Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile ABD Enerji Bakanı Chris Wright tarafından imzalanan, Amerikan Atom Enerjisi Yasası kapsamındaki "123 Anlaşması" ve ikili güvenlik garantileri anlaşması, milyarlarca dolarlık onlarca yıllık bir iş birliğinin hukuki temelini oluşturuyor.
Uzmanlardan ve Yetkililerden Değerlendirmeler
Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlar, anlaşmanın yalnızca ekonomik bir hamle olmadığını, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik sonuçlar doğuracağını vurguluyor.
Eski ABD Dışişleri Bakanlığı askeri işler danışmanı Abbas Dahuk, anlaşmayı Riyad-Washington hattında önemli bir stratejik dönüm noktası olarak nitelendirdi. Anlaşmanın; Suudi Arabistan'ın enerji kaynaklarını çeşitlendirme, 2030 Vizyonu doğrultusunda bilgi temelli ekonomi oluşturma ve sanayi yatırımlarını destekleme hedeflerine büyük katkı sağlayacağı belirtiliyor. Uzmanlar, anlaşmanın ABD, Çin ve Rusya arasında ileri teknoloji ve enerji alanındaki rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde imzalanmasının jeopolitik önemine dikkat çekiyor.
Milyarlarca Dolarlık Yatırım Potansiyeli ve Çok Yönlü Kullanım
Anlaşmanın getirdiği kazanımlar ve nükleer programın kapsamı şu başlıklar altında öne çıkıyor:
Milyarlarca dolarlık yatırım çekilmesi ve yüksek nitelikli istihdam oluşturulması bekleniyor. Nükleer enerjinin avantajları yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı kalmayacak; deniz suyunu tuzdan arındırma, sağlık hizmetleri, bilimsel araştırmalar, tarım ve ileri sanayi üretimi gibi alanlarda da kullanılacak. Suudi Arabistan'ın ulusal nükleer enerji programı; büyük ölçekli nükleer santraller, küçük modüler reaktörler, nükleer yakıt döngüsü ve düzenleyici çerçeve olmak üzere dört ana unsura dayanıyor.
Teknoloji, Yerelleştirme ve Teknolojik Egemenlik
Anlaşma, Suudi Arabistan'ın ileri üretim teknolojileri, hassas mühendislik ve yüksek katma değerli sanayileri yerelleştirmesine zemin hazırlayacak.
Nükleer alanda elde edilecek bilgi birikiminin; uzay teknolojileri, ileri malzemeler, yapay zekâ ve yeni nesil enerji sistemleri gibi yükselen sektörlere de ivme kazandırması planlanıyor. Ayrıca Riyad yönetimi için uranyum zenginleştirme konusu; enerji üretiminin ötesinde teknolojik egemenlik, sanayi kalkınma ve stratejik bağımsızlık anlamı taşıyor. Ülke, ulusal programı kapsamında yerli uranyum ve toryum rezervlerini değerlendirmeyi ve ileride nükleer reaktörler için kendi yakıtını tedarik edebilmeyi hedefliyor.