ile Ermeni Soykırım iddialarının saplantı olmaktan çıkarılması görüşleri iç içe geçmiş durumda. Komşularıyla barışacak bir Ermenistan’ın soykırım iddialarını politikalarının merkezine koyması artık mümkün değil çünkü bunu yapmaya devam eder ise Büyük Ermenistan hayallerini bitiremez.

 

JEO-POLİTİK ENTRİKALAR VE KURBAN EDİLEN ERMENİ HALKI

Ermenistan'da yayın yapan Hraparak gazetesinin haberine göre, Paşinyan, “soykırım” konusunda bir Ermeni Başbakanının varabileceği en son noktaya varmış olduPaşinyan, partisinin 13 Nisan’da basına kapalı gerçekleştirilen bir toplantısında Türklerin Ermenilere karşı soykırım yapmadığını, 'soykırım' iddiasının ilişkileri kötüleştirmek için Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) tarafından ortaya atıldığını söyledi.

Habere göre Paşinyan, çok sayıda seyircinin önünde yaptığı konuşmada, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Ermenilere karşı soykırım yapılmadığını ve bu iddiaların İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra o topraklardan gelen vatandaşları Türkiye'ye karşı örgütlemek için SSCB tarafından ortaya atıldığını vurguladı.

 

Paşinyan’a göre Ermeni meselesini Türkiye’ye karşı kullanmak isteyen Sovyetler Birliği konuyu kaşıdı ve böylece “soykırım miti” inşa edildi. Moskova, yurt dışındaki diaspora Ermenilerini Sovyet Ermenistan’ına çekebilmek amacıyla bu konuyu kullandıkça kullandı. Tüm bunları anlatan Paşinyan, konuşması boyunca ne "soykırım" ne de "Mets Yegeren" (Büyük Felaket) kelimelerini kullanmış…

 

Paşinyan, açık konuşmalarında da 1915’i “soykırım” olarak nitelemedi ve böyle düşünenleri eleştirdi. Bundan dolayıdır ki muhalifleri Paşinyan’ı “inkarcı” olmakla, hatta “Türk olmak”la suçluyorlar.

Paşinyan, 1915’de Ermenilerin büyük acılar yaşamadığını söylemiyor, bunu tartışmaya bile gerek görmüyor. Onun itirazı, bir dönem yaşanmış ölümlerin emperyal hedefler uğruna “jeopolitik entrikalar”a kurban edilmesi.

 

PAŞİNYAN, MUSTAFA KEMAL’İN YAPTIĞINI YAPMAYA ÇALIŞIYOR

Osmanlı yıkılırken Mustafa Kemal de aynısını yapmaya çalıştı; artık gücü tükenmiş bir halka sınırları daralmış bir ulus-devlet kavramını kabul ettirmeye ve sevdirmeye çalıştı. Artık Yemen yoktu, Bulgaristan, Mısır yoktu… Yeniden bir imparatorluk kurmaya heves etmek, Anadolu’nun da kaybına yol açabilirdi. Atatürk, bu çabasında Paşinyan kadar şanssız değildi, çünkü Türkler 1923’de binlerce yıllık bir devlet geleneğine ve kurumlarına sahiptiler. Pek çok Türk devlet adamı ve aydını Atatürk’le hemfikirdi. Oysa ki Osmanlı egemenliğine girdiklerinde dahi Ermeniler yüzlerce yıldır bir devlete sahip değillerdi. 1915 felaketinin bir nedeni de zaten budur; devlet geleneğinin olmayışı. Devletsiz milliyetçilik, ümitsiz düzeyde hayalci olur…  Maceracı Taşnaklar, dört bir yana saçılmış bir avuç Ermeni halkıyla devasa imparatorluk topraklarına hakim olma hayalleri kurdular, bedelini masum insanlar ödedi.

 

TAŞNAKLAR VE KİLİSE, KABUSTAN UYANMAYA ENGEL OLDU

Ermeniler bu “fikri bataktan” çok daha önce kurtulabilirdi ancak soykırım ve Büyük Ermenistan fikirleri endüstriye döndü. Kilise ve Taşnaklar bu sürecin baş aktörleri oldu. Başka bir deyişle soykırım endüstrisinin kazananları vardı ve onlar ellerindeki erki bırakmaya hiçbir zaman hazır olmadılar…

 

Dünyanın dört bir yanına saçılı olmak da Ermeni milliyetçiliğini gerçeklerden kopuk bir hale getirdi: Diasporada, yani gurbette yaşamak Ermeni kimliğini hayaller dünyası üzerine inşa etmeyi gerektirdi. Devleti olmayan bir halk başka devletlerin topraklarını “hayali Ermenistan toprakları” sayarak vatan hasretini dindirmeye çalıştı. Başka bir deyişle, devlet geleneğinden yoksun olmak 1915’de felaketi getirirken, 1915 sonrasında bu felaket bir endüstriye döndü ve diğer devletlerin de teşvikiyle kendi kendini üretip durdu.

 

1991’de Sovyetler Birliği yıkılınca diğer halklar gibi Ermeniler de nihayet bir devlete sahip oldular… Küçük ama sadece onların olan bir devlet… Bu devletin ilk cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan, tıpkı Paşinyan gibi gerçeklerin farkındaydı. Komşularıyla ve kendi tarihiyle barışmayan bir Ermenistan’ın hayatta kalamayacağını biliyordu Petrosyan. Sadece Ruslara veya Batı’ya güvenerek Ermeniler hiçbir hedeflerine ulaşamazlardı… Ne var ki radikal milliyetçilerce başlatılan Karabağ Savaşı, Ermeni siyasetini zehirlemeye devam etti. Karabağ gibi küçük ve verimsiz bir bölgeyi ellerinde tutmak için her şeylerini ortaya koyan Ermeniler sağduyulu her sesi bastırdılar, ta ki Paşinyan’a kadar.

 

ERMENİ SORUNUNUN SONU MU?

 

Ermeniler hem çekti hem de çektirdi; Karabağ Savaşı nedeniyle 1 milyon Azerbaycan Türkü yurdundan oldu, binlerce insan hayatını kaybetti. Kafkasya küçük bir sorun nedeniyle neredeyse 30 yıl kilitlendi, ekonomik kalkınma ve işbirliği yavaşladı.

Benzeri bir şekilde Ermenilerin irredentist hayalleri ve geçmişin intikamını alma saplantıları onlarca Türk diplomatının hayatına mal oldu. Soykırım iddiaları başka devletlerin elinde Türkiye’ye karşı koz olarak kullanıldı. Türkiye, Kafkasya’da pek çok ekonomik imkanı sırf bu yüzden kullanamadı, Kafkasya’daki tıkanma, Hazar Havzasında Türkiye’nin elini kolunu bağladı. Tüm bunlara ek olarak Türkiye’nin alnına yapıştırılmaya çalışılan “soykırım” damgasının neden olduğu ahlaki yük ve iç tartışmalar da başka bir maliyet oldu.

İşte bu nedenlerle Paşinyan, Ermenistan için olduğu kadar Türkiye, Azerbaycan ve tüm Kafkasya için de bir şanstır. Paşinyan, Ermeni Sorunu’nu bitirerek Ermeni Fırsatı’na çevirebilir… Yüz yıllık bir kabus Paşinyan sayesinde son bulabilir…

Prof. Dr. Sedat Laçiner: Lisans ( Ankara Üniversitesi SBF), MA (University of Sheffield), Doktora (King’s College, Londra).

Yazarın video değerlendirmeleri için ayrıca: https://www.youtube.com/@Sedat_Laciner

Twitter: https://x.com/sedatlaciner
 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *