İçeriğe atla

Bursa İçin Deprem Uyarısı: 94 Kilometrelik Fay 7 Büyüklüğünde Deprem Üretebilir

Bursa'da düzenlenen panelde, yaklaşık 94 kilometre uzunluğundaki fay sisteminin 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline dikkat çekildi.

Bursa İçin Deprem Uyarısı: 94 Kilometrelik Fay 7 Büyüklüğünde Deprem Üretebilir

Bursa'da düzenlenen panelde, yaklaşık 94 kilometre uzunluğundaki fay sisteminin 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline dikkat çekildi.

Bursa'nın Deprem Geçmişi ve Geleceği Masaya Yatırıldı

Osmangazi Belediyesi ev sahipliğinde, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi ve Jeolojik Mirası Koruma Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Bursa Depremi Konuşuyor” panelinde, kentin deprem geçmişi ve gelecekte karşılaşabileceği riskler ele alındı. Panorama 1326 Fetih Müzesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte akademisyenler, Bursa'nın jeolojik yapısını, tarihî depremleri ve afetlere karşı alınması gereken önlemleri değerlendirdi.

Bursa'nın fethinin 700'üncü yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde, geçmişte yaşanan depremlerden elde edilen bilgilerin günümüz kent planlamasına nasıl katkı sağlayabileceği üzerinde duruldu. Program öncesinde gösterilen animasyon filmde ise 1855 yılında Bursa'da meydana gelen depremin yol açtığı yıkım görsel olarak aktarıldı.

Bursa Ovası'ndan Geçen 94 Kilometrelik Fay

Panelin öne çıkan sunumlarından birini gerçekleştiren Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, Bursa'da yaklaşık 94 kilometre uzunluğunda bir fay sistemi tespit ettiklerini belirtti. Seyitoğlu, Bursa Ovası'nı bir uçtan diğerine geçen bu fayın, 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığını ifade etti.

Seyitoğlu'nun değerlendirmesine göre, 1855 yılında meydana gelen iki büyük deprem sırasında söz konusu fayın yaklaşık yarısı kırılmış olabilir. Tarihî hasar kayıtları üzerinden yapılan incelemeler, Susurluk'tan Kestel'e uzanan bölümde kırılma yaşandığına işaret ediyor. Kestel'den Yenişehir Ovası'nın iç kesimlerine uzanan bölümün ise aynı dönemde kırılmamış olabileceği değerlendiriliyor.

Fayların yılda ne kadar hareket ettiğinin belirlenmesi, üzerlerinde biriken gerilimin hesaplanması açısından önem taşıyor. Seyitoğlu, Bursa'nın önemli bir avantajının, ova içerisindeki fayın konumunun büyük bir deprem yaşanmadan önce tespit edilmiş olması olduğunu vurguladı. Bu bilginin, riskleri azaltmaya yönelik önlemlerin planlanmasında kullanılması gerektiğini söyledi.

Tarihî Kayıtlar Deprem Araştırmalarına Işık Tutuyor

Panelde söz alan Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, tarihî kaynakların deprem araştırmalarındaki önemine dikkat çekti. Yıldız, 1900 öncesindeki depremlerin büyüklük ve etkilerinin belirlenmesinde kitabeler, tarihçilerin çalışmaları ve diğer yazılı belgelerden yararlanıldığını belirtti.

1900 sonrasındaki aletsel dönemde ise deprem büyüklüğü, derinliği ve etki alanı gibi veriler ölçümlerle daha ayrıntılı biçimde kaydedilebiliyor. Bu nedenle tarihî belgeler, geçmiş depremlerin nerelerde ve nasıl etkiler yarattığını anlamak açısından önemli bir kaynak oluşturuyor.

UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu da “Deprem, Mimarlık ve Bursa: Tarihî Bir Perspektif” başlıklı sunumunda, depremin kentin mimari ve tarihî gelişimiyle ilişkisini ele aldı. Dostoğlu, Bursa'nın birinci derece deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatarak yapıların ve insanların korunması için hazırlık çalışmalarının önemini vurguladı.

Bilimsel Veriler Kent Planlamasına Yön Vermeli

Ankara Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, insan yerleşimleri, doğal kaynaklar ve jeolojik miras arasındaki ilişkiyi değerlendirirken; Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Karahancı ise Gökmenzade'nin İşaretnüması adlı eserindeki kayıtlar üzerinden 1855 depremini inceledi.

Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Emre Tonaroğlu, Bursa'nın fethinin 700'üncü yılı programlarında bilimsel çalışmalara özel önem verdiklerini belirtti. Etkinliğin temel hedeflerinden birinin kentin geleceğine kalıcı katkı sunmak olduğunu ifade etti.

Panelde yapılan değerlendirmeler, Bursa'nın deprem riskinin tarihî kayıtlar ve güncel jeolojik araştırmalar birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Uzmanlar, fayların konumuna ilişkin bilimsel verilerin kent planlamasına yansıtılmasının ve yapı güvenliğine yönelik önlemlerin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Etiketler