Bakan Şimşek, gerçekleştirdiği yatırımcı sunumunda küresel piyasaların odağındaki İran kaynaklı gerilimlere değindi. Bölgesel savaş riskinin Türkiye ekonomisine etkilerinin yönetilebilir olduğunu ifade eden Şimşek, enerji arz güvenliğinde bir sorun yaşanmadığını belirtti.
Bakanlık verilerine dayandırılan sunumda, Brent petrolün 85 dolar/varil seviyesinde seyretmesi durumunda, bunun enflasyona etkisinin 3,6 - 4,4 puan, cari açığa yükünün ise GSYH'nin %1,1 - 1,4'ü ile sınırlı kalacağı öngörüldü.
Fiyat artışlarının vatandaş üzerindeki etkisini azaltmak için devreye alınan mekanizmalara dikkat çeken Şimşek, akaryakıt fiyatlandırmasında kamunun önemli bir yük üstlendiğini açı:
"Akaryakıt fiyatlandırma mekanizması sayesinde fiyat artışlarının yüzde 75’i kamu tarafından absorbe ediliyor. Bu durumun bütçe üzerindeki etkisi ise yalnızca yüzde 0,6 ile sınırlı kaldı."
Türkiye’nin dış şoklara karşı 2026 yılında çok daha dirençli bir pozisyonda olduğunu vurgulayan Şimşek, bu iddiayı şu verilerle destekledi:
Kamu Borcu: GSYH'nin sadece %23,8'i seviyesinde.
Finansal Sektör: Güçlü bankacılık yapısı ve artan rezerv miktarı.
Cari Denge: Yeşil dönüşüm, artan hizmet gelirleri ve yüksek teknoloji ihracatı ile desteklenen dış finansman ihtiyacında azalma.
Bakan Şimşek, "Türkiye krizleri fırsata çevirecek güçtedir" diyerek önceliğin dezenflasyon ve yapısal reformlar olduğunu yineledi. Negatif üretim açığının enflasyonla mücadeleyi desteklediğini belirten Şimşek, kira enflasyonunda ılımlılaşmanın başladığını ve öncü göstergelerin düşüş trendinin devamına işaret ettiğini söyledi.
Sunumun sonunda reel sektöre ve piyasalara dair iyimser mesajlar veren Bakan, 2026 yılına ilişkin kuraklık risklerinin önemli ölçüde azaldığını kaydetti. Ayrıca hanehalkının döviz talebinin ve yabancı yatırımcı çıkışlarının sınırlı düzeyde kalmasının, piyasa istikrarı açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.