Zifer Nine’nin zaferi! İki kez sırpları, bir kez koronayı yendi; Azrail’i 3 kez tuş etti

Zifer Kahraman, İkinci Dünya Savaşı sırasında iki kez Sırp katliamından kurtuldu. Birinde ağaca çıktı, diğerinde ölü taklidi yaptı. Ve 94 yaşında da dünyanın en azılı virüsünü yendi!

Zifer Kahraman, bugün Sırbistan sınırları içinde kalan Sancak’ın Priboy şehrinde Sırp Çetnik çetelerinin yaptığı katliamın son tanıklarından biri. 16 yaşında şahit olduğu iki Çetnik katliamında da hayatta kalmayı başardı. Birinde bahçedeki erik ağacına çıkarak gizlenmiş, diğerinde de kurşun yağmuru altında üzerine düşen bir cesedin altında ölü numarası yapmıştı. 1967’de ailesinden sağ kalanlarla birlikte Türkiye’ye göç eden Zifer Kahraman kısa bir süre önce yakalandığı COVID-19’u da yenmeyi başardı. Çocukları ve torunlarıyla birlikte İstanbul Bayrampaşa’da yaşayan Zifer Nine ile hem geçmişi hem de COVID-19 sürecini konuştuk.

SESSİZ SEDASIZ BİR ZAFER

Aslında adı Zifa idi. Ama Türkiye’ye geldiğinde nüfus memuru adını ‘Zifer’ diye kaydetti. Şimdi herkes ona ‘Nana’ (Büyükanne) diyor. Yaşadıkları Yıldırım Mahallesi’ndeki çoğu Boşnak, onun hatıralarını dinleyerek büyüdü. 16 yaşında geç bir kız iken şahit olduğu katliamlardan bugün geriye belki de bir tek o kalmıştı. Sadece kendi çocukları ve torunları değil civardaki herkesin sevdiği ve ziyaret ettiği biriydi Zifer Nine. COVID-19 salgını başlayınca bu ziyaretler kesildi. Aynı apartmandaki torunlarını, torunlarının çocuklarını bile artık çok seyrek görebiliyordu. Yaşından dolayı çok dikkat ediliyordu sağlığına. Daha önce akciğer enfeksiyonu geçirmişti ama genel olarak sağlığı iyiydi. Bir ara halsizlik belirtileri görüldü. Ama yaşına ve buna bağlı yorgunluğuna verilmişti. O sıralarda damadı işyerinde çalışanlara COVID-19 testi yaptırıyordu. Ona da yaptılar ve hiç beklenmedik bir sonuç çıktı. Zifer Nine COVID-19 geçirmiş ve kanında antikor da gelişmişti. Yani 94 yaşındaki Zifer Nine, COVID-19’u sessiz sedasız yenmeyi başarmıştı.

ERİK AĞACINDA BİR GECE

Bundan tam 78 yıl önce yaşadıkları ise hafızasında o zamanki sıcaklığıyla duruyor. 1942’de iki ayrı katliamdan kurtuluşunu şöyle anlatıyor: “1942’nin bir kış günüydü. Odun almak için evden çıkmıştım. Sırp Çetnikler aniden köyümüze baskın yaptılar. Siyah elbiseleri vardı. Evin önündeki erik ağacına tırmandım. Karanlık olduğu için beni fark etmediler. Köyde topladıkları komşu ve akrabalarımı zorla amcamın evine dolduruyorlardı. Kadın ve çocuklar ağlıyordu. İnsanları öldürdüler. Soğuktan büzüşmüş halde üşüyerek erik ağacı üzerinde geceyi geçirdim. Sabah erken ağaçtan indim ve evime doğru yürüdüm. Köy yakılmış, insanlar öldürülmüştü.”

CESET ALTINDA ÖLÜ NUMARASI

Sağ kalanlarla birlikte köyden çıktık. Yolda bir Sırp bizi gördü ve “Benim evimde güvende olursunuz” dedi. Donmak üzereydik ve çaresizdik. Biz evdeyken Karadağlı Çetniklere yerimizi haber vermiş. Evin etrafını çevirdiler. Bize kurşun yağdırdılar. Üzerime bir ceset düştü. Vücudu beni örtmüştü. Çetnikler gidinceye kadar o cesedin altında ölü numarası yaparak bekledim. Sağ kalan bir kadın daha vardı. Ertesi gün gelip bizi oradan çıkardılar.”

‘RAHMETLİ YAŞASAYDI’

Zifer Nine’nin zaferi! İki kez sırpları, bir kez koronayı yendi; Azrail’i 3 kez tuş etti

Eşi Ahmet Kahraman’ı 2016 yılında kaybetmiş Zifer Nine. Beyinin yanındayken yüzünde güller açan bu fotoğrafını gösterip “Onun sağlığında sık sık gezmeye giderdik. Vefatından sonra şimdi bu hastalık çıktı. Artık bir yere gidemiyoruz, kimse de gelemiyor” diyor.

ANAVATAN POZU

Zifer Nine’nin zaferi! İki kez sırpları, bir kez koronayı yendi; Azrail’i 3 kez tuş etti

Yıl 1967, Türkiye’ye ilk geldikleri sene ailece ilk fotoğrafları…

OĞLU: SADECE HALSİZLİK VARDI

Zifer Nine’nin zaferi! İki kez sırpları, bir kez koronayı yendi; Azrail’i 3 kez tuş etti

Ömer Kahraman (sağda)

Oğlu Ömer Kahraman ‘Hiç farkında olmadık, genel olarak durumu iyiydi. Sadece bir ara halsizleşmişti’ diye anlattı hastalık zamanlarını.

TORUN ÖZLEMİ KORONADAN BETER

Zifer Nine’nin zaferi! İki kez sırpları, bir kez koronayı yendi; Azrail’i 3 kez tuş etti

Günlerini örgü örerek geçiren Zifer Nine, hastalıktan değil de hastalık kaynaklı kısıtlamalardan mustarip: “100 yaşıma yaklaştım, ilk başlarda tedirgindim. Gelen giden olmuyordu. Torunlarımı özlüyordum. Şimdi alıştım” diyor. En çok da torunun çocuğu küçük Aylin’i özlüyor.

Haber Etiketleri

'Cevap kağıdım sosyal mesafeyi korudu' diyen öğrenci herkesi güldürdü

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı