Geçtiğimiz gün gerçekleştirilen testte, KIZILELMA'nın dahili silah istasyonlarından TEBER-82 ve TOLUN mühimmatları başarıyla atıldı.
Uzmanlara göre bu başarı, dışarıdan bakıldığında sıradan bir testten çok daha fazlasını, savunma teknolojilerinde hayli karmaşık ve stratejik bir virajın başarıyla dönüldüğünü gösteriyor.
"Görülmeden Görmek, Vurulmadan Vurmak"
Yeni nesil savaş uçaklarında ve KIZILELMA’da yer alan IRST (Kızılötesi Arama ve Takip) yeteneği, herhangi bir radarı aktif etmeden düşmanı izleme imkanı tanıyor. Ancak yüksek hızlarda kanatlarda taşınan faydalı yükler aerodinamik bir ısınma oluşturuyor ve IRST gibi hassas teknolojiler bu ısıyı tespit ederek uçağın konumunu ele verebiliyor.
KIZILELMA’nın mühimmatlarını dahili silah istasyonlarından ateşleyebilmesi tam olarak bu dezavantajı ortadan kaldırıyor. İç istasyon görünürlüğü en aza indirirken, uçaktaki IRST sistemi düşmanı tespit etmeye devam ediyor. Böylece Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı, "görülmeden görmeyi ve vurulmadan vurmayı" başaran stratejik bir güce dönüşüyor. Dahili çoklu salanıyla gücüne güç katan platform, askeri havacılıkta oyunun kurallarını değiştiren bir nitelik kazandı.
Dünya Havacılık Tarihine Geçti ve İlgi Çığ Gibi Büyüyor
Kritik test başarısının yanı sıra küresel çapta da büyük yankı uyandıran KIZILELMA, geçtiğimiz dönemde Endonezya’ya yapılan satış anlaşmasıyla "dünyadaki ilk insansız savaş uçağı satışı" olarak adını tarihe yazdırmıştı.
Türkiye’nin bu gözbebeği projesine dünya genelinden çok sayıda ülkenin ilgisi bulunuyor. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre projeye ortak olmak isteyen ülkelerden de yoğun talep geliyor. BAYKAR’ın, tamamen öz kaynaklarıyla geliştirdiği KIZILELMA'yı öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine, ardından da Türkiye’nin stratejik dost ve müttefik ülkelerin güç katmasına kesin gözüyle bakılıyor.