Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Son günlerde en çok konuşulan konuların başında yükselen gıda fiyatları geliyor. Hububattan yumurtaya, süt ürünlerinden tavuk etine kadar birçok üründe fiyat artışları meydana geliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamalarda maliyetleri düşürmek ve fırsatçılarla mücadele ederek en kısa zamanda enflasyonu kontrol altına alacaklarını, etiketlerdeki fahiş fiyat artışının önüne geçeceklerini belirtti. Ticaret Bakanlığı marketlerde ve perakende satış noktalarında yaptıkları denetimi arttırdı. Hükümet cephesinde yüksek fiyatlarla mücadele böyle ilerlerken, biz de fiyat yükselişinin nasıl önleneceğini, vatandaşın daha ucuz ürünlere nasıl ulaşabileceğini uzmanlara sorduk.
Takip et
Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Hürriyet’ten Burak Coşan’ın haberine göre, aşağı yukarı herkes imalat planlamasına dikkat çekerken, çiftçinin yani üreticinin maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirtiyor.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Türkiye’de havza bazlı imalat modelinin bir süredir devrede olduğunu fakat tam olarak uygulanamadığını ifade eden Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Mensubu ve Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Süleyman Soylu, “Her ilçeye ayrı bir havza tespit edildi. Ekilecek ürünlere destekleme verilecekti. Fakat bu tam olarak uygulanamadı. Bu sistem uygulanamayınca da çiftçi hangi üründen daha çok para kazanacağını düşünürse onu ekmeye başladı. Bu da plansızlığı beraberinde getirdi. Bir sene bir üründen çok oluyor ve fiyat düşüyor, öbür sene fiyat düşük olduğu için üretici bunu ekmiyor.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Bu Şekilde olunca da ürün ekilmediği için son tüketici daha pahalıya alışveriş yapıyor. Planlama baştan yapılmalı ve çiftçi ona göre desteklenmeli. Havza bazlı destek modeli var fakat Türkiye’nin her yerindeki çiftçilere aynı destek veriliyor. Örneğin Konya’da buğday eken çiftçiye daha çok destek verilse çiftçi buğday ekmeye devam eder. Böylece Türkiye çapında ürün deseni de yaratılır. Daha yılbaşında dengeli ve sürdürülebilir bir politika tespit edilmeli. Hangi ürüne ne kadar ihtiyaç olduğu önceden tepit edilip, imalat planlanırsa çiftçi ona göre imalat yapar ve para kazanır. Böylece tüketici de uygun fiyatlara gıdaya ulaşır” diyerek konuştu.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Imalat sektöründe maliyetlerin çok yükseldiğini ifade eden Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, “Meyve-sebze dayanıksız tüketim mallarıdır. Imalat olmadığı zaman fiyat yükselir, fazla olduğu zaman da fiyat düşer. Örneğin limon geçen ay 10 liraydı şuanda 4 lira. Popülist olmadan bakacaksak ilk olarak imalata odaklanmalıyız. Bu yüzden develetin imalat maliyetlerine odaklanması gerekiyor. Fakat planlı imalata geçersek bu iş çözülür. Örneğin mutfağın vazgeçilmezi domates, patates, salatalık, soğan gibi temel ürünlere devlet daha çok destek vermeli.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Bu ürünleri eken çiftçiler ürün çok da olsa az da olsa para kazanmalı. Yani üreticiye Maliyet ve emek garantili destek verilmeli. Öte Yandan gıda ürünlerinin tarladan sofraya kadar olan bütün yolculuğu kayıt altına alınmalı. Kim hangi üründen ne kadar aldı, kaça aldı gibi bütün bilgiler devletin elinde olmalı. Böylece Fahiş Fiyat artışı olursa da devlet anında tespitini yapabilir. Esas mühim konu ise büyük marketlerin direkt olarak üreticiden ürün alması. Bu kadar serbest olmamalılar. Çünkü piyasayı bu marketler ellerine almış oluyor. Çok yüksek kâr marjıyla satış yapmayabilirler ama sistem doğru değil. Onlar çok büyük mal alımı yapınca hallere giren ürün miktarı da azalıyor. Baştan kurgulanması gereken bir sisteme ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz da Türkiye’de ekilmeyen tarım alanlarına dikkat çekti. Kopuz: “Türkiye’de ekilmeye bir karış tarım toprağı kalmamalı. Yüksek enflasyonu düşürmek için imalat daha çok olmalı. Imalatı arttırmak için de çiftçi daha fazla desteklenmeli. Öte Yandan Türkiye’de milyonlarca göçmen var. Bu göçmenlerin çoğu devlete yük yaratıyor. Göçmenlerin de para kazanması ve ülkeye yararı olması için devletin elindeki ekilemeyen tarım alanları göçmenlere ektirilebilir. Devlet buradan elde edeceği ürünü iç piyasada değerlendirir. Kalan ürün de ihraç edilebilir. Tabi yerli çiftçi de unutulmamalı. Verilecek desteklerle üretmesi için teşvik edilmeli. Türkiye’nin üretmekten başka çaresi yok” ifadelerini kullandı.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, da çiftçilerin finansman maliyetlerine dikkat çekti. Çandır, şunları belirtti: “Son dönemde sürekli olarak konuşulan ve gündeme gelen fiyat artışlarının birincil sebebi girdi fiyat endeksi ile tarımsal üretici ve tüketici fiyat endeksleri arasındaki üretici aleyhine bulunan ciddi açıklıktır. Nitekim elektrik, mazot, tohum, gübre ve ilaç gibi girdi maliyetleri incelendiğinde geçtiğimiz seneye oranla bazı kalemlerde yüzde 100’ün üstünde zam görülmektedir. Öbür taraftan üreticinin tedarik ettiği girdilerin neredeyse hepsi vadelidir. Vade tarihi de genellikle hasat zamanına odaklıdır ve çok yüksek maliyetlidir. Fiyat artışlarının bir öbür sebebi de 2010 senesinde yapılan düzenleme sonrası yaş meyve sebze ticareti için hallerin mecburi alan olarak çıkarılmasından kaynaklanmaktadır. Bu düzenleme ile etkin piyasa işleyişi için iyi bir ortam olan hal sisteminin ticaretteki payı hızla azalmıştır. Bu vaziyet, sektörde özellikle maliyet fiyat ilişkisinin ve bilgisinin şeffaflıktan ve doğru kayıtlı olmaktan uzaklaşmasına dayanak yaratmıştır. Bunun kaçınılmaz neticesi olarak piyasa işleyişinin etkinliğinden uzaklaşılmıştır. Yaş meyve sebze piyasasının düzene girmesi ve fiyatların ucuzlaması için; hal kayıt sistemi, sektördeki bütün ticaret şekilleri için mecburi olmalı ve fiyat oluşumu bu sisteme entegre edilmelidir. Sektörün imalat yoğunluklu bölgelerinde kümelenmeye dayalı birer lojistik merkezi ve soğuk zincir kurulumu yapılmalı ve kooperatifler, birlikler ya da çok ortaklı firmalar tarafından işletmesi sağlanmalıdır. Girdi maliyetinin düşürülmesinin yolu Ziraat Bankası tarafından hasat sonuna kadar finansma-nının karşılanacağı bir girdi platformundan geçmektedir. Kamuya düşen görev ise piyasada aktör olmak yerine; yetkin bir düzenleme, izleme, denetleme ve iyileştirme (DİDİ) politikasını yaşama geçirmesidir.”

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Fiyat artışlarından üreticilerin yani çiftçilerin sorumlu olmadığını urgulayan Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş,“Problem üretici değil. Imalat maliyetleri yüksek. Tüketici bu yüzden ucuz ürüne ulaşamıyor. Öte Yandan yaş-meyve sebze dayanıklı ürünler değildir. Eğer soğuk zincir olmazsa tarladan markete kadar olan süreçte ürünün yüzde 30’u yok oluyor. Bu Şekilde olunca da çiftçide 1 TL, markette 5 TL vaziyeti ortaya çıkıyor. Her şey planlamaya bağlı. Üretici gübreden mazota, zirai ilaçtan elektriğe kadar bütün girdilerinde yüzde 50’den fazla artış var. Örneğin çiftçi vergisiz mazot alabilse bile fiyatlara çok büyük etkisi olur. Sektörü regüle edecek kurumlar çiftçiye daha fazla destek vermeli. Böylece hem çiftçi daha fazla kazanır hem de üretici daha ucuz ürüne ulaşır. Öte Yandan üreticiyi kırsalda tutacak teşvikler verilmeli. Üreticiler yaşlanıyor, çocukları büyükşehirlere göç ediyor. Gençlerin de imalata kazandırılmalı gerekiyor. Öte Yandan hal kanunu da bir an önce çıkarılmalı. Hal kanununyla sebze ve meyvelerin ticaretine ilişkin köklü dönüşümler yaşama geçirilmiş olacak. Fırsatçılığın önüne geçilecek. Hallerdeki ürün çeşitliliği arttırılmış olacak. Hallerin modernizasyonu yapılacak ve alt yapısı yenilenecek. Çiftçinin ürettiği ürün de değerinde satılacak” şeklinde konuştu.

Gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışını önlemek için uzmanlardan tavsiye!

Birçok üründe son 1 senelik dönemde yüzde 50’yi aşan fiyat artışları meydana geldi. Örneğin 1 kilogramlık beyaz peynirin fiyatı, yüzde 85 artarak 26 TL’den 48 TL’ye yükseldi. 5 litrelik ayçiçek yağının fiyatı ise 56 liradan 80 TL’ye kadar çıktı. Halde 2-3 lira olan domates ise marketlerde ve pazarda 7-8 TL’ye tüketiciye sunulmaya başladı. Benzer vaziyet soğan-patates gibi temel gıda maddelerinde de görüldü. Hal fiyatı 1-1.5 TL olan bu ürünler son tüketiciye 4 TL’ye satıldı. 1 tane yumurtanın fiyatı üreticide 50 kuruş seviyelerinden 80 kuruş seviyelerine yükseldi. Meydana Gelen bu yükseliş tüketiciye zam olarak yansıdı. Yumurtanın fiyatı bazı yerlerde 1.3 TL’ye kadar çıktı.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.