Meral Akşener çok sert konuştu “dönersem namussuzum”

İYİ Parti lideri Meral Akşener, kendisine yönelik sosyal medyada hakaret içerikli sözlere çok sert tepki gösterdi. Akşener, “Ölüm olsa da sonunda mücadele etmezsem namerdim. Öldürülsem de tek kişi kalsam da bu mücadeleden dönersem namussuzum, şerefsizim. Bu da Müslüman bir Türk kadınının yeminidir” diyerek konuştu. İYİ Parti lideri, kadına yönelik şiddet ile alakalı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Bu milleti ayırmadan, aileni koruduğun gibi koruyacaksın.” şeklinde konuştu.
Takip et
Meral Akşener çok sert konuştu “dönersem namussuzum”
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklama yaptı.

Akşener’in konuşmasından satır başları:

İktidarı bulduğumuz her fırsatta her mecradan defalarca uyardık. Özellikle uluslararası ilişkilerde şahsi dostluklarınızı değil devletler arası ilişkileri asıl alın.

İki ülke arasındaki ilişki liyakatli diplomatlarla devlet esaslı yürütülmelidir. Dinlediler mi hayır. Erdoğan bütün dış politikasını şahsi kankalıklarına endeksledi. Bugünlerde bir şeyler oluyor. Sayın Akar çıktı ‘Mısır’la tarihi birçok değerimiz var, önümüzdeki günlerde farklı gelişmeler olabilir’ şeklinde konuştu.

Mısır ile meydana gelen gelişmeler
Sonrasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü çıktı, ‘Mısır ve öbür körfez ülkeleriyle bölgesel barış için yeni bir sayfa açılabilir’ şeklinde konuştu. Şuanda ben de doğal olarak sizler ismine soruyorum. Sayın Erdoğan bu konuları bakan ve sözcüne açtırarak nabız mı yokluyorsun, Rabia’yı öksüz mü bırakıyorsun?

Mısır’la bu inatlaşma olmasaydı Doğu Akdeniz ile alakalı emin olun elimiz daha da kuvvetli olurdu. Tarih tekerrür mü ediyor? Rabia’yı bu defa de Sisi’nin sofrasında mı bırakıyorsun?

Sayın Erdoğan devlet bu şekilde yönetilmez kişisel kaprislerinin bedelini bu millete ödetemezsin. Zikzaklarının bedelini Türkiye’ye ödetemezsin. Madem bu noktaya gelecektiniz Türkiye’ye bunca kaybı niye yaşattınız.

Hem ekonomik, hem ticari hem askeri alanda bunun hesabını kim verecek? Yeni sayfa açıyorum diyerek işin içinden sıyrılamazsın, önce sorumluluk alacak milletimizden özür dileyeceksin.

Her adımda bir siyasi hesapları var. O yüzden kimseye güven vermiyorlar. O yüzden ne içeride ne dışarıda kredileri kalmadı. Bu iktidarın artık milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı.

İktidar ABD ve AB alışverişte görsün mantığıyla her gün kürsülerden ultrainovatif dahiyane eylem planları açıklayadursun esasında akılları fikirleri beşi bir yerdenin keyfinde. Hâlâ mahşerin beş müteahhidinin kasasına ne aktarabilirler onun hesabındalar. Geçen hafta Meclis’e bir kanun tasarısı getirdiler. Köprüden geçenin de geçmeyenin de; havalimanından uçanın da uçmayanın da para ödediği ünlü Hazine garantili KOİ projelerini biliyorsunuz. Ağalara bu işlerdeki garanti yetmemiş olacak şuanda de yurt dışından alacakları garantilere de hazine garantisi vermek istiyorlar.

Bugüne kadar birçok firmanın 127 milyar lira borcunu üstlenmek mecburiyetinde aklan Hazine’ye 50 milyar liralık yeni bir yük daha bindirecekler.

Aylardır soruyoruz doğu Türkistan’daki Çin zulmüne ne zaman ses çıkaracaksın diyoruz? arkadaşlarımız Şentop’tan randevu aldılar adının başında Türkiye yazan TBMM’nin hiç değilse bir mezalim kelimesiyle ortak bir karar almasını talep ettiler.

Ağalardan tık yok ama bunun takipçisi olacağız. Rabia’dan slogan üretenler aynı parmakları Çin’e sallamaya korkuyorlar. Erdoğan senelerce Filistin’le alakalı hepimizin yanında durduğu sözler belirtti. Filistin’deki çocuklarla alakalı sözler söyledin her birimiz yanında durdu.

Hayal et kardeşim gözünü kapat hayal et kızının evine eşinin evine sen yoksun oğlun yok damadın yok almış Çinliler götürmüşler kampa gözünden sakındığın o torunlarını almışlar Çin’lilik öğretiyorlar.

Eşinin bulunduğu eve, kocaları yok oğulları yok o eve Çinli adamlar koyuyorlar. Bu ne Türklüğe sığar ne Müslümanlığa sığar ne insanlığa sığar. Gözünü kapa ve bunu hayal et.

Ne yaparsın sayın Erdoğan. Evine, mahremine, hanene bu şekilde bir tecavüz olsa ne yaparsın Sayın Erdoğan. Bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanı olarak ne yaparsın sayın Erdoğan? Biz söze bile razıyız. Hafta sonu Türkistan’daki camilerden gelen görüntüleri izlemeyeniniz yoktur.

Görüntülerde insanlar Kaşkar’daki camilerimizde insanlar yiyip içip eğleniyorlar. Birçok mescit ve cami kafe ve restorana dönüştürüldü. Sayın Erdoğan ve medyasının Dolmabahçe Camii’nde içki içtiler fantezisi dost gördükleri Çin’de gerçek oldu.

Sayın Erdoğan; camiler bizim kutsalımızdır. Kutsal değerler, senin siyasi pozisyonuna göre unutacağımız yahut hatırlayacağımız şeyler değildir. Yarınki Mehmet Akif Ersoy anmasına davet etmeyi biliyorsun, ama İstiklal Şairimiz ne yazmış diyerek merak edip de, iki satır okumamışsın.

Bak Akif ne diyor; ‘Ruhumun senden ilahi, şudur fakat emeli, Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.’ Çin’de kardeşlerimiz eziliyor Sayın Erdoğan! Mabedimize, namahrem eli uzanıyor. Ne zaman iki çift laf edeceksin? Ne zaman, bir avuç doların hesabını, elinin tersiyle itip,‘ Mabedimin göğsüne uzanan eli sıkmam’ diyeceksin?

Haydi küçük ortak, Perinçek’in elinde esir, onu anladık. Koltuk uğruna, Türklük Davası’ndan caymış, onu da anladık. Peki bu eziklik, bu boynu büküklük, 5000 senelik Türk Devleti’nin Cumhurbaşkanına yakışıyor mu? Hiç mi utanmıyorsun? Hiç mi sıkılmıyorsun? Yazıklar olsun.

Madem cumhurbaşkanısın eyvallah bu ülkedeki her kadının namusunun şerefinin garantisi sensin. Can güvenliğinin can güvenliğinin garantisi sensin.

Garantisi sensin derken neyi kast ediyorum hakimlerdir savcılardır. Ama sen destek verdin. Trollerin destek verdi. Hepinizi Allah’a havale ediyoruz. Bugün olmazsa Allah’ın önünde hesaplaşacağız sizlerle.

Bir kadına bu anlamda namusu şerefi üstüne iftira atmanın Kuranı kerimde hangi ayetlerle lanetlendiğini biliyorsun. Seni Allah’a şikayet ediyorum sayın Erdoğan.

‘Bu da Müslüman bir Türk kadınının yeminidir’

“Neymiş, İYİ Parti PKK ile işbirliği yapıyormuş”
“Bunlarda ne utanma kalmış, ne de sıkılma kalmış… Biliyorsunuz son zamanda yeni bir alışkanlıkları var: Neymiş, İYİ Parti, PKK ile iş birliği yapıyormuş” ifadelerini kullanan İYİ Parti lideri Akşener, “Kendine oy vermeyen vatandaşına, terörist deyip bela okuyacak kadar, şirazesinden çıkan bu zihniyetin, bize de terörist demesini elbette yadırgamıyoruz. Bunların da zihniyeti bu şekilde işte, ne yapalım… Son dönemde, hızla büyüdüğümüzü, milletimizin İYİ Parti’ye alakasını gördükleri için, akıllarınca yalanla, iftirayla yolumuzu şaşırtacaklar. Sayın Erdoğan; sen o yollardan gelirken, ben dönüyordum. Şuana kadar, önümüze çıkardığın her engeli aştık, her yalanı yendik, her tuzağı bozduk. Bundan da evelallah bileğimizin kuvveti, alnımızın akıyla çıkarız” diyerek konuştu.

Papa’nın Irak ziyareti
Papa’nın Irak’a ziyaretini değerlendiren Akşener, “Nitekim, kurban olduğum Yüce Allah; yalanın, yalancının, kötünün yanına kar bırakmıyor işte… Bilin bakalım ne oldu?…Papa, geçtiğimiz hafta Irak’ın kuzeyine bir ziyarette bulundu. Barzani yönetimi de, Papa’nın ziyareti anısına bir pul bastırdı. Ne var pulda? Papa’nın başının üstünde bir harita. Nerenin haritası bu? Sözüm ona Kürdistan haritası. Peki nereler var bu haritada? Irak’ın kuzeyinin dışında, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bir bölümü. Hani yerel seçimlerde, Sayın Erdoğan vatandaşa, ‘İşte Kürdistan orada, Irak’ta, beğenmiyorsan defol git’ diyordu ya… Anlıyoruz ki, Sayın Erdoğan’ın bir başka kankası Barzani’ye göre, Kürdistan orada değilmiş. Sayın Erdoğan’ın, Diyarbakır’da, başından konfeti temizlediği Barzani’ye göre; Doğu ve Güneydoğu Anadolu da esasında Kürdistan’mış. Cumhuriyet’in başkentinde, şerefine, göndere Kürdistan bayrağı çektikleri Barzani’ye göre; Misak-ı Milli’nin yarısı da esasında Kürdistan’mış. Şuanda, bu arkadaşlara göre terörist olan bizler, bu vaziyetten rahatsız olurken, doğal olarak, bu arkadaşların çok büyük tepki vermeleri lazım, değil mi? Peki siz, Sayın Erdoğan’dan, bir tepki duydunuz mu? Peki siz, küçük ortaktan, şu şekilde okkalı bir Twitter tabelası gördünüz mü? Hayır. İşte size, iktidarın zikzaklarla dolu hazin hikayesi. Siyasette zikzak, dış politikada zikzak, ekonomide zikzak, terörle mücadelede zikzak… Sayın Erdoğan; bu kafayla gidersen daha fazla konfeti temizlersin. Küçük ortağın da artık o pulla, İmralı’daki arkadaşına mektup göndersin” ifadelerini kullandı.

Kadına yönelik şiddet
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin kadınların yaşadıklarını paylaşan İYİ Parti lideri, “İki gün önce 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü. Her yıl olduğu gibi, kadınlar olarak bu yıl de, sözüm meclisten dışarı ama, gene erkeklerin hamasi nutuklarını dinledik. Kadını insan yerine koymayanların, esasında ne kadar kadınsever olduklarını dinledik. Dost meclislerinde kadına karşı, her türlü ahlaksızlığı yapanların, esasında düpedüz feminist olduklarını dinledik. İşyerlerinde, ofislerinde, kadına karşı her türlü mobingin uygulandığı, kariyer yapmak isteyen kadınların önüne, her türlü engelin koyulduğu firmaların, esasında ne kadar eşitlikçi olduğunu dinledik. Nitekim bütün bunları, geçen yıl de dinlemiştik. Ama son bir senede, 304 kadının öldürüldüğü, her gün karakollarına yüzlerce şiddet şikayeti yapılan Türkiye’de, görüyoruz ki, maalesef değişen bir şey yok” şeklinde konuştu.

Akşener sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Kadınlar Günü yaklaşırken; Samsun’da bir anne, evladının gözü önünde şiddet gördü. Daha onun şokunu atlatamadan, Ankara’da Reyhan Korkmaz, kocası tarafından katledildi. Hemen sonrasında, Aydın’da, 92 yaşındaki Hanım Nine’yi cinayete kurban verdik. Sayın Erdoğan diyorsun ki; ‘Tek bir kadının dahi, şiddet mağduru olmadığı güne kavuşana kadar, bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz.’ Madem öyle, o zaman, altına imza koyduğun sözleşmeyi uygulayacak, şiddet mağduru kadınları koruyacak tedbirleri alacaksın. Samsun’daki cani, tam 9 kez şikayet edilmiş, parmağını oynatan olmamış. Bu kadın, dokuz defa yardım istemiş, sen kılını bile kıpırdatmamışsın. Bu mu senin mücadelen?

Bu korkakların bu açıkça dürüstçe mücadele edemeyen korkakların yüzlerine ayna tutmaktır amacım. Geçen hafta önünüze bakmayın utanıyorsunuz biliyorum, ‘Fosforlu Meral’ diyerek bir tag çalışması yapıldı. Bu tag’ın nereden niçin geldiğini beş sene evvel yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız bilirler. Bahçeli, Konya’dan üst kurul delegelerini çağırdı ve orada bana ‘Fosforlu Cevriye’ şeklinde konuştu. Konyalı iki genç delege bunu tam da kast edildiği anlamda fahişe olarak algıladılar ve ağlayarak bana geldiler. Ben onlara kast ettikleri gibi olmadığını izah etmeye başladım. 47 doğumlu Sayın Bahçeli’nin hepimizin geçmişte abi dediğimiz Bahçeli’nin o çok genç çocukların gözünde yerle bir olmasın diyerek Fosforlu Cevriye’nin fahişe olmadığını sert eli sopalı bir kadın olduğunu söylemek mecburiyetinde kaldım. Ben onu korurken gelip giden herkese kahkahalar içinde tam bir sene boyunca bunu belirtti. Sonra sistem yürümeye başladı 19 Haziran’da bir kongre yaptık. Ondan sonra benim 9 aylık erkek torunuma hem de nikâh şahidi olduğu oğlumun çocuğuna mezhebi gayri-sahih şeklinde konuştu. Bunu ifşa ettim ben birilerinin üstüne yıkıldı. Celal Adam adlı İstanbul milletvekili ve 50 doğumlu bu şahıs döndü hepimize bana, buradaki herkese ‘sizin analarınız belli babalarınız belli değil’ şeklinde konuştu. Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum ben. Bu nasıl bir şuur altıdır, bu nasıl bir psikolojidir. Metin Bey mahkemeye verdi. Hâkimler o ara Erdoğan’la el sıkışmışlardı ve hâkimler beraat verdiler. Bu devam etti İsmet Büyükataman adlı bir hayat formu başından itibaren bana Türk filmlerinden, ki Bahçeli çok meraklıdır, hep o tuhaf Türk filmlerinin tuhaf karakterlerinin adlarını kullandı.

Madem Cumhurbaşkanısın eyvallah bu ülkedeki her kadının namusunun şerefinin garantisi sensin. Can güvenliğinin can güvenliğinin garantisi sensin. Garantisi sensin derken neyi kast ediyorum hakimlerdir savcılardır. Ama sen destek verdin. Trollerin destek verdi. Hepinizi Allah’a havale ediyoruz. Bugün olmazsa Allah’ın önünde hesaplaşacağız sizlerle. Bir kadına bu anlamda namusu şerefi üstüne iftira atmanın Kuran-ı Kerim’de hangi ayetlerle lanetlendiğini biliyorsun. Seni Allah’a şikayet ediyorum Sayın Erdoğan. Ölüm olsa da sonunda mücadele etmezsem namerdim. Öldürülsem de tek kişi kalsam da bu mücadeleden dönersem namussuzum, şerefsizim. Bu da Müslüman bir Türk kadınının yeminidir.

İktidarın boyunca, kadına yönelik şiddet de, kadın cinayetleri de artarak sürdü, sustun. Bakanların, utanmadan, ‘Kadına yönelik şiddet, algıda seçicilik’ dediler, sustun. Milletvekilin, sıkılmadan, ‘Kadın cinayetleri abartılıyor. Bu ülkede kadınların 12 katı erkek öldürüyor’ şeklinde konuştu, sustun. Dava arkadaşım dediğin, sözüm ona adamlar, tacizlerde, tecavüzlerde, hatta cinayetlerde bile, ahlaksızca ‘Haklı sebep’ aradılar, gene sustun. Bu mu senin mücadelen? Ortağım dediklerin, daha bir hafta önce, şehitlerimizin olduğu o acı günde, benim için sosyal medyada hakaret kampanyası başlattılar, çıkıp da iki laf edemedin. Bu mu senin mücadelen? Altında, Türkiye Cumhuriyeti’nin de imzası olan İstanbul Sözleşmesi, kadını yaşatmak için atılan mühim bir adımdı. Zihniyeti batasıca bir grup, onu da paçavra etme yarışına girdi, görmezden geldin. Bu mu senin mücadelen? Sayın Erdoğan; kadına yönelik şiddetle; objektiflerin karşısına geçip, ‘Kadına şiddet abartılıyor’ diye mi mücadele edeceksin? Ekonomideki zorlukları inkar ettiğin gibi, kadına yönelik şiddeti de, inkar ederek mi önleyeceksin? Vatandaşı esasında zengin olduğuna, işsizlerimizi de, esasında iş beğenmediklerine ikna ettiğin gibi, kadına yönelik şiddeti de, kadınları esasında dövülmediklerine, tacize, tecavüze uğramadıklarına, hatta, esasında başlarına gelenleri, hak ettiklerine ikna ederek mi bitireceksin? Sana ters bir laf eden için, tüm savcıları harekete geçiriyorsun. Failleri 2 saat içinde buluyorsun. Ama kadınlara karşı en ağır, en haysiyetsiz saldırılarda, ortada yoksun. Bu Şekilde mi mücadele edeceksin? Şunu aklına iyice yerleştir; kadına hakaret etmek, cinsiyetçi paylaşımlar yapmak, kadına yönelik şiddetin provasıdır. Önce bunları durduracaksın. Kadına kim el kaldırırsa, kim dil uzatırsa, ayırt etmeden kaya gibi karşılarında duracaksın. Bu milleti ayırmadan, aileni koruduğun gibi koruyacaksın. Yani işini yapacaksın. Sen yapmazsan, sandık geldiğinde kadınlar gerekeni yapar, biz geliriz, biz yaparız. Hak ettikleri gibi, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’yi kadınlara sunarız.”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.