Kolit (Bağırsak iltihabı) nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Tedavi edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabilen, tıpta en çok rastlanan hastalıklardan biri olan bağırsağın bir bölümünün ya da tamamının iltihaplanması anlamına gelen kolit yani bağırsak iltihaplanması nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıl yapılır? Hamilelikte Kolit & Crohn etkileri nelerdir, bebek sahibi olmaya engel midir? Kolit atakları nedir, kolite iyi gelen ve gelmeyen besinler nelerdir, teşhis nasıl yapılır? Kolit hastalığı hakkında merak edilen her şey haberimizde…

Kalın bağırsağın içinde bulunan ince zarın mikrop kapması sonucu oluşan iltihaplanmaların genel adı olan kolit (bağırsak iltihaplanması) nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir? İşte bağırsak iltihaplanması hakkında bilinmesi gerekenler…

KOLİT (BAĞIRSAK İLTİHAPLANMASI) NEDİR?

Kolit hastalığı, kalın bağırsağın içindeki ince zarın veya bağırsağın tümünün iltihaplanması sonucu bağırsağın işlevini yerine getirememesine neden olur. Fark edilebilen belirtiler gösterse de tedavi edilmediği takdirde ölümcül sonuçlara yol açabilir. En yaygın olanları ülseratif kolit ve Crohn hastalığıdır.

ÜLSERATİF KOLİT

Ülseratif kolit, kalın bağırsakların iç yüzeyini döşeyen bölümün iltihaplanması ile seyreden bir hastalıktır. Vakaların yaklaşık yüzde 95’inde, kalın bağırsağın son kısmı olan rektum bölümünü etkilediği görülmüştür. Ülseratif kolit hastalığı sıklıkla makattan yukarıya doğru, kalın bağırsak boyunca yayılım gösterir.

CROHN HASTALIĞI

Sindirim sisteminin ağız boşluğu ile kalın bağırsak arasındaki tüm bölümlerini tutabilen, iltihabi bir bağırsak hastalığı olarak tarif edilir. Crohn hastalığının, sıklıkla ince bağırsağın son kısmını (ileum) ve kalın bağırsağın başlangıç bölümünü (çekum ya da kör bağırsak) tuttuğu bilinmektedir.

Kolit (Bağırsak iltihabı) nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

KOLİT BULAŞICI BİR HASTALIK MIDIR?

Kolitin bulaşıcı olan ve olmayan çeşitleri bulunur.

Enterit: Bulaşıcı olan ve olmayan çeşitleri vardır.
Proktit: Bulaşıcı olan ve olmayan çeşitleri vardır.
Crohn hastalığı: Bulaşıcı değildir.
Ülseratif kolit : Bulaşıcı değildir.
Alerjik kolit: Bulaşıcı değildir.
Psödomembranöz kolit: Bulaşıcıdır.
Enfeksiyöz Kolit: Birçok tipi bulaşıcıdır. Ancak bulaşıcı olmayan tipleri de vardır.
İskemik kolit: bulaşıcı değil.
Mikroskobik kolit: Bulaşıcı değildir.

KOLİT NEDENLERİ

Tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Ancak, en yaygın nedenler arasında virüs ve parazit gibi bakteriler ve gıda zehirlenmesi kabul edilir. Genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin etkili olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

ÜLSERATİF KOLİT NEDENLERİ

Alkol kullanımı,
Sigara kullanımı,
Dengesiz ve düzensiz beslenme,
Stres,
Hijyen kurallarına uymamak,
Salam sosis gibi ürünleri tüketmek,
Paketli gıdaları aşırı tüketmek,
Enfeksiyon hastalıkları,
Bağışıklık sisteminin güçsüz olması,
Yaş,
Kabuklu yenilebilen meyve ve sebzeleri yeterince temiz yıkamamak,
Yemek yapılan ortamların kirliliği,
Sürekli fastfood tüketmek,
Bilinçsiz yapılan diyet,
Kronik ilaç kullanımı,

KOLİT BELİRTİLERİ

İshal veya Kabızlık,
Karın ağrısı,
Ateş,
Makatta akıntı,
Karaciğer fonksiyon bozuklukları,
Gözde kızarıklık ve yanma hissi,
Anemi (kansızlık),
Böbrek ya da safra taşı,
Cilt döküntüleri,
Eklem ağrıları ve şişmesi,
Cilt iltihabı veya Göz iltihabı,
İştahsızlık ve Kilo kaybı,
Halsizlik ve Yorgunluk,
Titreme,

ÜLSERATİF KOLİT BELİRTİLERİ

İştahsızlık,
Yorgunluk,
Halsizlik,
Ateş,
Kilo kaybı,
Karın ağrısı,
Ciltte döküntüler,
İshal,
Kabızlık,
Karında şişkinlik,
Mide bulantısı,
Kusma,
Kanamalı dışkı,
Makatta akıntı,
Kansızlık,
Baş dönmesi,
Makat kanaması.

Kolit (Bağırsak iltihabı) nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

BAĞIRSAK İLTİHABININ TEDAVİSİ

İltihaba sebep olan etkenler farklılık gösterdiğinden tedaviler de farklılık gösterir.

Ülseratif Kolit Tedavisi

Ülseratif kolitin tedavisinde doktorlar, hastalığı baskılamak amacıyla genellikle ağızdan alınan etkin maddesi aminosalisilat olan ilaçlar reçete ederler. Kabızlıktan şikayetçi hastalar, makattan lavman tedavisi görebilir. Tüm bu tedavilerin yeterli olmadığı hastalara ağızdan ya da damardan kortikosteoridler verilebilir. İlaç ve kortikosteroid tedavisi ile rehidrasyon yani vücuda kaybettiği suyu geri kazandırmak hedeflenir. Zorunlu olmadıkça ameliyat bir seçenek değildir. Ancak, gerekli durumlarda ameliyat ile kalın bağırsağın tamamı da alınabilir.

Ülseratif kolit tipleri
İnflamasyonun bölge ve derecesine göre farklı ülseratif kolit tipleri bulunmaktadır.

Ülseratif proktit: Rektum ile sınırlı iltihaplanmadır.
Proktosigmoidit; Rektum ve rektuma bitişik kolonun kısa bir bölümünün iltihaplanmasıdır
Sol taraflı kolit: Rektumda başlayan ve kalın bağırsağın sol kısmını içeren iltihaplanmadır.
Pancolitis veya evrensel kolit: Tüm kolonun iltihaplanmasıdır.
Fulminant kolit

Ülseratif kolit nedenleri nelerdir?

Ülseratif kolite tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemekle birlikte bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları düşman olarak görmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ülseratif kolit nedenleri arasında genetik föktörler de bulunur.Kalıtımsal bir hastalık olan ülseratif kolit bazı etnik guruplarda daha fazla görülebilmektedir. Ülseratif kolit genellikle 30 yaşından önce başlamakla birlikte her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Çevresel faktörlerin de ülseratif kolit hastalığına neden olduğu yönünde birçok çalışma yapılmışsa da kesin veriler ortaya konulamamıştır.

Ülseratif kolit kolon kanserine neden olur mu?

Tedavi edilmeyen veya kontrol altına alınmayan ülseratif kolit kolon kanseri riskini artırmaktadır. Ülseratif kolitin neden olabileceği diğer rahatsızlıklar şunlardır;

Kalın bağırsak duvarını kalınlaşması
Kolonun delinmesi
Bağırsakta kanama
Aşırı su kaybı
Sepsis yani kana bakteri ve toksin karışması sonucu bağışıklık sisteminin çökmesi
Nadiren de olsa karaciğer rahatsızlıkları
Pıhtılaşma riski
Omurilik kemikleri arasında eklem iltihabı

Ülseratif kolit şikayetlerini artıran besinler nelerdir?

Tüketilen besinler ülseratif kolite neden olmasa da yaşanan şikayetleri artırabilir. Şikayetleri artıran besinleri bilmek şikayetlerin yaşanma sıklığını azaltabilir. Genel anlamda ülseratif kolit şikayetlerini artıran besinler şunlardır;

Alkol, bağırsağı harekete geçirerek ishale zemin hazırlayabilir.
Kahve, çay, çikolata ve enerji içeceklerinde bulunan kafeinden uzak durulmalıdır.
Soda ve bira dahil karbonatlı içecekler
Laktoz intoleransı da olan hastalarda ülseratif kolite benzer belirtilere neden olabileceğinden süt ürünlerinden kaçınılmalıdır.
Kuru fasulye, bezelye ve baklagillerin hepsi lif bakımından yüksektir ve bağırsak hareketleri, karın krampları ve gazı artırabilir.
Kurutulmuş meyveler, meyveler, ülseratif kolit şikayetlerini artırabilir.
Kükürt veya sülfat içeren gıdalar fazla gaz üretimine neden olabilir. Sülfat, bira, şarap, bazı meyve suları, süt, yumurta, peynir, hurma, kuru elma ve kayısı, badem, buğday makarnası, ekmek, yer fıstığı, turpgiller, kuru üzüm, kuru erik, kırmızı et gibi birçok gıdada bulunabilir.
Tam tahıllar dahil olmak üzere yüksek lifli gıdalar
Özellikle yağlı etler, ülseratif kolit semptomlarını tetikleyebilir.
Fındık, fıstık ezmesi, tahin gibi gıdalar kramp, şişkinlik ve ishale neden olabilir.
Patlamış mısır, ince bağırsak tarafından tamamen sindirilemediği için bağırsa hareketlerini hızlandırabilir.
Sarımsak ülseratif kolit şikayetlerini artırabilir.
Şekersiz sakız ve şekerlemeler, elma, armut, şeftali ve kuru erik bazı meyve ve meyve suları.
Çikolata sindirim sistemini tahriş edebilir
Brokoli, kereviz, lahana, soğan ve Brüksel lahanası gibi sert sebzeler sindirilmesi zor olabilir.
Kavun ve karpuz ülseratif kolit şikayetlerini artırabilir.
Ülseratif kolitli birçok hasta mısır ve mantarları sindiremeyebilir.
Rafine şeker bağırsak içine daha fazla su çekebilir ve ishale neden olabilir.
Baharatlı yiyecekler, sıcak soslar ve biber pek çok insanda ishale neden olabilir
Glütene duyarlılık, gluten kişilerde ülseratif kolite benzer belirtiler yaşatabilir.

Ülseratif kolit şikayetlerine iyi gelen gıdalar

Ülseratif koliti tedavisinde tüketilen gıdaların etkisi atakların sıklığı ve şiddetini azaltmaya yöneliktir.

