Erdoğan’dan Çanakkale Köprüsü hakkında yeni müjde!

ÇANAKKALE ziyareti esnasında Troya Müzesi’nde gerçekleştirilen Ezineli Yahya Çavuş Belgeseli’nin galasında gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale Köprüsü inşaatının planlanan tarihten iki ay önce biteceği müjdesini verdi.
Takip et
Erdoğan’dan Çanakkale Köprüsü hakkında yeni müjde!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale ziyareti esnasında Troya Müzesi’nde gerçekleştirilen Ezineli Yahya Çavuş Belgeseli’nin galasında gençlerle bir araya geldi ve onların sorularını cevapladı.

Hatice Mızrak adlı gencin 1915 Çanakkale Köprüsü’nün tamamlanmasıyla bölgenin nasıl bir değişime uğrayacağını düşündüğünü sorması üstüne Erdoğan, denizin dalgalı olduğu dönemlerde feribot seferlerinin durduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir yerde eğer işin kaderini değiştirecekseniz işte büyük oynamak budur. Bize önce sanki dalga geçmek suretiyle ‘bu hayal, bu yapılamaz’ demişlerdi ama bunların hayal dediklerini elhamdülillah biz gerçeğe dönüştürdük” ifadelerini kullandı.

“Lafla modernlik olmaz”

Köprünün, dünyada 1 numara olduğunu ve bunu övünerek söylediğini söyleyen Erdoğan, “Bu bizim hakkımız, niye? Birileri bunu yapmamışsa, biz yapmışsak bu hakkımızı, marifet iltifata tabidir, koruyacağız. Her şeyden öte burası Çanakkale, iki kıtayı birbirine bununla bağlıyorsunuz, zaman geliyor seferlerin durduğu bu yerde Çanakkale destanının yazıldığı gibi şuanda biz de 6 dakikada bir yakadan bir öbür yakaya geçmek suretiyle sanki zamanı durdurduk. Bunun isimi zamanı durdurmaktır. Bu aynı zamanda moderniteyi, modernizmi yakalamaktır. Öyle lafla modernlik olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yol medeniyettir” ifadesini her zaman kullandığını söyleyerek, “Medeni olmak işte bu eserlerle olur. Şuanda biz bunu, ana muhalefetin başındaki zat diyor ki ‘Peki nereden, neyi buldunuz da nasıl yaptınız’. Zaten yetenek burada, biz kaynak ürettik, yap-işlet-devret bir kaynaktır. Eğer siz kasanızdaki parayla bunu yapmaya kalksanız belki de yapamayacaksınız. Ama biz yap-işlet-devret usulüyle bu kaynağı ortaya koyduk ve ‘Arkadaş sen yapmak mı istiyorsun, buyur yap, kaynağı da bul’. Kaynağı da buldular, geldiler ve şuanda burası yapıldı ve belki de inşallah 18 Mart’a bile kalmadan daha önce buranın açılışını yapacağız” diyerek konuştu.

Köprünün son tabliyesinin de yerleştirildiğini anımsatan Erdoğan, “Biz şuanda açılıştan sonra burada bir başka süreci yaşayacağız. Nedir? Kınalı-Tekirdağ, bu otobanı da inşallah bununla beraber yapmayı planlıyoruz. Bugün bunun da görüşmelerini yaptık” şeklinde konuştu.

Tekirdağ’ın İzmir ile bağlantısını kuracaklarını belirten Erdoğan, “Gerek yolcu taşımacılığında gerek yük taşımacılığında, buralar bize büyük fırsatlar verecek. Onun için biz de diyoruz ki; bizim görevimiz bu millete efendi olmak değil, bu millete hizmetkar olmak, hizmetkar olmamızın gereğini inşallah bununla da yapmış oluyoruz” diyerek konuştu.

