CHP'li Faik Öztrak: "Fon Skandalı Türkiye'nin Finansal Susurluk'u"
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon skandalını "Türkiye'nin Finansal Susurluk'u" olarak nitelendirerek, "Siyaset-Bürokrasi-Vurguncu şeytan üçgenini ortaya çıkarmıştır. Erdoğan ve ekibi, bu skandalda zarar gören küçük yatırımcıların paralarını, büyük vurgunculardan hızla tahsil edip ödedikten sonra istifa etmeli, oturdukları koltukları vakit geçirmeden terk etmeli" diye konuştu.

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon skandalını " Türkiye'nin Finansal Susurluk'u" olarak nitelendirerek, "Siyaset-Bürokrasi-Vurguncu şeytan üçgenini ortaya çıkarmıştır. Erdoğan ve ekibi, bu skandalda zarar gören küçük yatırımcıların paralarını, büyük vurgunculardan hızla tahsil edip ödedikten sonra istifa etmeli, oturdukları koltukları vakit geçirmeden terk etmeli" diye konuştu.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, "Saray, bütün yetkiyi kendisinde topladı. Evliyayı bile azdıracak bir güce kavuştu. Ancak aynı zamanda kimsenin tek başına altından kalkamayacağı devasa bir yükün de altına girdi" dedi. Türkiye'nin "birbirini tetikleyen, iç içe geçmiş üç büyük krizi aynı anda yaşadığını" savunan Öztrak, bunlardan ilkinin hukuk krizi olduğunu söyledi.
"Saraya ve AK Parti'ye yakın vurguncular korunurken; çağrılsalar ifadeye gidecek seçilmiş belediye başkanları sabahın beşinde yapılan gösterişli baskınlarla gözaltına alınıyor. İnsanların pijamalarıyla, ev kıyafetleriyle görüntüleri çekilip, sosyal medya ve basına servis ediliyor. Saray Rejimi, özel hayatın gizliliğini ezip geçiyor. Seçilmişleri, toplum nezdinde itibarsızlaştırmak istiyor. Bu rezaletin sorumluları derhal bulunmalı ve hesap vermelidir."
Öztrak, seçilmişlerin ve özellikle belediye başkanlarının yargı süreçleriyle ilgili tutumlarının net olduğunu belirterek, "Seçilmişler, milletin parasından harcadıkları her kuruşun hesabını vermelidir, vermek zorundadır" dedi. Öztrak, tutuklu yargılamanın istisna olması gerektiğini savunarak, "Seçilmiş bir yönetici söz konusu olduğunda ölçülülük ve orantılılık ilkesi çok daha katı uygulanmalıdır" diye konuştu.
VAHAP SEÇER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR
Seçilmiş başkanların delilleri karartma veya kaçma riski bulunduğunun iddia edilmesi halinde bunun nesnel biçimde ortaya konulması gerektiğini belirten Öztrak, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını istedi. Öztrak, "Bu çerçevede; Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer derhal serbest bırakılmalıdır. Aynı durum, tutuklanan diğer başkanlarımız için de söz konusudur. Hukukta ikili uygulamalara son verilmelidir" dedi.
Fon soruşturmasına değinen Öztrak, şöyle konuştu:
"İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı, şişirilmiş hisseleri alıp satarak milyarları indirirken, hükümet yargıyı çalıştıracağına 'Yedek kulübesine gel. Biraz dinlen' diyor. En büyük yaptırım partinin WhatsApp grubundan çıkarmak oluyor. Fon soruşturması kapsamında, AK Parti'nin Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı'nın bankalardan garip gurebanın, icralık borçlarını yarı fiyatına satın alıp tahsilat işi yapan oğlunun, mallarına konan tedbir nedense bir saat geçmeden kaldırılıyor."
FON SKANDALININ ÜZERİNİ ÖRTMEK İÇİN
Sosyal medya ve medyada "karartma ve sansür" uygulandığını savunan Öztrak, İfade Özgürlüğü Derneği'nin sosyal medya hesabının da erişime engellendiğini söyledi. Öztrak, "Adeta bir 'Dijital OHAL' ilan ettiler. Niye? Neden? Fon skandalının üzerini örtmek için" dedi.
Fon skandalıyla ilgili bir ilişki ağı bulunduğunu ileri süren Öztrak, eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı'nın, fon skandalının patlamasından birkaç hafta önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyeliğine atandığını, aynı kişinin eşinin de fonları tasfiye kapsamına alınan Bulls Yatırım A.Ş.'nin ortakları arasında yer aldığını belirtti.
"Şimdi düşünün, fon skandalıyla ilgili haberlere ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getiren kurumun yönetiminde kim var? Ailesi, fon krizinde adı geçen şirketlerden biriyle doğrudan ticari bağ içinde olan bir isim. Yani, fon skandalını konuşanlara erişim engeli getiren kurumla, fon skandalında adı geçen şirket arasında da aile bağı var. Eskilerin sözüyle, 'Kümesi tilkiye emanet etmişler.' Böyle bir nepotizme, kamuoyu nasıl güven duyacak? Böyle hukuk olmaz. Bu ülkede, hukuk devleti olduğuna da kimse inandıramazsınız."
FON VURGUNU DA KURUMSAL ÇÖKÜŞÜN SONUCUDUR
Öztrak, "Bugün yaşadığımız fon vurgunu da hukukun araç haline getirilmesinin, kurumsal çöküşün, uzun süredir devam eden ekonomik krizlerin, çalışarak, üreterek kazanmayı imkansız hale getirmesinin ve bunların sonucunda yaşanan ahlaki çöküşün bir sonucudur" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fon vurgununu "nefsinin esiri olan birkaç kişi" diyerek küçümsemeye çalıştığını söyleyen Öztrak, "Yüz binlerce yatırımcının ve milyonu aşkın vatandaşımızın etkilendiği bu 'Büyük Fon Soygunu'nun her yerinde sizin atadıklarınız, partilileriniz ve en yakınınızdakiler var" diye konuştu.
Öztrak, fon skandalına ilişkin çeşitli şirket ve kişiler üzerinden bağlantılar bulunduğunu öne sürerek, "Vurgunculuk kanser gibi yayılırken, bürokrasi de buna göz yummuş. Skandalda hangi ipi çekseniz, ucu Saray'a, iktidar partisine ve onun bürokrasiye atadıklarına çıkıyor" dedi.
"FON KOORDİNASYON KURULU'NA PARTİ YETKİLİLERİNİ NEDEN OTURTTUNUZ?"
Öztrak, fon skandalının siyasi boyutunun "Saray'ın gözünü korkuttuğunu", Fon Koordinasyon Kurulu'na parti yetkililerinin dahil edildiğini belirterek, "Bu vekiller hangi teknik kapasiteleri nedeniyle o masaya oturdular? Hayırdır beyler? Siz bu kurulları vatandaşın parasını kurtarmak için mi kurdunuz, yoksa siz o kurulları partinizi aklamak için mi kurdunuz?" diye sordu.
CHP olarak fon skandalının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması için Meclis'te tüm partilerin katılımıyla Araştırma Komisyonu kurulmasını ilk günden önerdiklerini belirten Öztrak, önergenin TBMM'ye verildiğini söyledi.
AK Parti'nin komisyon önerisine karşı olduğu yönünde haberler çıktığını belirten Öztrak, "Bu sarmaldan, partinizin vekillerini kurduğunuz kurullara taşıyarak değil, Millet Meclisinde kurulacak bir Araştırma Komisyonuna sorumluları taşıyarak kurtulabilirsiniz" dedi.
TÜRKİYE'NİN FİNANSAL SUSURLUK'UDUR
Öztrak, 1996'daki Susurluk Kazası ile fon skandalı arasında benzerlik kurarak, şunları kaydetti:
"3 Kasım 1996'daki Susurluk Kazası nasıl ki Siyaset-Bürokrasi-Mafya üçgenini ifşa ettiyse, 16 Eylül 2026'da patlayan bu Fon Skandalı da Siyaset-Bürokrasi-Vurguncu şeytan üçgenini ortaya çıkarmıştır. Bu skandal açıkça 'Türkiye'nin Finansal Susurluk'udur."
Öztrak, fon skandalının büyümesini önleyemeyen ve uyarılara rağmen seyirci kaldığını savunduğu SPK ve Borsa İstanbul yönetimlerinin "derhal görevden alınması" gerektiğini söyledi.
"Finansal piyasalarda güveni tesis etmenin ilk adımı, sorumluların hesap vermesidir" diyen Öztrak, "İç ve dış kamuoyunu ikna edecek radikal adımlar atılmazsa buradan uyarıyorum. Yarın çok daha büyük krizlerle karşılaşırız" diye konuştu.
"KÜÇÜK YATIRIMCININ PARASINA ÇÖKMEYE KİM CESARET EDEBİLİRDİ?"
"Birkaç yıl önce; Merkez Bankası kasasından buharlaşan, 128 milyar doların hesabı sorulabilseydi; bir kolu, AK Parti milletvekiline, bir kolu onun SPK Başkanı ağabeyine, bir kolu Saray Danışmanlarına uzanan rüşvet skandalı kapatılmasaydı; kendi bakanlığına dezenfektan satan bakandan hesap sorulabilseydi; adı yolsuzluğa karışan dört bakan Yüce Divan'a gönderilebilseydi; Hazine Bakanı 'Manipülasyonu biliyoruz' dediğinde tedbir alınabilseydi; bugün küçük yatırımcının parasına çökmeye kim cesaret edebilirdi?"
Devlet kurumlarının "birilerine huzur hakkı ödemek için değil, vurguncuların, dolandırıcıların önünü kesmek için" var olduğunu belirten Öztrak, "Biz bu kurumları bu amaçla kurmuştuk" dedi.
ERDOĞAN OLAN BİTENDEN SORUMLUDUR
Öztrak, "Tüm yetkiyi elinde toplayan Erdoğan; olan bitenden habersizse yönetme kabiliyetini yitirdiği için, haberi olup göz yumduysa görevini suistimal ettiği için, olan bitenden sorumludur. Erdoğan ve ekibi, bu skandalda zarar gören küçük yatırımcıların paralarını, büyük vurgunculardan hızla tahsil edip ödedikten sonra, istifa etmeli, oturdukları koltukları vakit geçirmeden terk etmeli, bu mazlum milletin yakasından artık düşmelidir" ifadesini kullandı.
TÜİK, 12 AYLIK ENFLASYONU YÜZDE 30'UN ALTINA ÇEKMEK İÇİN AĞIR BİR MAKYAJ YAPMIŞ
Öztrak, "Bugün eylül ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK'in enflasyonu, İTO ve ENAG'ın enflasyonunun da piyasa beklentilerinin de oldukça altında kaldı. Anlaşılan TÜİK, 12 aylık enflasyonu yüzde 30'un altına çekmek için, ağır bir makyaj yapmış" dedi.
Öztrak, "Asgari ücretlinin parası ancak üç hafta dayanıyor. Asgari ücretli ayın bir haftasını aç geçirmek zorunda kalıyor. Milyonlarca emekli de neredeyse ayın yarısını aç geçiriyor. Bu Zorbalar Rejimi devam edemez. Çünkü sorunun sebebi olanlar, çözümün adresi olamaz. Ülkemizin içine sürüklendiği bu krizler yumağından çıkışın ilk adımı, gömleğin doğru iliklenecek ilk düğmesi hem istifa hem de derhal seçimdir" dedi.