AB'den Türkiye-Libya Anlaşmasına Tepki: Kılıçdaroğlu'ndan Brüksel'e Sert Yanıt
Libya Temsilciler Meclisinin, 2019 yılında Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması Doğu Akdeniz diplomasisinde hareketlilik yarattı. Kararın ardından Avrupa Birliği (AB) kanadından tepki açıklamaları gelirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Brüksel'in tutumunu eleştirdi.

Libya Parlamentosunun onay kararının ardından yazılı bir bildiri yayımlayan Avrupa Birliği, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'ne destek mesajı verdi. Bildiride söz konusu mutabakatın Deniz Hukuku ile bağdaşmadığı ve "yok hükmünde" olduğu savunuldu.
Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen şu ifadeleri kullandı:
"Muhtıranın onaylanmasını derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Söz konusu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku’na aykırılık teşkil etmekte ve geçersiz ve hükümsüzdür."
Kılıçdaroğlu: "Doğu Akdeniz Siyaset Üstü Milli Bir Meseledir"
AB liderlerinin tepkilerine sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye ve Libya’nın meşru haklarının siyasi açıklamalarla yok sayılamayacağını kaydetti.
Doğu Akdeniz’deki hakların parti politikalarının ötesinde millî bir konu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
"Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, iki egemen devletin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatleri çerçevesinde yaptığı meşru bir anlaşmadır. Libya Temsilciler Meclisinin de bu anlaşmayı onaylaması önemli bir gelişmedir.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın bu anlaşmayı 'geçersiz ve hükümsüz' olarak nitelendirmesi, iki egemen devletin iradesini hükümsüz kılamaz. Sömürge çağında değiliz. Avrupa Birliği, Libya parlamentosunun kararını siyasi açıklamalarla geçersiz kılamaz.
AB, Doğu Akdeniz’de bazı üye ülkelerin siyasi tezlerini uluslararası hukukun yerine koyamaz. Türkiye’nin ve Libya’nın hak ve menfaatleri, Brüksel’in siyasi tercihleriyle ortadan kaldırılması mümkün değildir.
Doğu Akdeniz’de ihtiyacımız olan, tek taraflı dayatmalar değil; uluslararası hukuk, hakkaniyet ve karşılıklı saygı temelinde diyalogdur. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatleri bir parti meselesi değil, millî bir meseledir."