Yüklenici şirketin, “Bunu öne çekmemizde bir mani var mı?” dediğini aktaran Erdoğan, “Biz de dedik ki; gökten ne yağar ki yer kabul etmez, yeter ki öne çekin. Onlar bu işi öne çektikleri takdirde diyelim ki 2 ay daha öne çekmeleri bütün vatandaşımızın, halkımızın 2 ay önceden bu köprüden istifade etmesini sağlayacaktır. Biz de gelir o zaman toplu açılışını yaparız” dedi.

Erdoğan, Ceren Ercan adlı gencin, seçilme yaşı 18’e indirildiğinde muhalefetin “Gençlere ülke yönetimi mi teslim edilir” dediğini fakat şuanda gençlerden oy beklediğini ifade ederek, “Bu ikilemci siyaseti nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna “Ceren, öyle bir yere bu şekilde vurdun ki hani Müslüm Baba’nın biliyorsun ‘damardan girmek’ gibi bir özelliği vardı, Ceren sen de tam damardan girdin” karşılığını verdi.

Seçilme yaşının o dönem 30 olduğunu, bunu 18’e çektiklerini belirten Erdoğan, “Bu millet Fatihlerin torunları” şeklinde konuştu.

Erdoğan, seçilme yaşının önce 25 yapılmasını düşündüklerini anlatarak, “Sonrasında dedik ki dünyada bunun örnekleri de var seçme de seçilme de 18 olsun.” diyerek konuştu.

“Gençliği seven biziz”

Bu vaziyetin getirdiklerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “Bu gençliğinize güvenmeyi getiriyor, biz gençliğimize güveniyor muyuz? Güveniyoruz. O zaman tabii ki bunu 18’e indirelim. Şuanda Ceren’in söylediği çok çok mühim, yani daha önce iktidarlarında bu gençliği kalkıp da muhatap almayan, onlara bu şekilde bir olanağı vermeyen bu muhalefet, şuanda biz seçme seçilme yaşını 18’e çekince şuanda gençlik üstünde hesaplar yapmaya başladılar. ‘Biz gençliği şu şekilde seviyoruz, bu şekilde seviyoruz’ tamamı yalan. Gençliği seven biziz” şeklinde konuştu.

Göreve geldiklerinde üniversite için harç alındığını, burs ödemelerinin 45 lira olduğunu hatırlatan Erdoğan, burs ödemesini ilk etapta 300-400 lira seviyelerine çıkardıklarını, şuanda ise bu miktarın 600 liraya geldiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, lisansüstü öğrencilerin burs imkanlarını daha da artırdıklarını, doktorayı sanki asgari ücrete çıkardıklarını söyleyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bunları yapan biziz, bunları biz yaptığımız halde kalkıp hala utanmadan, sıkılmadan gençleri sevmekten, gençlere muhabbetten bahsediyorlar. Yok ya gençliğin sevdalısı biziz çünkü bu gençlik bu milletin geleceğidir, bu gençlik bu milletin medarıiftiharıdır. Bunları biz sağa sola, affedersiniz ahlaksız bir yapıya kaptıramayız. Onun için yatırımlarımızı gençlik üstünde yapıyoruz. Şuanda ne diyorlar? ‘X kuşağı, Z kuşağı, Y kuşağı’ tüm bunlara karşı tamamı güzel de biz de şuanda ne diyoruz? Biz de Teknofest kuşağı… Ve gerçekten akıl, zeka, tüm bunlarla birlikte artık uzaya oynayan bir gençlik, uzaya yatırım yapan bir gençlik yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz. Bu konuda Teknofest kuşağı Türkiye’de çok ciddi rağbet görmeye başladı ve onlarla da iftihar ediyoruz, yatırımlarımızı onun üstüne yapıyoruz.”

