AİHM Kararı İçin Kavala'nın Temsilcilerinden Açıklama
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Gezi Parkı davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala hakkında yürütülen yargılamanın adil olmadığına ve derhal serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Gezi Parkı davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala hakkında yürütülen yargılamanın adil olmadığını ve kendisinin derhal serbest bırakılması gerektiğini kararlaştırdı.
Kavala'nın Hukuki Temsilcilerinden Açıklama
Bugün verilen karar, AİHM'in Kavala'nın tutukluluk sürecine ilişkin 2019 ve 2022 yıllarındaki ihlal prosedürü kararlarının ardından üçüncü karar oldu. Kavala’nın hukuki temsilcileri Prof. Dr. Başak Çalı ve Prof. Dr. Philip Leach, AİHM Büyük Dairesi kararının AİHS’in 46. maddesi gereğince kesin ve nihai nitelikte olduğunu belirtti.
Temsilciler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca kararın bağlayıcılığına dikkat çekerek infazın gecikmeksizin uygulanması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala’nın adil olmayan bir yargılama sonucunda 2013 Mayıs-Haziran aylarında ülke çapında gerçekleşen Gezi Parkı protestoları bağlamında cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ve yaklaşık dokuz yıldır kesintisiz hapiste tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmettiği belirtildi.
Mahkeme, Kavala hakkında verilen mahkûmiyet kararının hükümsüz olduğunu ilan ederek mümkün olan en kısa sürede derhal serbest bırakılmasına karar verdi.
Bu karar, Osman Kavala’nın ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel haklarını kullanması nedeniyle neredeyse dokuz yıldır alıkonulmasına ilişkin AİHM tarafından verilen üçüncü karar niteliği taşıyor.
2019 yılında verilen ilk karar, Kavala’nın gözaltına alındıktan sonra tutuklanmasına ilişkindi. Mahkeme, tutuklanması için makul bir şüphe bulunmadığı sonucuna varmış ve bunun bir insan hakları savunucusu olarak susturulması amacı taşıdığını tespit ederek derhal serbest bırakılmasını talep etmişti.
2022 yılında AİHS’in 46. maddesi altındaki ihlal prosedürü sonucunda verilen ikinci karar, ilk kararın uygulanmaması ile ilgiliydi. Büyük Daire, Kavala’nın aynı olgulara dayanan farklı suçlamalar kapsamında tutukluluğunun devam ettirilmesinin ve makul şüphe standardını karşılamayan suçlamalarla mahkûm edilmesinin 2019 tarihli kararın iyi niyetle uygulanması yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna varmıştı.
Bugün verilen üçüncü karar, Kavala’nın 2019 yılından bu yana devam eden tutukluluğu ve 2022 yılında mahkûm edilerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ilişkindir. Mahkeme, hukuka aykırı şekilde alıkonulduğunu ve ceza yargılamasının adil yargılanma hakkının gereklerini yerine getirmediğini tespit etti.
Yargılama sürecindeki yetersizlikler ve ceza hukukunun öngörülemez uygulanması değerlendirilerek ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü dahil temel haklarının ciddi şekilde ihlal edildiği sonucuna varıldı. Mahkeme ayrıca, iç hukukta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının yeniden değerlendirilmesine imkân veren bir mekanizma bulunmadığı için Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.
Kavala’nın özgürlüğünden mahrum edilmesinin, ceza yargılamasının ve mahkûmiyet kararının bir insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade ettiği için kendisini cezalandırıp susturma niyeti taşıdığını tespit ederek 5, 6, 10 ve 11. maddelerle birlikte 18. maddenin de ihlalini tespit etti.
İhlallerin ağırlığını göz önünde bulunduran Mahkeme, başvurucunun salıverilmesi ve mahkûmiyetle ilgili tüm sonuçların ortadan kaldırılması gerektiğine hükmetti. Karar, yetkililerin Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede derhal serbest bırakılmasını sağlamak üzere gerekli tüm tedbirleri almasını şart koşuyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen karar, AİHS’in 46. maddesi uyarınca kesin ve nihai nitelik taşıyor. Kesinleşmiş kararlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca bağlayıcı niteliktedir ve bu adaletsizliğin sona ermesi için kararın gecikmeksizin uygulanması gerekmektedir.
