Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon gazı, üç oksijen atomundan (O3) oluşan renksiz bir gaz olarak tanımlanır. Bağışıklık sistemini uyarmak suretiyle tıbbi hastalıklar veya rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılabilir. Japon bilim insanlarının Korona virüse karşı koruyucu etkisi olduğu söylenen ozon merak edilmeye başladı. Peki ozon kimlere uygulanır, zararı var mı? Ozon tedavi ve uygulama yöntemi nasıl?
Takip et
Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Yıllar boyunca, yüzlerce hastalık veya rahatsızlık ozonla tedavi edilmiştir. Gelişen teknoloji ile birlikte ozon tedavi giderek yaygınlaşmaktadır.

Son yıllarda hastalıkların tedavisinde rutin yöntemlere yardımcı olarak tercih edilen ozon terapisi, oksijenin ‌triatomik ve kararsız bir formu olan ozon kullanılarak uygulanır. Oksijen terapisi olarak da adlandırılan bu tedavi; deri hastalıklarından enfeksiyon hastalıklarına kadar birçok durumda hekimlerin önerileri doğrultusunda tedavi sürecinin önemli bir kısmını oluşturabilir.

Ozon tedavisi, bir rahatsızlığı ya da oluşan yarayı tedavi amacıyla vücudunuza ozon gazı uygulanmasını ifade eder.

Ozon tedavisi, bir rahatsızlığı ya da oluşan yarayı tedavi amacıyla vücudunuza ozon gazı uygulanmasını ifade eder. Ozon gazı, üç oksijen atomundan (O3) oluşan renksiz bir gaz olarak tanımlanır. Bağışıklık sistemini uyarmak suretiyle tıbbi hastalıklar veya rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılabilir.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon tedavisi nedir?

İnsan vücudunun savunma hücreleri olan beyaz kan hücrelerini (lökositlerini) alarma geçirir ve onların hastalıklarla savaşma yeteneklerini artırır. Bu özelliği ile ozon tedavisi, beyaz kan hücreleri üzerinde bir çeşit “aşılama” etkisi oluşturur. Bilindiği gibi aşılar tek bir hastalığa karşı kullanılırlar; bu nedenle “spesifik” (özel-belirli) bir hastalık nedenine yönelik beyaz kan hücrelerini uyarırlar. Ozon tedavisi ise “non-spesifik” (genel) bir uyarıya neden olarak, savunma sistemini alarma geçirir. Bu özelliği ile enfeksiyon hastalıklarından, kalp yetmezliğine kadar çok geniş bir hastalık grubuna karşı tedavi edici etkinlik gösterir. Bu sonuç halk arasında “vücut direncini arttırmak” olarak ifade edilir.

Tekrarlayan ozon tedavisi seansları sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak, vücudun bağışıklık hücreleri sitokin adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca bir zincirleme reaksiyona neden olarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

Ozon(O3), üç oksijen atomundan oluşan kararsız bir moleküldür; atmosferde doğal olarak bulunan renksiz, keskin kokulu bir gazdır. Temel işlevi, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korumaktır. Güçlü oksitleme ve dezenfekte etme özelliği nedeniyle; içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde ve gelişmiş ülkelerde hava kirliliği kriteri olarak kullanılır. Ozon tedavisi belirli miktarda ozon/oksijen karışımının vücut boşluklarına veya dolaşım sistemine uygulanma sürecidir.

Diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı destek tedavisidir. Bağışıklık sistemini aktive eder, bozulmuş olan fonksiyonların yeniden canlandırılmasını sağlar. Medikal ozon önerilen dozlarda uygulandığı takdirde güvenli, pratik, etkili ve ucuzdur. Tedavinin başarısı; hastanın durumuna, uygulanan yönteme, konsantrasyona, sıklığına bağlıdır. Ham maddesi oksijen olan ozon, depolanamayan tek gazdır, solunduğunda toksik olabilir.

Ozon (O³), 3 atomlu bir moleküldür ve oksijenin(O²) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Ozon oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Renksiz ve fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilebilen karakteristik kokusu olan bir gazdır.

Tıpta kullanılan ozon özel jeneratörlerde saf oksijenden üretilir.

Bazı hastalıkların tedavi ve dezenfekte sürecinde de yaygın olarak bir asırdan beri kullanılmaktadır. Hastanede, ozon tedavi gazı tıbbi sınıf oksijen kaynaklarından yapılır. Etkileri kanıtlanmış, tutarlı, güvenli, minimal ve önlenebilir yan etkileri vardır.

Ozon güçlü bir oksitleyicidir. Muhtemelen bildiğiniz gibi, paslı metal oksitlenmemiş metalden çok daha kırılgandır. Ancak oksidasyon hücresel veya mikrobiyal aktivite söz konusu olduğunda da önemli bir işlemdir. Ozonun bakteri, virüs, mantar ve maya gibi mikroorganizmaların hücresel bütünlüğünü zayıflattığı veya zarar verdiği gösterilmiştir.

Ozon vücuttaki mikrobiyotayı oksitlemese de, dezenfektan olarak ve suyu arıtmak için başarıyla kullanılmıştır. Daha düşük konsantrasyonlarda, terapötik etkileri nedeniyle ozon kullanılabilir. Ozonun antimikrobiyal özellikleri topikal tedavi veya diş endikasyonları için kullanılabilir.

Vücuda giren ozon oksijen seviyelerini optimize edebilir veya bağışıklık sistemini uyarabilir. Aslında, ozon tedavisi en iyi immünomodülasyon (bağışıklık sistemini harekete geçiren) veya oksijen gerektiren tedaviler için verimli bir şekilde kullanılır. Ozon tedavisi uygulaması araştırmacılar ve klinisyenler tarafından güvenli kabul edilmiş ve minimal, önlenebilir yan etkileri olan geçerli bir tedavi olduğu kanıtlanmıştır.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon Tedavisinin Faydalı Olduğu Hastalıklar

Ozonun terapötik özellikleri geniş bir alanda olumlu etkiler gösterir, çeşitli hastalık, rahatsızlık ve yaralanmaların iyileşme sürecine yardımcı olabilir. Tıp camiasında alternatif tıp olarak kabul edilmektedir. Ozon tedavisi genellikle konvansiyonel tıpta diğer tedavilere ek olarak kullanılmaktadır.

Oksijen terapisi veya diğer adı ile ozon tedavisi, birçok hastalıkta yardımcı tedavi yöntemi olarak sıklıkla tercih edilmektedir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

* Kronik yorgunluk sendromu dediğimiz kişinin yorgunluk hissettirecek kadar bir iş yapmadığı, hatta gün boyu istirahat ettiği halde kendisini bitkin hissettiği durumdur. Bu sendromda hücre seviyesinden başlayarak vücuttaki kötü etkiler anlamlı düzeyde silinebilmektedir. İş hayatı stresi, zihinsel ve bedensel yorgunluk gibi durumlar ozon terapi ile giderilebilmektedir.

* Kronik iyileşmeyen yaralar diabet(şeker) hastalığına bağlı ayak yaraları başta olmak üzere bütün uzuv ve bölgesel yaralar, uzun süre yatmaya bağlı olarak oluşan bası yaraları(dekübitis yaraları), ameliyat sonrası oluşan iyileşmeyen yaralar, yanık ve üzerine yerleşmiş enfeksiyonlar ozon tedavisinin uygulama alanlarındandır. Tedavi ile bölgeye gelen kan akımı ve oksijen miktarı arttırılır, ayrıca mikroorganizmalar üzerine olan etki ile enfeksiyonla da mücadele edilir. Çok önemli bir noktada dolaşım yetmezliği, şeker hastalığı, sigara içenlerde gözlenen burger hastalığı gibi damarsal problem ve buna bağlı kan dolaşımındaki bozukluğa bağlı olarak uzuvlarda meydana gelen yaralar çoğu kez hiperbarik oksijen tedavisi ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır. ozon tedavisinin bu tedaviye üstün olduğu kanıtlanmıştır.

* Tip 2 diabette yukarıda bahsedilen mekanizmalarla

* Diyabet hastalarında damarların hasarlanması sonucu ortaya çıkan dolaşım bozuklukları ve doku hasarının( sinir, böbrek, göz)azaltılmasında

* Hipertansiyon tedavisinde diğer tedavilerle birleştirilerek

* Kas, eklem patolojilerinde ve romatizmal hastalıklarda eklem içine enjeksiyon sonucu enflamasyon ve ağrı azalır. Düşük evre artrozlarda(eklem kireçlenmelerinde) ekleminde yenilenmesini sağlayabilmektedir. İleri evre romatizmal hastalıklarda diğer tedavilerle kombine edildiğinde tam şifa elde edilebilmektedir. Romatoid artrit gibi bağışıklık sisteminin bozukluğu sonucu oluşan, eklem, kas ve iskelet sisteminin fonksiyonunu etkileyen ve ağrılı hareket nedeniyle pek çok fonksiyonu kısıtlayan hastalıklarda, immun sistemi düzenlediği için tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabilmektedir.

* Romatoid artrit, SLE, Behçet hastalığı, multipl skleroz ve birçok otoimmun hastalıkta immun sistemi düzenleme özelliğinden yararlanılarak tedavide kullanılır

* Yaşlılıkta oksijenin dokulara aktarımında azalma olur, hücrenin aktivitesi yavaşlar ve bozulur. Buna bağlı olarakta pek çok tablo ortay çıkar. Ozon terapisi ile oksijenin dokulara geçişinde artış olur hücre foksiyonunda olumlu değişiklikler oluşur, bağışıklık sistemi herekete geçerek antioksidan madde üretimi artar ve vücutta birikmiş olan toksinlere karşı mücadele(detoks) arttırılır. Kişinin klinik tablosunda düzelme olur, kişi kendini daha iyi hisseder, özellikle beyindeki dolaşım bozukluklarında ortaya çıkan fiziksel performansta azalma, yürüme güçlüğü unutkanlık gibi şikayetlerin gerilediği kişinin fiziksel dayanıklılığının da arttığı gözlenir

* Detoks amaçlı ozon tedavisinden faydalanılır. Soluduğumuz havayla içtiğimiz suyla, yediğimiz yiyeceklerle v.b. birçok toksin-zararlı madde vücudumuza girer. Major veya rektal ozon terapi ile antioksidan(detoks)enzimleri harekete geçirilerek biriken toksinler vücuttan uzaklaştırılır. Ozon sahuna yöntemi ile de cilt adeta böbrek gibi kullanılarak bu toksinlerin uzaklaştırılması sağlanır.

* Cinsel fonksiyonların desteklenmesinde; diabetin erken evrelerindeki ereksiyon kaybı tedavisinde, depresyon-duygu durum bozukluklarına bağlı cinsel isteksizliklerin ve diğer sorunların giderilmesinde

* Yaygın kas ağrıları, uyku bozuklukları, yorgunluk ile seyreden fibromiyalji denen hastalıkta da ozon ile tedaviden iyi sonuçlar alınır

* Bel ve boyun fıtıklarında fıtığa neden olan diskin içine veya etrafına verilerek fıtık ve buna bağlı meydana gelen ağrı başta olmak üzere diğer şikayetlerde gerileme gözlenir

* Karaciğerde enflamasyonla giden hepatit A,B ve C virüsleriyle mücadelede de tek başına ve diğer tedavilerle kombine şekilde etkilidir. Hepatitli hastalarda rektal ve major terapi beraber uygulandığında karaciğere gelen kan akımında ve karaciğer dokusunda oksijen miktarının çok arttığı, karaciğer enzimlerinin de normale döndüğü gösterilmiştir.

* İnflamatuvar barsak hastalıkları denen ülseratif kolit ve crohn hastalığında hem sistemik hemde rektal beraber uygulamalarda özellikle erken dönemlerde uygulandığında yararı gözlenir. Barsak kanlanmasını, oksijenlenmesini arttırması barsak spazmlarını çözer, hücrelerin yenilenmesini sağlar; bu etkisinden dolayı spastik kolon-irritabl barsak sendromunda, ülserle seyreden hastalıklarda etkilidir.

* Mide ülserinde hücrelerin yenilenmesi, kanlanmasının artması v.b. özelliklerinden faydalanılır. Bu amaçla sistemik kullanılmasının yanı sıra ozonlu sularda kullanılır.

* Fistüllerde (anal fistül v.b.) enflamasyonu engelleyici, hücreleri yenileyici özelleiklerinden dolayı yüz güldürücü sonuçlar alınır.

* Multipl skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik hastalıklar myotoni, muskuler distrofi veya kas-sinir sistemini tutan hastalıklarda son derece etkilidir.

* Migren ve başağrılarının tedavisinde oldukça etkilidir.

* Cilt alerjileri, ekzamalar, sedef hastalığı gibi kronik cildi tutan hastalıklarda hem lokal olarak kullanılan kremler, hemde sistemik uygulama etkindir.

* Ağız içi mukozasını tutan hastalıklarda diş eti iltihaplarında, ağız içi aftlarda, kandida enfeksiyonlarında etkilidir

* Zona, uçuk gibi virüslerin neden olduğu hastalıklarda hem sistemik hem de lokal kremlerle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

* Sellülitte ciltte biriken yağ asitlerinin vücuttan atılmasına; kılcal kan damarlarında akımın artması ile metabolizmanın normale döndüğü gözlenir.

* Tedaviye dirançli kadın genital yolu enfeksiyonlarında bakteri, mantar öldürücü ve hormonal durumu düzenleyici etkisinden faydalanılır

Osteomiyelit, plevral amfizem, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar
Kansere bağlı yorgunluk
Erken evre böbrek yetmezliği

Yukarıda belirtilen hastalıkların haricinde oksijen terapisi;

1- Yara iyileşmesi (özellikle mikrop kapmış ve iyileşmeyen yaralar, diyabetik ayak yaraları)

2- Beyin, kalp ve bacak dolaşımı bozuklukları

3- Kanser hastalıklarında tamamlayıcı tedavi olarak

4- Metabolizma hastalıkları (Diyabet, Tiroid hastalığı, Hipertansiyon)

5- Akut ve kronik enfeksiyonlarda direncin artırılması

6- Yaşlılığın geciktirilmesinde vücuttan toksinlerin atılmasında anti-aging olarak

7- Halsizlik ve kronik yorgunluk durumları

8- Cinsel fonksiyon bozukluklarının iyileştirilmesi

9- Bazı cilt hastalıkları (sedef, sivilceler)

10- Herpes enfeksiyonları (uçuk, Zona, Zona ağrıları)

11- Kronik kolitler (Crohn hastalığı, Ülseratif kolit)

12-Sigaraya bağlı olarak meydana gelmiş hasarların iyileştirilmesi

13- Görme bozuklukları

14-Fiziksel performansın artırılması

15- Nörolojik hastalıklar (Parkinson hastalığı, trigeminal nevralji, demans, Alzheimer hastalığı, baş ağrıları ve migren )

16- K.B.B hastalıklarından Meniere sendromu ve kulak çınlaması

17- Kireçlenmeler ve fıtıklar (bel, boyun, diz kireçlenmeleri)

18- Romatizmal hastalıklar (Romatoid Artrit, Sistemik Lupus Eritematozis, Kronik ağrı sendromu)

19- Fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, huzursuz bacak sendromu, omuz – el sendromu gibi kronik arı ile seyreden hastalıklar

20- Uyku-apne sendromu

21- Kronik böbrek ve akciğer hastalıkları

22- İskemik kalp hastalığının kronik dönemi

22- Sindirim sistemi hastalıkları, akut ve kronik hepatitler

24- Işın tedavisi (radyoterapi) sonrası, stresle mücadelede-uykusuzluk durumları

25- Estetik amaçla ( selülitler ve zayıflama )

26-Akut ve kronik alerjiler (Mevsimsel alerjiler)

27-Bel ve boyun fıtığı, iskemik kalp hastalığı, AIDS, kanser, migren, kolesterol

… gibi birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca ‌anti-aging olarak da bilinen yaşlanma karşıtı bazı terapilerde de ozondan yararlanmak mümkündür.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

DOLAŞIM BOZUKLUKLARINDA OZON TEDAVİSİ

Ozon tedavisinin en sık kullanıldığı hastalık, dolaşım bozukluklarıdır. Özellikle diyabet hastası bireylerde görülen ayak bölgesinde uyuşma, karıncalanma, üşüme ve ağrı gibi rahatsız edici sorunlar hastalığın yol açtığı dolaşım bozukluğundan kaynaklanır. Bu hastalarda dolaşım bozukluğunun yol açtığı etkiler ‌hiperbarik oksijen tedavisi ile büyük oranda önlenebilmektedir.

Arteriel dolaşım bozukluklarında karşılaşılan diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı alarm veren bulgulardır. Bu durum ozon tedavi için 40 yıldır çok önemli kullanım alanlarını oluşturmaktadır. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Ozon, klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kullanılabilmektedir. Yeni damar oluşumlarını artırır.

YAŞLANMADA OZON TEDAVİSİ

Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Bütün klinik avantajlarının yanı sıra oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücreleri harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur. Bu durumlarda fiziksel performansta azalma, yürüme güçlüğü ve baş dönmesi hissedilir. Tamamlayıcı tedavinin yanı sıra, ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için kullanılmaktadır.

GÖZ HASTALIKLARINDA OZON TEDAVİSİ

Özellikle yaşlılığa bağlı olarak damarların yapısında meydana gelen bozulmalar sonucu optik sinirler ve retinada hasarlar oluşur, bu da göz hastalıklarına sebebiyet verir. Bu gibi durumlarda uygulanan ozon tedavisi, dolaşımdaki aksaklıkların önüne geçilmesine yardımcı olur. Tedavinin hastalığın gerilemesini sağlayıp sağlamadığı konusundaki çalışmalar yetersiz kalsa da, göz hastalıklarının ilerleyişini önemli ölçüde önlediği bilimsel araştırmalarla desteklenmektedir.

Örneğin vizüel fokusun en keskin oluğu noktada, retina merkezinde meydana gelen senil makuler dejenerasyondan dolayı oluşan sekeller optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Siena Üniversitesinde yapılan klinik çalışmalarda ozon tedavisi sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir. Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidişin durduğu saptanmıştır.

CİLT MANTARLARI VE ENFEKTE CİLT LEZYONLARI

Peroksitler aracılığıyla ATP üretimini arttırır ve hücre rejenerasyonunu tetikler. Ozonun deriyle direk teması zararlıdır ancak dezenfektan ve oksijen sağlayıcı etkisiyle cilt lezyonlarının, deri enfeksiyonlarının (yanık, cerrahi yaralar, apse, Alopesi, dermatit) tedavisinde ozonlanmış zeytinyağı uygulanabilir.

Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl boyunca içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı. Bu özellikleri, bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mikotik enfeksiyonları gibi inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar.

ENFEKTE YARALAR (ZOR İYİLEŞEN YARALAR)

Antibakteriyel etkileri sayesinde yara iyileşmesini ve iskemik dokulara taşınan oksijeni arttırır. Yara bakımında uygun aralıklarla kullanılan ozonlu su bilinen en güçlü mikrop öldürücülerden biridir. Yeni mikroorganizma yerleşmesine engel olan güçlü uygulamalardan biri de yara temizlendikten sonra uygulanacak ozonlu zeytinyağı preparatlarıdır.

Ozonlu yağ, uzun süren ozon kaynağı olarak yara üzerinde kalır ve mikropların üremesini önler; yara yüzeyi ve çevresindeki dokularda rejenerasyon hızlanır. Yumuşak doku travmaları, şeker hastalarında iyileşmeyen kronik yaralara neden olan diyabetik ayak, radyasyon yaralanması, varis gibi birçok durumda kullanılır.

Açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve gangren gibi enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi tıbbi ozonun klasik uygulamalarındandır. Burada öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanılır. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Proktit ve kolit gibi enflamasyonlu bağırsak hastalıkların özellikle erken dönemlerinde rektal ozon gazı verilmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında hastaların %90’ı 10 seans sonunda iyileşmiş ve sadece %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

VİRÜSLERDEN KAYNAKLANAN HASTALIKLAR

Herpes simplex (facial herpes), Herpes zoster (shingles) virusları uçuğun her iki tipini oluşturur. Dudak uçuğu (HerpesLabialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir. Herpes zosterde ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

KARACİĞER ENFLAMASYONU

Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Kullanılan virüs öldürücü ilaçların yanı sıra rektal ve kan ozonlonması karaciğer hasarının iyileşmesini sağlar. Karaciğer yağlanmasında oldukça etkilidir. Hepatit A (HAV = hepatitis A virus) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HBV = hepatitis B virus), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedaviye ek olarak ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

ENFLAMASYONLU VE DEJENERATİF EKLEM HASTALIKLARI

Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif artritik form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara – spesifik egzersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

ARTRİTİK VE KİREÇLENME- ROMATİZMAL HASTALIKLAR

Kronik poliartritler (Artritik/romatizmal) durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit (kronik poliartrit) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada anti enflamatuar etkisiyle yarar sağlar.

Eklem kireçlenmesi vücutta genellikle omuz, diz ve kalça bölümlerinde görülür. Kişinin günlük hayatını kısıtlayan ağrılarla seyreder. Bu yüzden yaşam konforunu geri kazandıran tedavilerin uygulanması gerekir. Bu tedaviler ilaç, enjeksiyon, fizik tedavi ve ameliyatla yapılabilir.Ozonla yapılan kireçlenme tedavisioldukça fayda sağlar.

Eklem içerisine yapılan ozon enjeksiyonları sayesinde eklemdeki şişlik ve ağrı azalır. Hareket kabiliyeti yeniden kazanılır. 4-10 seans uygulanabilir. Ozon tedavisi sonrasında eklemi çevreleyen bağ dokusunda iyileşme ve eklem üzerindeki kıkırdaklarda yenilenme meydana gelir.

Nasıl Yapılır?
Kireçlenmeye yönelik eklem içine uygulanan ozon enjeksiyonu çok kısa süren bir işlemdir. Bir seansta birkaç ekleme birden yapılabilir. İşlem sonrasında kişi 5 dakika dinlendikten sonra taburcu edilebilir.

Ozon vücudun direnişini arttırır. Dokuları oksijenler, dolaşımı düzenler, bağışıklığı güçlendirir. Bu sayede hastalıklarla daha iyi başa çıkmasını sağlar. Öte yandan romatizmadan kaynaklanan yorgunluk, halsizlik, duygu bozukluğu, depresyon gibi sorunlara da son derece yarar sağlar.

ANTİ-AGİNG (yaşlanmanın durdurulması ve yeniden canlandırma), VE SPORCULARDA KULLANIMI.

Ozon terapi, vücudun enerjisini artırır, hafızayı güçlendirir, serbest radikallere karşı savaşan hücreleri ve antioksidanları harekete geçirir. Bu nedenle yaşlanmayı geciktirme (anti-aging), yeniden canlanma ve hastalıklardan korunma için uygulanabilir. Yaşlılar ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler; sınava hazırlanan gençler, yüksek tempoyla çalışanlar ve sporcular için güçlü bir doping etkisi yaratabilir. Zihinsel ve bedensel yorgunluğu azaltır.

Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma aktivasyonu sayesinde kazandırdığı genel iyilik hali kişilere kendilerini yenilenmiş hissini vermektedir. İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu, zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon tedavisiyle etkin bir şekilde giderilmektedir. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırmaktadır.

KAS İSKELET HASTALIKLARINDA OZON

Eklem içi ozon terapi, en sık diz eklemi olmak üzere, kalça, omuz, ayak bileği ve diğer periferik eklemlerde osteoartritin tedavisinde; romatizmal hastalıklarda, bel fıtığı tedavisinde uygulanmaktadır. Spor yaralanmaları, osteomiyelit, kemik nekrozu, tendon ve bağ yaralanmaları, fibromiyalji, omur ve disk patolojileri kullanıldığı diğer alanlardır.

Ozon Eklem Tedavisi: Ağrıyan eklemler, sırt ağrıları, yırtılmış bağlar ve benzerleri rahatsızlıklar için potansiyel olarak harika bir tedavidir. Eklem enjeksiyonları, eklem boşluğuna enjeksiyon gerektiren popüler bir tedavidir. Ozon eklem tedavisi iki kısma ayrılabilir.

– İlk bölüm bir vitamin ve ilaç karışımıdır.
– İkincisi, karışıma ozon eklenir ve eklem içine enjeksiyon, iyileştirici tedavisiyle etki eder.

Bu kombinasyon yeni bağların ve kıkırdak dokusunun yenilenmesine fayda sağlar. Enflamasyon azalır ve eklemin zayıf bölgeleri tekrar güçlendirilir. Genellikle, yaralı veya dejenere olmuş bir eklem 8 ila 10 hafta boyunca 3-5 enjeksiyonluk bir seri ile tedavi edilecektir. Her seferinde genellikle% 15 -% 25 oranında iyileşme bekleyebilirsiniz.

Ozon terapisi, yüksek basınç ortamında yapılır. Uygulama sırasında vücuda yüksek oranda oksijen verilir.

Plazma içinde çözünen oksijen, doğrudan otoimmün sisteme etki eder. Kan akışını düzenler ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur.

Özellikle dolaşım ile ilgili hastalıklarda tek başına bile yeterli bir tedavi yöntemi olabilmektedir.

KANSER TEDAVİSİNDE OZON

Kanser hastalarında tamamlayıcı tedavi olarak tercih edilebilen yöntemlerden bir tanesi ozon tedavisidir. Bağışıklık sisteminin ‌aktivasyonunu artıran ve kanserle savaşan hücrelerin üretimini destekleyen oksijen terapisi, vücudun genel direncine olumlu yönde katkı sağlayarak kanser tedavisine yardımcı olur. Aynı zamanda zindelik vermesi sebebiyle kemoterapinin olumsuz etkilerinin azaltılmasında da önemli rol oynar.

Kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırmak için yaygın olarak kullanılmasına rağmen, iddia edilen faydalara dair kanıtlar yetersizdir. Etki mekanizması hakkındaki teoriler; kanser hücrelerinin çevresindeki oksijen seviyelerinin arttırılmasının tümör hücrelerini ve patojenleri yok ettiği, metabolizmayı uyardığı fikrine dayanmaktadır. Bu nedenle çalışmalar ozon uygulamasından sonra tümörün oksijenasyon seviyelerinin ölçülmesine odaklanmıştır.

Aktive edilmiş oksijen bağışıklık sistemini uyararak beyaz kan hücrelerinden anti-kanser maddelerinin salınmasını, kanın dolaşımını artırarak alyuvarların kalpten en uzaktaki dokulara ve hücrelere ulaşabilmesi için en küçük damarlarda bile hareket edecek kadar esnek olmasını sağlıyor. Ozon tedavisi kemoterapide kullanılan ilaçların yan etkilerini azaltır ve kanserli hücrelerin yok olmasını sağlar. Radyoterapinin etkinliğini artırır ve yan etkileri önler. Hastaların genel vücut performansını artırır. Tümör hücrelerinin kanlanmasını azaltır.

SOLUNUM YOLLARI HASTALIKLARINDA OZON

Ortalama hava yolu direncini ve solunum hızını önemli ölçüde arttırır, kana daha fazla oksijen sağlayarak akciğerlerdeki stresi azaltmaya yardımcı olur. Otit ve sinüzitte lokal uygulamalar sıkça kullanılır. Astım, KOAH, SARS (akut solunum yolu yetersizliği sendromu) için klinik çalışmalar devam etmektedir, ancak iltihaplı hastalıklara karşı etkili olabildiğine dair kanıtlar mevcuttur.

OZON İLE ZAYIFLAMA

Araştırmalar ozon terapisinin kilo vermeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Damardan yapılan ozon terapi %40 oranında metabolizmayı hızlandırır, yağ yakımını artırır. 30 dakikalık ozon sauna uygulamasında yaklaşık 600 kalori yakılabilir.

Birçok hastalığın tedavisinden tamamlayıcı rol üstlenen ozon tedavisi günümüzde zayıflama alanında da oldukça rağbet görüyor.Ozonla zayıflama, ozonla kilo vermeetkili ve güvenilir bir yöntem olsa da sadece bu yöntemle zayıflamanın mümkün olmadığını bilmek gerekir. Mutlaka kilo vermek isteyen kişilerin kalori kısıtlamasına gitmeleri ve alınan fazla kiloların yakılması için egzersiz yapmaları gerekir.

Aşırı kilolu kişilerin bazı hastalıkları olabilir. Metabolik ve hormonal dengesizlikler kilo alımının asıl sebebi olabilir. Bu yüzden bu tarz hastalıkların veya düzensizliklerin tespit edilmesi ve bunun üzerine gidilmesi önemlidir. Daha sonra kilo vermek için gerekli plan çizilmelidir.

Ozon terapi ile zayıflamayöntemi damar yoluyla kan ozonlamadır. Kişiden alınan kan özel bir ortamda ozonla karıştırılır ve vücuda geri yollanır. Bu sayede metabolizma hızlandırılır ve kan şekeri dengesi düzenlenir.Metabolizmanın hızlandırılması kadar kan şekerinin düzenlenmesi de önemlidir. Bu sayede aşırı karbonhidrat ve şeker tüketimi azaltılır.İnsülin direnci kırılarak şekerin yakılması sağlanır.

Bir diğer zayıflama yöntemi ozon enjeksiyonudur.Ozon lipolizolarak da adlandırılan bu yöntemde ozon gazı mezoterapi iğneleriyle inceltilmek istenen bölgeye enjekte edilir. Bölgesel inceltme amaçlanır. Özellikle göbek ve basen gibi zayıflaması oldukça zor olan bölgelere yapılan bu işlemle buradaki yağların yakılması kolaylaştırılır. Egzersiz ve bol su tüketimi ile birlikte uygulanması yararlıdır.Bu uygulama yağların parçalanmasını sağlarken diğer taraftan hücrelerin yenilenmesiyle dokuların toparlanmasına da yardımcı olur.Yağların eridiği bölgelerde genellikle sarkma oluşmaz.

Zayıflamak için hangi yöntemi denerseniz deneyin tek başına etkili değildir. Sadece diyet yapmanız yeterli olmaz; egzersiz de yapmalısınız. Ya da sadece egzersizle başarıya ulaşmak çok zordur; dengeli beslenmelisiniz. Hatta obezite cerrahisine başvursanız bile ameliyattan sonra hem beslenmenize hem de egzersiz programına dikkat etmeniz gerekir.Ozon terapi ile kilo vermeyönteminde metabolizmanın hızlanması, ödemin atılması, hücrelerin yenilenmesi zayıflama yolunda müthiş katkı sağlayacaktır.

OZON İLE AĞRI TEDAVİSİ

Ozon gazının mucizevi etkileri birtakım ağrılı hastalıkların tedavisinde de kendini gösterir. Örneğinbel fıtıkları, boyun fıtıkları, diz kireçlenmeleri, kalça kireçlenmeleri, omuz kireçlenmeleri, fibromyalji, eklem romatizmaları, kanser, migren, yaşlılıktan kaynaklanan ağrılar, şeker hastalığında oluşan nöropatik ağrılarozon tedavisiile giderilebilir.

Bel ve boyun fıtıklarına neden olan ağrılar, ameliyathane ortamında diskin içerisine veya çevresine ozon enjekte edilerek son bulabilir. Bu işlemde kesinlikle narkoz ve neşter kullanılmaz.

Yaşlılarda çok sık görülen diz, kalça ve omuz kireçlenmeleri sonucu eklemde sertlik, ağrı ve şişlik meydana gelir.Diz-kalça-omuz çevresine veya diz-kalça-omuz ekleminin içerisine ozon gazı verilerek kireçlenmesi olan hastalar bu ağrılardan kurtulabilir.

Doku romatizması denilenfibromyaljihastalığında da ozon tedavisi uygulanabilir. Burada kullanılan yöntem kan ile ozonun karıştırıldığı majör yöntemdir. Öte yandan ozon sauna gibi terapi yöntemleri de oldukça olumlu sonuç verir. Eklem romatizmasına bağlı küçük eklemlerin ağrıları daozon terapiile giderilebilir.

Şeker gibi birtakım hastalıklar yanma, batma ve elektrik çarpması şeklinde nöropatik ağrıların oluşmasına neden olabilir. Karıncalanma ve uyuşmanın eksik olmadığı bu hastalara da kan ile ozon karıştırılarak tedavi uygulanabilir.

Diyabete bağlı ayaklarında yara çıkan hastalarda, yaraya kızarıklık, morarma veağrıda eşlik eder.Dolaşım bozukluğu nedeniyle oluşan yaralar ozon tedavisi ile iyileşebilir.Ozon, yara bölgesindeki oksijen miktarını arttırır, doku ve hücreleri yeniler; böylelikle dolaşım bozukluğunu düzenleyip bağışıklık sistemini güçlendirerek onarımı sağlar.

Ozon tedavisi yaşlılığa bağlı ağrıların, stres ve yoğun çalışma temposuna bağlı fiziksel ve zihinsel yorgunluğun da çok etkili bir onarıcısıdır.Yaşam kalitesini arttır, zindelik verir, depresyonu önler, uyku düzeni sağlar, kolesterolü ve kan şekerini düşürür.

OZON İLE TERLEME TEDAVİSİ

Terlemek vücudumuz için yararlıdır. Toksinleri terleyerek atarız. Ancak fazla terlemek özellikle sosyal hayatımızda bizi sıkıntıya düşürebilir. Ayrıca aşırı terlemek bazı sorunların belirtisi olabilir. Özellikle diyabet, hormonal bozukluklar ve diğer sistemik rahatsızlıklar fazla terlememize neden olabilir. Menopoz ve antropoz dönemindeki kişiler fazla terleyebilir. Gece terleyerek uyanmak uyku apnesinin belirtisi olabilirken aşırı alkol tüketimi, kuvvetli ağrı kesici ilaçlar ve ateşli hastalıklar da gece terlemelerinin nedenleri arasındadır.

Vücudumuzda milyonlarca ter bezi vardır. Bu bezler vücut ısısını ayarlar. Ancak terleme merkezi beynimizin hipotalamus denilen alanında yer alır. Sinir sisteminin kontrolünde çalışan bezler anormal çalışma durumunda fazla terlemeye yol açabilir. Kimi zaman duygusal bir an terlemeye yol açabilirken bazen vücudunuzdaki ağrı da buna neden olabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Bazı insanlar kışın bile terleyebilir. Dolayısıyla daha fazla soğuk algınlığı gibi hastalıklarla karşılaşırlar. Aşırı terlemek sosyal hayatı engelleyebilir. Elleri çok terleyen kişiler tokalaşmaktan çekinirler. İşte bu nedenlerden dolayı birçok insan terleme sorununa bir çare aramaktadır. Bu doğrultuda ilaç, botoks, radyofrekans, klipsleme ve ozon terapi gibi tedavi yöntemlerine başvurulabilir.

Antikolinerjik ilaçlarla genel terleme problemleri giderilebilir. Ancak yan etkileri rahatsızlık verebilir. Hastanın öncelikle yapması gereken terlemeye neden olacak etkenleri (alkol ve sigarayı bırakmak, kilo vermek) azaltmasıdır. El, ayak ve yüz terlemelerinde radyofrekans yöntemine başvurulabilir. Bu yöntemde aşırı çalışan sinirler etkisiz hale getirilir.

Botoks ile terleme tedavisi:Terlemede güncel tedavi yöntemlerinden biri botokstur. Ortalama 6 ay kalıcılığı olan ve başarılı bir metottur. Terlemeden şikayetçi olunan bölgeye botoks yapılarak buradaki kaslar geçici felce uğrar. Bu şekilde terleme ortadan kalkar.

Ozon ile terleme tedavisi:Terlemenin nedenlerinden biri metabolizmadaki dengesizliklerdir. Ozon tedavisi ile metabolizma düzene sokulur, terlemenin ortadan kaldırılması hedeflenir. Sistemik nedenlere bağlı terlemelerde ozon oldukça etkili bir yöntemdir.

OZON İLE STRES VE YORGUNLUK TEDAVİSİ

Stresle birlikte hem fiziksel hem zihinsel yorgunluğa yol açar. Bu hızlı tempo ile başa çıkmak için spor yapmak, doğaya karışmak ya da kendine vakit ayırmak gibi birçok doğal yol mevcuttur. Bu yollardan biri de ozon tedavisidir. Ozon, hücrelerdeki oksijen yetersizliğini giderir, dolaşım sistemini düzenler, adrenalini azaltır, toksinleri atar, laktik asitleri temizler. Böylece vücutta yorgunluğa ve strese neden olan düzensizlikleri bir düzene sokar.

Endorfin denilen mutluluk hormonlarını beyin hücreleri salgılar. Bunlar morfin benzeri maddelerdir.

Morfinbilinen en güçlü ağrı kesicidir. Endorfinler deağrı kesicigörevi görür. Ozon ise vücudun kendi morfinini üretmesini sağlamak için beyni uyarır.Ozon ile yorgunluk tedavisişu şekilde gerçekleşir:

Yoğun stres altında yaşayan kişiler, gün boyu kendilerini yorgun hissedenler, yorgunlukları fizikle sınırlı kalmayıp mental olarak da kendilerini iyi hissetmeyenler ozon terapi desteği aldıklarında deyim yerindeyse üstlerindeki ölü toprağı atarlar. Sabah uyandıklarında uykularını aldıklarının, daha zinde olduklarının farkına varırlar. Oksijenden mahrum halan hücreleri yeniler ve aksayan faaliyetlerine yeniden başlamalarına olanak tanır. Önemli bir antioksidan görevi görür. Dolaşım sistemini düzenleyerek vücudun yenilenmesini sağlar.

BEL VE BOYUN FITIĞINDA OZON TEDAVİSİ

Bel fıtığı ve boyun fıtığı kişide bel, kalça, kol ve bacaklara kadar ağrıya neden olan ve özellikle modern hayatta görülme oranı hızla artan hastalıklardır. İnsanlar cerrahi yöntemlerden korktuğu içinameliyatsızyöntemlere eğilim gösteriyor. Bel ve boyun fıtığında, ameliyathane ortamında ozon gazının fıtıklaşmış diskin içine verilmesiyle diskin hacmini küçülüyor. Diskteki hacim küçülünce sinirler üzerindeki baskı azalıyor. Bu sayede hissedilen ağrı da azalıyor. Bu işlem Avrupa’da yaklaşık yüzde 80 oranında başarı sağlıyor.

Ozon – oksijen karışımı fıtığı birlikte tutan bağların üzerinde etki göstererek fıtıklaşmanın azaltır, iyileşme için gerekli olan kan akımı ve oksijenin arttırır. Baskıyı arttıran ödemin azaltır. Bu tedavide bilinmesi gereken önemli konu, her hastanın bu tedaviye uygun olmamasıdır. İleri seviyelerdeki fıtıklarda ozon tedavisi etki göstermez. Bacaklarda ve kollarda güç kaybı varsa, idrar tutamama ya da iktidarsızlık sorunları mevcutsa ozon tedavisinin bir faydası görülmez.

