Türkiye ve Suriye Arasında Madencilik Alanında Tarihi Adım
Askeri güvenliğin yanı sıra enerji, ulaşımdan sağlık ve eğitime kadar birçok alanda Suriye'nin yanında yer alan Ankara, şimdi de madencilik ve kritik ham maddeler sektöründe kapsamlı bir stratejik ortaklığa imza attı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Mayıs 2025’te Şam’a gerçekleştirdiği ziyaretle temelleri atılan ve en üst düzeyde siyasi iradeyle desteklenen sürecin ilk somut meyvesi madencilik alanındaki mutabakat zaptı oldu.
Sadece bir ham madde anlaşmasından ibaret olmayan bu belge, iki ülke arasında çok boyutlu ekonomik iş birliğinin kapılarını aralıyor.
Kapsamlı Mutabakat
Maden kaynakları ve enerji hammaddelerinin aranmasında ortak teknolojiler ile yöntemler paylaşılacak.
Jeotermal enerji, fosfat başta olmak üzere endüstriyel hammaddeler ve nadir toprak elementleri için ortak araştırma, işletme ve uç ürün projeleri yürütülecek.
Fosfat projelerinin finansmanı, inşası ve işletilmesi için Türk ve Suriyeli kamu-özel sektör kuruluşları ortak girişimler kuracak.
Üretilecek kritik hammaddelerin taşınması ve lojistiği için gerekli ulaştırma altyapıları inşa edilecek.
Küresel Gıda Arzı İçin Hayati Hamle: Fosfat
Anlaşmanın en stratejik ayaklarından birini ise Suriye’nin Humus-Palmira çevresinde yer alan ve yaklaşık 2 milyar ton seviyesine ulaştığı bilinen devasa fosfat rezervleri oluşturuyor. Savaş koşulları nedeniyle bugüne kadar yeterince değerlendirilemeyen bu yataklar, Türkiye'nin desteğiyle yeniden ekonomiye kazandırılacak.
Küresel ölçekte gübre üretiminin temel girdisi olan fosfat, tarım ve gıda güvenliği açısından hayati bir önem taşıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki krizler nedeniyle küresel gübre tedarik zincirinin kırılganlaştığı bir dönemde atılan bu adım, bölgesel gıda arzı güvenliği için kritik bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor.
Ankara, bu stratejik hamleyle Suriye’nin kendi kaynaklarını çıkarıp işleyebilmesini ve küresel pazarlara sunabilmesini sağlarken, geniş iç pazar hacmiyle de sürece "müşteri" olarak katkı sunuyor.
Bölgenin zenginliklerini sömürmeyi hedefleyen aktörlerin aksine Türkiye; Irak ve Suriye gibi komşularıyla kazan-kazan temelli projeler geliştirerek, bölgede kalıcı istikrar ve refahın sağlanmasında lider rolünü güçlendiriyor.