Somon ve ton balığı, şikayetler sırasında iltihabı azaltmaya yardımcı olabilecek omega3 yağ asitlerini içerir. Uskumru, ringa balığı, sardalya, keten tohumu yağı, keten tohumu ve ceviz de omega 3 bakımında zengindir.
Kızılcık, vitamin bakımından zengindir. Antioksidan etkisi de olan kızılcık iltihaplanmalara ve ishale iyi geldiği bilinmektedir.
Melisa çayı ülseratif kolit şikayetlerini hafifletebilir.
Yağsız et ve kümes hayvanları, ülseratif kolit alevlenmelerinden sonra tavsiye edilir.
Yumurtalar
Soya bazlı protein vejetaryenler ve veganlarda hayvansal protein yerine kullanılabilir.
Genellikle yoğurt, kefir, lahana turşusu gibi probiyotikler , sindirime yardımcı olabilecek iyi bakterilerdir.
Avokado, iyil bir protein ve sağlıklı yağ kaynağıdır .
Şekersiz elma püresi yumuşaktır ve ülseratif kolit atakları sonrası iyi gelebilir.
Yulaf ezmesi
Havuç suyu A vitamini ve antioksidan bakamından zengin olduğu için tüketilebilir.
Muz, kiraz, şeftali ülseratif kolit hastaları tarafından rahatlıkla tüketilebilecek meyveler arasındadır.
Zerdeçal, ülseratif kolit şikayetlerine iyi gelmektedir. Zerdeçal baharatının içinde bulunan curcumin maddesinin ülseratif kolit hastalığına iyi geldiğine yönelik yapılan çalışmalar bulunmaktadır.
Ülseratif kolit için tavsiye edilen doğal yöntem ve bitkisel besin takviyelerini kullanmadan önce muhakkak doktora danışmak gerekir. Doğal yöntem olarak tabir edilen otlar ve takviyeler yan etkileri nedeniyle tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Ülseratif kolit hastaları için probiyotiklerin kullanımıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Sindirim sisteminde bulunan yararlı bakterilerin artırılmasının hastalığa iyi gelebileceği düşünülmektedir ancak bilimsel çalışmalarda bununla ilgili somut bir kanıt bulunamamıştır.

Ülseratif kolit şikayetlerini arttıran besinleri nasıl anlarım?

Ülseratif kolit hastalarının günlük yiyecek listesi tutmasında fayda vardır. Günlük tüketilen besinlerin ardından hissedilen belirtiler bir deftere not edilmelidir. Bu yolla şikayetlerin artmasına neden olan besinlerin listesini çıkarmak mümkündür. Bu listeyi doktor ve diyetisyenle paylayarak dengeli ve yeterli beslenmeyi sağlarken şikayetleri tetikleyecek gıdalardan uzak durulabilir.

Besinler haricinde ülseratif kolit şikayetlerini neler arttırır?

Tüketilen gıdaların yanında çevresel faktörler de ülseratif şikayetlerini artırabilir. Stres, ülseratif kolite neden olmamakla birlikte yaşanan şikayetlerin artmasına zemin hazırlayabilir. Alınan bazı ilaçlar, ülseratif kolit şikayetlerinin şiddetli geçmesine yol açabilir.

Ülseratif kolit atakları ne kadar sürer?

Ülseratif kolit ataklarının yaşanmasına neyin yol açtığı tam olarak bilinmemektedir. En yaygın olarak karşılaşılan neden tedavi için alınan ilaçların aksatılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Stres ve tüketilen gıdalar da ataklarının yaşanmasında etkili rol oynamaktadır. Ülseratif kolit atakları kişiden kişine değişmekle birlikte birkaç günden birkaç aya kadar sürebilir.

Crohn Hastalığının Tedavisi

Crohn hastalığının tedavisinde genellikle bağışıklık sistemine yönelik etkin maddesi azotiprin olan ilaçlar reçete edilir. Kullanılan bu ilaçlar, nadir de olsa kişide kanser oluşumunu tetikleyebilir. Bu yüzden ilaçların mutlaka doktorun reçetesi üzerine, doz aşımına kaçılmaksızın kullanılması gerekir. Ek olarak, kalın bağırsağın duvarındaki iltihaplanmayı gidermek için antibiyotik tedavisi de başlatılabilir. Crohn hastalığının ince ve kalın bağırsağın birleştiği yeri tıkaması durumunda tek çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyat ile tıkanmış bölge kesilerek alınır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda aferez ile kan filtrelenir ve sorun hücreler kandan arındırılır.

Ayrıca Crohn hastalarının ciddi anlamda hastalığı tetikleyen sigara tüketiminden mümkün olduğunca kaçınmaları gerekir.

Spastik kolit tedavisi
Daha çok strese bağlı olarak gelişen spastik kolit tedavisinde kolonda herhangi bir iltihap bulunmadığı için antibiyotik reçete edilmez. Çoğunlukla kabızlık giderici ilaçlar reçete edilir. Aynı zamanda hastaların stressiz bir yaşam sürmeleri hastalığın tedavisinde önemlidir. Bu yüzden doktorunuz, bir psikiyatri uzmanına görünmenizi önerebilir.

Mikroskobik kolit tedavisi
Tedavisi en kolay kolit çeşitlerinden biridir. Hastanın beslenme alışkanlıklarını değiştirerek, doktorun önerdiği diyet listesini uygulamasıyla tedaviden istenilen sonuç alınabilir.
Bulaşıcı kolitte ise hastanın kolite neden olan bakteri, mikrop ya da toksini yok edici birtakım ilaçlar alması gerekir.

İstemik kolit tedavisi
Bağırsaklara kan akışını sağlamak amacıyla damar açıcı ilaçlardan yararlanılır. Takviye olarak ağrı kesici ve antibiyotikler reçete edilebilir. Kan pıhtılaşmasının mevcut olduğu hastalarda pıhtı çözücü ilaçlar reçete edilir. Tedaviden istenilen başarının elde edilmemesi cerrahi müdahaleyi zorunlu kılabilir.

Radyasyon kolit tedavisi
Hastalık, radyoterapinin yan etkisi olduğundan, radyoterapi bittiğinde kendiliğinden geçer.

Karın ağrısı ve ateş gibi kolit semptomları ile karşılaştığınızda ishal kesici ilaçlar kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız! Aksi halde bu ilaç kullanımına bağlı olarak istenmeyen yan etkilerle karşılaşabilirsiniz.

Doktorlar, kalın bağırsakta spesifik bir bakteri tespit etmedikleri durumlarda antibiyotik ilaçlar reçete etmezler. Yani antibiyotikler, daha çok mikrobik kolit tedavisinde kullanılır. Elektrolit anormallikleri bulunan hastalarda ise intravenöz sıvılarla tedavi gerekli olabilir.

Kolit hastalığı teşhisi

Kolit teşhisi, kolitin çeşidine göre bir radyalog, gastroenterolog ya da iç hastalıklar uzmanı tarafından konulur. Bu noktada hangi doktorun doğru teşhisi koyacağı hastalık belirtilerine göre değişebilir.

Teşhis amacıyla doktorunuz, daha çok hastalık ve seyahat geçmişinizle ilgili sorular sorabilir. Bu noktada özellikle karın ağrısı ve ishal şikayetlerinizin ne kadar süredir devam ettiği hakkında doktorunuzu doğru bir şekilde bilgilendirmeniz gerekir.

Doktorunuz, seyahat geçmişinizi öğrenerek yakın zamanda kirli su kaynağı ya da hijyenik olmayan gıdalar tüketip tüketmediğinizi öğrenmek ister. Bağırsak alışkanlıklarınızı ya da son zamanlarda kilo kaybedip kaybetmediğinizi de değerlendirir. Sağlık durumunuz ve seyahat geçmişiniz değerlendirildikten sonra aşağıdaki kan ya da görüntüleme testlerinden yararlanılabilir:

Tamamlayıcı kan testi
Hemoglobin ve hematokrit miktarının ölçüldüğü bu test, hastanın anemi olup olmadığını tespit etmek amacıyla kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin sayısı ölçülür. Kırmızı kan hücresi sayısındaki yükselme, çoğu zaman dehidrasyon (sıvı kaybı) ile ilişkilidir. Aynı zamanda kan testleri ile kan üre hidrojen ve kreatin (protein) seviyeleri ölçülebilir. Bu bilgiler ışığında dehidrasyonun ciddiyeti hakkında bilgi edinilir.

Elektrolit ölçümü
Kandaki sodyum, klorür, bikorbonat, potasyum seviyeleri ölçülür ve sıvı kaybının şiddeti belirlenir.

İdrar tahlili
İdrarda özgül ağırlığın yüksek çıkması ya da ketonların varlığı çoğu zaman dehidrasyon kaynaklıdır.

Dışkı örneği
Kolitin nedeninin bakteri ya da parazit kaynaklı olup olmadığı hastadan alınan dışkı örneği ile tespit edilebilir.

Kolonoskopi
Kolonun iç astarının görüntülendiği kolonoskopi esnasında fiberoptik kamera ile donatılmış bir tüp kalın bağırsağa salınır. Doktorun tanı koymasını kolaylaştıran bu işlemle tümör ve polipler görüntülenir. Kolonoskopi sırasında mukozal astardan alınan biyopsi örneği ile kolitin nedeni belirlenir. Özellikle mikroskopik kolitin teşhisinde biyopsi tek yoldur.

Bilgisayarlı tomografi
Diğer olası kolit nedenlerinin teşhisinde bilgisayarlı tomografiden ya da baryumlu lavmandan yararlanılabilir. Karın ağrısından şikayetçi hastalar, karın bilgisayarlı tomografi taramasına tabi tutulur.

Kolit ameliyatı ve kolektomi

Çoğu kolitin tedavisinde ameliyat zorunlu olmasa da ülseratif kolitin kontrol altına alınamaması cerrahi müdahaleyi gerektirebilir. Ülseratif kolit ameliyatında genellikle kolektomiden yararlanılır. İki farklı yöntemle kolektomi ameliyatı yapılabilir. Bunlardan ilki açık, diğeri ise laparoskopik kolektomidir. Ameliyat türü üzerinde hastanın durumu etkilidir ve laparoskopik kolektomi sonrası iyileşme süresi daha kısadır.

Kolektomi ile iltihaplanan kalın bağırsağın tamamı çıkarılır. Kolektomi kendi içerisinde total kolektomi, kısmi kolektomi, proktokolektomi gibi sınıflara ayrılır. Total kolektomide kalın bağırsağın tamamı, kısmı kolektomide bir kısmi çıkarılır. Proktokolektomide ise kolonun yanı sıra rektum da çıkarılır. Ülseratif kolit tedavisinde daha çok total kolektomi, Crohn hastalığında ise kısmi kolektomi tercih edilir.

Kolektomi ciddi risk taşıyan bir ameliyattır. Ameliyat sonrası birkaç gün hastanede kalmanız gerekebilir. Kanama, enfeksiyon, bacaklarda ve akciğerde enfeksiyon oluşumu en yaygın kolektomi komplikasyonlarıdır. Bu yüzden doktor seçiminde son derece titiz davranmanız gerekir!

Kolit bitkisel tedavi

Kolit tedavisinde doktor tarafından reçete edilen ilaçları kullanmanız bazen tek başına yeterli olmayabilir. Aynı zamanda sağlıklı bir diyet ile doğru beslenme alışkanlığı kazanmanız da gerekebilir. Bu süreçte birtakım bitkileri ve bitki çaylarını tüketerek hastalık semptomlarını giderebilirsiniz. Ancak bitkisel kolit tedavisinden önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Zerdeçal
Daha çok baharat olarak kullanılan zerdeçal; kolit tedavisinde oldukça faydalıdır.
Yemeklerde bol bol zerdeçal tozu kullanabileceğiniz gibi zerdeçal çayı tüketerek de hastalık belirtilerini yatıştırmanız mümkündür.

Rezene çayı
Mide ve bağırsakları yatıştıran rezene çayı, kolitin doğal tedavisinde kullanılabilir. Gün içerisinde 2-3 bardak rezene çayı tüketerek, kolonlardaki iltihap oluşumunu giderebilir.

Aloe vera jeli
Birkaç adet aloe vera bitkisinin dış derisini soyduktan sonra içindeki jeli çıkarın. Bu jeli bir bardak ılık suyla karıştırın ve tüketin. Belirtiler hafifleyene dek hazırladığınız bu karışımı günde 2 bardak tüketebilirsiniz.

Zencefil
Kolit tedavisinde zencefil kullanma konusunda pek çok öneri bulunmaktadır. Zencefilden yararlanmak için 1 çay kaşığı taze rendelenmiş zencefili eşit miktar bal ile karıştırın. Her gün düzenli olarak bu karışımı tüketin.

Hindistan cevizi suyu
Günde 2-3 bardak taze Hindistan cevizi suyu tüketerek, hastalığınızla mücadele edebilirsiniz.

Kolite ne iyi gelir? Kolit diyeti

Kolitle mücadelede ilaç kullanımının yanı sıra düzenli ve dengeli beslenme de önem taşır. Bu yüzden hastalığınız iyileşene dek diyet listenize birebir uymanız gerekir. Bol miktarda probiyotik yoğurt tüketerek, kalın bağırsağınızdaki iltihabı giderebilirsiniz. Kolitle mücadele aşamasında doktorunuzun önerisi üzerine balık yağı tüketebilirsiniz. Bezelye, soya fasülyesi, badem, mercimek, kiraz, şeftali, buğday ve yulaf kepeği, kuru şeftali gibi lifli besinlere öğünlerinizde sıklıkla yer vererek, kabızlık sorunu çözülebilir.

Ancak, ülseratif koliti bulunan hastalar, lifli gıdalar tüketmemelidir. Lifli gıda tüketimi bu hastalarda ishalin alevlenmesine neden olabilir. Aşırı yağlı gıdalar; ülseratif kolit belirtilerini şiddetlendirebilir. Bu yüzden yağlı kırmızı et, cips, kızartma, fast-food tüketimini sınırlandırmalısınız. Bu süreçte acı biber ve acı sos kullanımından uzak durmalı, sebzeleri çiğ haliyle tüketmemelisiniz!

Kolit hastaları için öneriler

Bol bol sıvı tüketmeye özen gösterin.
Süt ve süt içeren gıdaları tüketmeyin.
Sindirim sisteminizin düzgün çalışması adına gün içerisinde en az 2 litre su tüketin.
Az az ve sık sık yemeyi alışkanlık haline getirin.
Rafine şeker, soğan, kuruyemiş, patlamış mısır, çikolata, brokoli, lifli gıda tüketimi özellikle ülseratif koliti tetikleyebilir. İshali şiddetlendiren bu yiyecekleri mümkün olduğunca tüketmeyin.
Doktorunuz tarafından size spastik kolit teşhisi konduysa gerginliğinizi ve stresinizi üzerinizden atmak için yoga ve meditasyon gibi aktivitelere yönelin.
Alkol ve sigarayı bir an önce bırakın.
Hastalığınızın son durumu hakkında bilgi edinmek için periyodik olarak muayene olmayı unutmayın.
Ülseratif kolitiniz varsa haftada en az iki kez balık yiyin.

İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarının Diğer Sistemlerle İlişkisi

Ülseratif kolit ve crohn hastalığı aslında temel olarak sindirim sistemini ilgilendiren hastalıklar. Ancak bu hastalıklarla bağlantısı olan iskelet, eklem, cilt, göz ve damar gibi sistem ve organlarda da bunlara bağlı bazı bulgular ortaya çıkabiliyor. Bu bulgular Ekstraintestinal Belirtiler (EİB) olarak tanımlanıyor.

Bu bulgular hastalığın aktif haliyle ilişkili olabileceği gibi bu durumdan tamamen bağımsız da ortaya çıkabiliyor. Hatta, örneğin hastalıklı bölgenin ortadan kaldırılması bile bu bulguları etkilemeyebiliyor.

Ülseratif kolit ve crohn hastalığının diğer sistem ve organlara olan etkilerini aşağıdaki gibi özetlemek mümkün:

Gözler
İnflamatuar bağırsak hastalığında gözlerle ilgili şikâyetlere hastaların yüzde 5 ile 8’inde rastlanıyor. Hastalar, genellikle gözde yabancı cisim hissi, ağrı, ışığa duyarlılık, görme azalması şikâyetleriyle doktora başvuruyorlar. Gözün dış tabakasının iltihaplanması veya göz merceğini kaplayan tabakada iltihaplanma, gözle ilgili başlıca rahatsızlıklar arasında sayılıyor.

Cilt
Ciltte en sık görülen problem, özellikle diz altlarındaki bölgelerde ağrılı kırmızı şişlikler oluyor. Bunları cilt yüzeyinden kabarık, duyarlı, kırmızı renkte, birkaç cm boyutunda, günler içinde rengi solan, kahverengiye dönerek kaybolan cilt lezyonu olarak tanımlamak mümkün.

Nadiren ayak bileği yakınında ülserler, yani yaralar da oluşabiliyor. Bu, çocuklarda en sık görülen şikâyetlerin başında geliyor ve hastalığın aktifliğiyle yakından ilişkili. Cilt sorunları genellikle eklem bulguları ile birliktelik gösteriyor.

Ayrıca ciltte “pyoderma gangrenosum” olarak tanımlanan ve ülseratif kolitte crohn hastalığına göre çok daha sık olarak görülen bazı yaralara da rastlanabiliyor. Bu yaralar travmaya açık bölgelerde, alt bacak, yüz, dudak ve ağızda daha sık gelişiyor.

Eklemler
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında diğer sistemlerle ilgili belirtilerin ilk sırasında eklem sorunları ve artrit geliyor. En sık diz, dirsek, ayak bileği, kalça tutuluyor. Birden fazla eklem de sorundan etkilenebiliyor ve tutulan eklemler ağrılı bir görünüm sergiliyor.

Eklem şikâyetleri genellikle genç erişkinlerde görülüyor. Artrit şikâyetlerinin hastanın cinsiyet ve yaşıyla bir ilgisi bulunmasa da, hastalığın aktif olma durumuyla yakından ilişkisi bulunuyor.

“Çomak parmak” ya da diğer adıyla “Clubbing” de, crohn hastalığıyla daha fazla birliktelik gösteren bir eklem sorunu olarak ortaya çıkıyor. Kendisini el ve ayak parmaklarının uç bölgelerinde oluşan ağrısız bir şekil bozukluğu olarak gösteriyor.

Ağız
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında ağızda sıklıkla normal kişilerde de ortaya çıkan beyaz renkli küçük yaralar, yani aftlar görülebiliyor. Bunlar en sık rastlanan bulguların başında geliyor; dilde, yumuşak damakta, yanak mukozasında görülüyor. Crohn hastalığında aftlara daha sık rastlandığını belirtmekte de fayda var.

İdrar Yolları
İdrar yolları sorunları arasında ilk sırada idrar yolu taşları, idrar yolu tıkanıklıkları ve fistül oluşumu geliyor. Böbrek taşı crohn hastalığında yüzde 6 – 18 gibi yüksek sıklıkta, özellikle “İleal Hastalığı” olan ya da bu bölgesi ameliyatla alınmış olgularda daha sık görülüyor. Ülseratif kolit olgularındaysa böbrek taşına rastlanma sıklığı yaklaşık yüzde 2 ile 3 arasında değişiyor.

Kolit (Bağırsak iltihabı) nedir? Nedenleri ve belirtileri nelerdir? Nasıl tedavi edilir?

Hamilelikte Crohn & Kolit

İnflamatuar Bağırsak Hastaları (İBH) Çocuk Sahibi Olabilir Mi?
Evet, inflamatuar bağırsak hastaları yani “İBH” olan kişiler bebek sahibi olabilir. Ancak bebek sahibi olmak isteyen İBH hastaları, bu kararı hastalığın aktif olmadığı dönemlerde almalılar. Tabii, her ne kadar hastalığın aktif olduğu dönemlerde doğurganlığın azaldığı bilinse de hamile kalmak mümkün. Ancak böyle bir durumda oluşan plansız hamileliklerin hekim kontrolü altında olmasına dikkat edilmeli.

BH hastalarının kullandığı ilaçlara bağlı olarak; hastalık kişide pasif duruma geçebilir. Fakat bu süreçte kullanılan ilaçların plansız bir hamilelikte zarar verici yan etkileri de olabilir. Bu nedenle İBH hastalığı tedavisinde hamile kalmak isteyen kişiler ya da plansız bir hamilelik ile karşılaşanların doktor tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmeleri gerekir.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Doğurganlığı Ne Derece Etkiler?
Ülseratif kolitli kadınlar, genellikle sağlıklı kadınlar kadar doğurgandır. crohn hastalığında ise, kadın doğurganlığı hakkındaki soruların yanıtı bu kadar net değildir.

Ülseratif kolitli hastanın tedavi gereği kalın bağırsağının hepsinin alınarak, ince bağırsağının da anal kanala bir cep şeklinde boşluk yaratılarak bağlandığı, total kolestomi ve ileo-anal poş ameliyatı olarak adlandırılan operasyon geçirdiği dönemde, karında büyük ameliyat yapıldığı için doğurganlığında geçici bir azalma görülebilir ama bu azalma genellikle geçicidir.

Haftalar veya aylar içerisinde doğurganlık normale döner. crohn hastalığında ise hastalığın aktif dönemlerinde ve büyük ameliyatlardan sonra doğurganlıkta sıklıkla azalma gözlenir. Her iki hastalıkta da aktif dönemlerinde görülebilen aşırı ve hızlı kilo kaybı amenoreye (adet görememe) sebep olabilir.

Hastalıkların çok şiddetli olduğu dönemlerde, hamileliğin en uygun koşullar sağlanana dek ertelenmesi önerilir, varsa ameliyat yaralarının iyileşmesi ve hastalığın aktif dönemden çıkması beklenir. Ayrıca unutulmamalıdır ki İBH hastalarındaki doğurganlıktaki azalma her zaman İBH’ye bağlı olmayabilir bu sebeple diğer olası sebepler de araştırılmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Hamilelik Sürecinde Bebeğin Sağlığını Nasıl Etkiler?
İBH hastalığı olan kadınların yaklaşık % 85’inin hamileliklerinin genellikle normal olduğunu gösterilmiştir. Crohn hastası veya ülseratif kolitli kadınların bebeklerinin sadece yaklaşık % 1’inde doğumsal anormallikler görülür.

Gebeliğin düşükle sonlanma riski de genelde artmamıştır. Bu oranlar, sağlıklı kadınlarda görülen oranlarla benzerdir. Gerçekte hamilelik ile ilgili veya bebeğin sağlığını etkileyen problemler veya komplikasyonlar, vakaların yaklaşık % 15’ inde görülür.

