Erdoğan, müsilaj sorunu için akademisyenleri topladı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmara Denizi’nde görülen müsilaj (deniz salyası) meselesinin çözümü için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yaratılan akademik heyetin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya başkanlık etti.
Takip et
Erdoğan, müsilaj sorunu için akademisyenleri topladı!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantıda, denizlerdeki müsilaj probleminin çözümüne yönelik bilimsel taktikler masaya yatırıldı. Toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, YÖK Başkanı Yekta Saraç başkanlığındaki uzman akademik heyetin müsilaj konusundaki bilimsel incelemelerini ve çözüm önerilerini tek tek dinledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, Hükümet olarak son günlerde Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj problemini ilk andan itibaren yakın takibe aldıklarını söyleyerek, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını, TÜBİTAK’ı ve öbür alakalı kurumları hemen harekete geçirdiklerini ifade etti.

Denizdeki gelişmeler mercek altına alınırken, karada da bütün atık su ve katı atık tesislerinde denetimlere hız verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gene birkaç gün önce bilim insanlarımızın, kurum temsilcilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve belediye yetkililerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir istişare toplantısı Kocaeli’nde düzenlendi. Marmara Denizi Koruma Eylem Planımızı da milletimizle paylaştık. Deniz temizliğine ilişkin genelgemizi de Marmara’daki illerimize gönderdik. Salı günü itibariyle birçok farklı bölgede karadan ve denizden temizlik çalışmalarına başlandı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu öncülüğünde yapılacak katkıların da problemin çözümü konusunda büyük bir önem taşıdığına inandığını ifade ederek, müsilaj meselesini ve denizlerdeki kirliliği ortadan kaldırmak için bilimin ve bilim insanlarının tavsiyelerinin kendilerine yol gösterici olacağını kaydetti.

Toplantıda, müsilaj problemi ve çözümü üstüne uzman akademik heyet tarafından yaratılan bilimsel değerlendirme raporu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu.

YÖK tarafından alanında uzman bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen ve müsilaj probleminin çözümüne yönelik akademik çalışmaların değerlendirildiği toplantının netice bildirgesi de yayımlandı.

NETICE BİLDİRGESİNDE KİRLİLİĞE YOL AÇAN NEDENLER YER ALDI

YÖK tarafından yaratılan akademik heyetin düzenlediği toplantının netice bildirgesinde, insan kaynaklı tehditlerin yoğunluğunun ve dağılımının şu anda insanlık tarihinde görülmemiş seviyelere ulaştığı vurgulanarak, Marmara Denizi’nde son senelerde gerek insan kaynaklı gerek doğal birtakım baskıların olduğu söylendi. Bu baskılara ise artan sıcaklık, oksijen azalması, okyanus asitlenmesi, karasal girdiler, aşırı avlanma, kirlilik, istilacı türler ve gemicilik faaliyetlerinin neden olduğu vurgulandı. Özellikle, yüksek deniz suyu sıcaklığı, rüzgarsız ve sakin hava şartlarında ve yüksek karasal girdiler müsilaj yapıyı görme ihtimalini arttırdığı söylenen netice bildirgesinde “Marmara Denizi’nin bir iç deniz olması, dar geçitli boğazlar ile öbür denizlerle bağlantısının kısıtlı olması, bölgedeki artan nüfus yoğunluğu, yeterli düzeyde arıtılmayan ve deşarjları kısmen kontrolsüz yürütülen evsel ve endüstriyel atıklara maruz kalması, deniz tarama ve boşaltma faaliyetleri ile kıyı dolgu alanlarına bağlı habitat kaybı, aşırı ve kontrolsüz avcılık ve iklim değişikliğine bağlı deniz suyu sıcaklıklarının artması gibi sebeplerle bu tek hücreli canlılar kendileri için değişen ortam şartlarına tepki göstermeye başlamış, normalden fazla yahut hızlı biçimde hücre içi organik yapıdaki sıvılarını boşaltma yoluna gitmişlerdir” dendi.

‘ATIK SU BOŞALTIMLARI MARMARA’NIN KİRLETİCİ YÜKÜNÜ ARTTIRMAKTA’

Müsilajın, deniz dibine inerek orada yaşayan canlıların hayatını sınırlandırdığı belirtilen bildirgede, “Marmara Denizi gibi yarı kapalı denizlerde devamlı olarak yapılan atık su boşaltımları kirletici yükünü arttırmakta ve bu vaziyet aşırı imalata sebep olabilmektedir. Özellikle azot ve fosforca zengin besin elementi girdisi, durgun hava koşulları ve sıcaklık artışıyla beraber tek hücreli canlıların sayısını ve müsilaja yol açan hücre içi salgısını aşırı arttırmaktadır. Çeşitli kirleticilerle zengin müsilaj, deniz dibine inerek bentik fauna ve floranın yapısını bozmakta ve orada yaşayan canlıların hayatını sınırlandırmaktadır. Oluşan müsilajlı kitle içerisinde ağır metallerin de birikebilme oranı oldukça yüksektir. Öte Yandan Marmara Denizi alt sularının oksijence oldukça yoksul olduğu düşünüldüğünde, organik maddece çok zengin bu malzemenin bakteriyel tüketim ile oksijenin daha da azalmasına neden olacağı bilinmektedir. Türkiye nüfusunun mühim bir bölümünün Marmara Denizi’nin etrafındaki büyük illerde yaşaması, endüstriyel faaliyetlerin mühim bir bölümünün bu bölgede bulunması, Karadeniz ülkelerinin deniz taşımacılığında Marmara Denizini kullanması, az da olsa turizm maksatlı kullanılması Marmara Denizinin sosyo-ekonomik önemini de arttırmaktadır. Çanakkale ve İstanbul Boğazları ile beraber Türk Boğazlar Sistemi’ni (TBS) yaratan Marmara Denizi’nde özellikle son senelerde artan deniz trafiği ve İstanbul Boğazı üstünden gelen Karadeniz kökenli kirleticiler bu baskıyı daha da arttırmaktadır” açıklaması yapıldı.

Bildirgenin devamında, son 10 senede Marmara Denizi’nin su sıcaklığının arttığı belirtilerek, “Öbür yandan, küresel ısınmanın etkisiyle özellikle son 10 senede Marmara Denizi yüzey ve alt tabaka sularının sıcaklığı daha hızlı artmaktadır. Deniz canlılarının stres neticesi yarattıkları müsilaj gibi aşırı doğa olaylarının küresel ısınma ile 1950’li senelerden itibaren öbür denizlerde olduğu gibi Marmara Denizinde de giderek artan sıklıkla oluştuğu gözlenmektedir. Bu problemlerin doğru anlaşılabilmesi için birçok farklı disiplinde uzman bilim insanının gerek gözlem gerekse öngörü yeteneği olan modellerle bu problemlere yaklaşması gerekmektedir. Müsilaj gibi öngörülmesi zor sorunlar üstüne denizlerin oşinografisi (fizik, kimya, ekolojik dinamikler) doğru anlaşılmadan çözüm önerisi sunmak/geliştirmek mümkün değildir. Örneğin Marmara denizinde uzun süredir insan kaynaklı karasal girdilerden (besin tuzları, ağır metaller) ve iklim nedeni ile denizde sıcaklık artışı ve akıntı sistemlerinde değişimlerden dolayı oksijen azalması artarak sürmekte ve bununla beraber biyoçeşitlilik kaybı da deniz ekosistemini savunmasız bırakmaktadır ve müsilaj, zararlı alg artışı, deniz anası istilası, toplu balık ölümleri gibi olayların meydana gelmesi aslında kaçınılmaz olmuştur” dendi.

‘MARMARA DENİZİ, DIŞ ETKENLERE KARŞI KORUMASIZ HALE GELMİŞTİR’

Marmara Denizi’nin ekolojik dayanıklılığını yitirdiği aktarılan bildirgede “Marmara Denizi’nde yapılacak faaliyetlerin hepsinin planlanmasında deniz ekosisteminin sağlıklı olması birinci planda tutularak tüm paydaşların faydasına olması gözetilmelidir. Marmara Denizi ekolojisi dayanıklılığını yitirmiştir ve dış etkenlere karşı korumasız bir hale gelmiştir. Müsilajın ötesinde Marmara Denizi’nde şu anda zararlı alg, deniz anası aşırı artışları, hidrogen sülfür oluşumu gibi riskler de bulunmaktadır. Dolayısıyla Marmara Denizi’nin sağlığına yönelik bütüncül yaklaşımlara benimsenmelidir” ifadelerine yer verildi.

ACİL YAPILMASI GEREKENLER

Bildirgede, Marmara Denizi’nde oluşan müsilajı temizlemek için acil olarak; Marmara Denizi’nin bütün çevresinin belli bir plan dahilinde ‘koruma bölgesi’ olarak ilan edilmesi gerektiği, Balıkçılık sektörünün yaşadığı güçlüklerin ivedilikle takip edilmesi, Boğazda yaşanabilecek kazalara karşı eylem planlarının yaratılması, gemilerin dümen kilitlenmesi, pervane kırılması gibi problemler uluslararası gemicilik ticaretini etkileyebileceği, atık suların arıtıldıktan sonra denize geri verilmemesi ve sulamada kullanılmasının sağlanması, karasal kökenli girdilerin, ileri biyolojik arıtımdan geçirildikten sonra derin deşarj yapılması, müsilajın zamansal ve mekânsal dağılımının tespit edilerek, Marmara kıyılarındaki hareketli platformlarla reaktif oksijen dozlamasının araştırılması, mevcut arıtma tesislerinin ileri arıtım teknolojileri ile entegrasyonu sağlanması ve konu hakkında bir ‘İzleme Komitesi’nin kurulması gerektiği ifade edildi.

Bildirgenin devamında ise alınacak öbür önlemler şu şekilde sıralandı:

– 100/2000 YÖK Doktora Programlarında Denizcilik ve Su Çalışmaları alanlarının bursiyer sayıları arttırılmalıdır.

– Bu alanlar, proje çağrılarında öncelikli kapsamına alınmalıdır.

– Incelemelerin daha geniş olarak fonlanması temin edilmelidir.

– Marmara Denizi’ne özel çalıştaylar düzenlenmeli, akademisyen ve öğrencilerin düzenli bir araya gelmesine olanak verilmelidir.

– Incelemelerde kullanılan gemilerin oldukça eski oluşu nedeniyle, Deniz Incelemeleri hakkında gemi ve alt yapıları desteklenmelidir.

– Deniz Bilim yüksek lisans ve doktora eğitimi, farkındalık/topluma hizmet çalışmaları ve uluslarasılaşmayı da içeren bütünleşik bir Deniz Bilim Yükseköğretim Stratejisi ile Türkiye denizlerinin sağlıklı, dayanıklı ve mavi ekonomik kalkınmayı da destekleyici bir işlevi olması sağlanmalıdır.

– Hem sağlıklı bir Marmara’ya ulaşmak için yeni nesil akademisyenleri yetiştirmek, hem de mavi ekonomiye geçişi desteklemek için gereken profesyonel insan ihtiyacı, yüksek lisans, doktora post-doktora eğitimini destekleyici politikaların geliştirilmesi, ulusal ve uluslararası değişim programlarının öğrenci ve akademisyenlikte desteklenmesi yoluyla karşılanmalıdır.

– Küresel ısınmanın önümüzdeki senelerde daha çok olacağı göz önüne alınarak model, tahminler ve senaryolara göre öbür tüm faaliyetler ile ilgili tedbirler özel önlemler alınmalıdır.

– Denizlerimizin korunması konusunda okullarda farkındalık çalışmaları ve vatandaşı bilgilendirme çalışmalarını yapan üniversitelerimizin sayıları arttırılmalıdır.

– Marmara’ya komşu belediyeler daha çok sorumluluk üstlenmeli, özellikle arıtma ve atık konusunda yeni düzenlemeleri ve denetlemeleri devreye sokmalıdır.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.