
İnsansız hava araçları, düşük maliyetleri ve çok sayıda üretilebilmeleriyle öne çıkıyor. Ancak teknoloji geliştikçe bu sistemlerin çalışma biçimi de değişiyor. Artık mesele yalnızca kaç adet drone üretilebildiği değil; bu araçların ne kadar hızlı uçtuğu, ne kadar yük taşıdığı ve hedeflerine ne ölçüde bağımsız şekilde ulaşabildiği.
Rusya’nın savaş sırasında geliştirdiği yeni nesil sistemler ise bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Pervaneli motorların yerini daha yüksek hız sağlayan jet motorları almaya başlarken, ortaya çıkan yeni modeller hava savunma sistemlerinin tepki süresini de kısaltıyor.
Bu gelişme, savaş alanının çok ötesinde de dikkatle izleniyor. Çünkü insansız hava araçlarının daha hızlı, daha uzun süreli ve daha yoğun saldırılarda kullanılması, Avrupa ülkelerinin hava savunma kapasitesi açısından da yeni soruları beraberinde getiriyor. Peki, Rusya en son nasıl bir adım attı? Detaylara yakından bakalım...
SAATTE 480 KİLOMETREYİ AŞAN YENİ TEHDİT
Rusya’nın Geran adıyla kullandığı tek yönlü saldırı dronlarının yeni versiyonları, Ukrayna savaşında gökyüzündeki dengeleri değiştirebilecek özellikler taşıyor. Pervaneli motor kullanan önceki modellerden farklı olarak jet motoruyla donatılan yeni sistemlerin bazı varyantlarının saatte 300 milin, yani yaklaşık 480 kilometrenin üzerinde hızlara ulaşabildiği bildiriliyor.
Bu fark, yalnızca teknik bir performans artışı anlamına gelmiyor. Hava savunma açısından saniyeler kritik hale geliyor. Bir hedefin radar tarafından tespit edilmesi, sınıflandırılması, takip edilmesi ve uygun silahla vurulması için gereken süre, hedefin hızı arttıkça daralıyor.