Ancak, gebelik, artmış hastalık aktivitesi döneminde meydana gelir ise kürtaj oranları, prematüre doğumlar ve diğer hamilelik sorunları önemli derecede artar. Mümkün olan durumlarda hamilelik başlangıcından önce aktif hastalık mümkünse tedavi edilmelidir. Örneğin, yakın gelecekte ameliyatın gerekli olduğu biliniyor ise operasyon hamile kalmadan önce yapılmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Olan Kişilerin Hamilelik Öncesi Herhangi Bir Tetkik Yaptırması Gerekir Mi?
Planlı bir hamilelikten önce İBH hastasının tıbbi geçmişi, şu andaki durumu, hastalığın aktivitesini belirlemek için gerekli olan laboratuvar testleri ve beslenmesindeki olası yetersizlikler hakkında gebeliğini takip eden doktoru ile yapılacak detaylı bir görüşme, son derece akıllıcadır.

Karın bölgesinin ve bağırsağın tecrübeli bir doktor tarafında yapılan ultrason muayenesi de değerli bilgiler sağlayabilir. Bazı hastalarda ise bağırsağın endoskopik ve radyolojik araştırmaları da dahil olmak üzere daha kapsamlı testlerin yapılması ve muayene olunması gerekebilir.

Hamileliğin ilk aylarında folik asit alınması, gelişmekte olan bebeğe fayda sağlayacağından İBH olan ve olmayan tüm kadınlara tavsiye edilebilir. Ancak, folik asit alımı ve metabolizmasının sülfasalazin veya sülfapiridin tedavisi sırasında azalması olasıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Sebebi İle Cerrahi Tedavi Görmüş Hasta Hamile Kalabilir Mi?
İnflamatuvar bağırsak hastalığının tedavisi için geçirilen ameliyatlar genellikle hamileliğin gidişinde olumsuz bir etki yaratmaz. Kolektomi (kalın bağırsağının alınması) veya bir ileostomi yaratılması da dahil olmak üzere büyük bağırsak ameliyatlarından sonra dahi hamilelik komplikasyonsuz seyrini tamamlayabilir.

Ancak önemli olan nokta, operasyon ile hamile kalma zamanı arasında, ameliyat yaralarının iyileşmesi için yeterli miktarda sürenin geçmiş olmasıdır ve önemli bir hastalık aktivitesinin bulunmamasıdır.

Büyük karın ameliyatları sonrası, gebe kalmak için, genellikle 1 yıl beklenmesi önerilir. Nadiren, gebelik sırasında var olan ileostomi ile ilişkili komplikasyonlar (örn: tıkanma, prolapsus, kanama) da görülebilir.

Bazı vakalarda da hamilelik sırasında ameliyat yapılması gerekebilir ancak bu durum oldukça nadirdir ve operasyon geçirenlerin çok azında da gebelik erken doğum veya düşük ile sonuçlanabilir.

Diğer yandan, ülseratif kolitleri ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda total kolektomi (kalın bağırsağın tamamen çıkarılması) de dahil olmak üzere yapılan büyük ameliyatlardan sonra bile komplikasyonsuz hamilelikler belgelendirilmiştir.

Hamilelik İnflamatuar Bağırsak Hastalığının Seyrini Nasıl Etkiler?
Çoğunlukla, hamilelik İBH aktivitesini veya remisyonunun sürdürülmesini etkilemez. Ancak bazı vakalarda İBH’de dramatik bir iyileşme veya tam tersi semptomlarında kötüleşme görülebilir.

Hamileliğin başlangıcında artmış bir hastalık aktivitesi mevcut ise hastaların üçte birinde bu artmış aktivite hamilelik boyunca hemen hemen sabit kalır. Hastalığın alevlenmesi, hastaların hamileliklerinin ilk üç ayında ve lohusalıkta daha sık görülür.

Hem Crohn hem de ülseratif kolit hastalığında, hamilelik sırasında gözlenebilen alevlenme oranı, hamile olmayan İBH hastalarının normal gidişlerindeki aktivasyon riski oranı ile benzerdir. Hamilelik süresince gelişen hastalık atakları, genellikle tedaviye olumlu yanıt verir.

İlaçlar, hastalık aktivitesinin azalmasını sağlayabilir ve bu durum hamileliğin kalan süresi boyunca sürdürülebilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, hamilelik sırasında inflamatuvar bağırsak hastalıklarının semptomlarının kötüleşmesi, otomatik olarak bunun daha sonraki hamileliklerde de tekrarlanacağını göstermez.

Hem crohn hastalığı, hem de ülseratif kolit hamilelik sırasında ilk semptomlarını gösterebilir. Genelde bu hastalarda inflamatuvar bağırsak hastalıklarının seyri, hamile olmayan hastalardan daha ciddi değildir; ancak ortaya çıkan yakınmalar ve ilaç kullanılması gerekliliği hamile kişiyi ve ailesini tedirgin eder.

Bu konuda gebe ve yakınları detaylıca bilgilendirilmelidir.

Hamilelik Boyunca İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Bebeğe Zarar Verir Mi?
Her hamile gebelikte ilaç almaktan çekinir ve çekinmesi de doğaldır. Ancak İBH hastalarında hastalığın aktif olması, ilaç yan etkilerinden daha çok bebeğe zarar verebileceğinden hamilelik sırasında ilaç kullanımını gerekebilir.

Ancak, her olgu için tedavi bireysel olarak, gerekli olması durumunda uygun uzmanlar ile konsültasyon sonrasında verilmelidir ve sadece gerekli olan ilaç verilmelidir. Sağlıklı kişilerde dahi hamileliklerin sadece % 85’i herhangi bir komplikasyon olmadan sürdürüldüğü bilgisi her hamile İBH hastasına anlatılmalıdır.

Uygun bir şekilde tedavi edilmez ise inflamatuvar bağırsak hastalıkları hem bebeğe hem de anneye ilaç tedavisinden daha çok zarar verdiği de unutulmamalıdır. Özetle, ilaç tedavisi gebede gerekliyse verilmelidir.

İnflamatuar Bağırsak Hastaları Hamilelik Sürecinde İlaç Tedavilerini Kesmeliler Mi?
Azatiopürin (imuran gibi) ve 6-merkaptopürin gibi bağışıklığı baskılayan ilaçların yanetkileri olması sebebi ile planlanan gebelikten 3 ay öncesinde kesilmesi önerilir.

Bu tip ilaçların kesilmesi ile hastalığın aktive olacağı şüphesi taşıyan hastalarda ise ilacın kesilip kesilmemesi her hastaya özel, takip eden hekimi ile görüşülerek risk-fayda ilişkisi konuşularak karar verilmesi gereken önemli bir konudur ve ayrıca bu ilaçlardan birisini kullanan hasta bilmeden de hamile kalmış olabilir bu gibi durumlarda da gebelik yakında takip edilmelidir.

İnflamatuvar bağırsak hastalığının tedavisi için genellikle verilen çeşitli kortizonların alışılmış dozları, güncel bilgiler temel alındığında bebek için artmış bir risk taşımazlar ve İBH hastası bu ilaçlar ile remisyonda kalmışsa, hamilelik gerçekleştiğinde de bu ilaçların kesilmesi gerekmemektedir.

5-ASA türü ilaçların aspirinden bağımsız olarak kanama riskini artırmadığı bilindiğinden doğumdan önce kanama riski sebebi ile kesilmesi de gerekmemektedir. Hamilelikte bazı ilaçların kullanımı tavsiye edilmez ve genellikle hastalara ilacı bıraktıktan en az üç ay sonra hamile kalmaları önerilir.

Diğer yandan hamilelikleri sırasında bu ilaçları kullanan annelerin pek çoğu sağlıklı bebekler dünyaya getirmiştir, dolayısıyla güncel kanıtlar bu ilaçları kullanmış alan annelerde hamileliğin sonlandırılması için kesin bir endikasyonu desteklememektedir.

İnflamatuar Bağırsak Hastaları Emzirme Döneminde İlaç Kullanılabilir Mi?
Kortizon türü ilaçların İBH tedavisi için verilen dozlarının fetüste herhangi bir anomali riskini artırmadığı veya düşüklere neden olmadığı kabul edilir.

Ancak teorik olarak bu ilaçların çok yüksek dozlarının gebeliğin son döneminde kullanılmasının, yenidoğan adrenal bezinde kortikosteroid yapımını baskılayarak apati ve azalmış aktivite ile birlikte düşük kortikosteroid seviyelerine neden olacağı söylenebilir, bu durum yenidoğanı takip eden hekime bildirilmelidir.

Hekim uyarılmalıdır ve bu nedenle bu yenidoğanlar uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir. Kortizon anne sütü ile bebeğe geçtiği için aynı durum emzirme dönemi için de geçerlidir. Her iki durumda da kortizon alımı kesildikten sonra herhangi bir komplikasyon kalmaksızın düzelme sağlanır.

İnflamatuar bBağırsak Hastalığı Olan Annede Hamileliği Sonlandırmak Gerekebilir Mi?
Annede inflamatuvar bağırsak hastalığı olması nedeni ile hamileliğin sonlandırılması çok nadiren görülen veya hiçbir zaman gerekli olmayan bir durumdur. Hamileliğin sonlandırılması yerine annenin inflamatuvar bağırsak hastalığı uygun bir şekilde tedavi edilmeli ve ilave olarak doktorları tarafından kapsamlı bakıma alınmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Tanısında kKullanılan Yöntemlerden Hangileri Hamilelikte Kullanılabilir?
İster hamileliğin takibi, ister İBH açısından karından yapılan ultrason muayenesi anneye veya bebeğe kesinlikle zararlı değildir. Gerekli durumlarda ve kesin endikasyonu varsa gebeliğin 2. trimesterinde yapılan ( uzman bir doktor tarafından yapılması kaydıyla ve mümkünse hafif sedasyon altında) gastroduodenoskopi veya kolonoskopi (rektoskopi, sigmoidoskopi ve hatta ileo-kolonoskopi) muayeneleri hamile kadınlarda güvenli bir şekilde uygulanabilir. İlk trimester ve son trimesterde ise risk-yarar dengesine bakılarak işlemin yapılmasına karar verilebilir.

Ancak bu yöntemler, en uygun tedavi şeklini belirlemek amacı ile kesinlikle gerekli olduklarında kullanılmalıdır. Muhtemelen zararlı olmayan manyetik rezonans görüntüleme (MRI) de bazı vakalarda gerek duyulduğunda tercih edilebilinir.

Radyasyona maruz kalmayı gerektiren tanı prosedürleri ise (tomografi, direkt röntgen filmleri) doğum sonrasına ertelenmeli ve ancak acil durumlar için düşünülmelidir.)

Doğum Sırasında İnflamatuar Bağırsak Hastalığı İle İlgili Olarak Dikkat Edilmesi Gereken Konular Var Mı?
İBH olan gebelerde genellikle normal vajinal doğum tercih edilir. Ancak geçirilmiş karın ameliyatları nedeniyle veya makat çevresinde ve kalça bölgesinde yaygın fistül veya öncesinden açılmış ileostomi varlığında doğum uzmanı ile ortak karara varılarak sezeryan tercih edilebilir.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Varlığında, Hamilelikte Dikkat Edilmesi Gereken Bir Diyet Var Mı?
Gebe olmayan İBH hastalarında genellikle özel bir diyet uygulanması gerekmez. Hastalara tabii ki dengeli beslenme için yapılan genel tavsiyelere uymaları söylenir. İBH hastaları hamilelik sırasında da yeterli kalori, vitamin ve mineralleri almalıdır.

Haber Etiketleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı