Esad rejiminin devrilmesinin ardından İsrail hükümeti, Kürt ve Dürzi grupları Türkiye destekli merkezi bir yönetimin güçlenmesini engelleyecek unsurlar olarak değerlendirdi. Bu yaklaşım, SDG’nin feshedilmesiyle birlikte büyük ölçüde etkisiz hale geldi.
AÇIKTAN DESTEK VERMİŞTİ
Netanyahu hükümeti, Kürt bölgelerini özerk yapı olarak nitelendirirken Dışişleri Bakanı Gideon Saar Kürtleri doğal müttefik olarak tanımlamıştı. SDG’nin kontrolündeki alanlar, İsrail açısından Türkiye’nin etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülüyordu.
‘BİZİ HASIM OLARAK GÖRECEKLER’
Analize göre SDG’nin yaklaşık 12 bin milis gücü orduya katılma başvurusunda bulundu. Bu unsurların Türk eğitmenlerden eğitim alması ve İsrail’i hasım devlet olarak görmesi ihtimali ortaya çıktı.
TEK KOZLARI ARTIK DÜRZİLER
SDG’nin devre dışı kalmasının ardından İsrail’in Suriye politikasında en önemli kalan unsur güneydeki Dürzi gruplar oldu. Süveyda’daki Dürzi milisler Şam yönetimiyle çatışmalar sonrası Tel Aviv’le yakınlaştı. Dürzi lider Hikmet el-Heciri, Süveyda halkının kendilerini İsrail’in bir parçası olarak gördüğünü açıkladı.
ŞAM’DAN TEL AVİV’E NET MESAJ
Yazıda ABD’nin Kürt entegrasyon modelini güneye de uygulaması durumunda İsrail’in Dürzi politikasının zorlaşabileceği belirtildi.