Salih Gedikoğlu adlı gencin sporcu geçmişini hatırlatarak, “Geçmişe dönme şansınız olsaydı, tekrar bir tercih yapma şansınız olsaydı futbolu mu yoksa zorlu siyaseti mi tercih ederdiniz?” biçimindeki sorusu üstüne ise Erdoğan, “Artık siyasette malum ciddi bir mesafe aldık, çünkü hizmete aşık olduğumuza göre, hizmette aldığımız mesafe var” karşılığını verdi.

Futbolun yanında şuanda baskette de mesafe aldığını ifade eden Erdoğan, “Mehmet kardeşimle birlikte karşılıklı oynuyoruz ama Mehmet kardeşlerimi şu ana kadar hep yendik. Daha henüz bizi yenemediler. Fena değilim değil mi yani orada da? Şu anda ömrümüzü geri dönmek vesaire bu hesabı yapmadan millete hizmet yolunda, millet bize ne kadar görev verirse bu görevde inşallah milletimin hizmetkarıyım ve bu hizmette de tüm tecrübemi, deneyimimi, arkadaşlarımızla kardeşlerimizle birlikte bu millet uğrunda yorulacağız, yorulmaya zorunluyuz” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, dünyadaki liderler içerisinde en kıdemli liderin kendisi olduğunu belirterek şu şekilde devam etti:

“Tabii bunu ‘ben’ diyerek söylemek istemiyorum, yalnızca dünyadaki öbür liderlere göre konumumuzu ifade edeyim ki milletim kimin kim olduğunu bilmesi bakımından bu mühim. Milletim bu görevi bize verdiği için, bu şekilde bir kıdemi bize yakıştırdığı için şu ana kadar hamdolsun belediye başkanlığı yıllarından itibaren gerek başbakanlık senelerim gerek cumhurbaşkanlığı senelerim olmak üzere hamdolsun milletimize hizmette gerek ulusal, gerek uluslararası platformda milletim bize bu şekilde bir görevi yükledi ve kıdem noktasında da iyi bir konuma taşıdı. Bundan sonraki süreçte de milletim bu görevi bize verirse gene milletimize hizmetkarlığa devam ederiz, yapacağımız çok iş var. İşte 18 Mart Köprüsü gibi abide eserleri inşallah yapmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yola çıkarken, “Dört temel unsur üstünde Türkiye’yi ayağa kaldıracağız” dediklerini, bunların eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olduğunu hatırlatarak, “Bunun üstünde ne var? Bunun üstünde tarım var, bunun üstünde ulaşım var, bunun üstünde dış politika var, bunun üstünde enerji var vesaire. Biz bunlarla beraber yürüdük mü? Yürüdük” şeklinde konuştu.

Kendilerinin ders çalışacak kitap bulamadıklarını belirten Erdoğan, “Bay Kemal bunu iyi bilir esasında” ifadesini kullandı.

Teksir makinalarıyla çoğaltılan notlarla çalıştıklarını hatırlatan Erdoğan, “Biz teksir kağıtlarıyla bir eğitim öğretim gördük ama biz bu nesle teksir kağıtlarıyla değil kuşe kitaplarla eğitim öğretimi vereceğiz dedik” diyerek konuştu.

Erdoğan, Türkiye’de okul kitabını almak için kırtasiyeye giden öğrencilerin 1 hafta bekletildiği günlerin meydana geldiğini, şuanda bu şekilde bir şeyin olmadığını, öğrencilerin artık kitaplarını sıralarının üstünde bulduğunu belirtti.

Sınıflara akıllı tahtaları, bilişim teknolojisini getirdiklerini, öğrencilere tablet, bilgisayar dağıtır hale geldiklerini söyleyen Erdoğan, bunun eğitim öğretimde bir devrim olduğunu vurguladı.

Kendi dönemlerinde 75 kişi ve üstünde sınıflar olduğunu hatırlatan Erdoğan, şuanda sınıfların 30’un altında olduğunu, bunun kaliteyi de yükselttiğini ifade etti.

Okulların sayısını daha da artırdıklarını dile getiren Erdoğan, göreve geldiklerinde 76 olan üniversite sayısını 207’ye çıkardıklarını, üniversitenin bulunmadığı ilin olmadığını kaydetti.

Muhalefetin, “Bu kadar üniversiteye ne gerek var?” dediğini aktaran Erdoğan, şu şekilde konuştu:

“Bu kadar üniversiteye gerek olmazsa benim Hakkari’deki kardeşim evladını nasıl üniversiteye gönderecek? Kaldı ki üniversiteye girme şansı evladının olacak mı? Bizim dönemimizde 10’da 1’di. Yani 10 kişiden 1 kişinin üniversiteye girme şansı vardı. Ama şuanda neredeyse 10’da 10 üniversiteye girme şansını yakaladıkları gibi bir de Hakkari’deki yavrumuz Hakkari’de, Şırnak’taki Şırnak’ta okuma şansına sahip. Ankara’ya, İstanbul’a gelecek, gelebilir. Buralarda da şansı var. Oralardan şuanda birinci çıkıyor. Bakıyorsunuz senenin birincisi Şırnak’tan, Hakkari’den çıkmış. Bu nedir? Bu artık niteliğin arttığını gösteriyor. Bu da bizim gururumuz oluyor.”

Sağlık alanında atılan adımlara değinen Erdoğan, “Sizin yaşınızda ben, diyelim ki evde hastamız var, babam Emekli Sandığı mensubuydu, deniz yollarında kaptandı. Rahatsızlık var, onun sıra numarası için Kasımpaşa’dan Tophane’ye gider deniz hastanesinden numarasını alırdım. Bu devirleri biz artık geride bıraktık. Şuanda bu şekilde bir şey hamdolsun yok. Öyle git kuyruklarda bekle, ondan sonra gel babanı evden al, bunlar yok artık” şeklinde konuştu.

Şuanda devasa hastanelerin olduğunu anlatan Erdoğan, “Şehir hastaneleri yapıyoruz. Ana muhalefetin başındaki Bay Kemal diyor ki ‘Bunlara ne gerek var?’ Şu anda hastanemizin olmadığı il yok. Neredeyse hastanemizin olmadığı ilçeler yok. Artık evinden çık, ilçedeki hastaneye gidebiliyorsun. Orada eğer sıkıntı varsa hemen merkeze gidebiliyorsun. Bu vaziyete geldik” diyerek konuştu.

“Büyük devlet olmanın eseri”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda tek eksiğin, doktorlardaki, hemşirelerdeki, sağlık memurlarındaki sayıyı daha da artırmak olduğunu ifade ederek Türkiye’nin geçmiş dönemlere göre bu konuda da mukayese edilemeyecek kadar ileride olduğunu belirtti.

Hassasiyet gösterdikleri konulardan birinin de adalet olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Adalet sarayları diyerek bir şey yoktu. Merdiven altlarında yargı adalet dağıtırdı. Bunların tamamını geride bıraktık. Şuanda adalet saraylarını yalnızca il merkezlerinde değil, ilçelere kadar yaygınlaştırdık ki adalet çok daha rahat bir biçimde dağıtılabilsin. Ne diyor muhalefet? ‘Bu Şekilde güzel saraylar yapmakla bu iş olmaz’ diyor. Hakim, savcı tamamı aynı odanın içerisinde bu işleri yaparken mi daha sağlıklı adalet dağıtılabilirdi, yoksa tamamının rahatlıkla kendi odalarında sanık vesaire geldiği zaman onları dinleyerek mi bu daha rahat olabilirdi? İşte biz bunu da başardık. Şuanda Türkiye’nin her ilinde adalet saraylarımız var ve bu adalet saraylarımızda şu anda yargı çok farklı işliyor. Göreve geldiğimizde, hemen Başbakanlığımızın karşısında Yargıtay vardı, çok sıkıntılı çalışıyorlardı. Danıştay, aynı biçimde çok sıkıntılı çalışıyordu. Danıştayı sağlıklı çalışabileceği bir binaya biz kavuşturduk. Anayasa Mahkemesinin sağlıklı çalışabileceği bir binası yoktu. Anayasa Mahkemesini sağlıklı çalışabileceği modern bir binaya biz kavuşturduk. Yargıtayın sağlıklı çalışabileceği bir binası yoktu. Şu anda Yargıtaya ve Yargıtay Başsavcılığına öyle muhteşem bir külliye yaptık ki bu da bize nasip oldu. Ancak, niye bunları yaptık diyerek biz bir de suçlanıyoruz. Büyük devlet olmanın, büyük ülke olmanın işte bunlar en mühim eserleridir.”

“Daha da ileri gidecekler”

İstihbarat örgütünün dünyada en mühim örgüt olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim Milli İstihbarat Teşkilatımızın örgütü bir mahalle arasındaydı. Ama şu anda biz, MİT’i öyle bir külliyeye kavuşturduk ki şu anda dünya geliyor, görüyor, gördüğü zaman da takdir ediyor. Ve tabii tüm donanımını da orada, her şeyiyle, tüm elektronik tesisatlarından tutunuz, çok kuvvetli bir istihbarat teşkilatına sahibiz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Şuanda çok akıllılar çıkıyor, diyorlar ki ‘Başınıza dert aldınız.’ Niye ‘Bu kadar elektronik cihazlar, şunlar bunlarla…’ Biz, bugün varız, görevimizi yaptık, eğer millet, bize ‘Artık sen bu kadar yaptın, hayırlı olsun’ diyorsa, eyvallah. Bizden sonra gelenler eğer burayı yıkacaklarsa yıksınlar, çalıştırmayacaklarsa çalıştırmasınlar. Pentagon ne ise benim ülkemin Milli İstihbaratı, Pentagon’dan daha ileri olması gerekir. Çünkü bizim hayırda yarışmamız gerekir. Pentagon’dan daha kuvvetli olmamız gerekir. Şuanda milli savunma sisteminde düşünün… Göreve geldiğimizde terörle mücadele edeceğiz, ilk Amerika seyahatimde o zaman Bush, kendisiyle konuştum, bize insansız hava aracı vermiyorlardı. Condoleezza Rice’ı çağırdı, şeklinde konuştu ki ‘Niye vermiyorsunuz? Ne kadar zamanda veriyorsunuz? Ne kadar süre için veriyorsunuz?’ İşte ‘2-3-4 gün’ falan. Yok dedim, bu şekilde bir şey bize bugüne kadar uygulanmadı. Ondan sonra talimat verdi sağ olsun ve “Bize hiç gecikmeyecek, en az 2 günlüğüne, 48 saatliğine Türkiye’ye’ları vereceksiniz’ dediler. Ve o andan itibaren bu şekilde bir süreç başladı. Ama Allah rahmet etsin BAYKAR bu işi kendisi için görev telakki etti ve süratle ilk etapta’yı yaptılar, arkasından da SİHA’yı yaptılar ve şuanda de Akıncı’yı yaptılar ve devamlı yükseliyor. Keyfiyet itibarıyla yükseliyor. Daha da ileri gidecekler inşallah.”

Bunun Türkiye’ye sınıf atlattığının altını çize Erdoğan, “Tüm bunlarla birlikte bir de zırhlı taşıyıcılarda vesaire Türkiye ciddi bir konuma geldi. Bu bir şeyi gösteriyor, Türkiye savunma sanayinde yüzde 20 yerliyken, şuanda yüzde 80’e çıktı. Bu ne demektir? Biz kendi kendimize yeter hale geliyoruz” diyerek konuştu.

Erdoğan, ABD’nin Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 Hava Savunma Sistemi’ni iade etmesini istediğini söyleyerek “Kendilerine biz şunu söyledik, biz niye geri iade edelim? Siz, bize verdiniz de biz almadık mı? Hem vermeyeceksin… Biz de başımızın çaresine bakacağız. Ruslardan bu şekilde bir teklif bize geldi, oradan aldık. Siz veriyor musunuz? Vermediler” ifadelerini kullandı.

F-35 meselesinde de aynı yanlışın yapıldığını vurgulayan Erdoğan, “Biz, F-35’lerde 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık ama F-35’ler bize verilmedi. Şuanda yeni yeni bazı teklifler geliyor, bakalım ne olacak, ne derece doğru, sağlıklı bilmiyoruz. Ama bunlar bizi en sonunda ev sahibi yapacaklar. İnşallah onları da üreteceğiz” diyerek konuştu.

Erdoğan, Türkiye’nin enerji konusunda da iyi bir noktada bulunduğunu söyleyerek sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Artık sismik araştırma gemilerimizi bizzat satın aldık. Sondaj gemilerimizi aldık. Bunlar bizde yoktu. Kiralama sistemiyle gidiyorduk. Gerek Berat Bey döneminde gerekse Fatih Bey döneminde 5 adet böyle gemiye sahip olduk. Şuanda Karadeniz’de, Akdeniz’de bu sismik incelemelerde olumlu sinyaller geliyor. Doğal gazımızı biz üretmeye başladığımız anda hava değişecek ve vatandaşımız da bunun bereketinden istifade edecek. Aynı biçimde tarımda çok ciddi yatırımların peşindeyiz. Barajlarda iyi bir noktaya doğru geliyoruz. Baraj noktasında en son geçen hafta Mardin, Siirt, Batman bu bölgenin ortak kullanımında olan Ilısu Barajı’nın açılışını yaptık. Bu barajın özelliği neydi? Bir kez burada bir tarih vardı. Tüm bu tarihi eserleri kurtardık. Mesela bir küçük saray orada var. Bu küçük sarayı 6 metre yükselterek, barajın altında, sular altında kalmaktan kurtardık. Kervansaraylar, camiler, tüm tamamı orada. Köprüler… Tüm bunların tamamını kurtardığımız gibi şuanda buradaki Ilısu Barajı’ndan hem sulama imkanlarını yakalayacağız hem sulamanın yanında kullanma suyunu da oradan elde etmiş olacağız.”

Erdoğan, barajların ülke için önemine işaret ederek, “Türkiye olarak barajlardan başka çıkış yolumuz yok. Çünkü biz, bol suya sahip olan bir ülkede değiliz. Ama tüm bunlara karşın barajlarda attığımız adımlarla her geçen gün daha iyiye gidiyoruz. Açık kanalet sistemiyle değil, inşallah kapalı sisteme de geçmek suretiyle sulamada farklı bir yere doğru ülkemizi taşıyacağız” diyerek konuştu.

“Kemal amca, gençlerin ne dediğini duydun mu”

“Yakın dönemde CHP, Türkiye’nin dört bir yanına ‘Sınır Namustur’ pankartları asmıştı ve bunun propagandasını yapmıştı. Fakat tezkereye ‘hayır’ oyu kullandılar. ‘Evet oyu kullananları, Cumhuriyet’enet ve hainlikle’ itham ettiler. İttifak ortakları da ‘evet’ oyu kullandı. CHP, ittifak ortağı olan İYİ Partiyi hainlikle, Cumhuriyet’enetle mi itham etmekte, yoksa İYİ Parti bir seçim stratejisi olarak samimiyetsiz bir evet tezkeresi içine mi girdi?” sorusu üstüne Erdoğan, “Gençlik ne düşünüyor? Bay Kemal diyor ki ‘Gençler bizimle birlikte, amcanız size ne derse amcanızın dediğini yapın’ diyor” cevabını verdi.

Bu esnada bir gencin, “Gençler seninle Cumhurbaşkanım” demesi üstüne Erdoğan, “Kemal amca, gençlerin ne dediğini duydun mu? Bak, gençlik ne düşünüyor. Ama Bay Kemal, ‘Cumhuriyet’enettir’ diyor. Bu ne safdilliktir. Ve kendi ittifakları içinde de birbirlerine giriyorlar. Çok açık, net, birisi ‘evet’, birisi ‘hayır’ diyor. Birisi de çıkıyor, geçmişten kalan tekerlemesini yapıyor. Kim o? Terörist başı. ‘Hayırda hayır vardır’ diyor. Bunlar birbirlerine girmişler” karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Sınırlardaki korumayı biz Bay Kemal’e sorarak yapmayız. Bay Kemal, şunu bir kez bilecek, biz Cudi’de teröristleri gömdük, biz Gabar’da teröristleri gömdük, biz Tendürek’te teröristleri gömdük, biz Bestler Dereler’de teröristleri gömdük. Sınırın içinde gömdük, sınırın dışında gömdük. Utanmadan diyor ki daha da ileri gidiyor ‘Kandil’i yerle yeksan edecekmiş.’ Bu Şekilde bir kafa Kandil’i yerle yeksan edebilir mi? Kandil’i yerle yeksan eden biziz. Ve mağaraların içine giren biziz. Hamdolsun, şu an itibarıyla sınır içinde, sınır dışında her yerde biz varız. Gerek Irak kuzeyinde gerek Suriye sınırlarımıza yakın bölgelerde lüzumlu olan mücadeleyi en üst düzeyde veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Çünkü biz Çanakkale ruhunu yaşayan ve yaşatanız, farkımız bu. Biz ilhamımızı buradan alıyoruz. O ise ilhamını Batı’dan alıyor. Kim o Batı’dakiler? Hani bizi şikayet ediyorlar ya, onlardan alıyor. Bay Kemal, biz ‘Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan’ diye bu yola çıktık. Ve gene biz ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı, cananı, tüm varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’ diye bu yolda yürüyoruz.”

“Çünkü dert başka”

Erdoğan, bu toplantıyı Çanakkale’de yapmalarının önemine işaret ederek “Çanakkale’de ‘Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor Peygamber…’ Şuanda biz, bu şekilde yürüyoruz. Ama Bay Kemal maalesef oylamada ne yazık ki ‘hayır’ diyor. Çünkü dert başka. Ama bizim derdimiz bambaşka” şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı olarak teröristlere bulundukları yerleri mezar ettiklerini, Cudi’de, Bestler Dereler’de, Gabar’da nasıl bunu yaptılarsa yapmaya devam edeceklerini vurgulayarak “Gerek’larımızla gerek SİHA’larımızla gerek Akıncılarımızla inşallah buna devam ediyoruz, devam edeceğiz. Şu şu şekilde demiş, bu bu şekilde demiş hiç bizi enterese etmiyor. Çünkü biz, şairin dediği gibi, ‘Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol, yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol’ diye bu yola çıktık.”

“2023 TEKNOFEST Çanakkale’de olabilir mi?” sorusuna Erdoğan, “Şu anda TEKNOFEST’in yol haritasını, planlamasını daha fazla BAYKAR yapıyor. Şu an itibarıyla da önümüzdeki 2022 olsun, 2023 olsun bir tanesinin gene İstanbul olduğunu biliyorum. Bir diğerinin Samsun olduğunu biliyorum. Yani Karadeniz, onları planladılar. Bir diğerinin de Azerbaycan’da olacağını biliyorum. İnşallah ondan sonraki sıraya Çanakkale girer mi girmez mi ona artık BAYKAR yönetimi, Selçuk Bayraktar Bey, daha fazla o işleri organize ediyor. Zaten şuanda dinlemiştir sizin talebinizi. Hayırlısı olsun bakalım” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı program, Çanakkale Türküsü’nün seslendirilmesiyle son buldu.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.