Kurtulmuş: "Yeni Safhada Meclis’in Üç Temel Sorumluluğu Bulunuyor"
Numan Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” sürecinde Meclis’in denetim, hukuki takip ve yeni düzenlemelerde mutabakat olmak üzere üç görev üstleneceğini açıkladı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedefi kapsamında gelinen yeni aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş, Meclis’in bundan sonraki süreçte üç temel sorumluluk üstleneceğini belirterek, uygulamanın parlamenter denetim altında yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Meclis’in üç temel görevi
Kurtulmuş’a göre TBMM’nin ilk görevi, yürürlüğe giren kanunun uygulanmasını kurulacak İzleme Komisyonu aracılığıyla takip etmek olacak. İkinci görev, güvenlik kurumlarının terör örgütünün feshi ve silahsızlanmasına ilişkin tespitleri ile yürütmenin dosya bazındaki kararlarını hukuk çerçevesinde izlemek. Üçüncü olarak ise ihtiyaç ortaya çıkması halinde yeni yasal düzenlemelerin siyasi mutabakatla ele alınması amaçlanıyor.
Kurtulmuş, ORSAM’ın yayımladığı Ortadoğu Analiz Dergisi’nin Eylül-Ekim sayısına verdiği röportajda, sürecin yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Parlamenter süreç ve siyasi katılım
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 5 Ağustos 2025’te başlayan çalışmalarında 21 toplantı gerçekleştirildiğini belirten Kurtulmuş, farklı siyasi görüşlerin ve toplumsal kesimlerin aynı platformda bir araya geldiğini söyledi.
18 Şubat 2026’da kabul edilen komisyon raporu ile 10 Ağustos 2026’da 467 milletvekilinin desteğini alan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu’nun, parlamentodaki geniş mutabakatın sonucu olduğunu ifade eden Kurtulmuş, sürecin önceki girişimlerden ayrılan yönünün Meclis’teki partilerin büyük bölümünün sürece katılması olduğunu kaydetti.
“Terörsüz bölge” için bölgesel iş birliği
Kurtulmuş, Türkiye’de hedeflenen güvenlik ortamının ülke sınırlarıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, bölgedeki devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasını ortak ilke olarak nitelendirdi.
Bu kapsamda sınır güvenliği, istihbarat paylaşımı ve yasa dışı finansmanla mücadelede bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesini savunan Kurtulmuş, siyasi katılımın artırılması gerektiğini de dile getirdi. Ticaret yolları, enerji ve su kaynakları, göç yönetimi ve yeniden imar gibi alanların çatışma konusu yerine ortak çıkar temelinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Türkiye modeli” yaklaşımı
Kurtulmuş, Türkiye’nin deneyiminin Suriye ve Irak’a doğrudan kopyalanabilecek hazır bir model olmadığını, ancak uygulanabilecek bir “usul” ortaya koyabileceğini belirtti.
Bu yaklaşımın temel unsurları arasında siyasi kararlılık, çok partili sahiplenme, açık müzakere, doğrulanabilir silahsızlanma, hukuki belirlilik, yargı güvencesi ve parlamenter denetimi sıralayan Kurtulmuş, silah bırakmanın tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Ona göre kalıcı sonuç için siyasi alanın genişlemesi ve vatandaşların taleplerinin demokratik kanallar aracılığıyla karşılanması gerekiyor.
Kalıcı sonuç için dört eşik
Kurtulmuş, sürecin kalıcı hale gelmesi için öncelikle örgütün tüm unsurlarıyla feshedildiğinin ve silahların tamamen devre dışı bırakıldığının yetkili kurumlarca açık biçimde tespit edilmesi gerektiğini söyledi.
İkinci olarak şeffaflık ve etkin denetimin önemine işaret eden Kurtulmuş, Meclis’in düzenli bilgilendirilmesini ve geniş siyasi temsile sahip bir izleme mekanizmasının oluşturulmasını istedi. Üçüncü eşik olarak siyasi dilin değişmesini gösteren Kurtulmuş, ayrımcılık, ayrıştırıcı söylem ve provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Son aşamanın ise huzurun günlük hayatta hissedilmesi olduğunu söyleyen Kurtulmuş; eğitim, teknoloji, sanat, üretim, yatırım ve istihdam imkanlarının artırılmasının kalıcı toplumsal sonuç açısından önem taşıdığını ifade etti.
“Asıl miras devlet aklı ile millet vicdanının buluşması”
Kurtulmuş, on yıl sonra bu dönemin Cumhuriyet’in ilk yüzyılından devralınan en ağır sorunlardan birinin demokratik siyaset ve hukuk içinde çözülmesiyle hatırlanabileceğini söyledi.
Terörle mücadeleye ayrılan kaynakların eğitim, yüksek teknoloji, üretim, sosyal refah ve bölgesel kalkınmaya yönelmesinin hedeflendiğini belirten Kurtulmuş, asıl kalıcı kazanımın yalnızca silahların bırakılması değil, farklılıkların düşmanlığa dönüşmeden ortak hukuk içinde yönetilebildiği bir siyasi kültürün yerleşmesi olduğunu vurguladı.