Ozon terapi ile selülit tedavisi

Selülit tedavisinde kullanılan ozon, cilt altında biriken yağ asitleriyle etkileşerek yağ zincirlerinin kırılmasına ve vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Selülitte önemli bir problem olan oksijen eksikliğini giderdiği ve kan akışını artırdığı için yağ metabolizması normale döner.

Araştırmalar selülit problemi olan hastalara haftada 1-2 kez toplamda 10 seans uygulanan ozon terapi sonrasında deride belirgin bir sıkılaşma olduğunu göstermiştir.

Ozon terapide fiyatlar uygulamanın hangi amaçla yapıldığına, kaç seans uygulama yapılacağına ve kişinin ihtiyaçlarına göre değişmektedir.

Son yıllarda; hastalıkların tedavisinde bilinen yöntemlere yardımcı olarak Ozon Tedavisi kullanılmaktadır.

Ozon Tedavisinin Yararları

– Hücre ve dokulara giden kan dolaşımını hızlandırır

– Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyon hastalıklarına karşı direnci arttırır

– Damarları (arter ve venler) yeniler, tansiyonun düzelmesini sağlar

– Kan ve Lenf sistemini temizler

– Derinin üçüncü bir böbrek ya da ikinci akciğer sistemi gibi çalışmasını sağlar

– Daha temiz, yumuşak ve daha gençleşmiş bir cilt

– Kaslarda biriken toksini gidererek kasları gevşetir ve yumuşatır, esnekliğini arttırır

– Eklem ağrılarını ve kas rahatsızlıklarını iyileştirir

– Hormon ve enzim üretimini normale döndürür

– Beyin fonksiyonlarını ve hafızayı kuvvetlendirir

– Depresyon ve sıkıntıyı ferahlatır

– Stres hormonu olarak bilinen adrenalini okside ederek genel bir sakinlik sağlayarak depresyon kaynaklı gerginliği gidermeye yardımcı olur.

Ozon Tedavisi Kimlere Yapılabilir?

· Kanser
· Kalp hastalıkları
· Tümörler
· Alerjiler ve sinüzit
· Otoimmün rahatsızlıklar
· Multipl Skleroz
· Romatizmal eklem iltihabı
· Diyabet
· Hipertansiyon
· Lyme hastalığı
· Raynaud hastalığı
· Kronik yorgunluk sendromu
· Alzheimer
· Parkinson hastalığı
· Bağırsak hastalığı
· Dejeneratif eklem hastalığı
· Omurga iltihabı
· Kronik enfeksiyonlar
· Hepatit
· Sistit
· Migren
· Kronik ağrı
· Damar ameliyatı
· Yara iyileşmesi
· Kulak enfeksiyonları
· Diş enfeksiyonları
· Ürolojik hastalıkları olan kişilere ozon tedavisi uygulanabilir.

Ozon Tedavisi Kimlere Uygulanmaz?

· Hamileler
· Yüksek tansiyon için ACE inhibitörü tedavisi alanlar
· İleri derecede kansızlık
· Pıhtılaşma bozukluğu gibi kan hastalıkları
· Hipertiroidi (tiroid bezinin aşırı çalışması)
· Kronik ve/veya tekrarlayan pankreatit
· Sık tekrarlayan kas krampları
· Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) enzim eksikliği olanlar (kalıtsal bir hastalık)
· Ozona alerjisi olan astım hastaları
· Yeni geçirilmiş kalp krizi (miyokard infarktüsü) ve/veya kontrol altına alınmamış kalp-damar hastalığı
· Yeni geçirilmiş kanaması olan kişilerde ozon tedavisi uygulanmaz.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Tedavide kullanılan ozon gazı medikal ozon jeneratörlerinde saf oksijenden üretilir. İşlemler esnasında genellikle anesteziye gerek duyulmaz. En sık uygulanan yöntem hastadan alınan kanın, uygun ozon/oksijen dozuyla karıştırıldıktan sonra damar yoluyla veya kas içi enjeksiyonla geri verilmesidir. Bu yöntemde önceki gece iyi uyumak, bol su içmek, sağlıklı bir kahvaltı yaparak güne başlamak önemlidir.

Ozon gazının kapalı bir sistemde ayaklar-bacaklar için özel plastik bot içinde veya diğer bölgelere uygun torbalarla verilmesine harici ozon tedavisi denir. Ozon uygulanmadan önce yara suyla nemlendirilir. Bir başka yöntem ozon gazının rektal (makat) yolla uygulanmasıdır. Hasta rahatsızlık hissetmeden ozon gazı barsak yüzeyi tarafından emilir.

· Ozon vücuda çeşitli yöntemlerle sokulabilir. Gazlar veya sıvılarla karıştırılabilir ve kanla birleştirilebilir veya intravenöz (doğrudan damarlara) ya da deri altına enjekte edilebilir.
· Rektum, vajina içeren yollardan veya kas dokusuna ve eklemlerine uygulanabilir.
· Topikal yaklaşımlar uzuv torbalama (kontrollü bir gaz banyosu) ve ozonlanmış su veya yağları içerebilir.
· Otohemoterapi ve insüflasyon teknikleri de kullanılabilir. Doktorunuz sizin için en uygun doz ve uygulama yöntemini size bildirecektir.
Tüm uygulama yolları sistemik, lokal veya her ikisini birden tedavi eder. Sistemik tedaviler vücuda bir bütün olarak fayda sağlarken, lokal uygulamalar belirli bir bölgeyi tedavi eder.

Otohematerapi: Otohemoterapi, ozonu hastadan alınan kanla karıştıran sistemik bir tedavidir. Majör Otohemoterapi (MAHT), hastadan 40-200 ml kan alır, ozon ve tıbbi oksijeni kanla birleştirir ve hastayı karışımla yeniden buluşturur. Bu, birkaç gün arayla yapılabilir. Küçük Otohemoterapi (mAHT), bir şırınga (zaten eşit miktarda ozon tutan) kullanarak hastadan birkaç ml kan alır, şırınga içeriğini sallar ve karışımı hastaya geri enjekte eder.

İnsüflasyon: İnsüflasyon, ozon gazını bir vücut boşluğuna üflemek anlamına gelir. Ozon tedavisinde insüflasyon esas olarak rektal veya vajinal boşlukta yapılır. İnsüflasyon ayrıca kulak veya burun boşluğuna ozon uygulamak için de kullanılabilir. Ozon gazı, uygulanan tedaviye bağlı olarak hastaya değişen dozlarda verilir.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

• Majör uygulamalar:

Bu metodla kişiden 50-200 ml arasında alınan kan, tedavi seanslarının sayısı ve uygulanacak ozon dozu; hastanın genel durumuna, yaşına ve esas hastalığına bağlı olacaktır.

Temel uygulama yöntemi budur. Mutlaka özel eğitimli personel tarafından, özel ekipman ve cihazlar kullanılarak yapılan, deneyim ve titizlik gerektiren bir uygulamadır. Hastadan alınan 100 cc kan içerisine hastalığın teşhisine göre doktorun belirleyeceği dozda ozon eklenerek tekrardan hastaya damar yoluyla verilir. Bir uygulama süresi yaklaşık 15 dakikayı geçmeyecek kadar kısa ve ağrısızdır. Genellikle haftada üç uygulama ve toplamda 12 uygulama olacak şekilde yapılmaktadır. Kronik vakalarda ayda bir kez idame dozu şeklinde uygulama yapılması da önerilmektedir.

• Minör uygulamalar:

Tek başına uygulamadan çok diğer tamamlayıcı tıp yöntemleriyle kombine edilen ozon tedavisi şeklidir. Hastadan alınan 5cc kan yine 5cc ozon ile karıştırılarak bu kez damardan değil kas içine enjekte edilir. Haftada 2 veya 3 kez olmak üzere yine toplam 12 uygulama yapılmaktadır. Majör uygulamayla kombine de yapılabilir.

• Lokal uygulamalar:

Yumuşak dokulara, eklem içine ve çevresine, yara yerine ve çevresine de lokal olarak yapılan uygulamaların yanısıra rectal yoldan uygulama yöntemi de mevcut olup tedavi şekli ve süreleri tedaviyi üstlenen doktor tarafından belirlenmektedir.

Vücut Boşluklarına Ozon Verilmesi: Rektal – Makat yoluyla, vajinal ve kulak yoluna püskürtme yöntemi ile kişiye ozon verilir.

Eklem ve kas içine ozon gazı verilmesi: Kas İskelet Sistemi rahatsızlıklarında, uygun bir iğne ile belirli dozda ozon gazı kişinin eklemlerine ve kaslarda ağrılı bölgeye enjekte edilir.

Ozon torbası: İyileşmeyen yaralarda ve diyabetik ayaklarda, cilt lezyonlarında, enfeksiyonlarda, dolaşım bozukluklarında, nöropatik ağrılarda ve huzursuz bacak sendromunda kullanılır.

Ozon kupa:Özellikle bası yaralarında kullanılır.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon Tedavisinin Güvenliği ve Yan Etkileri Nelerdir?

Ozon tedavisi -uygun şekilde planlandığında, dozlandığında ve uygulandığında- aspirin dahil diğer ilaçlardan daha güvenli kabul edilir. Uygulamada, konsantrasyonları son derece düşük tutarak, sadece tedavi için gerekli olan tıbbi ozon miktarı kullanılır. Kısa yarılanma ömrü nedeniyle, tıbbi ozon tipik olarak 30 dakikadan az sürer. Ayrıca, ozon tedavisi sonrası uzun süreli etkiler bildirilmemiştir.

