Siyahlara polis şiddeti sürüyor

Amerika Birleşik Devletleri, Minneapolis’te bir siyahın polis tarafından boğularak öldürülmesinin ardından yangın yerine dönmüş, ırkçılığa karşı “artık yeter” diyen ABD’liler, halen seslerini duyurmaya çalışıyor. Ancak diğer yandan da siyahlara yönelik polis şiddeti ülkede devam ediyor. Şimdi, ABD’de halkı sokaklara döken ve polis şiddetini ortaya koyan önemli vakaları ve ırkçılığı inceledik.

Trayford Pellerin, Louısıana’da birden fazla polis memurunun ateş açması sonucu hayatını kaybetti. Jacob Blake, Wısconsın’de yine bir polis tarafından vurulan bir başka siyah oldu. Polisin arkasından 7 el kez ateş etti Blake büyük bir şans eseri hayatta kaldı. İki olay da ABD genelinde ve dünyanın birçok noktasında büyük infiale yol açan George Floyd’un polis şiddeti ile öldürülmesinin ardından yaşandı.

George Floyd “lütfen, nefes alamıyorum” dedi, polis memuru oralı olmadı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Minneapolis kentinde beyaz bir polisin, siyah bir erkeği gözaltına aldığı sırada boğarak öldürmesi,
modern dünyanın kanayan yarası olan ırkçılığın acı yüzünü, bir kez daha gün ışığına çıkardı.

Aslında ABD’de baş gösteren ırkçılığın temelleri, 17. Yüzyıla dayanıyor. Avrupalı kaşif Kristof Kolomb’un kıtayı keşfetmesinin ardından Avrupalılar, Kızıldereleri öldürerek topraklarına el koydu. Afrika’dan zorla koparılan insanlar, Amerika kıtasında köle olarak kullanıldı. 1705’te kabul edilen “Vırgınıa Kölelik Yasası”nda, “tüm siyah, melez ve kızılderili köleler taşınmaz mal olarak elde tutulacaktır” ifadelerine yer verildi.

Kölelik, Amerikan iç savaşının ardından 1865 yılında kaldırılsa da siyahlara kağıt üstünde uygulanan ayrımcılık 1960’lara kadar devam etti. 1960’lı yılların siyah Amerikanlar, ırk ayrımı kanunu nedeniyle otobüslerde yalnızca kendilerine ayrılan koltuklara oturabiliyordu.

1 Aralık 1955 günü, otobüste beyazlara ayrılan yerler dolunca şoför Rosa Parks isimli genç kadınla birlikte 3 kişiye yerlerini beyazlara vermesini söyledi Parks ise bu duruma başkaldırdı. Şoförü ret ederek aslında dayatılan ırkçılığa karşı gelen Parks, tutuklandı ve ülkedeki sivil hak arayışlarının annesi olarak anılmaya başlandı.

1964’e gelindiğinde, dönemin Amerikan Başkanı Lyndon Johnson, siyah ırka mensup kişilere karşı okullarda, kamusal alanlarda ve işe alımda negatif ayrımcılığın kaldırılmasını içeren “Medeni Haklar Yasası’nı” kabul etti. Ancak bu yasa tek başına beklentiyi karşılamadı. 1965 yılında önce, siyah Müslüman Amerikalıların lideri Malcolm X, hac dönüşünden kısa bir küre sonra, dini konuşmalar yaptığı bir etkinlikte kurşunların hedefi oldu.

Daha sonra ise 1950’li ve 60’lı yıllarda, ırkçılığa karşı büyük mücadele veren ve Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen siyah aktivistlerden martın Luther Kıng, 1968 yılında, siyah sağlık çalışanlarının protestosuna destek olmak için gittiği Memphıs’te, kaldığı otel odasının balkonunda
suikaste kurban gitti.

Ekim 1968’de, Meksika Olimpiyatları yarışma tarihinin en dikkat çekici protestosuna sahne oldu. 200 metre madalya töreninde, birincilik sahibi ABD’li atlet Tommıe Smıth ile üçüncü olan atlet John Carlos, Amerikan Ulusa Marşı’nın okunduğu sırada, siyah eldiven giydikleri ellerini havaya kaldırdı yumruk yaptı.

1966 yılında kurulan ve o dönemde güçlü olan kara panter hareketiyle ilişkilendirildi. Ancak Smıth dikkat çeken protestosunu, insan hakları mücadelesine ithafın yaptığını açıkladı.

Siyahlara karşı adaletsiz ve ırkçı yaklaşım, ABD’de toplumun her alanına işlemişti. Yargıda da ırkçılık kanayan bir yaraydı. Farklı konulardan suçlu olmalarından şüphelenilen birçok siyah, haksız yere uzun yıllar hapse mahkum edildi.

Ülkede her dönem farklı biçimde vücut bulan siyahlara yönelik ırkçılık, 90’lı ve 2000’li yıllarda polis şiddetine dönüştü.1992’de Los Angeles’ta Rodney Kıng’i darp etmekten yargılanan dört polisin, mahkemede suçsuz bulunması ve serbest bırakılması toplumsal ayaklanma fitilini ateşledi.

Los Angeles’ta binlerce kişi altı gün boyunca mahkeme kararını protesto etti. Protestolar sırasında yağmalama, saldırı, kundaklama ve cinayet olayları nedeniyle 53 kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi de yaralandı. Zaman ilerledikçe, Amerika Birleşik Devletleri’nde siyahların maruz kaldığı şiddet seviyesini de artırdı.

2009’da Barack Obama Amerikan başkanı oldu. Bu bir ilkti ve siyah Amerikalılar için büyük bir kazanımdı. Artık hiçbir şeyi eskisi gibi olmayacağı umut ediliyordu. 26 Şubat 2012’de 17 yaşındaki siyah Trayvon Martin Florida’da George Zımmerman’ın kurşunuyla öldürüldü.
Zımmerman, 2013’te yargılandığı jüri tarafından aklandı.

Amerikan yasaları Zımmerman’ın meşru müdafkapsamında Martın’ı vurduğuna hükmetse de ülkedeki siyahlar olayın bir cinayet olduğunu konusunda ısrarcı oldu. Binlerce eylemci, kararı protesto etmek için sokaklara döküldü. Travyon cinayeti “siyah hayatlar önemlidir” hareketinin ortaya çıkmasında etkili oldu.

Erıc Garner, 17 Temmuz 2014’te sigara kaçakçılığı yaptığı şüphesiyle gözaltına alındığı sırada polis memurunun boğazını sıkmasıyla nefessiz kalarak öldü. Garner tıpkı Floyd gibi, “nefes alamıyorum” diyordu. Eyalet mahkemesinin polis hakkında kovuşturma başlatılmasına gerek görmemesi birçok kentte yine protesto gösterilerine neden oldu.

Bu olaylardan bir yıl sonra, 2013’te yine bir siyah cinayetiyle başlayan “siyah hayatlar önemlidir” hareketinin, uluslararası arenada daha fazla tanınması 18 yaşındaki siyah Mıchael Brown’ın polisle tartıştığı sırada polis kurşunuyla vurulmasıyla oldu.
Mıssourı eyaletinin Ferguson kasabasındaki olaylar, şiddetli çatışmaları tetikledi. Polisle göstericiler arasındaki arbedede bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı, yüzlerce protestocu da gözaltına alındı.

Son olarak George Floyd’un polis şiddetiyle tekrar alevlenen ırkçılık karşı protestolar devam ediyor etmesine ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde, siyahlara yönelik polis şiddetine yönelik bir ilerleme kaydedilemiyor.

George Floyd’un ölümünün ardından ABD genelinde birçok kentte sokak gösterileri şiddet eylemlerine dönüşmüştü. Floyd’ın hayatını kaybettiği Minneapolis’te başlayan olaylar ülke geneline yayılmış, son olarak da Oregon eyaletinin Portland kentinde yaklaşık 3 aydır devam etmekte.

Protestolar sırasında siyahların hayıtının da önemli olduğunu anlatılmaya çalışılsa da, gelinen nokta da, siyahların halen polis şiddetine ve ayrımcılığa maruz kaldığı, ABD’nin değişmeyen gerçeği olarak kalmaya devam ediyor.

Haber Etiketleri

Elon Musk'tan yüzen araba

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı