adplus-dvertising

Maymun Çiçeği nedir? Maymun Çiceği belirtileri neler!

Doç. Dr. Nafiz Koçak, Maymun çiçeği virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğunu, solunum yolu ile değil yakın temas ile bulaştığının altını çizerek, “Maymun çiçeği virüsü genellikle hafif bir hastalık yapar ve çoğu hasta tedavi olmaksızın birkaç hafta içinde iyileşir. Virüsün Kongo türünün yüzde 10’a kadar ölüm riski bulunurken, Birleşik Krallık salgınında doğrulanan Batı Afrika türünün ölüm oranı ortalama yüzde 1’dir” şeklinde konuştu.
Takip et
Maymun Çiçeği nedir? Maymun Çiceği belirtileri neler!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nafiz Koçak, ülkemizde görülen ilk maymun çiçeği vakasının sonrasında virüs hakkında bilgi verdi. Maymun Çiçeğinin bulaşıcı bir hastalık olduğunu, solunum yolu ile değil yakın temas ile bulaştığının altını çizen Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Maymun çiçeği virüsü genellikle hafif bir hastalık yapar ve çoğu hasta tedavi olmaksızın birkaç hafta içinde iyileşir. Virüsün Kongo türünün yüzde 10’a kadar ölüm riski bulunurken, Birleşik Krallık salgınında doğrulanan Batı Afrika türünün ölüm oranı ortalama yüzde 1’dir. Son salgında henüz ölüm bildirilmemiştir” şeklinde konuştu.

Maymun Çiçeği hastalığının insanlar da dahil olmak üzere bazı hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Maymun çiçeğinin ilk belirtileri ateş, baş ağrısı, boyunda şişlikler, sırt ağrısı, kas ağrısı ve halsizliktir. Daha ciddi vakalarda, genellikle yüzde ve genital bölgede su çiçeği ve çiçek hastalığında görülenlere benzeyen bir döküntü gelişebilir. Maymun çiçeği ile enfekte olanlarda genellikle enfeksiyondan 4 ila 20 gün sonra belirtiler görülmeye başlar” ifadelerini kullandı.

Maymun Çiçeği nedir? Maymun Çiceği belirtileri neler!

Maymun Çiçeği nedir?

Maymun çiçeğinin ilk kez Orta ve Batı Afrika’nın tropikal yağmur ormanlarında ortaya çıkan ve zaman zaman öbür bölgelere sıçrayan viral bir zoonotik hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Ender bir hastalık olan maymun çiçeği hastalığı CDC’ye göre ilk defa 1958’de Danimarka’da laboratuvarda çalışılan maymunlarda çiçek benzeri bir hastalık salgınının ortaya çıkmasıyla keşfedilmiştir, bu sebeple ‘maymun çiçeği’ isimi verilmiştir. Virüsün insandaki ilk vakası 1970 senesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde belirlenmiştir. Fakat, Son zamanlarda Batı yahut Orta Afrika ile ilişkisi olmayan bireylerin enfekte olmuş olması farklı bir yayılımın olduğunu göstermektedir. Maymun Çiçeği, büyük solunum damlacıkları ve “uzun zamanlı ” yakın temas yoluyla yayılır” diyerek konuştu.

Doç. Dr. Nafiz Koçak, virüsün belirtilerini ise şu şekilde açıkladı: “Maymun Çiçeği virüsü insandan insana bir kişiden diğerine lezyonlar, vücut sıvıları, solunum damlacıkları ve yatak örtüsü gibi kontamine materyallerle temas yoluyla; deri sıyrıkları, solunum yolu, göz, burun yahut ağız yoluyla bulaşabilir. Cinsel ilişki sırasında doğrudan temas yoluyla da bulaşabilir. Virüs öte yandan bulaştığı maymunlar, sıçanlar ve sincaplar gibi hayvanlar yoluyla da yayılabilir. Anneden fetüse plasenta yoluyla da bulaşabilir. Kuluçka süresi (enfeksiyondan semptomların başlangıcına kadar olan aralık) genellikle 6 ila 13 gün arasındadır, fakat 4 ila 20 gün arasında değişebilir.”

Enfeksiyonun seyrinin iki döneme ayrıldığını belirten Doç. Dr. Koçak, ilk 5 günlük dönemde ateş, yoğun baş ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, sırt ve kas ağrıları ile şiddetli halsizlik belirtileri görüldüğünü söyleyerek, “Lenf bezlerindeki şişliğin benzer öbür hastalıklarla (su çiçeği, kızamık, çiçek hastalığı) karşılaştırıldığında maymun çiçeği virüsü vakaları ayırt edici bir özelliktir” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Koçak sözlerine şu şekilde devam etti: “İkinci dönemde başlayan deri döküntüsü genellikle ateşin ortaya çıkmasından sonraki 1-3 gün içinde başlar. Döküntü, gövdeden ziyade yüz ve ekstremitelerde daha konsantre olma eğilimindedir. Döküntüler genelde yüzde başlayıp (yüzde 95) ve avuç içlerini ve ayak tabanlarını (yüzde 75) etkiler. Öte Yandan oral mukozalar (yüzde 70), genital bölge (yüzde 30) ve konjonktiva ile beraber kornea da (yüzde 20) etkilenir. Döküntü, ardışık olarak makülden (düz tabanlı lezyonlar) papüle (hafifçe kabarık sert lezyonlar), veziküle (berrak sıvı ile dolu lezyonlar), püstüle (sarımsı sıvı ile dolu lezyonlar) ve kuruyup dökülen kabuklara doğru değişiklik gösterir. Maymun Çiçeği hastalığı genellikle 2 ila 4 haftada kendi kendini sınırlar. Şiddetli vakalar çocuklar arasında daha sık görülür. Maymun çiçeği virüsü vaka ölüm oranı genel popülasyonda yüzde 0 ila 11 arasında değişmektedir ve küçük çocuklar arasında daha yüksektir.”

Tanı ve tedavi taktiği

Tanı ve tedavisi hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Koçak, “Tanıda, doğruluk ve duyarlılık göz önüne alındığında; polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) tercih edilen laboratuvar testidir. Mümkün olduğunda biyopsi bir seçenektir. Spesifik olarak kanıtlanmış bir tedavi yoktur. Maymun çiçeği hastalığını kontrol altında tutmak maksadıyla çiçek hastalığı aşısı, antiviraller ve çiçek hastalığı geçirmiş kişilerden elde edilmiş intravenöz immün globulin (VIG) kullanılabilir. Bununla beraber şu anda orijinal (birinci nesil) çiçek hastalığı aşıları artık halka açık değildir. Dünya çapında 42 yaşın altındaki popülasyon, çiçek hastalığı aşılama programlarının uygulamasının sonlandırılması sebebiyle enfeksiyona açık durumdadırlar. Maymun çiçeği, çiçek hastalığına neden olan virüsle yakından ilişkili olduğundan, çiçek hastalığı aşıları engelleyici önlem olarak kullanılabilir. Hastalığa yakalanma vaziyetinde ilk 5 gün içinde dahi uygulamadan netice alınabilmektedir” şeklinde konuştu.

Hastalıktan korunma taktiklerini de Doç. Dr. Koçak şu şekilde açıkladı: “Maymun çiçeği virüsü ile enfeksiyonu engellemek için alınabilecek tedbirler; Virüsü barındırabilecek hayvanlarla temastan kaçınılmalı (maymun çiçeğinin yaşandığı bölgelerde hasta olan yahut ölü bulunan hayvanlar dahil). Hasta bir hayvanla temas etmiş herhangi bir kontamine malzemeyle temastan kaçınılmalı. Enfekte hastaları, enfeksiyon riski altında olabilecek diğerlerinden izole edilmeli. Enfekte hayvanlar yahut insanlarla temastan sonra iyi el hijyeni uygulanmalı. Sabun ve suyla yıkamak yahut el dezenfektanı kullanmak yeterli. Hastalar ile temas ederken kişisel koruyucu ekipman (KKD) kullanılmalı.”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.