İYİ Parti ve HDP arasında kriz büyüyor!

İYİ Parti'nin HDP'ye yönelik sözleri ardından yeni bir açıklamada bulunan HDP'li Sırrı Süreyya Önder, "İddianı ispatla" çağrılarına "Aracılar, isterlerse kendilerini ve konuşulanları açıklayabilirler." cevabını verdi.

Eski HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, seçim sürecinde İYİ Parti’den kendilerine aracılar geldiği ve fikirlerini sorduğu yönündeki sözlerine verilen tepkiler üstüne bu kişilerin isterlerse kendilerinin açıklama yapacağını belirtti.

Önder, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘memleket masası kurulsun’ çağrısı için de, “Adına Türkiye Masası denen şeye eksik sandalye koymak, acemi marangozlara mahsustur” şeklinde konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre Önder, Ruşen Çakır’ın kendisiyle yaptığı ve 8 Mayıs 2020 Cuma günü Medyascope.tv‘den canlı yayınlanan söyleşide İYİ Parti yetkililerinin son zamanda HDP’ye yönelttikleri suçlamalar ile alakalı şu şekilde demişti:

“Dün bize aracı gönderen, ‘Şurada kiminle çalışalım? Nasıl çalışalım? Şunu nasıl yapalım?’ diyerek fikrimizi merak eden bir siyasal parti, bugün bize koordinat biçemez. İYİ Parti’yi kastediyorum. ‘Bizim nazarımızda HDP şuradadır’ falan gibi bir şey diyemez. Bu saygısızlığı bugün yapabiliyorlarsa, o gün, bizim bu ilkeselliği dayatmış olmamamızdan dolayıdır. İYİ Parti’ye hiç kızmıyorum ya da onun liderine. Biz o gün bu şekilde yapmakla ve bu bağra basılan taşı da kimsenin merak etmemesi ile, bugün böylesi değerlendirmelerin muhatabı oluyoruz.”

Bu sözler üstünden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve parti sözcüleri, Önder’in sözlerini yalanlayarak iddialarını kanıtlamasını istedi. Önder bunun üstüne Medyascope.tv’ye bir açıklama yolladı.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Yaklaşık 1 saatlik bir Medyascope – Ruşen Çakır görüşmesindeki 30 saniyeye sığan bir tespit edilme, yayınlandıktan 3 gün sonra gündem oldu.

Oldu da nasıl?

Korona virüsüne konulamayan mesafe, HDP ile herkesin arasına nasıl konulmalı temelinde!!!

Hayat karmaşık ve dallı budaklı bir şeydir işte olmuyor, olamıyor.

Vaktinde, görüşmekten bitap düşenler bile bunun üstünde tepinip duruyorlar.

Görüşenler, bir defa bile ‘görüştük kardeşim ne var bunda?’ demedikçe de bu kördöğüşü, bir hükmetme taktiği olarak sürüp gidecek.

Çetin Altan, TİP milletvekilliği senelerini anlattığı kitabında, oturumu yöneten meclis başkanvekilinin TİP milletvekilleri hakkındaki uyarısını nakleder. Kürsüdeki hatiplerin, komünizmi telin eden konuşmaları sırasında, tüm meclis alkışlarken TİP sıralarından hiç alkış gelmemesini ‘dikkati calip’ bulmuş, kızmıştır başkan ve yaptırım uygulamak istemektedir…

Yaklaşık 60 sene geçmiş, siyasi aklın seviyesi hâlâ su batmanı seviyesini yek parmak geçememiş.

Genel yaklaşımın kendisi, görüşmüş olup olmamaktan daha vahim, fark edilmiyor.

Peki HDP ne yapmış?

‘Kuş kanatsız uçamaz!’ demiş. Bu ülkeyi bir gövde gibi düşünürseniz, halklar, inançlar, sınıflar, cinsiyet kimlikleri de bu gövdenin kanatlarıdır demiş. Çoktan beridir hep bir kanadı kırık ülkemize mecal olmaya çalışmış.

Biz de bu ülkeyi böldürtmeyiz demiş herkes gibi. Herkesin bunu söyleyip sonrasında türlü ayrımcılıklarla 40 pare ettiği bir ahvalde yalnızca şunu eklemiş: Kimsenin hakkını da kimseye yedirtmeyiz!

Şiddeti bir taktik olarak hiçbir koşul altında, kesinlikle ve kata benimsemiyoruz demiş ama eline mezura alıp mesafe ölçmek yerine şiddeti doğuran tarihi ve sosyal-kültürel çarpıklıklar için çözümler geliştirmiş, önermiş ve tüm bedenini ortak geleceğimiz için seferber etmiştir.

Salt güvenlikçi yaklaşım, çocuklarımıza daha büyük problemler yumağı miras bırakır, etmeyin eylemeyin demiş ve başkalarından ne bir fazla ne eksik, mutlak bir eşitlik talebinin savunucusu olmuştur.

Yitip giden her cana içi yanmış, kuruyan her derenin yasını tutmuş, yoksula aş, gençlere iş istemiş.

Barış demiş, Demokrasi demiş, Özgürlükler demiş…

Yanlışı olmamış mı? Tonla!

Eksiği olmamış mı? Hacminden büyük!

Bazen aklının erdiğine kuvveti yetmemiş, ara sıra bütün bu entrikalara aklı bile ermemiş.

Bir tek, zerafete karşı mukavemetimiz olmamış bizim, eğilmeyen boynumuz bükülüvermiş. Bunun dışında eğildiğimizi büküldüğümüzü tarih yazmamış.

Spekülasyon işimiz değildir, bilmeyiz.

Şimdi herkes, görüşmenin “suç” olduğunda milli birlik ve beraberlik sağlamış, bizden de failini istiyorlar.

Hatırları hoş olsun diyerek isim verecek değilim, bu şekilde bir yaklaşım bunun ‘suç’ olduğunu benim de kabul etmem manasına gelecektir. Gelip giden aracılar, isterlerse kendilerini ve konuşulanları açıklayabilirler.

Bu görüşmelerin seçim ya da aday gündemli/zamanlı olmadığını söylemem bir borçtur ama.

Bu akıllarla değil siyaset yapmak, 5 yaşındaki çocuğa bir bardak süt bile içiremezsiniz.

Dolayısıyla, bizimle görüşmek değil, görüşmemek ayıptır, günahtır, eksiktir.

Adına Türkiye Masası denen şeye eksik sandalye koymak, acemi marangozlara mahsustur.

Meclis, belediye, iktidar, oylar, mevki ve makamlar sizlerin olabilir, varsın olsun.

Hiç bitmeyecek Barış, Adalet, Özgürlük ve Eşitlik talebi bizimdir.

Ta ki gerçekleşene kadar.

Son bir söz: Evet siyaset bir film seti değildir; olsaydı yapamazdınız!”

'Cevap kağıdım sosyal mesafeyi korudu' diyen öğrenci herkesi güldürdü

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı