DEM Parti’li Bakırhan'dan İktidara Sert Çıkış: "Niyet Anlatmayı Bırakıp Karar Alın"
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. İstanbul'daki sel felaketinden 'süreç' tartışmalarına, basın özgürlüğünden 'fon vurgunu' düzenlemesine kadar pek çok konuda iktidara yüklenen Bakırhan, "Artık neyi bekliyorsunuz?" diyerek somut adım atılması çağrısında bulundu.

İşte, Bakırhan'ın açıklamaları...
"İstanbul’un İhtiyacı Mega Projeler Değil, Mega Risklerden Kurtulmaktır"
Konuşmasına geçtiğimiz hafta İstanbul’da yaşanan sel felaketiyle başlayan Bakırhan, kentteki 168 dere havzasının 108’inin fiziksel müdahalelerle bozulduğuna dikkat çekti. Doğa tahribatına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı, şu ifadeleri kullandı:
"Suyun hafızası vardır arkadaşlar; siz dereyi arsaya çevirseniz de su eski yolunu unutmaz. Kuzey Ormanlarını yollarla, havalimanlarıyla parçalayacaksınız; vadileri projeye, havzaları rezidansa çevireceksiniz, sonra da her felakette 'çok yağmur yağdı' diyeceksiniz. Biz bunu da, selden etkilenen yurttaşlarımız da kabul etmiyoruz. Bu felaket yetmezmiş gibi hâlâ Kanal İstanbul gibi projelerde ısrar ediliyor. İstanbul’un ihtiyacı mega proje değil, mega risklerden kurtulmaktır."
İktidarın İstanbul belediyelerine yönelik tutumunu da eleştiren Bakırhan, "İki yıldır İstanbul’un belediyeleriyle uğraşıyorsunuz. Değiştirilmesi gereken belediye başkanları değil; dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayıştır" dedi.
"Barış ve Siyasallaşma Kurulu Gecikmeden Kurulmalı"
Devam eden 'süreç' tartışmalarına değinen ve fesih, silahsızlanma, çekilme gibi adımların ardından kamuoyunun beklenti içinde olduğunu vurgulayan Bakırhan, iktidarın oyalanmaması gerektiğini belirtti. Sürecin ilerlemesi için somut bir mekanizma kurulması gerektiğini savunan Bakırhan, şunları söyledi:
"Fesih yapıldı, silahlar yakıldı, çekilme kararı açıklandı, kamplar boşaltılıyor. Bu kadar açık bir tablo karşısında beklemenin gerekçesi kalmadı. İktidar artık niyet anlatmayı bırakıp karar alma aşamasına geçmelidir."
"Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış ve Siyasallaşma Kurulu artık gecikmeden kurulmalıdır. Silahsızlanma bir irade beyanıyla tamamlanamaz; onu sonuca götürecek mekanizma bu kuruldur. Sürecin baş müzakerecisiyle haftalar süren aralıklarla görüşülerek bu iş yürümez."
Bakırhan ayrıca kamuoyunun; Öcalan’ın fiziki koşulları, cezaevlerinin durumu, kayyım atanan belediyeler, görevden alınan belediye eş başkanları ve sürecin hukuki güvenceleri konusunda yanıt beklediğini dile getirdi.
Basına Yönelik Engellere Tepki: "Bunun Adı Korku Siyasetidir"
Son dönemde basına ve yayıncılığa yönelik baskıların arttığını ifade eden Bakırhan, "Bir elinizle 'barış' deyip öteki elinizle toplumu ve basını susturamazsınız" diyerek tepki gösterdi. Halk TV’ye kayyım atanması, gazetecilerin gözaltına alınması, Dipnot Yayınları'nın kitabının toplatılması ve bağımsız basına getirilen erişim engellerini hatırlatan Bakırhan, "21. yüzyıldayız; hâlâ hangi kitabın okunacağına, hangi haberin görüleceğine iktidar mı karar verecek? Bunun adı korku siyasetidir" ifadelerini kullandı.
Fon Vurgunu Yasa Tasarısına Sert Eleştiri
Meclis Genel Kurulu’na gelecek olan 'fon vurgunu' ile ilgili yasa düzenlemesini de sert bir dille eleştiren Bakırhan, yapılmak istenen düzenlemenin failleri koruduğunu iddia etti:
"Bu yasa, insanları dolandıranları cezalandırmak yerine 'Çaldığın parayı getir, helalleşelim' diyen bir yasa. Aç karnını doyurmak için baklava çalan çocuğa 9 yıl ceza veren bu sistem, halkın katrilyonlarını çalanları korumaya devam ediyor. Böyle adalet olur mu? Bütün partilerin Meclis araştırma önergelerini neden reddediyorsunuz, neyi kimden saklıyorsunuz?"