adplus-dvertising

Milli Eğitim Bakanı Özer: “Son 20 yıldaki eğitim bir başarı hikayesidir”

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, son 20 senedeki eğitimin her yönüyle bir başarı hikayesi olduğunu belirtti.
Takip et
Milli Eğitim Bakanı Özer: “Son 20 yıldaki eğitim bir başarı hikayesidir”
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Bir dizi programa katılmak üzere Van’a gelen Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, il eğitim değerlendirme toplantısının sonrasında Uygulama Oteli Konferans Salonunda 2022-2023 Eğitim Öğretim Senesi Hazırlık Toplantısı’nı katıldı. Burada eğitimcilere hitap eden Bakan Özer, Van’ın eğitim vaziyetine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptıklarını anımsattı. Van’ın 2022 senesindeki MEB bütçesi olan 705 milyona ilave olarak 1 milyar 750 milyonluk yatırımı kazandırma kararı verdiklerini ifade eden Bakan Özer, “Dolayısıyla Van’ımızın Milli Eğitim Bakanlığı 2022 senesi bütçesini 705 milyondan ortalama 2 buçuk milyara çıkartmış bulunuyoruz. Bu eğitim yatırımlarının, yeni yatırımların hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bütün illerimizin eğitimde çok daha kuvvetli olması için, çocuklarımızın çok daha özellikli bir biçimde eğitim alabilmesi için, öğretmenlerimizin çok daha huzurlu ortamlarda, okul yöneticilerimizin çok daha emniyetli, huzurlu ortamlarda ve severek gönüllü bir biçimde bu süreçlere katkı vermeleri için bakanlığın her türlü olanağını seferber edeceğiz. Bu bağlamda biz sizlerin hizmetkarıyız. Sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayabiliriz? Bütün bürokrasideki arkadaşlarımızla beraber sahada değerlendirmeye, dinlemeye ve hızlı bir biçimde karşılamaya çalışıyoruz” diyerek konuştu.

“Ülkenin geleceği açısından çok mühim bir katkıda bulunuyoruz”

2022-2023 eğitim öğretim senesi hazırlıklarına erken başladıklarını dile getiren Özer, “Hepinizin malumu olduğu üzere 17 Haziran’da okullar kapandıktan sonra bütün okul yöneticilerimize bir hafta sonra İstanbul’da çok kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yaptık. Hem bir senelik politikalarımızda gelinen noktaları beraber değerlendirme olanağımız oldu hem de İstanbul’un bütün okullarının, anaokulundan liseye kadar bütün okullarının temizlik, kırtasiye, küçük onarım ve donatım ihtiyaçlarını o gün itibariyle karşıladık. İstedik ki 2022-2023 senesine çok daha sağlıklı bir biçimde girelim. Okullar yalnızca eğitim öğretimin yapıldığı yerler değildir. Bir ülkenin en değerli sermayesi olan beşeri sermayesinin niteliğinin çok boyutlu bir biçimde arttırıldığı yerlerdir. O gençlerimizin, yavrularımızın psikososyal duygusal gelişimlerini yaptıkları yerlerdir. Akran eğitiminin olduğu yerlerdir, kültür, sanat, spor faaliyetlerinin olduğu yerlerdir. Dolayısıyla okullar kapalı olduğu zaman telafi edilmesi gereken tek şey öğrenme kayıpları değildir. Öğrenme kayıplarının çok daha öncesinde başka kayıplar vardır. En fazla kayıplardan maliyet ödeyenler de bu olanaklara en fazla ihtiyaç olanlardır. İşte bir buçuk senelik eğitime ara vermenin dijital platformlarda bu süreçleri yönetmenin istediğiniz kadar dünyanın en mükemmel dijital platformunu da inşa etseniz beşeri sermayenin ödeyeceği maliyetleri telafi edebilmeniz mümkün değil. Onun için o bir sene içerisinde 2022-2023 eğitim öğretim senesinde o fedakarlıklarınız, maskeyle ders anlatmalarınız, süreçleri çok sağlıklı bir biçimde yönetmenizle ve devasa bir kitlenin 18.9 milyonluk bir kitlenin okullarla bütünleşmesini sağlamadaki göstermiş olduğunuz yüreklilik gerçekten müthiş bir şey. Sizleri kutluyorum. Ülkenin geleceği açısından çok mühim bir katkıda bulunuyoruz” dedi.

“Okulları açık tutamasaydık gerçekten mahvolacaktık”

Pandemi sürecinde okulları önlemlerle açık tutuklarını ifade eden Özer, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Milli Eğitim Bakanı olarak sözünde durarak hem birinci dönemin sonunda hem de ikinci dönemin sonunda siz kıymetli çalışma arkadaşlarıma, idari personeline, öğretmen, idari personel ayrımı yapmadan teşekkür belgesi, başarı belgesi verdim. Ve ilk defa gerçekten bundan da büyük mutluluk duyuyorum. İlk defa bir Milli Eğitim Bakanı bütün çalışanlara, bütün öğretmenlerine bir senede iki kez başarı belgesi vermiş oldu. Bu popülist bir yaklaşımdan ziyade tarihe bir not düşme manasında değerlidir. Eğer biz o bir sene içerisinde okulları açık tutamasaydık gerçekten mahvolacaktık. O gençlerimizi, yavrularımızı toparlayabilme olanağından mahrum olacaktık. Onun için gerçekten bu millet, devlet sizlere minnettar. O fedakarlıklarınız da çok kutsal.”

“Son 20 senede eğitime çok ciddi yatırımlar yapıldı”

Son 20 senede eğitime ciddi yatırımlar yapıldığının altını çizen Özer, “81 ilde 922 ilçede yeni derslikler, yeni okullar yapılarak bu ülkenin çocuklarını, gençlerinin, yavrularının eğitime erişimi kolaylaştırıldı. Ortalama bir milyona yakın dersliği olan bir eğitim sistemine sahibiz. Hemen bu yatırımlar bütün okullaşma alanlarına yansıdı. Eğitimin bütün kademelerinde okullaşma oranları arttı. Bu ülkede kız çocuklarının eğitim erişimiyle dünya kadar kampanyalar yapıldı. Hatta muhafazakar kesim dindar kesim bu ülkede kız çocuklarını okullara göndermiyor diyerek devamlı suçlandı. Hem okul yapılmadı hem suçlandılar ama gelinen noktada okullar yapıldığı zaman kız çocuklarının okullaşma oranlarını, erkek çocuklarının eriştiği görüldü. Ortaöğretimdeki okullaşma oranları yüzde 90’lar seviyesinde. Yüksek Öğretimde 2014 senesinden itibaren ilk kez kadınların okullaşmalarını erkekleri geçti. Fırsat verildiği zaman bu ülkenin vatandaşlarının, kız çocuklarının okutulmasıyla alakalı bir sorunu yok” şeklinde konuştu.

“Kadınlarınız başörtüsünden dolayı yurt dışına gittiği zaman beyin göçünden bahsetmediniz?”

20 senelik süreçte yatırımlarla beraber eğitimdeki başörtü yasağının da kaldırıldığını belirten Özer, şunları belirtti:
“İkinci okullaşma oranlarının artırılmasından sonra süreç içerisinde yapılan en mühim hamlelerden bir tanesi eğitim sisteminin demokratikleşmesi oldu. Bunun başında hepinizin malumu olduğu üzere başörtüsü yasakları geliyordu. Düşünebiliyor musunuz? Kılık kıyafetinden dolayı bu ülkenin vatandaşlarının çocukları, kadınlarının eğitime erişimi engelleniyordu. Şuanda öbür ülkelerle bir karşılaştırıyor, öbür ülkeler çocuklarını, gençlerini eğitim sistemine dahil etmek için çırpınırken biz fantezi yapıyoruz. Diyoruz ki başörtülü giremez. Peki ne yapacak bunlar? Yükseköğretim Kurumları üniversitelerinde dünyanın dramları meydana geldi, eylemler yapıldı, enerjisini Türkiye boşu boşuna tüketti ve bir sürü kadınımız olanağı olanlar da Yükseköğretim olanağına kavuşabilmek için yurt dışına gittiler. Şuanda o zaman düşünmemiz gerekir değil mi? Bugün beyin göçüyle alakalı konuşanlar, ülkede işte beyin göçü var, yurt dışına gençlerimiz gidiyor. Peki, neden o zamanlarda kadınlarınız başörtüsünden dolayı yurt dışına gittiği zaman beyin göçünden bahsetmediniz? Bugün kadına şiddetle alakalı konuşanlar o gün en temel anayasal hakkı kadınlarımızın, kızlarımızın elinden alınırken niye bunun bir kadına şiddet olduğu dile getirilmedi? Demek ki dert başkadır. İşte son 20 senede bu binalar, okullaşma alanları harcanırken aynı zamanda başörtüsü yasağı da kaldırıldı.”

“Türkiye çok kritik bir şeyi başardı”

Süreçte bir taraftan okullaşma oranlarının arttırıldığını ve aynı zamanda eğitim sisteminin önündeki antidemokratik uygulamaların kaldırıldığını dile getiren Özer, “Çocuklarını okula göndermede sıkıntı yaşayanlara koşullu eğitim verildi. Çocuğu da gönderirse eğitime belli miktarda maddi katkı temin etmek, pansiyon, burslar, taşımalı eğitim ücretsiz eğitim, ücretsiz yemek, ders kitaplarını ücretsiz olarak dağıtılması, bunların tamamı esasında eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesiyle alakalı çok mühim hamlelerdi. Türkiye çok kritik bir şeyi başardı. Şuanda eğitimde öğrenci sayınızı arttırdığınız zaman kaliteyi sürdürebilmeniz çok zordur. Ama Türkiye son 20 senenin kalitesini devamlı iyileştiren bir mekanizmaya sahip oldu. Yani hem eğitim sistemini büyütüyorsunuz hem kalite devamlı iyileşiyor hem de eğitim sistemini antidemokratik uygulamalardan arındırıyorsunuz” diyerek konuştu.

“Bugün kaliteyle alakalı konuşanların derdi kalite değil”

Gelinen noktada 18.9 milyon öğrencisi ve 1.2 milyon öğretmenliğiyle devasa bir eğitim sistemine sahip olduklarının altını çizen Özer, “Bakın öğretmen başına düşen, derslik başına düşen öğrenci sayısı kritiktir değil mi? Eğitimde bir kalite göstergesidir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) bütün kullandığı değerlendirmelerde bir kalite göstergesi olarak kullanılır. 2000 senelerde okullaşma oranları bütün eğitim kademelerinde yüzde 50’nin altındaydı. Şu anda da yüzde 90’nın üstündedir. 2000 senelerde okullaşma oranlarının yüzde 50’nin altında olduğu vaziyette öğretmen başına düşen öğrenci sayısının bugünden daha düşük olmasını bekleriz. 2000 senelerde öğretmen başına düşen öğretmen sayıları 40’lar seviyesindeyken bugün 20’lerin altına düştü. Çünkü eğitim sisteminde 500 bin civarında öğretmen varken, şu anda 1.2 milyon öğretmenin olduğu bir eğitim sistemine kavuştuk. Yani son 20 senedeki bu eğitim hikayesi neresine bakarsanız bakın bir başarı hikayesidir” dedi.

“Yılsonu hedefimiz yüzde 100 olacak”

Okullar arası başarı farkının başladığı yerlerin okul öncesi olduğunu işaret eden Özer, “Maddi olanağı olmayanların okul öncesi okula erişimi çok kısıtlıdır. Planlamamız çok hızlı bir biçimde devam etti. 10 ay içerisinde bin 110 tane bağımsız anaokulu yaptık ve 500 bin çocuğumuz ilk defa anaokulundan yaralanmaya başladı. Bu kısa zaman içerisinde 5 yaştaki okullaşma oranı yüzde 78’den yüzde 93’e çıktı. Yılsonu hedefimiz yüzde 100 olacak. Bunun bin adeti İstanbul’da açılacak, Bugün itibariyle 66 tane yeni anaokulu da bu sene Van’a kazandırıyoruz. Van’daki anaokulu sayısını 100’lere çıkaracağız” şeklinde konuştu. Konuşmasında Van’a müjdeli haberler de veren Bakan Özer, “Van’da mesleki eğitimde ortalama 10 bin öğrencimiz var. Dolaysıyla Van’daki mesleki eğitimdeki bütün gençlerimiz ayda 2 bin TL maaş almış olacak. Bir öbür müjde daha; 5 blokluk inşaatı tamamlanmış bir bina var. Bu binayı öğretmenlerimize alalım dedik. 5 bloğu hemen tamamlayıp siz kıymetli öğretmen ve okul yöneticilerimizin hizmetine sunacağız” diyerek konuştu.

Bakan Özer, Dilkaya Köy Hayat Merkezini hizmete açtı

Yapılan konuşmaların sonrasında Bakan Özer beraberindeki Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ozan Balcı, AK Parti Van milletvekilleri Osman Nuri Gülaçar, İrfan Kartal ve Abdulahat Arvas, Edremit Belediye Başkanı İsmail Say ile beraber Edremit ilçesindeki Dilkaya Köy Hayat Merkezi Açılışını gerçekleştirdi.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.