Suriye’de SDG’nin feshi tarihi bir dönüm noktası
SDG’nin Suriye kurumlarına entegre olarak kendini feshetmesi, Şam’ın tek ordu tek egemenlik hedefini tescilledi. Bu gelişme Suriye ve Türkiye’nin güvenlik kaygılarını büyük ölçüde giderirken İsrail’in bölgesel hesaplarını da boşa düşürdü.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmayla askeri ve sivil yapılarını Suriye devletine entegre etme sürecine girdi. Bu adım, ülkenin kuzeydoğusunda yaklaşık on yıldır süren fiili özerk yönetim dönemini de kapattı.
TEK EGEMENLİK TEK ORDU
SDG’nin feshi, Suriye’nin kuzeydoğusunda yaklaşık on yıldır devam eden fiili özerk yönetim döneminin de kapanması anlamına geliyor. Suriye iç savaşının ardından Kürtlerin öncülüğündeki yapı, ABD’nin desteğiyle ülkenin kuzeydoğusunda geniş bir alan üzerinde kontrol kurmuştu. Süreçte Şam’ın askeri baskısı da belirleyici oldu. Yılın başındaki operasyonların ardından SDG kontrolündeki bölgelerin önemli bölümü Şam’ın eline geçmiş ve güç dengesi değişmişti. Ortaya çıkan formül, SDG’nin ayrı bir ordu olarak korunması yerine unsurlarının Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı birlikler içine entegre edilmesi oldu.
BÖLGESEL SONUÇLARI OLACAK
SDG, Suriye’de yalnızca bir silahlı yapı değil, Türkiye, ABD ve İsrail’in bölgesel hesaplarını doğrudan etkileyen stratejik bir aktör haline gelmişti. Yıllarca ABD’nin ortaklığını yapan SDG, Washington’ın Suriye’deki varlığının da dayanaklarından biriydi. Türkiye ise sınırının hemen ötesinde PKK bağlantılı bu yapının güçlenmesini ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi. SDG konusunda yaşanan görüş ayrılığı, Ankara-Washington ilişkilerini de ciddi biçimde gerdi. Esad’ın devrilmesinin ardından ise İsrail’in kaygıları ve Türkiye’nin Suriye’de artan etkisi, SDG’yi bölgesel rekabetin daha da önemli bir unsuru haline getirdi.
HANGİ KONULARDA ANLAŞILDI
Al Majalla dergisi, tarafların üzerinde uzlaşılan temel ilkeleri aktardı. Anlaşmaya göre Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Mazlum Abdi’yi Cumhurbaşkanlığı danışmanlığına, İlham Ahmet’i ise Suriye parlamentosu Halk Meclisi’ne milletvekili olarak atayacak. Yaklaşık bini aşkın kadın savaşçıdan oluşan YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesindeki İç Güvenlik Güçleri’ne katılması konusunda da anlaşmaya varıldığı ifade edilirken daha önce Kürtçeyi ulusal dil kategorisine alan Suriye yönetimi, bu kez resmi dil kararı çıkaracak, okullarda tarih ve coğrafya gibi teorik dersler de dahil olmak üzere bazı dersler Kürtçe okutulacak.
KİM NE KAZANDI NE KAYBETTİ
SETA Dış Politika Araştırmacısı Kutluhan Görücü, bu tarihi eşiğin ülkeler bazındaki yansımalarını Hürriyet’e değerlendirdi. SDG’nin tasfiye edilmesi Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve SDG’nin kontrol ettiği bölgeden elde edilecek gelirlerin Şam’a aktarılacağı için çok kritik bir adım. İsrail’in devrim sonrası Suriye’de merkezi zayıflatmaya yönelik adımları vardı, SDG de bu anlamda kullanılmak istenen bir unsurdur. Bu da İsrail’in elinden alınmış oldu. Devrim sonrası Şam’ın İsrail ve İran olmak üzere iki dış tehdidi vardı. İran, sahil kesiminde Şam karşıtı bazı girişimlerde bulunsa da Şam kolaylıkla bunların üstesinden geldi. İsrail de istihbarat servisi üzerinden SDG’ye destek veriyordu. Bunun da ortadan kalkmasıyla Suriye’nin dışarıdan kaynaklı iç güvenlik tehditleri bertaraf edilmiş oldu.
Suriye’de iç savaş kaynaklı SDG ve DEAŞ gibi terör unsurlarının Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiği 2015’ten bugüne bakıldığında SDG’nin feshi, Ankara için çok büyük bir rahatlama anlamına geliyor. Türkiye bunun için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatlarıyla çok çaba sarfetti. Devrimin gerçekleşmesi ve SDG’nin tasfiyesi, Ankara için başarı hikayesi denebilir. ABD’nin Suriye’de SDG’yi desteklemesinin ve muhaliflerden yüz çevirmesinin asıl sebebi İsrail’in Washington’daki etkisiydi. Ancak bugün gelinen noktada ABD, SDG’den kolaylıkla vazgeçti çünkü Suriye sahasındaki tüm denklem devrimin ardından Türkiye’nin istediği gibi şekillendi.