Yargıtay, Zekeriya Öz için Zamanaşımı Nedeniyle Davaların Düşmesini İstedi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, firari savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç’in yargılandığı dosyalarda 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşmesini istedi. Kumpas davalarında hedef olan emekli askerler ise karara tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, firari savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç’in yargılandığı dosyalarda 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşmesini istedi.
Açıklanan mütalaada, sanık Mehmet Yüzgeç’in Mehmet Seyfi Oktay’a ait dinleme kayıtlarının medyaya sızdırılmasına yönelik etkili soruşturma yürütmemesi ve sanık Cihan Kansız’ın 2009’da Maltepe Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Naci Şerifi Zindaşti’nin ABD Adalet Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi adına ABD İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli FETÖ üyesi Metin Topuz ile gizli görüşmesini tutanaklara geçirmemesi talimatı vermesi suçlamalarına ilişkin 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davalarının düşmesi talep edildi.
ÖZ’ÜN BEŞ DAVASI KAPSAMINDA
Aynı mütalaada Zekeriya Öz’ün; dönemin Van 100. Yıl Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşe Yüksel’e usul ve yasaya aykırı işlemler yaptırması, Mehmet Seyfi Oktay ile ilgili görüşme kayıtlarının ifşa olmasına neden olması, Naci Şerifi Zindaşti’yi gizli tanık olarak dinledikten sonra 300 bin Avro karşılığında serbest bırakması, M. Ali Çelebi’nin telefonuna bilgi yükleyen görevliler hakkında işlem yapmaması ve Ergenekon soruşturmasında Amerikan Başkonsolosluğu’nda görevli olduğu değerlendirilen bazı kişilerle soruşturmalarla ilgili telefon görüşmesi yaparak soruşturmayı yürüttüğü suçlamalarına ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu belirtildi.
Bu üç kişi hakkındaki tüm davaların ayrı ayrı düşmesi yönünde görüş bildirildi.
RÜŞVET SUÇU TARTIŞILMIYOR
Mütalaaya kumpas davasında hedef olan subaylar ve hukukçular tepki gösterdi. Emekli askeri hakim Ahmet Zeki Üçok, Öz’e ilişkin ciddi bir hukuki sorun bulunduğunu belirterek “Öz’ün gizli tanığı 300 bin avro karşılığında serbest bıraktığı iddiası açıkça yazıyor. O zaman bu fiilin neden TCK 252’de düzenlenen rüşvet suçu olup olmadığı tartışılmadan TCK 257’deki görevi kötüye kullanma suçunun 8 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır?” dedi.
Üçok, suçun hukuki niteliği değiştiğinde zamanaşımı hesabının da değiştiğini vurgulayarak “Rüşvet suçunun üst sınırı 12 yıldır. Üstelik isnat edilen kişi suç tarihinde Cumhuriyet savcısıdır; yani yargı görevi yapan bir kamu görevlisidir ve o tarihteki kanun yargı görevi yapan kişinin rüşvet almasını ayrıca ağırlaştırıcı neden olarak düzenlemektedir. Bu durumda TCK 66 uyarınca rüşvet suçunun asli dava zamanaşımı 8 yıl değil, 15 yıldır” ifadelerini kullandı.
KABUL EDİLEMEZ
Öz’ün FETÖ’nün yargı yapılanmasının sembol isimlerinden ve yıllardır firari olan eski bir Cumhuriyet savcısı olduğunu belirten Üçok, “Böylesine ağır bir olayın esası tartışılmadan, yanlış veya eksik bir suç vasfı üzerinden zamanaşımı gerekçesiyle kapatılması yalnızca hukuki değil, toplumsal vicdan bakımından da kabul edilmesi son derece güç bir sonuç doğuracaktır. FETÖ ile mücadele hukuk dışına çıkılarak değil, hukukun bütün imkânları sonuna kadar kullanılarak yapılmalıdır” uyarısında bulundu.
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, mütalaadaki bazı fiillerin TCK m. 257 ile nitelendirilmesinin sorunlu olduğunu belirterek 300 bin avro karşılığında serbest bırakma iddiasının TCK m. 252 rüşvet veya TCK m. 250 irtikap suçunu oluşturabileceğini kaydetti.
DİĞER SUÇLAR İNCELENMELİ
Kanadoğlu, soruşturma dosyasında kişisel veri sızıntılarının kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi nitelikli haliyle birlikte TCK m. 137/1-a ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi veya yayılması TCK m. 136 suçunu oluşturabileceğini işaret etti. Konsoloslukla olan görüşmelerle soruşturmanın yürütüldüğü iddiasının ise casusluk suçlarına veya TCK m. 305 hükmündeki temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama suçunu oluşturabileceğini değerlendirdi. Kanadoğlu, bu kişiler hakkındaki dosyalarda TCK m. 257 haricindeki suçların oluşma ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ve öncelikle fiilin oluşturabileceği diğer suçların incelenmesi gerektiğini belirtti.
‘ÖRTÜLÜ AF’ MI?
Emekli amiral Yankı Bağcıoğlu, başta Zekeriya Öz olmak üzere bu kişilerin 15 Temmuz hain darbe girişimine ortam, imkan ve cesaret yaratan kişilerden olduğunu anımsatarak “Bu operasyonlarla FETÖ’nün TSK’da güç kazanması sağlandı. Hem orduda, hem savunma sanayinde hem de milli güvenlikte büyük zaafiyet yaratan bu kişilerin sorumluluklarından bu şekilde muaf tutulması kabul edilemez” dedi. Bağcıoğlu, FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik en büyük girişimlerden birisinde bulunduğunu asla unutulmaması gerektiğini söyleyerek “Bu gibi gelişme ve kararlar, ‘Acaba FETÖ’ye yönelik de örtülü bir af mı geliyor’ kaygısını yaratıyor” diye konuştu.