Tıbbi ozon, çoğu için istenmeyen yan etkilere neden olduğu bilinen antibiyotiklere alternatif olarak yaygın olarak kullanılır. Düzgün kullanıldığında ozon tedavisi, tutarlı ve güvenli olduğu kanıtlanmış etkileri olan sağlıklı bir tedavi olarak kabul edilir.

Uluslararası Yaşam Kalitesi Değerlendirmesine göre, ozon tedavisi yaptıranlar tedaviden sonra daha iyi yaşam kalitesine kavuşmaktadır. Ozon tedavisinin etkinliğini, tıbbi ozonun üretildiği ve uygulandığı kontrollü ortam belirlemektedir.

Ozonun tek dezavantajı, yüksek konsantrasyonlara maruz kalmanın potansiyel toksisitesinde yatmaktadır. Ozonun bakteri ve virüslerin hücre duvarlarının bileşenlerine zarar verir. Bunun nedeni, duvar zarının lipit tabakaları, özellikle bazı lipit tabakalarını oluşturan doymamış yağ asitleri ile oksitlenmesidir.

· Doymamış yağ asitleri, akciğerlerin ve akciğer hücrelerinin iki tabakasını kaplayan sıvıda da bulunur. Büyük konsantrasyonlarda ve / veya yanlış uygulanırsa, ozon vücutta bulunan bu doymamış yağ asitleri ile reaksiyona girebilir.
Bu, enflamasyonu aktive eden ve hücre hasarı veya hücre ölümüyle sonuçlanan reaksiyonlara yol açan enzimlerin salınmasını tetikleyebilir.

Ozon tedavisine başlamadan önce bir doktora muayene olmak önemlidir. Doz ve konsantrasyonun yanı sıra uygulama için uygun teknikler, güvenli ve etkili tedavinin anahtarıdır. Her tedavide olduğu gibi minimal yan etkiler tıbbi ozon tedavisinde de oluşabilir.

Ozon gazı solunduğunda toksitkir göz ve hava yollarını tahriş edebilir. Ancak deneyimli ve eğitimli bir ekiple yapılan uygulamalarda herhangi bir yan etkisi gözlenmemiştir.

Ozon tedavisinin zararları:

◉ Bilinen bir yan etkisi yoktur ancak ozonun kararsız yapısı nedeniyle etkileri öngörülemezdir.

◉ Genel olarak görülen yan etkiler; allerjik reaksiyonlar, emboliler ve enfeksiyonlardır.

◉ Direkt gaz enjeksiyonları pulmoner emboli ve ölüm potansiyeli nedeniyle tehlikelidir.

◉ Hamilelik ve emzirme döneminde kullanım hakkında yeterli kanıt yoktur.

◉ Akciğer ve gözler ozonun toksik etkisine en hassas organlardır; enfeksiyonlara duyarlı olan akciğer dokusunda hasara neden olabilir.

◉ Düşük konsantrasyonda ozon inhalasyonu, boğazda irritasyon ve buna bağlı öksürüğe neden olabilir.

Tedavinin türüne göre değişebilen nadir yan etkiler:

◉ Nefes darlığı ve solunum problemleri

◉ Kan damarlarının şişmesi

◉ Kulak iltihabı

◉ Bağırsak yırtılması

Ozon tedavisi kime uygulanmaz?
★ Glukoz 6 fosfat dehidrogenaz enzim eksikliği (favizm, akut hemolitik anemi)

★ Erken dönem hamilelik

★ Hipertiroidi, trombositopeni

★ Kanama bozukluğu, lösemi,

★ Kronik pankreatit

★ Yeni geçirilmiş kalp krizi

★ Kontrol altına alınamayan kardiyovasküler hastalıklar

★ Ozona reaksiyon gösteren astım hastaları

Oluşan bu yan etkilerin çoğunun yanlış uygulamadan kaynaklandığı kanıtlanmıştır. Nadiren, hastalar küçük bir döküntü olarak ortaya çıkan lokal bir ozon uygulamasına karşı alerjik bir cilt reaksiyonu yaşarlar. Yaklaşık 400.000 hasta üzerinde yapılan bir araştırmada, yan etki sıklığı 1: 1000-1: 2000 olarak bulunmuştur ve bu da ozon tedavisini istatistik olarak mevcut en güvenli tedavilerden biri haline getirmiştir.

Ozon terapisi uygulamasının yapıldığı ortamlarda oksijenin yanıcı bir element olduğu göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmalıdır. Tedavinin en önemli riski ‌hipoventilasyon, yani akciğerlerde temiz hava ile kirli hava değişiminin yeterli oranda yapılamaması durumuna bağlı olarak plazma karbondioksit oranının artmasıdır. Bu durumun önüne geçmek için özellikle akciğer hastalığı bulunan bireylerde doz ayarlaması iyi yapılmalıdır. Ozon tedavisinin sınırlı sayıda bireyde görülen yan etkilerinden birkaçı ise basınca bağlı olarak orta kulakta travma oluşumu, görme bozukluğu, kapalı ortamda yapılan tedavi nedeniyle klostrofobi (kapalı alan fobisi) sorununun ortaya çıkması ve nefes alırken ağrı oluşumudur.

Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ozonla yapılan tedavi sırasında, Vitamin C ve Vitamin E içeren tüm antioksidan takviyelerinin bırakılması gereklidir. Kanda bu bileşiklerin yüksek konsantrasyonlarda bulunması bir oksidan madde olan ozonun etkinliğini ve dolayısıyla tedavinin seyrini etkiler. Hastaya bu vitaminlerden zengin gıdaları çok miktarda tüketmemesi söylenmelidir. Sonuç olarak,vitaminler veya antioksidanlar ozon tedavisinden önce veya sonra verilmelidir ve asla tedavi sırasında verilmemelidir. Ozon tedavisinin herhangi bir şekli uygulanmadan önce hastalar tansiyon ve şeker ilaçlarını en az 2 saat önceden almış olmalılar ve ozon tedavisi sırasında aç olmamalıdırlar.

-Ozon uygulaması önerildiğinde, uygulamanın artı ve eksilerini iyi araştırın, size ozon tedavisi önerilen sağlık sorununuzla ilgili bir uzmana hekime danışın.

-Ozon uygulamasını ciddi ve kurallarına uygun uygulayan merkezler kadar merdivenaltı, rant amaçlı çalışan merkezler de var. Dikkatli olun.

-Diyabet tedavisinde ozon uygulamasının bir yeri yok, kanser de çok tartışmalı. Ozon alıyorum diye kendi asıl tedavi programınızı aksatmayın.

-Ozon konusunda, uygulamanın tıp alanında bir tamamlayıcı tedavi olarak kabul edilmesi için çalışma sonuçlarını bekleyin, yaptırmak için acele etmeyin.

Ozon Tedavisi Sağlık Bakanlığı izni var mı?

Ozon tedavi yaklaşık 100 yıldır dünyada hekimler tarafından uygulanan bir tedavi metodu olup 2014 yılından beri de Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından tanınan, yönetmeliği olan başta muayenehaneler olmak üzere ve üniversiteler, şehir hastaneleri ve devlet hastaneleri (yaklaşık 30 üniversite ve devlet hastanesi) tarafından da uygulanmakta olan bir destek tedavi metodudur.

Ozon tedavisi alan hastanın dikkat etmesi gereken noktalar

Ozon tedavi uzman hekim tarafından uygulanmalı
Kesinlikle ozon tedavisi ile ilgili eğitim almış bir hekim tarafından tedaviniz planlanmalı ve hekim tarafından takip edilmelisiniz.

Yanlış malzeme kanser yapar
Kanınız kesinlikle cam şişe ve bakteri filtresi kullanılan ozona dayanıklı bir setle alınmalı. Cam şişe yerine kan torbası kullanılırsa, plastik ozon ile karşılaştığında kanserojen madde üretir. Hani plastik su şişelerinde kansere sebep olan plastik partiküller (ftalatlar) var ya… Yanlış malzeme ile yapılan ozon uygulaması da bu kanserojenleri açığa çıkartıyor. Uzun vadede kansere kadar gidebilen DNA hasarına yol açabiliyor.

Ozona dayanıksız madde testesteron dengesini bozar
Erkeklerde testesteron azalmasına ve feminizasyona kadar giden pek çok istenmeyen durum ortaya çıkıyor. Dolayısıyla ozona dayanıklı malzeme kullanımı son derece önem kazanıyor.

Bakteri filtresi önemli
Kanımıza herhangi bir bakterinin bulaşmaması için de mutlaka bakteri filtresi kullanılmalıdır. “Ozon dezenfektandır, bir şey olmaz.” diyenlere de kesinlikle itibar etmeyin; çünkü ozonun dezenfektan özelliği bizim sistemik ozonda kullandığımız dozların çok çok üstündedir. O nedenle bakteri filtresi kullanımı şarttır.

Kan yerine serum ozonlaması hatadır
Kesinlikle serum ozonlaması yaptırmamak gerekiyor. Dünya Ozon Federasyonu’nun bu konuda bir uyarısı da var. Ülkemizde bir de durumun hiç farkında olmayan hekimler hem serum hem de plastikte uyguluyorlar ki bu da pek çok yan etkiyi beraberinde getiriyor.

Ozon tedavisinin giderek daha geniş bir hastalık grubunda kullanılması ve başarılı sonuçlar alınması hekimleri ve bilimsel çevreleri bu molekül üzerinde daha fazla düşünmeye sevk etmiştir.

Ozon tedavisi ne kadar süredir bilinen bir tedavidir? Ozon tedavisini tarihçesi

Ozonun ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff’a dayanır. Bilimsel bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak gündeme alındığı ilk önemli organizasyon ise 1935 yılında Berlin’de toplanan 59. Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr ‘Cerrahi’de Ozon Uygulamaları’ başlığı altında kendi vakalarından oluşan bir sunum yapmıştır. Bu tarihten sonra 1980’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri hızla artmaya başlamıştır

Ozon terapisinin, tıpta çeşitli şekillerde yararlı olduğu bulundu. İlk kez 150 yıldan daha önce kullanıldığında, hastalıkları dezenfekte etmek ve tedavi etmek için kullanılıyordu.

1900 larde DrClarke HJ’ nin ozonu diabet , anemi, kanser, ve morfin zehirlenmelerinde kullanarak başlattığı bu mucizevi uygulama yöntemine, 1. Dünya savaşı sırasında Albert WOLF gangrenli yaraları ozonla tedavi ederek katkıda bulunmuştu. Doktorların ozona karşı artan ilgi ve birçok hastalığın tedavisinde denemelerinin ardından ilk kez 1980 de Horst Kief AİDS hastasını ozonla tedavi ettiğini bilimsel olarak açıkladı, ilacı bulunmadan önce HIV’li kişiler için yararlı bir tedavi olduğu bulundu.

1972 denitiberen Almanya’da kurulan medikal ozon derneği, çalışmalarını sürdürürken Ruslar 1992 den itibaren yanık tedavilerine ozonu daeklediler. Türkiye ‘de ise 2000 yılında kurulan medikal ozon derneği nin çalışmalarıyla tedavi ler hız kazanmış ve ilk olarak 2011 yılında Gazi üniversitesinde Prof. Dr. Avnı Babacan’ın önderliğinde Ozon merkezi kurulmuştur.

Ozon terapinin uygulama sıklığı nedir?

Genellikle 10 seans yeterli olur, ama kişinin durumuna göre planlanır. 3 gün arayla haftada 2 seans yapılır ve 5 haftada 10 seans tamamlanır. Etki oluştuktan sonra iyileşmeyi korumak için ayda bir devam edilmesi önerilir.

Ozon terapi ve oksijen terapinin farkı nedir?

Hiperbarik oksijen terapi (HBO): Basınçlı bir odada veya tüpte saf oksijenin solunmasıdır. Odadaki hava basıncı normal hava basıncının 2-3 katıdır. Bu şartlarda kanın taşıyabileceği oksijen miktarı artar, akciğerler mümkün olandan fazla saf oksijen soluyabilir. Genellikle güvenli bir işlemdir, ayakta tedavi prosedürü olarak gerçekleştirilir. Tedavinin nedenine bağlı olarak; tek kişilik ünitede şeffaf plastik bir tüpün içinde kayan bir masaya uzanarak veya birkaç kişi için hazırlanmış oksijen terapi odasında oturarak, yüzünüze yerleştirilmiş maskeden veya başınızın üzerindeki şeffaf başlıktan oksijen alabilirsiniz. Seanslar yaklaşık 2 saat sürer; sıklığı ve sayısı ozon terapiye göre fazladır. Oksijen tedavisi; dekompresyon hastalığı (vurgun), anemi, kangren, gazlı arter embolisi, kan damarlarındaki hava kabarcıkları ve karbonmonoksit zehirlenmesini etkili şekilde tedavi edebilir. Genel olarak cilt bakımında uygulanır. Cildin alt katmanlarına ulaşan oksijen, metabolizmayı hızlandırarak toksinlerin atılmasını sağlar, yağ dengesini düzenler; akne, sivilce, siyah nokta oluşumu ortadan kalkar. Antioksidan etkisiyle cildin destek dokusunu oluşturan kolajen ve elastin seviyesi artar, nem ihtiyacı karşılanır. Gözaltı torbalarının giderilmesinde; özellikle oksijenin yağ yakıcı özelliğinden dolayı selülit tedavisinde sarkmış dokunun sıkılaştırılmasında kullanılan bir yöntemdir.
Ozon terapi; düşük riskli, genellikle standart medikal tedavilerin yanında tamamlayıcı, destekleyici ve yeniden yapılandırıcı bir yöntemdir. Oksijenin aksine ozon kesinlikle solunmamalıdır, oksijen terapiden uygulama yöntemleri ve etki alanı farklılık gösterir.

OZON TEDAVİSİ HANGİ DURUMLARDA UYGULANMAZ?

Ozonun uygulanmasının yasak olduğu hastalıklar son derece sınırlıdır

– Favizm; alyuvarlarda bir enzim eksikliği ile seyreden hastalarda (Glukoz 6 fosfat dehidrogenz enzim eksikliği)

– Aşırı alkol kullananlarda

– Hipertroidi; troid bezi aşırı çalışanlarda

– İleri derecede kansızlık ve kanla ilgili bazı rahatsızlığı (hemofili, kanama pıhtılaşma hastalıkları v.s.) olan hastalarda

– Kronik ve tekrarlayıcı pankreas bezi iltihaplarında (Pankreatitler)

– Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve kanamanın aktif olarak devam ettiği beyin felci gibi bazı hastalıklar.

Ozon Tedavisinin Uygulama Yolları

Ozon tedavisi yöntemlerinin hepsi hastaya ozonu güvenilir ve zararsız bir şekilde vermeye yöneliktir. Tedaviyi uygulayan doktor, bilgileri ve deneyimleri ile hastası için uygun ve gerekli olan yöntemi seçmektedir.

Ozon tedavisi yararları bilimsel olarak yüzlerce çalışmayla kanıtlanmış etkili bir yöntemdir. Ozon uygulaması ya da Almanlar’ ın deyimiyle “Kan yıkama” pek çok hastalıkta kullanılır. Ozon terapinin en önemli özelliği, hastaya ve hastalığa özgü olmak üzere vücuda farklı yollarla ve farklı dozlarda verilebilmesidir.

Major Yöntem: En yaygın kullanılan bu metotla 50-200 ml kan alınarak, dozu belirlenmiş ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar kişiye geri verilmesidir.

Minor Yöntem: Kişiden alınan 2-5 cc kan, belirlenmiş dozda ozonla karıştırılarak kas içine enjekte edilir.

Subkutan: Belirlenmiş doz ve hacimdeki ozon gazı ince uçlu bir iğne ile cilt altına enjekte edilir.

Vücut boşluklarına ozon gazı verilmesi: Rektal – Makat yoluyla, vajinal ve kulak yoluna püskürtme ile ozon verilir.

Eklem içine Ozon gazı verilmesi: Eklem rahatsızlıklarında uygun bir iğne ile belirli dozda ozon gazının eklem içine verilmesidir.

Ozonlanmış ürünlerin kullanılması: Ozonlu su, ozonlu yağ gibi ozonlanmış sıvıların haricen sürülmesi şeklinde uygulanır.

Kitle veya lezyon içine veya etrafına ozon uygulaması: Özellikle tumor dokusu etrafına verilmesi oldukça yarar sağlar.

Ozon sauna uygulamaları: Transdermal ve ısı artırarak, cildin nemlendirilmesi sonucunda buharlı bir ortamda tüm cilde ozon emdirilmesi yöntemidir. Bu uygulamalardan biri ve/veya birkaçı hastaya veya hastalığa göre seçilerek uygulanır.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon tedavisi sonrası vücutta olan değişiklikler

Daha temiz, sivilcesiz, pürüzsüz daha yumuşak ve daha gençleşmiş parlak bir cilt.
Hücrelerimize ve dokularımıza giden kan dolaşımı hızlanır ve organlarımıza daha fazla oksijen gitmeye başlar.
Bağışıklık sistemimiz güçlenmeye başlarken enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudumuzun direnci artar.
Toplardamarımızı ve atardamarımızı temizlerken tansiyonumuz düzelir.
Kan ve lenf sistemini temizlerken vücudumuzdaki zehirli maddeler atılır.
Kaslarımızda dolaşımı arttırarak biriken toksin atılır, kaslarımız gevşer ve yumuşar, esneklik kazanır.
Eklem ve kas ağrıları kısa süre içinde azalır.
Vücudumuzda bir denge sağlayarak hormon ve enzim üretimini normale döner.
Beynimize daha fazla oksijen gittiği için fonksiyonları normalleşir ve hafızamızı kuvvetlendirir.
Depresyon ve sıkıntıyı azaltarak hayata gülerek bakmamızı sağlar, ozon tedavisi sonrası neredeyse hiç sinirlenmeyiz.
Tüm organlarımızı kapsayacak bir sakinlik hali sağlar.

Ozon Tedavisi İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ozon Tedavisi Başka Alternatif Yöntemlerle Beraber Uygulanabilir mi?

Ozon tedavisi tek başına uygulanabildiği gibi hastanın tercihine ve hastanın durumuna bağlı olarak doktorunda onayıyla beraber başka tedavi yöntemleriyle başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.

Ozon Tedavisi Bilimsel midir?

Ozon tedavisi başarı ile uygulanmakta olan bilimsel bir tedavi yöntemidir.

Hamilelerin Ozon Tedavisi Yaptırması Uygun mudur?

Genel anlamda uzmanların görüşü hamilelik sırasında bu tedavinin uygulanmaması yönündedir.

Ozon Tedavisi Hangi Yaşlarda Yaptırılabilir?

Ozon tedavisinin yapılması için herhangi bir yaş sınırı bulunmamakla beraber çok ciddi problemler yaşanmadıkça 20’li yaşlardan sonra yapılması tavsiye edilmektedir. Uygulama sıklığı ise 40 lı yaşlardan sonra artmaktadır.

Ozon tedavisinin fiyatları

Ozon tedavisinin maliyetini tahmin etmek zor olabilir, çünkü tedaviler tıbbi durumunuza ve tedavinin süresine göre kişiselleştirilir. ABD’de 110 ABD Doları (işlem başına 90-120 Euro) gibi bir maliyeti vardır. Ülkemizde 2020 yılında uygulamaya ve kuruma göre belirlenen fiyatlar seans başına 300-1000 TL aralığında ücretlendirilmiştir.

Ozon terapi kimler tarafından uygulanabilir?
Ozon terapi, bu alanda tecrübesi olan bir doktor, naturopatik pratisyen veya doktor kontrolünde olmak koşuluyla ozon eğitimi almış hemşireler tarafından uygulanmalıdır.

Uygulaması basit bir yöntem olmakla birlikte, tekniğin uygulanmasında ve yan etkilerin yönetilmesinde deneyim gereklidir.

Ozon tedavisi türleri ve yöntemleri
İtalya ve Almanya merkezli olan bu tedavi yönteminde, ozon saf bir şekilde vücuda enjekte edilmemektedir.

Ozon tedavi fiyatları ve etkileri bakımından tercih sebebidir ve yüksek dozda uygulanması kişilerde önemli yan etkilere neden olabilir.

Oksijen ile birlikte verilen ozonun miktarı, hangi hastalıkta uygulanacağına ve hangi yöntem ile yapılacağına bağlı olarak değişiklik gösterecektir.

Japon bilim insanları: Ozon tedavisi koronavirüsü yok edebilir

Japonya’da bilim insanları, düşük seviyede ozon konsantrasyonunun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) partiküllerini etkisiz hale getirdiğini, bu tedavinin hastanelerin dezenfeksiyonunda kullanılabileceğini savundu.

Ulusal medyadaki haberlere göre, katıldıkları online konferansta Fujita Sağlık Üniversitesi araştırmacıları, ozon gazının insan sağlığı için zararsız kabul edilen milyonda 0,1 ya da 0,05 seviyesindeki kulanımının virüsü yok edebileceğini kanıtladıklarını ileri sürdü.

Buna göre, araştırmacılar Kovid-19 numunesinin yer aldığı sızdırmaz bir odada ozon jeneratörü kullanılarak gerçekleştirdikleri deneyde, 10 saat boyunca düşük düzey ozon konsantrasyonu uygulayarak virüsün nüfuzunu yüzde 90 düzeyde düşürdü.

Araştırmacılardan Murata Takayuki, hastanelerin koronavirüsten temizlenmesenide düşük konsantrasyonlu ozon tedavisinin potansiyel bir yöntem sağlayacağını belirtti.

Takayuki, “Sürekli ve düşük seviyede ozon konsantrasyon tedavisiyle, virüs bulaşımı insanların bulunduğu lokasyonlarda bile düşürülebilir. Özellikle yüksek nemli şartlarda etkili olduğunu tespit ettik.” dedi.

Bu kapsamda, üniversitenin Aiçi eyaletindeki hastanesinde hasta odalarına ve bekleme noktalarına enfeksiyon seviyesini düşürmesi için ozon jeneratörleri kuruldu.

Birçok hastalık mikrobunu etkisizleştirebilen ozonun milyonda 1 ila milyonda seviyesindeki konsantrasyonunun, Kovid-19’a karşı etkili olmasına rağmen insan sağlığına potansiyel zararı daha önce ortaya çıkmıştı.

Ozon Tedavisi Nedir, Yan Etkisi Var mı? Ozon Tedavisinin Korona virüse Etkisi

Ozon’un Covid-19, Bakteriler ve Virüsler Üzerindeki Etkileri

Ozon gazı diğer dezenfektan yöntemlerinden çok daha güçlüdür. Ozon organizmaların hücre duvarlarını yıkar ve bilinen tüm virüsler, bakteriler, mantarlar, mayalar ve küfler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir.

Virüsler, kristaller ve makromoleküllerden oluşan küçük, bağımsız parçacıklardır. Bakterilerin aksine, sadece konakçı hücre içinde çoğalırlar. Ozon, protein kaplamasından nükleik asit çekirdeğine nüfuz ederek virüsleri yok ederek viral RNA’ya zarar verir. Daha yüksek konsantrasyonlarda kullanılan ozon ise, kapsid veya dış protein kabuğunu oksidasyonla yok eder.

Ozonun Bakteriler Üzerindeki Etkileri
Bakteriler, mikroskopik olarak küçük tek hücreli canlılardır. Bakteri gövdesi nispeten katı bir hücre zarı ile kaplıdır. Yaşamsal süreçleri karmaşık bir enzimatik sistem tarafından kontrol edilir. Ozon, enzimatik kontrol sisteminin çalışmasını inhibe ve bloke ederek bakteri hücrelerinin metabolizmasına müdahale eder. Hücre zarında yeterli miktarda ozon kırılır ve bu da bakterilerin yok olmasına yol açar.

Ozonun Mantarlar Üzerindeki Etkileri
Ozona maruz kalmakla inhibe edilen ve yok edilen mantar aileleri arasında Candida, Aspergilus, Histoplazma, Aktinomikozlar ve Cryptococcus bulunur. Mantarların duvarları çok tabakalıdır ve yaklaşık % 80 karbonhidrat, % 10 protein ve glikoproteinlerden oluşur. Birçok disülfür bağının varlığı, ozon tarafından oksidatif inaktivasyon için olanak sağlar. Bununla birlikte her durumda, ozon mantar duvarından organizma sıtoplazmasına yayılarak hücresel organelleri bozma kapasitesine sahiptir.

Ozonun Koronavirüs Üzerindeki Etkileri

Ozon, legionella, sars, mers ve domuz gribi gibi birçok virüsün ve mikroorganizmaların yok edilmesinde etkilidir.

Son derece etkili bir sterilizasyon ürünü olan ozon gazı bakterileri ve virüsleri yok etmesinden dolayı yaşam alanlarında sterilizasyon için kullanılmaktadır. Her ne kadar elimizde henüz ozonun COVID-19 üzerindeki etkileri hakkında yapılmış bir bilimsel çalışma bulunmasa da 2009 tarihli James B. Hudson, Manju Sharma, and Selvarani Vimalanathan yapmış oldukları “Development of a Practical Method for Using Ozone Gas as a Virus Decontaminating Agent” adlı çalışmada Influenzavirus, Vaccinaviruz vb. virüsler haricinde Coronavirüs grubundan Murine Coronavirus bulaşmış bir alanda ozon gazı ile dezenfeksiyon çalışması gerçekleştirilmiş ve Murine Coronavirus dahil hiçbir virüs ozon gazına karşı direnç gösterememiştir.

Koronavirüs’te ozonun etkisi hakkında sayın Serdar Ulu ve sayın Aytekin Çakır tarafından hazırlanan “Koronavirüs Özelinde Sağlık ve HVAC İlişkisi” başlıklı makaleden ilgili bölümleri sizlerle paylaşıyoruz.

Coronavirüsler (CoV), önceki dönemlerde hayvanları konak olarak seçen fakat son yıllarda MERS-CoV (Orta Doğu Solunum Sendromu) ve sonra SARS-CoV (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) şimdi de Covid-19 mutasyonları ile insanlara bulaşım gösteren oksidatif koruması olmayan bir virüs ailesidir. Yeni koronavirüs (nCoV), daha önce insanlarda tanımlanmamış yeni bir türdür.

Koronavirüsler zoonotiktir, yani hayvanlar ve insanlar arasında bulaşırlar. Ayrıntılı araştırmalar SARS-CoV’nin misk kedilerinden insanlara ve MERS-CoV’un dromedary develerden insanlara bulaştığını buldu. Bilinen birkaç koronavirüs ise henüz insanları enfekte etmeyen hayvanlarda dolaşmaktadır.

Enfeksiyon belirtileri arasında solunum semptomları , ateş, öksürük, nefes darlığı ve solunum güçlüğü bulunur. Daha ciddi vakalarda, enfeksiyon zatürreye, ciddi akut (çabuk ilerleyen) solunum sendromuna (bir araya gelen bulgular bütünü), böbrek yetmezliğine, kalp-damar hastalıklarına ve hatta sonuçta ölüme neden olabilir.

Bu riskler özellikle çocuklarda virüsün akciğerlere tutunmasını sağlayan ilgili reseptörler tam olarak gelişmediğinden hafif olarak belirti vermeden atlatılabilmektedir.

Enfeksiyonun yayılmasını önlemek için standart öneriler arasında düzenli el yıkama, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun kapatılması, et ve yumurtaların iyce pişirilmesi yer alır. Öksürme ve hapşırma gibi solunum yolu hastalık belirtileri gösteren herhangi biriyle yakın temastan kaçınılmalıdır.

Teknik olarak bakılırsa, iki sorunun çözümü mühendislik kullanarak kolay görünmektedir. Virüsün bulaştığı kişi açık ortamda hapşırma yolu ile mikrop taşıyan parçacıkları etrafa saçabilir. Burada dikkat edilecek detay ise parçacıkların bir insan boyu mesafesinde havada asılı kalacağıdır. Aynı ortamda eğer etkili bir hava filtreleme sistemi devreye girerse risk ortadan kalkabilir (HEPA filtreli) .

Potansiyel enfekte alan ya da enfekte alan dezenfeksiyonu için filtrasyon sistemine ek olarak HVAC sistemine entegre edilecek Ozon Jeneratörü /UV (Ultraviyole) ekipmanları ile saha güvenliği sağlanabilir.

Bu uygulamalar alan içerisinde mobil üniteler ile de gerçekleştirilebilir. Coronavirüs ailesi mikroorganizmaların ozon karşısındaki dayananım süresi 0,3 sn.dir (Thailandmedical Academy).

Ortamda 0,03-0,05 ppm konstrasyon sürekli uygulamada çok hızlı sonuçlar vermektedir. Şoklama uygulamasında ise 1-1,5 ppm değere çıkılabilir (OHSA).

Ozon ile uygulama genel ortamlardaki temizliği sağlamaktadır. Ancak Covit 19 virüsü çok yeni olduğu için henüz klinik sonuçlar mevcut değildir.

Temas önlemi için ellerin basit hijyen kuralları içinde elin içinin ve dışının sabun veya deterjan ile 20 sn ovuşturulması, temizlenen ellerin başka bir yere dokunmadan kağıt havlu ile kurulanması önemlidir.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.