Tiran ne demek? Tiranlık ve Diktatörlük Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Tiranlık Nasıl Bir Yönetim Biçimidir? Özellikle akşamları televizyon kanallarındaki tartışma programlarını izlerken veya internette bir makale ya da haber okurken karşımıza çıkan bazı kelimelerin anlamları merakla araştırılıyor. Tiran ne demek? Son dönemde karşımıza sıkça çıkan pandemi ne anlama geliyor? Peki tiran kelimesinin kökeni ne, tiran kelimesinin kaç anlamı var?

Tiran kelimesi, günlük hayatta vatandaşların sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. Uzun yıllar boyunca dilimizde yer alan tiran kelimesi, yurttaşların gerek günlük hayat gerekse sosyal medyada yararlandığı ve kullandığı sözcüklerden birisi olarak öne çıkmaktadır. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre çeşitli anlamları olan tiran kelimesi, Türkçe’de tek başına ya da farklı cümleler ile beraber kullanılabilir. Bu noktada, tiran kelimesi ne demek ve TDK’ya göre anlamı nedir sorularının yanıtlarını arayanlar doğru yerdeler! Peki, tiran kelimesinin kökeni ne tiran kelimesinin kaç anlamı var, TDK’ye göre anlamı nedir? İşte, merak edilenler!

TİRAN NE DEMEK? TDK’YE GÖRE ANLAMI

Tiran kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir.
Tiran kelimesi Fransızca kökenlidir.
TDK’ye göre tiran kelimesi anlamı şu şekildedir:

– Eski Yunan’da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse
– Acımasız, gaddar, despot

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan Thomas Jefferson Tiranlık hakkında şunları söylemiştir; “Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık; Hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.” Türkçeye Fransızca tyran “zorba” sözcüğünden geçen Tiranlık kavramı Latince aynı anlama gelen tyrannus sözcüğünden türemiştir. Latinceye ise Grekçe tyránnos “egemen, iktidar sahibi, zorba” sözcüğünden geçmiştir.

Tiranlık, bir başka deyişle Tiranizm bir insan topluluğunun başındaki Tiran tarafından yönetilme durumuna verilen isimdir. Tiranlık, hukuk ve anayasa kurallarından bağımsız bir yönetim biçimidir. Tiranlık terimin kökeni Klasik Yunanistan’a dek uzanmaktadır.

Tiran kelimesi baskıcı ve zalimce davranış anlamına gelmektedir. Bu kelimeler insanların kafasında yönetim şekli hakkında bazı ipuçları vermektedir. Tek bir yöneticinin söz konusu olduğu Tiranlık yönetimi birçok yönden despotizme ve diktatörlüğe benzetilebilir, ancak başta bulunan kişilik eğer halkla arasını iyi kurup iyi niyetli bir lider gibi halkının isteklerini göz önünde bulundurarak hareket ederse. Bu kişi Tiranlıktan uzaklaşmış ve iyi bir despotizme yönelmiş olur. Tiranlığın diktatörlükten uzak olma sebebi ise tarihçiler tarafından anlatılmış halkı Tiranlık yöntemleri kullanılarak iyiye yönlendirmeye çalışmış Tiranların da bulunmuş olmasıdır. Kısaca Tiran doğrudan sadece kendi çıkarı için çalışmamıştır.

Tiranlık Yönetim Biçiminin Özellikleri

Tiranlığın iyi veya kötü bir yönetim biçimi olması konusu ise öznel bir konudur. Bu durum kişiler tarafından farklı tercihler dolayısıyla farklı yorumlanabilir. Doğrudan bir yönetim biçimiyle ilişkisi bulunmayan Tiranlık diğer yönetim biçimlerinden bir konuda doğrudan ayrılık gösterir. Bu konu çoğu yönetim biçimini yönlendiren ve bir çoğunun oluşmasına temel sağlamış olan dindir (mesela oligarşi). Tiranlık dinden uzaktır.

Monarşide kral yetkilerini tanrıdan almıştır ve tanrının gücünü kullanmaktadır. Ancak Tiranlar mutlak kudrete sahip kişilik olarak kendilerini görürler. Tiranlık yönetiminde tanrı yoktur. Bunun sebebi ise Tiran kendin üstün kimseyi istemez. Tanrıyı en ulu varlık olarak varsaymak Tiranlığa aykırıdır bu durumdan dolayı Tiran tanrıyı saymaz ve en tepede kendisini görür ve halkına da öyle gösterir. Tiran tanrıya değil iktidara, güce tapar.

Tiranlık düzenli veya değişken değildir. Bir Tirandan sonra gelen Tiranın koyacağı kurallara dayanır bu da demektir ki düzenli de olabilir düzensiz de. Tiranlar mutlak gücü kendilerinde tutmak amacıyla cezalandırma ve şiddete başvururlar. Otoritelerini sağlamak amacıyla kendilerinden güçlü olabilecek kişilere karşıdırlar ve bu kişileri zaman zaman ölümle veya çeşitli cezalarla cezalandırırlar. Tarihte birçok zaman kendinden üstünlerin kellelerini kestirmişlerdir. Tiranlığın temeli kötümserliğe dayanır. Her zaman bulundukları noktadan indirilme taht ve güçlerini kaybetme korkusundan kaynaklanan bir şekilde seçkinlere savaş verme eğiliminde bulunmaktadırlar.

Tiran ne demek? Tiranlık ve Diktatörlük Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Tiranlık Nasıl Bir Yönetim Biçimidir?

Çoğu Tiran kendini halktan önde tutar ancak bu durum her Tiran için geçerli değildir. Tarihte bazı Tiranlar halkları için uğraşmışlardır. Tiranlar kendi emellerine ulaşmak için halkı bir alet olarak görürler. Milli temizlik gayretine katılım halkın borcudur mantığı ile halktan kendisi uğruna gerekirse ölmesi gerektiğini düşünürler. Tiranlar insanları canlı bir alet kılıfına koyarak kendi amaçladı uğruna alet ederler. Ünlü yazar Lev Tolstoy Tiranlıkla ilgili düşüncelerini belirtirken Tiranların istisna göstermeden canları istedikleri zaman istedikleri herkesin hayatını mahvetme yetkisine sahip olduklarına herkesin hayatını ellerinde tuttuklarına değinmiştir. Tiranlar kendi otoritesini korumak uğruna halka istediğini yaptırabilir gerekli gördüğü durumlarda halkın veya herhangi bir kimsenin yetkisini kısabilir veya direkt o kişiyi infaz ettirebilir.

Tiranlık halkın birey kimliğini yok etmeye ve kendi uğruna çalışan savaşan klon kölelere sahip olmayı hedefler. Tiranlığın başlıca hedefi başta bulunan kişinin refah seviyesi yüksek bir şekilde yaşamasıdır. Otorite olan kişi tanrı konumunda olduğu için gerekli gördüğü her kuralı koyabilir. Tarihte Tiranların kendi emirleri sorgulanmaması amacıyla insanları alkole yönlendirdiği ve bunu yapmak için alkol alma ve benzer çeşitli durumlar yarattığı yarışmalar düzenletmiş olduğu zamanlar görülmüştür.

Tiran halktan her zaman haberdar olmalıdır. Böylelikle otoritesini koruyabilir ve seçkinleşen insanların hayatlarını mahvedip diğer insanlara ibretlik bir mesaj verebilir. Tiran halktan haberdar olmak amacıyla halkın arasına casuslar gönderir ve bu casusların çeşitli kılıklara girdiği tarihte görülmüştür. Genelde casus olarak hayat kadınları kullanılmaktadır ancak zaman zaman sırf katılım gösterilecek mi diye kendi kendilerine devrim girişimlerinde bulunulduğu olmuştur. Bu yapay devrim girişimlerinin sonu kanla bitmiş ve devrime katılma düşüncesi olan insanlar yine ibretlik bir mesaj olması amacıyla infaz edilmişlerdir.

Tiran Katilleri Kimdir?

Tarihi dönemler Yunan Karanlık Çağı ile başlamıştır. Bu karanlık dönemde sanatçılar amforalar ve çeşitli çömlekler üzerine üçgen, kare, çember gibi geometrik şekiller yapmışlardır. Arkaik Dönemler’de ise ayakta duran gerçekçi gülümsemelere sahip heykeller yapılmıştır. Klasik Dönem’de sanatçılar Parthenon gibi eserler vermeye başlamışlardır. Büyük İskender’in ülkeyi fethiyle başlayan Helenistik Dönem olarak anılan dönemde ise Antik Yunan Kültürü Mısır ve Baktria kültürüne de katkıda bulunmuştur.

Tiran Katilleri, M.Ö. 477 – 476 yıllarında Yunanistan’ın Atina şehrinin bulunan, günümüze ancak mermer kopyaları ulaşmış olan heykel gruplarıdır. Heykelde tiran Hippias’ın kardeşi Hipparkhos’a suikast düzenleyen eşcinsel Harmodios ve Aristogeiton görülmektedir. Aslen bronz olan heykeller dönemin heykeltıraşları Kritios ve Nesiotes tarafından yapılmıştır. Heykel grubu, antik yunan sanatında sert üslup olarak bilinen üslubun en önemli örneklerinden biri ve taşıdığı anlam itibarıyla Atina demokrasisinin sembolü olarak kabul edilmektedir.

Tiran ne demek? Tiranlık ve Diktatörlük Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Tiranlık ve Diktatörlük Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Tiranlık ve diktatörlük benzer olumsuz çağrışımlara yol açan kavramlardır. Peki bu ikisinin kavramsal arka planlarına bakacak olursak herhangi bir farklılık keşfedebilir miyiz?

Tarihsel Köken

Antik Yunan’da şehir devletlerinin yöneticilerinin unvanı “tiran”dı. Bu kullanımda olumsuz bir damgalama yoktu. Yani tiran unvanı, kullanıldığı çağda kral gibi itibarlı bir unvandı. Ancak demokrasi Atina’ya ayak bastığında Atina’da öylesine zalim ve adaletsiz bir yönetim vardı ki “tiran” unvanı, olumsuz çağrışımlara yol açmaya başladı. Platon ve takipçilerinin siyasi söylemleriyse bu olumsuz çağrışımlara kalıcılık kazandırdı.

Öte yandan Roma Cumhuriyeti’nde diktatör, askeri görevlerin yanı sıra mutlak gücü elinde tutan bir anayasa görevlisiydi. Titus Flavus, Cumhuriyetçi Roma’nın ilk; Sezar ise son diktatörüydü. Augustus Sezar, diktatör büyükbabasını öldürerek diktatör terimine olumsuz çağrışımlar yükleyen ilk kişi olmuştur.

Tanımlama ve Örnekler

Diktatör: Halkın rızası olmadan iktidara gelen; kendisine itaat eden bir grup tarafından desteklenen hükumetin başıdır. Diktatör yasama, yönetim ve yargı güçlerinin tekelidir. Diktatörlük halkın hem kamusal hem de özel hayatının, hükumetin incelemesi ve düzenlemesine tabi olduğu bir yönetim şeklidir. Tüm karşıt sesler, diktatör, özel milisler ve/veya devlet gücü ile bastırılır. Tarih diktatörlerle doludur: Adolf Hitler (Almanya), İdi Amin (Uganda), Ayetullah Humeyni (İran), Saddam Hüseyin (Irak), Ağa Han (Pakistan) dünyaca ünlü diktatörlerden sadece birkaçıdır.

Tiranlık: Son derece baskıcı ve acımasız bir yönetim şeklidir. Yasama ve yargı tiran tarafından seçilen kişilerin kontrolündedir. Tarih, açgözlülük ve zorbalık nedeni ile monarşiden tiranlığa dönüşen birçok hikâyeye tanıklık etmiştir. Tiran, vatandaşlarını korku silahını kullanarak kontrol eder. Tiranlık yönetim şekillerinin en kötülerinden biridir. Tiranların hemen hepsi büyük bir maddi zenginlik elde etmiştir. Bütün kuralları kendileri belirlediklerinden zenginlik elde etmek için yasa dışı her yolu kullanma imkanları da vardır. Pol Pot (Kamboçya), Pinochet (Şili), Henry VIII (İngiltere), Cengiz Han (Moğolistan) ve Caligula (Roma) dünyanın gördüğü en acımasız tiranlarına örnek verilebilir.

Niteliksel Farklar
Diktatörler genellikle demokratik bir düzende silahlı bir darbeyle iktidara gelen, devletin güvenlik güçleri arasından çıkan hırslı kişiler olur. Bu liderler, yönetime karşı silahlı bir mücadeleyi başlatacak liderlik vasıflarına sahiptirler. Bu tür liderlerin iktidarı elde ettikten sonra halka katı bir disiplin uyguladığı ve yönetimde finansal konularda önlemler aldıkları görülmüştür. Ancak sağladıkları büyük güç, birçok diktatörün tiran haline gelmesine yol açmıştır. Bir diktatörün tirana dönüşümünün en bariz göstergesi muhalif tüm sesleri ortadan kaldırmasıdır.

Askeri diktatörler genellikle başlangıçta yönetimde yasalara bağlı anlayışı benimser. Kişisel özgürlükler kısıtlanmış olsa da tamamen rafa kalkmamıştır. Ancak eğer diktatörlük ile yönetilme süresi uzayacak olursa genellikle hem idari hem de askeri tüm yetkiler diktatörün atadığı kişiler tarafından yerine getirilmeye başlanır. Böylece yönetim anlayışı, her geçen gün daha fazla yöneticilerin çıkarlarına uygun hale gelir. Bu haksızlıklar halkın içine isyan tohumları ekerken, diktatör de bu isyan tohumlarını henüz tohumken ortadan kaldırma gayretine girişir. İşte bu girişim diktatörlük rejimini tiranlık haline getirir. Bu senaryonun tarihte pek çok örneği vardır. Mesela Libya’da Muammer Kaddafi, Pakistan’da Zia Ul Haque ve Müşerref gibi bazı diktatörler zaman içinde tirana dönüşmüştür.

Halkın Refahı
Diktatör, yönetiminin ilk yıllarında, daha iyi bir altyapı, yüksek oranda sübvanse edilmiş zorunlu eğitim, sağlık hizmetlerinde iyileşme ve halkın ekonomik refahında katkı gibi memnuniyet verici gelişmelere imza atabilir. Küba’da Fidel Castro’nun, Hindistan’da Indira Gandhi’nin ve Pakistan’da Zia’nın yönetiminde böylesi iyi gidişler yaşanmıştır. Ancak tiranlar toplumsal refaha asla olumlu katkı sağlamazlar.

Özet
Bir tiran da aslında bir diktatördür. Bu ikisi arasındaki fark görev süresi ve gücün kötüye kullanımı ile belirlenir. Bir diktatör halkın rızası olmadan iktidarı ele geçirmiş olsa da iyi bir lider olabilir, halkına refah getirebilir. Ancak diktatörün görev süresi uzarsa, baskıcı yönetim anlayışı ülkeye ve halka zarar verirse bu rejime diktatörlük yerine tiranlık demek daha doğru olur.

Haber Etiketleri

Elon Musk'tan yüzen araba

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı