Kahveyle ilgili dikkat çeken araştırma: Kalp sağlığına etkisi tüketim şekline bağlı
Günün vazgeçilmez içeceklerinden biri olan kahveyle ilgili yeni araştırma, tüketim şeklinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Amerikan Kalp Derneği'nin dergisinde yayımlanan çalışma, özellikle şeker, aroma ve benzeri ilaveler olmadan tüketilen sade kahvenin çeşitli kalp-damar hastalıkları açısından daha düşük riskle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.
ABD'li araştırmacıların değerlendirmelerine göre kahve tüketimi; tip 2 diyabet, kalp hastalığı, felç, kalp yetmezliği ve bazı düzensiz kalp ritimlerinin daha düşük görülme ihtimaliyle ilişkilendirildi. Uzmanlar ise bu sonuçların kahvenin söz konusu hastalıkları doğrudan önlediği anlamına gelmediğinin altını çiziyor.
Kahvenin içeriğindeki bileşikler öne çıkıyor
Kahvenin olası koruyucu etkilerinde kafeinin yanı sıra çekirdeklerde bulunan polifenoller önemli bir rol oynayabilir. Antioksidan ve antiinflamatuvar özellikleri bulunan bu bileşiklerin, oksidatif stresin etkilerini azaltmaya ve damarların normal işlevini desteklemeye katkı sağlayabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar, kahvenin sağlık üzerindeki etkisinin yalnızca içerdiği kafein miktarıyla açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Kahvenin hazırlanma yöntemi ve içerisine eklenen şeker, şurup, krema veya diğer ürünler de ortaya çıkan tabloyu değiştirebiliyor.
Yaklaşık beş fincanla ilgili dikkat çeken sonuç
Araştırmada günlük kahve tüketimi ile tansiyon arasındaki ilişkinin de dikkat çekici olduğu belirtildi. Günde yaklaşık beş fincan kahve tüketiminin, yüksek tansiyon riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu aktarıldı.
Buna karşın daha düşük miktarlardaki tüketimin bazı kişilerde kan basıncını geçici olarak yükseltebileceği belirtiliyor. Dolayısıyla kahvenin etkisi, tüketilen miktarın yanı sıra kişinin bireysel özelliklerine göre de değişebiliyor.
Kahve tüketimi ayrıca atriyal fibrilasyon (AF) riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi. Kalbin düzensiz ve çoğu zaman hızlı atmasına neden olabilen AF; pıhtı, felç ve kalp yetmezliği gibi komplikasyonların riskini artırabilen önemli bir ritim bozukluğu olarak biliniyor.
Diyabet ve felç riskinde de ilişki bulundu
Araştırma sonuçlarında kahve tüketimi ile tip 2 diyabet arasındaki ilişki de öne çıktı. Bazı çalışmalarda günde yaklaşık beş fincan kahve içmenin, tip 2 diyabet geliştirme riskinde yüzde 30 civarında daha düşük risk ile bağlantılı olduğu bildirildi.
UK Biobank verilerinin kullanıldığı araştırmalarda da düzenli kahve tüketen kişilerde kalp hastalığı görülme ihtimalinin daha düşük olduğu yönünde sonuçlar elde edildi. Benzer şekilde, bazı araştırmalar günde yaklaşık dört fincan kahve tüketiminin felç riskinde yüzde 21'e varan düşüşle ilişkili olabileceğine işaret etti.
Ancak uzmanlar, bu oranların kahvenin doğrudan koruyucu bir tedavi olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve kişinin genel sağlık durumu gibi birçok faktör sonuçları etkileyebilir.
Kafein miktarında "herkese uygun" sınır yok
Araştırmanın önemli mesajlarından biri de kafein tüketiminde kişisel farklılıkların göz ardı edilmemesi oldu.
Kaliforniya Üniversitesi'nden kardiyolog Dr. Gregory Marcus, çoğu yetişkin açısından günlük 400 miligrama kadar kafein tüketiminin genel olarak güvenli kabul edildiğini belirtiyor. Ancak bu miktarın herkes için aynı sonucu vermeyeceğine dikkat çekiliyor.
Yaş, kullanılan ilaçlar, mevcut sağlık sorunları, genetik özellikler ve vücudun kafeini metabolize etme hızı gibi faktörler, kişilerin kafeine verdiği tepkiyi değiştirebiliyor. Bazı kişilerde fazla kafein tüketimi çarpıntı, kaygı veya uyku problemlerine neden olabiliyor.
Özellikle yüksek miktarda ve kısa sürede alınan kafeinin kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkileri olabileceği belirtilirken, enerji içecekleri ve yüksek konsantrasyonlu enerji shot'larına karşı da uyarı yapılıyor.
Kahvenin hazırlanma yöntemi de önemli
Araştırmada kahvenin nasıl hazırlandığı da sağlık açısından dikkate alınması gereken unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Kağıt filtre kullanılarak hazırlanan kahve ve instant kahvenin, bazı potansiyel kalp sağlığı faydalarıyla ilişkilendirildiği belirtiliyor. Buna karşılık French press gibi filtresiz kahve yöntemlerinin LDL olarak bilinen kötü kolesterol seviyelerini yükseltebileceği ifade ediliyor.
Bunun nedeni, kahve çekirdeklerinde bulunan ve kağıt filtre tarafından büyük ölçüde tutulan bazı bileşiklerin filtresiz kahvede içeceğe daha fazla geçebilmesi.
Sade kahve vurgusu
Araştırmanın bir diğer dikkat çekici noktası ise kahvenin içine eklenen malzemeler. Şeker, aromalı şuruplar, krema ve benzeri yüksek kalorili katkıların kahvenin olası sağlık avantajlarını azaltabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle uzmanların mesajı yalnızca “kahve tüketin” şeklinde değil; kahveyi nasıl ve ne miktarda tükettiğinize dikkat edin şeklinde özetleniyor.
Sonuçlar kahvenin birçok yetişkin için ölçülü tüketildiğinde beslenmenin bir parçası olabileceğine işaret etse de, özellikle kalp-damar hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan veya kafeine karşı hassasiyeti olan kişilerin tüketim miktarını bireysel sağlık durumlarına göre değerlendirmesi önem taşıyor.