Dünya liderlerinin ve diplomasi trafiğinin merkezi olan Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl “Bir Arada Kalmak Mümkün mü? Suriye’nin Devrim Sonrası Geleceği” başlıklı kritik bir oturuma ev sahipliği yaptı.
Oturumda söz alan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Esed rejiminin devrilmesinin ardından başlayan yeni döneme dair stratejik açıklamalarda bulundu.
"SDG'yi Düşman Değil, Ortak Olarak Görüyoruz"
Bakan Şeybani, ülkedeki entegrasyon sürecinin Suriye halkının çıkarları doğrultusunda şekillendiğini ifade etti. Özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ilgili yaklaşımını net bir dille ifade eden Şeybani, şu ifadeleri kullandı:
“SDG’yi bir düşman olarak görmüyoruz. Onlar, ulusal kimlik çerçevesinde birlikte çalışabileceğimiz ortaklarımızdır. YPG ile yürütülen entegrasyon süreci, Suriye’nin geleceği için en büyük garantidir.”
Türkiye ve ABD Vurgusu
Uygulanan politikaların uluslararası meşruiyetine dikkat çeken Şeybani, geliştirilen bu yaklaşımın hem Türkiye hem de ABD tarafından onaylandığını belirterek, "Bu konuda kendimize güvenimiz tam, izlenen politikadan son derece memnunuz" dedi.
"Yeniden İnşayı Suriye Halkı Yapacak"
Aynı konferans kapsamında düzenlenen Orta Doğu panelinde konuşan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı bin Ferhan ise Suriye’nin geçiş dönemindeki performansını takdirle karşıladıklarını belirtti.
Bin Ferhan, Suriye yönetiminin etnik gruplara ve azınlıklara karşı "yapıcı" bir tutum sergilediğini, YPG ile yapılan mutabakatın Kürtlerin haklarına saygılı bir şekilde ilerlediğini ifade etti.
Suriye’nin dış müdahalelerle değil, kendi halkı tarafından inşa edileceğini savunan Bin Ferhan, "Bölge ülkeleri veya uluslararası çevreler yardımcı olabilir ancak asıl potansiyel Suriye halkının kendisindedir," dedi.
Bin Ferhan, Orta Doğu ve Afrika’daki çatışmaların birbirini beslediği konusunda uyarılarda bulunarak; Sudan’daki durumun Etiyopya ve komşu bölgeleri nasıl etkilediğine dikkat çekti ve çatışma sarmalına karşı küresel iş birliği çağrısında bulundu.