Enes Kara kimdir, kaç yaşındaydı? Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara neden intihar etti?

Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Enes Kara (20), kaldığı cemaat yurdunda yaşadığı baskılardan ve yaşadığı gelecek kaygısından dolayı intihar etti. Enes Kara kimdir? Enes Kara'nın paylaştığı son sözler neler, videoda neler açıkladı? Ayrıntılar haberimizde.
Takip et
Enes Kara kimdir, kaç yaşındaydı? Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara neden intihar etti?
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Elazığ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara, iddiaya göre kaldığı Cemaat yurdunda yaşamına son verdi.

Kara’nın olay öncesi çektiği bir video sosyal medyadan yayılırken, Aykırı’dan Batuhan Çolak, “Enes Kara, henüz 20 yaşında, tıp fakültesi 2.sınıf öğrencisiydi. Bugün intihar ederek yaşamına son verdi. Enes’in geride bıraktığı video ve not çok önemli. Zorunlu olarak cemaat yurdunda kaldığını ve hayattan nasıl koparıldığını tek tek anlatıyor” ifadesini kullandı. Çolak’ın aktardığına göre Kara’nın cansız bedeni Hilalkent Mahallesi’nde bulunan cemaat yurdunun önünde bulundu.

ENES KARA KİMDİR? KAÇ YAŞINDAYDI?

Enes Kara, Fırat Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi öğrencisiydi. 20 yaşındaki genç yaşamını sonlandırdı.

FIRAT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ ENES KARA NEDEN İNTİHAR ETTİ?

Enes Kara, aile baskısı nedeniyle kaldığı cemaat yurdunda maruz kaldığı durumlardan ötürü intihar etti.

Enes Kara’:nın cansız bedeni sabah saatlerinde Hilalkent Mahallesi’nde sekiz katlı binanın önünde bulundu.

Sağlık ekiplerine haber verilmesi üzerine olay yerine gelen çok sayıda sağlık ekibi gönderildi. Üniversite öğrencisinin olay yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi.

Polis ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.

ENES KARA PAYLAŞTIĞI VİDEODA NE DEDİ?

“Şu an onların zoruyla cemaat yurdunda kalıyorum kalıyorum. Lisede ve ortaokulda yine böyle medreselere sıkça geliyordum bazı tatillerde yatılı kalıyordum. O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu ve haftada 1-2 gün geliyordum ya da yılda 1-2 hafta yatılı kalıyordum çok da zor değildi bir de en fazla üniversiteye kadar gelirim zaten diye düşünüyordum. Burda vakit namazları zorunlu. Cemaat şeklinde kılıyoruz namazdan sonra ders var vs. 30dk sürüyor yaklaşık her vakit, günlük 1 saat burda olan kitaplardan okuman zorunlu haftanın 3 günü cemaat dersine katılman zorunlu yemekleri yine öğrenciler yapıyor, haftanın 1 günü temizliği yine biz yapıyoruz. Sabah namazıyla uyanıyorum, okula gidiyorum geliyorum, akşam namazı, yemek, okuma, yatsı namazı, cemaat dersi sonra saat 10 zaten ertesi gün tekrar 6.30 gibi tekrar namaza uyanıyorum. Pazartesileri böyle , diğer günler de cemaat dersi yok bir tek 8’de serbest oluyorum,hafta sonu da benzer yine 3 saat gibi bir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum.

Bu 2 sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanalamayacak şeyler değil ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan.”

İşte Enes Kara’nın ardında bıraktığı not:

“Ya nerden başlasam bilemiyorum şöyle diyeyim tıp okuyorum ve notlarım berbat bir durumda elimden geldiğince çalışıyorum ama olmuyor (ki çalışmak için pek de vaktim olmuyor ilerde anlatacağım) sınıfı geçemeyeceğim bu gidişle.

Hadi daha kolay bir üniversiteye geçtim mezun olunca tus var köpek gibi çalışman gerekiyor hadi ona da çalıştım sonra asistan oluyorsun ve mobbinge maruz kalıyorsun, uzun sürelerde sıkça nöbet tutuyorsun, psikolojik-fiziksel şiddete maruz kalabiliyorsun daha da uzar kısacası insancıl şartlarda çalışamıyorsun, gençliğini çürütmenin, emeklerinin karşılığını alamıyorsun ve sorunlar uzman olunca da bitmiyor bitse bile hayatımın önümdeki 10 yılına tekabül ediyor bu süre, aldığın maaş da 8k falan hadi 10 olsun yoksulluk sınırını bile geçemiyor.

Bunlara ek olarak dersleri anlamıyorum ilgim alakam falan da yok tıpa karşı. Başka bölüme geçsem başta işsizlik ve düşük maaş olmak üzere bir sürü başka sorun, devlette çalışmak istesen torpilin yoksa mülakatta eliyorlar falan falan.

Düzgün bir iş falan bulsan bile ülkenin ekonomik durumu ortada herhangi bir gelişmiş ülkede ortalama bir insandan çok daha fakir olacaksın. Köle gibi çalıştırıp kıt kanaat geçinip buna ‘hayat’ diyeceksin. Ha paraya düşkün bir değilim ama çabalarının karşılığını Türkiye’nin süper güç olduğunu, geçmişin çok daha kötü olduğunu söyleyip duran aptal insanlar ( çevrende böyle düşünen biri varsa kusura bakma ama benim ailemin tamamı böyle)oldukça asla alamayacaksın. Sen de bunları biliyorsun, anladığım kadarıyla benzer bir durumdasın, gelecek kaygısını sürekli yaşıyorsun zaten Türkiye’de hiçbir genç geleceğe umutla bakamıyor ve ülkenin en büyük sorunlarından bu zaten.

Bu ilk sorundu bir de ailem var. Ben yaklaşık 11. sınıftan beri müslüman değilim ailemse tam tersi Türkiye’deki en yobaz ailelerden biri. En basitinden dayım 10 yıllık sevgilisi ile sırf saçı açık diye evlenememişti.

O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu ve haftada 1-2 gün geliyordum ya da yılda 1-2 hafta yatılı kalıyordum çok da zor değildi bir de en fazla üniversiteye kadar gelirim zaten diye düşünüyordum. Burada vakit namazları zorunlu. Cemaat şeklinde kılıyoruz namazdan sonra ders var vs. 30dk sürüyor yaklaşık her vakit, günlük 1 saat burda olan kitaplardan okuman zorunlu haftanın 3 günü cemaat dersine katılman zorunlu yemekleri yine öğrenciler yapıyor, haftanın 1 günü temizliği yine biz yapıyoruz. Sabah namazıyla uyanıyorum, okula gidiyorum geliyorum, akşam namazı, yemek, okuma, yatsı namazı, cemaat dersi sonra saat 10 zaten ertesi gün tekrar 6.30 gibi tekrar namaza uyanıyorum. Pazartesileri böyle , diğer günler de cemaat dersi yok bir tek 8d e serbest oluyorum, hafta sonu da benzer yine 3 saat gibi vir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum.

Bu 2 sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanalamayacak şeyler değil ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan.

Buna ek olarak dönem sonlarında okuma programı oluyor 1 hafta boyunca sabahtan akşama kadar buradaki kitaplardan okuyorsun telefonuna falan da el koyuyorlar. Düşünsene bir dönem buna katlanıyorsun sonra ara tatil diye seviniyorsun ama yok zorla okuma programı var. Yazarken bile kötü oluyorum. Her günüm stresle geçiyor, saçım dökülüyor arada beyazlar var (bir süredir okulu saldığım için eskisi gibi değil gerçi artık).

19 yaşımı asla böyle hayal etmemiştim.

Anlıyor musun bu şekilde yaşamaya katlanamıyorum. Bu şekilde yaşamaya mezun olana kadar katlansam bile ne ailemin baskısı bitecek ne de yaşamaya değer bir hayatım olacak. Ha, belki iyi bir hayatım da olur ilerde doktorlar daha insancıl şartlarda çalışır ve ailem bir şekilde anlayışla karşılar ya da ailemle bağımı keser ve başka bölüme geçerek içinde bulunduğum durumdan kurtulabilirim ama bunu yapmak için herhangi bir motivasyon ya da yaşama sevincim de kalmadı artık.

Son zamanlarda tek düşündüğüm 2 kız kardeşim.

Onlar benden daha fazla baskıyla büyüyecekler en basitinden şu an biri lisede ve ortaokulu imam hatipte okudu ve liseyi imam hatipte okumak istemedi. Ama onun fikrinin ne önemi var ki şu an ailemin zoruyla imam hatipte okuyor yine. Yarın öbür gün açılmak isterse? Ya da benim gibi dinden çıkarsa? Hayat on(lar)a da zindan olacak benim gibi.”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.