Emine Erdoğan’ın mektubuna dünya liderlerinin eşlerinden cevap!

Başkan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, dünya liderlerinin eşlerine Kovid-19 salgını ile ilgili bir mektup gönderdi. Erdoğan, "Lider eşleri olarak sizleri, Kovid-19 ile gelen farkındalığın kalıcı olması adına doğal tarım uygulamalarının yaygınlaştırıldığı, tabii kaynakların adaletli kullanımının sağlandığı, insan sağlığına bütüncül yaklaşıldığı yeni bir başlangıç için birlikte yapabileceklerimizi düşünmeye davet ediyorum" dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, dünya liderlerinin eşlerine mektup göndererek Kovid-19 ile gelen farkındalığın kalıcı olması ismine, doğal tarım uygulamalarının yaygınlaştırıldığı, tabii kaynakların adaletli kullanımının sağlandığı, insan sağlığına bütüncül yaklaşıldığı yeni bir başlangıç için beraber yapabilecekleri ile alakalı düşünmeye davet etti.

Emine Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele eden dünya liderlerinin eşlerine 28 Nisan’da birer mektup gönderdi. Mektubun gönderim tarihinin ramazan ayına denk gelmesi dolayısıyla satırlarına ramazan ayını ve bayramı tebrik ederek başlayan Emine Erdoğan, Kovid-19 sebebiyle bütün ülkelerde yaşamını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti.

Türkiye’de bu sürecin erken dönemde alınan önlemler ve sağlık sisteminin kuvvetli altyapısıyla birçok ülkeye oranla daha az zayiatla geçirildiğini vurgulayan Emine Erdoğan, ülkelere tıbbi malzeme yardımı yapıldığını söyledi.

Emine Erdoğan, bu zor günlerde dayanışma içinde olmanın, sıkıntıları biraz olsun hafiflettiğini dile getirdi. Bir yandan bu küresel salgın ile mücadele ederken bir taraftan da yaşamları tamamen değiştiren bu küresel felaketi anlamaya çalışıp yaşananların muhasebesini yaptıklarını dile getiren Emine Erdoğan, “Görüyoruz ki insan eliyle inşa edilmiş bütün sistemler, ne kadar güçlü görünürse görünsün kumdan kalelerden farksızdır. Teknolojinin belki de altın çağını yaşadığı 21. yüzyılda ne yazık ki gözle dahi göremediğimiz bir virüs karşısında, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak tüm devletler ve milletler çaresiz.” değerlendirmesini yaptı.

Kısa süre öncesine kadar, “tüketim odaklı hayatların çevreye verdiği zarar ve iklim krizinde tehlike çanlarının çalındığı”nın tartışıldığını anımsatan Emine Erdoğan, şu şekilde devam etti:

“Her sene milyonlarca insanın ölümüne sebep olan kronik hastalıkların, kimyasallarla kuşatılmış hayat tarzlarımızın neticesi olduğundan şikayet ediyorduk. Şuanda bir kere daha anlıyoruz ki Kovid-19 gibi henüz ne olduğu tam anlaşılamamış bir virüse karşı tek fiziksel kalkanımız, bağışıklık sistemimizin kuvveti. Sağlıklı ve doğal beslenen, kimyasallardan uzak kalmayı başarabilen, ruh ve beden arasında dengeli bir hayat tesis edenler, bu doğal koruma sisteminin nimetinden faydalanabiliyorlar.”

“KARANTİNA SÜRECİ, DÜNYAMIZI NE KADAR HOYRATÇA YAŞLANDIRDIĞIMIZI ORTAYA KOYUYOR”

Emine Erdoğan mektubunda, Kovid-19’da uygulanan kısıtlamalarla tabiatın son iki ayda şaşırtıcı bir hızla kendine gelmeye başladığına işaret ederek bilim insanlarının kirlilikte ve karbon gazı salınımında ciddi bir azalma olduğundan söz ettiğini, yavaşlayan su taşımacılığı trafiği ile de İstanbul Boğazı’nda yunusların daha sık görülmeye başlandığını anlattı.

Zorunlu karantina sürecinin doğadaki etkilerine dikkati çeken Emine Erdoğan, mektubunda şunları kaydetti:

“Bu mecburi karantina süreci, hem dünyamızı ne kadar hoyratça yaşlandırdığımızı ortaya koyuyor hem de tercih etmemiz halinde sürdürülebilir bir geleceğin esasında mümkün olabileceğini gösteriyor. Tarih boyunca meydana gelmiş, diğerlerinde olduğu gibi bu salgın da mutlaka sona erecektir. Ancak mühim olan bu salgın sonunda yaşama yeni bir pencereden bakabilmektir. Bu bağlamda, lider eşleri olarak sizleri, Kovid-19 ile gelen farkındalığın kalıcı olması ismine doğal tarım uygulamalarının yaygınlaştırıldığı, tabii kaynakların adaletli kullanımının sağlandığı, insan sağlığına bütüncül yaklaşıldığı yeni bir başlangıç için beraber yapabileceklerimizi düşünmeye davet ediyorum. Kovid-19 bize bir defa daha göstermiştir ki felaketler karşısında din, dil, ırk ve cinsiyet ayırt etmeksizin, bütün insanlık olarak eşit ve birbirine muhtaç vaziyetteyiz. O yüzden de ortak sorumluluk almak zorundayız. Görüyoruz ki bu şekilde bir salgın vaziyetinde, ülkeler arasındaki kuvvetli dayanışmanın getirdiği güven, esasında bütün ulusların yararını artırıyor.”

Emine Erdoğan, birçok ülkenin, bu süreçte daha içe kapalı politikalara başvurmalarının “üzücü” olduğunu söyleyerek “Umuyorum ki birbirimize her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu zorlu günler, bizlere insan-sonrası dönem teorilerinin vadettiğinin aksine, hayatta kalabilmemizin en temel dayanağının, insani değerlerimiz olduğunu hatırlatır. İnanç, fedakarlık, vefa, dostluk, dayanışma ve güven gibi.” değerlendirmesini yaptı.

Mevlana’nın “Ümitsizliğin sonrasında nice ümitler vardır. Karanlığın sonrasında nice güneşler vardır.” sözlerine de mektubunda yer veren Emine Erdoğan, “Bu karanlık günlerin sonunda, güneşin tekrardan doğacağına olan inancım ve umudum tamdır. İnanıyorum ki el ele verirsek bu krizi bir öze dönüş yolculuğu olarak tamamlayabilir ve sürdürülebilir bir geleceğe adım atabiliriz.” ifadelerini kullandı.

LİDER EŞLERİNDEN EMİNE ERDOĞAN’A CEVAP GELDİ

Emine Erdoğan’ın çağrısına lider eşleri kayıtsız kalmadı.

Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın eşi Ziroat Mirziyoyeva, Malta Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının eşi Miriam Vella, Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının eşi Cilia Flores de Maduro, Singapur Cumhuriyeti Başbakanının eşi Ho Ching, Belçika Kraliçesi Mathilde, Norveç Kraliçesi Sonja, Arnavutluk Cumhuriyeti Başbakanının eşi Linda Rama, İspanya Başbakanının eşi Begona Gomez Fernandez’in de aralarında bulunduğu birçok lider eşinden mektuba cevap geldi.

Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın eşi Mirziyoyeva, mektubunda Türkiye’nin pandemi döneminde verimli bir şekilde gerçekleştirilen çalışmalar ve modern altyapıya sahip ileri düzeyli sağlık sistemi sayesinde nispeten az kayıplarla bu süreci geçirmesini takdir ettiklerini anlatarak şunları kaydetti:

“Pandemi döneminde uygulanan kısıtlamalar insanoğlunun çevreye ve doğaya zararını azalttığı hakkındaki düşüncelerinize hepsiyle katılıyorum. İstanbul Boğazı’nda yunus balıklarının sık sık görünmeye başladığı elbette çok hoş bir vaziyettir. Bizim ülkemizde de havaya çıkan zehirli gazların miktarı iki kat azalmıştır. Bir diğer güzel haber de uzak zamandır Aral Gölü bölgesini terk eden ve son senelerde ülkemize tekrardan geri dönmeye başlayan cazibeli flamingolar da bu sene ilkbaharda Moynak Ovası’nı gene doldurdu. Onların sayısı 5 bini geçti. Bunların tamamı insanoğlu kendini korumaya çalışırken doğayı da koruyabileceğinin bir ispatıdır. Doğru vurguladığınız gibi halklarımız kendilerinin çok asırlık tarihinde çeşitli ağır sınavlar ve güç dönemlerden geçmiş ve birlik beraberlik ile mertçe tamamının üstesinden gelmiştir. İnancım tam ki ülkelerimiz Kovid-19 pandemisi sınavını başarıyla atlatacak, büyük tarihe sahip halklarımız da kendi metaneti ve sabrını bir daha ortaya koyacaktır.”

Türkiye’nin Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından pandemi ile mücadele kapsamında Özbekistan’a gönderilen tıbbi cihazlar için de şükranlarını sunan Mirziyoyeva, “Pandemi sona erdikten sonra tarım çalışmalarını geniş kapsamda yürütmek, doğanın nimetlerinde akilane istifade etmek, insan sağlığına bir bütün olarak yaklaşımı ileri süren yeni girişimler için ortaklaşa yapılabileceğimiz çalışmaları değerlendirme konusundaki teklifinizi destekliyorum.” değerlendirmesini yaptı.

“DESTEKLER VE CÖMERT YARDIMLARINIZ, SİNGAPUR’DA UZUNCA BİR SÜRE HATIRLANACAKTIR”

Singapur Cumhuriyeti Başbakanının eşi Ho Ching de mektubunda, “Bize dünyayı koruma ve doğa ile beraber hayata sorumluluğumuzu hatırlatmakta haklısınız.” ifadelerine yer verdi.

İstanbul Boğazı’nda yunusların tekrardan oyun oynadıklarının görüldüğünü okumanın iç açıcı olduğunu dile getiren Ho Ching, Singapur’da da dev kaplumbağaların yumurtalarını bırakmak için plajlara geldiğini bunun da keyif ve bir heyecan verici olduğunu bilgisini paylaştı. Türkiye’nin dünyanın dört bir yanındaki insanlara yardım ve destek sağlayarak bütün dünyaya örnek olduğunu vurgulayan Ho Ching, “Zamanlıca verdiğiniz destekler ve cömert yardımlarınız Singapur’da uzunca bir müddet hatırlanacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Singapur’da, herkes güvende olana kadar kimsenin güvende olmadığına olan inançlarını dile getiren Ho Ching, şunları kaydetti:

“Bu arada, bilim insanları ve sağlık personelinin, hükümetler ve firmaların, bireyler ve STK’lerin hep beraber ilaç ve aşı imalatı için yarıştıklarını görmek oldukça ümit verici. Kovid-19’a yakın zamanda çözüm bulabileceğimiz ile alakalı ihtiyatlı bir biçimde umutluyuz fakat birkaç sene yahut daha uzun bir müddet bizimle beraber olabileceği ile alakalı da hazırlıklı olmalıyız.”

Haber Etiketleri

Sungur videosu yayınlandı, teröristlerin korkulu rüyası olacak!

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı