AB Komisyonu 2026 Türkiye Raporu’nu Açıkladı
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı.

Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos tarafından duyurulan raporda; Türkiye’nin kıta güvenliğindeki vazgeçilmez konumu, artan savunma sanayisi kabiliyeti, ekonomik direnci ve kritik hammadde tedarikindeki kilit rolü öne çıkarıldı. Buna karşın, demokratik standartlar, temel haklar, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı başlıklarındaki yapısal sorunlar nedeniyle üyelik müzakerelerinin durma noktasında kalmayı sürdürdüğü kaydedildi.
Marta Kos: "Türkiye İle Karşılıklı Çıkara Dayalı İlişki Stratejik Bir Zorunluluk"
Raporun sunumunda konuşan Marta Kos, Türkiye’nin üyelik hedefi ile Kopenhag kriterlerini karşılama düzeyi arasındaki makasın açıldığına dikkat çekti. Müzakerelerin 2018’den bu yana ilerlemediğini hatırlatan Kos, buna rağmen enerji, iklim, göç yönetimi ve bölgesel bağlantısallık alanlarında iş birliğinin derinleştiğini vurguladı:
"AB’nin, günümüz Avrupası’nın yeni gerçekliklerini yansıtan, karşılıklı fayda odaklı bir ilişki yürütmekte açık bir stratejik menfaati bulunuyor. Özellikle NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahip olması, Türkiye’yi vazgeçilmez bir ortak haline getiriyor. 210 milyar avroyu aşan ikili ticaret hacmi göz önüne alındığında, Avrupalı şirketlerin Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde doğrudan çıkarı var."
Kos ayrıca, Doğu Akdeniz ve Ege’de uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin önemine işaret ederek, Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlatılmasına verilen desteği yineledi.
Savunma Sanayisinde Dev Büyüme ve Avrupa Pazarına Açılım
Raporda, Türk savunma sanayisinin son yıllarda yakaladığı üretim ve ihracat ivmesine geniş yer ayrıldı. İnsansız hava ve deniz araçları, mühimmat sistemleri, zırhlı kara araçları ve elektronik harp teknolojilerindeki yerli kabiliyetlerin Türkiye'yi küresel bir tedarikçi konumuna getirdiği ifade edildi.
Türk savunma şirketlerinin yalnızca gelişmekte olan pazarlara değil, bilgi birikimi ve ortak üretim fırsatları doğrultusunda AB pazarına da yöneldiği; çeşitli Birlik üyeleriyle ortak fabrika ve mutabakat zaptı süreçlerinin yürütüldüğü kaydedildi. Türkiye’nin Bosna-Hersek’teki EUFOR Althea misyonuna AB dışından en çok asker sağlayan ülke olduğu ve Kosova’daki KFOR gücüne kritik destek sunduğu hatırlatıldı.
Avrupa Tedarik Zincirlerinin Güvencesi: Kritik Hammaddeler ve Sanayi
Ekonomik başlıklarda Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu ve dış şoklara karşı güçlü bir dayanıklılık sergilediği teyit edildi. İkili ticaret hacminin 218 milyar avro seviyesine ulaştığı belirtilirken, AB’nin doğrudan yabancı yatırımlardaki payının yüzde 66’ya, Türkiye’nin ihracatında AB payının ise yüzde 42,8’e yükseldiği paylaşıldı.
Raporda öne çıkan en kritik verilerden biri de hammadde tedariki oldu:
- Bor: AB ihtiyacının yüzde 99'u Türkiye tarafından karşılanıyor.
- Antimon: Yüzde 63 tedarik payı ile Türkiye lider konumda.
- Feldspat: AB pazarının yüzde 51'i Türkiye'den temin ediliyor.
- Nadir Toprak Elementleri: Eskişehir Beylikova’daki rezervin, Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşümündeki tedarik zinciri güvenliği açısından stratejik bir varlık olduğu kaydedildi.
Bununla birlikte, ekonomide maliye ve para politikalarındaki sıkılaşma adımlarına ve Merkez Bankası rezervlerindeki toparlanmaya karşın, enflasyonun yüksek seyrini koruması ve dış finansman ile ithal enerjiye olan bağımlılık temel kırılganlıklar arasında sıralandı. Tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarının ise piyasalarda sistemik bir sarsıntı yaratmadan kontrol altına alındığı bildirildi.
Dış Politikada "Stratejik Özerklik" ve Çok Kutuplu Denge
Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, Güney Kafkasya’dan Libya’ya kadar geniş bir coğrafyada diplomatik kolaylaştırıcı ve arabulucu rolünü sürdürdüğü ifade edildi. Türkiye'nin 2025'te Rusya ile Ukrayna arasındaki temaslara ev sahipliği yapması ve Karadeniz güvenliğindeki dengeli tutumu not edildi. Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması ve Gazze'de iki devletli çözüm arayışında AB ile benzer yaklaşımların paylaşıldığı; ancak Ankara'nın Hamas konusundaki tutumu ve KKTC'ye yönelik diplomatik adımlarının Brüksel ile ayrışan temel başlıklar olduğu belirtildi.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır açılışı hazırlıklarının ve normalleşme sürecinin memnuniyetle karşılandığı raporda, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığıyla Orta Asya ve Kafkasya'da artan etkinliğin Doğu-Batı enerji ve transit koridorlarını güçlendirdiği kaydedildi.