Kızılay duyurdu koronavirüse karşı “pasif aşı” hazır!

Pasif aşı nedir? Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık, koronavirüsü atlatan hastalardan elde edilen plazmalardan "pasif aşı" üreteceklerini duyurdu. Kınık, ilk çalışmaların tamamlandığını da açıklarken "Artık yeni bir salgın durumunda dahi elimizde yeterli sayıda dondurulmuş plazma ve pasif aşı olacak." dedi.

Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık, Türkiye’de Kovid-19 hastaları için plazma arayışına gerek kalmadığını belirterek “Stoklarımızda da 3 bin ünite dondurulmuş plazma var. Türkiye, koronavirüs salgınında plazma bağışı ile alakalı dünyada birinci esnada. Hastalarımızın yüzde 95’i bağış yaptı. Plazmanın para karşılığı satılması kanunen suçtur” şeklinde konuştu. Dr. Kınık bir de müjde verdi. Kınık, “Pasif bağışıklık olarak bilinen hiperimmünglobulin’in endüstriyel imalatına başlayacağız. Yani plazma içinden saflaştırarak elde ettiğimiz antikorlarla ‘pasif aşı’ üreteceğiz. İlk çalışmalarımızı tamamladık. Artık yeni bir salgın vaziyetinde dahi elimizde yeterli sayıda dondurulmuş plazma ve pasif aşı olacak” diyerek konuştu.


4 BİNE YAKIN HASTAYA PLAZMA NAKLİ YAPILDI

Koronavirüs tedavisinde başarıyı artıran taktiklerden biri de ‘plazma nakli’ oldu. Türkiye, bu uygulamaya dünyada en erken başlayan ülkelerden biri olarak şuana dek 4 bine yakın hastaya plazma nakli gerçekleştirdi. İyileşmiş hastaların kanında koronavirüsle savaşmak üzere oluşan antikorların kan ürünü olan plazma ile nakledilmesi sonrası vaziyeti kritik olan hastaların Kovid ile savaşında bağışıklık sistemini kuvvetlendiren bu taktik sayesinde yüzlerce hastanın yaşamı kurtuldu.

Türk Kızılay Başkanı Dr. Kerem Kınık, “Salgının Türkiye’de ilk görüldüğü 10 Mart’tan itibaren Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve Kızılay olarak Bilim Kurulumuz bu konuyla ilgili hızlı hareket ederek lojistik alt yapılarımızı da tamamladık ve ülkemizde bu tedaviyi de en erken dönemde başlattık. Çin ve ABD gibi nüfusu milyarlar ya da 100 milyonları bulan ülkelerle kıyasladığımızda, ülkemiz plazma bağışında dünyada ilk esnada. İyileşen ve bağış yapma kriterlerini sağlayan hastalarımızın yüzde 95’i çağrımıza pozitif cevap verdi ve bağışa evet şeklinde konuştu. Bu ülkemiz açısından iftihar edilecek bir şey tabii. Şuana dek ortalama 3 bin immün plazma bağışçısından, 7 bin ünite plazma bileşeni topladık. 4 bine yakın hastaya da nakil yapıldı, biyobankalarımızda dondurulmuş olarak sakladığımız 3 bin ünite de plazma bulunuyor. 3 sene dayanıklı bu dondurulmuş palzmalar. Yeni bir salgın dalgasında da kullanılabilecek” diyerek konuştu.

‘MENFAAT KARŞILIĞI YAPILMASI SUÇ’

Dr. Kınık, salgında ilk etapta iyileşen hasta ve bağışçı sayısı az olduğu için sağlık sektörü içerisinde bir ürün darlığı söz konusu olduğuna ve ailelerin bireysel olarak plazma arayışına girdiğine işaret ederek, şunları belirtti: “Bu dönemlerde özellikle hasta yakınlarının bireysel çabalarına şahit olduk. Zaman zaman da bazı kişilerin menfaat karşılığı immün plazma vericisi olduğu yönünde duyumlar aldık. Çok şükür ki bunlar istisnai kaldı. Türkiye’nin ortalama 300 hastanesine immün plazma gönderdik ve 4 bine yakın hasta bu tedaviden faydalandı. Şu an stoklarımızda -25 derecede koruduğumuz 3 bin ünite daha var ve gittikçe de artacak bu sayı. Hastanelerimizin talebinin karşılanamaması gibi bir vaziyet yok. Türkiye’de insana dair herhangi bir organ yahut doku parçasının ticarete konu yapılması, Türk Ceza Yasası çerçevesinde suç teşkil ediyor. Gerek özel hastanelerde, gerekse bireysel arayışlarda herhangi bir maddi menfaat karşılığında bu iş yapılamaz. Kan ve plazma da insan vücudunun bir dokusudur. Tıpkı kornea nakli gibi kan yahut kan ürünlerinin nakli de aynı hukuki çerçeveye tâbidir. Ticareti yapılamaz. Herhangi bir menfaat karşılığında alınıp satılamaz, herhangi bir kurum da bunun alınmasına, satılmasına aracılık edemez”

‘İKİNCİ YA DA ÜÇÜNCÜ DALGAYA HAZIRIZ’

Sağlık Bakanlığı ile yapılan öngörüler çerçevesinde iyileşen ve immün plazma bağışlama koşullarını taşıyan tüm hastalarla temas kurup bağış vermek isteyenlerden plazma toplamaya devam edeceklerini açıklayan Dr. Kerem Kınık, “Bunları da Kızılay’ın biyobankalarında depolayacağız. Önümüzde ikinci yahut üçüncü bir Kovid dalgasında ya da hastalığın kalıcı bir hal alıp mevsimsel bir hastalık seyri göstermesi vaziyetinde kesin bir ilacı ya da aşısı bulunana kadar, en etkili tedavisi immün plazma olduğu için depolama kararı aldık. Dolayısıyla şu an itibarıyla hem ihtiyacı karşılıyoruz hem de olası dalgalanmalar için elimizde stokları hazır tutuyoruz” diyerek konuştu.

‘SAFLAŞTIRILMIŞ ANTİKORLARLA PASİF BAĞIŞIKLAMA’

Kızılay Başkanı Dr. Kınık Kovid-19 virüsünün insan vücuduna girdikten sonra vücudun hastalıkla savaşabilmek için bir bağışıklık tepkisi verdiğini belirterek pasif bağışıklama ile alakalı da Kızılay’ın mühim projeler üstünde çalıştığını anlattı. Kınık bir de müjde verdi ve şunları kaydetti: “Bağışıklık sistemi buna karşı bir antikor yaratıyor. Biz bunlara immünglobulin diyoruz. Hastalığı yenmiş ve iyileşmiş olan insanlarımızın kanlarında bu immünglobulinler iki hafta sonra pik noktasına ulaşıyor. Biz bu dönemlerde kişiden birer hafta arayla üç defa 600 mililitre plazma alıyoruz. Bu plazma, serum verir gibi doğrudan hastaya nakledilebiliyor. Biz şuanda bunu başka bir prosesten geçirerek plazma içindeki bu antikorları saflaştırarak toplama çalışması yürütüyoruz. Benim de Öğretim Mensubu olduğum Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ndeki bazı hocalarımızla laboratuvar ortamında bunu başardık. Artık dozu ayarlanmış, bir ilaç gibi hastaya enjekte edilebilecek formlarda imalatı yapılabilecek. Yakın bir tarihte endüstriyel bir sürece dönüştürülecek. Yani Kızılay’ın biyobankalarında dondurulmuş olan tüm plazmalar bu prosesler içerisinde işletilerek ilaç haline getirilecek. Bu taktiğin plazma nakline göre avantajı ise şu: Bazı insanların vücudunda bu antikorlar daha çok üretilebiliyor, kimilerinde ise daha az olabiliyor. Her plazmanın içerisindeki antikor miktarını bilemiyorsunuz normalde. Ama siz bunu saflaştırdığınızda, gramajını, dozajını ayarlayabiliyorsunuz. Eşit oranlara böldüğünüz için de her hastaya ilaç verir gibi ne dozda verdiğinizi bilerek enjekte edebiliyorsunuz. Volümü düşük olduğu için de kalp yetmezliği vs gibi sıkıntılı hastalarda da kullanımı daha kolay oluyor”


‘AVRUPA’DA ÜRETEBİLECEĞİZ’

Üretimin yapılabileceği tesisle alakalı yatırımların halen devam ettiğini fakat Kovid-19 salgınının beklenmedik bir biçimde gelmesi sebebiyle bununla da alakalı hızla aksiyon aldıklarını anlatan Dr. Kınık, halk arasında ‘pasif aşı’ olarak bilinen saflaştırılmış antikor imalatının Kızılay ismine Avrupa’daki tesislerde yapılabileceğini belirtti ve sözlerini şu şekilde tamamladı: “Yakın zamanda plazmalarımızdan Kovid-19’a yönelik pasif aşılama ilaçları üretilmiş olacak. Bu da önümüzdeki olası dalgalarda yahut salgınlarda daha hedefe kilitlenmiş bir tedavi olarak elimizde bulunacak. Bu ürünlere ivedilikle ihtiyacımız olabileceği için kendimize farklı imalat seçenekleri de baktık. Türkiye’deki bu yatırımlar hızlı bir biçimde yapılamazsa bile Avrupa Hıfzısıhhası’ndan kendi ulusal kan sistemimizin denetimini geçirdik. Bize bir ‘audit (denetim belgesi)’ verildi. Yani Türkiye’deki herhangi bir kan ürünü Avrupa’daki herhangi bir kan ürünü fabrikasında işlenebilir artık. Sertifikamız var. Dolayısıyla biz kendi ürünlerimizi Avrupa’daki, özellikle Almanya’daki paydaş olduğumuz şirketlere götürüp Kızılay görevlileri nezaretinde, plazmaları orada ilaç haline getirip tekrar ülkemize getirebileceğiz.”

Haber Etiketleri

Sungur videosu yayınlandı, teröristlerin korkulu rüyası olacak!

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı