İçeriğe atla

BM'nin 2026 Küresel Risk Raporu Yayımlandı: Büyük Savaş Endişesi Rekor Seviyeye Ulaştı

Birleşmiş Milletler'in (BM) 2026 Küresel Risk Raporu'na göre büyük savaş endişesi artıyor. Jeopolitik gerilimler, dezenformasyon ve yapay zekâ riskleri öne çıkıyor.

BM'nin 2026 Küresel Risk Raporu Yayımlandı: Büyük Savaş Endişesi Rekor Seviyeye Ulaştı

Birleşmiş Milletler (BM), küresel ölçekte öne çıkan tehditleri değerlendirdiği 2026 Küresel Risk Raporu'nu yayımladı. Devlet, iş dünyası, sivil toplum ve akademi temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan rapor, önümüzdeki yıllarda dünyayı bekleyen tehlikelere ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise büyük ölçekli savaş ihtimaline yönelik beklentilerde yaşanan keskin artış oldu.

BM ile Denver Üniversitesi Pardee Uluslararası Gelecekler Merkezi iş birliğinde hazırlanan araştırmada, 19 Şubat-24 Nisan 2026 tarihleri arasında 1.300 katılımcının yanıtları analiz edildi. Önceki araştırmanın sonuçlarıyla karşılaştırma yapılan çalışmada, 40'tan fazla araştırma incelenerek toplam 28 küresel risk belirlendi.

Büyük Ölçekli Savaş Beklentisi Yükselişte

Rapora göre katılımcıların yüzde 36'sı önümüzdeki 12 ay içinde büyük ölçekli bir savaş yaşanabileceğini düşünüyor. Önümüzdeki yedi yıllık döneme ilişkin beklentilerde ise bu oran yüzde 76'ya ulaşıyor.

Önceki anketle karşılaştırıldığında büyük ölçekli savaş riski, sıralamada 16 basamak yükselerek rapordaki en dikkat çekici artışı kaydetti. Bu sonuç, uluslararası ilişkilerdeki gerilimlerin ve güvenlik kaygılarının küresel risk algısını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor.

Jeopolitik Gerilimler ve Dezenformasyon Öne Çıkıyor

Raporda küresel risklerin birbirinden bağımsız olmadığı, aksine birbirini tetikleyebilen karmaşık bir sistem oluşturduğu vurgulanıyor. Jeopolitik gerilimler, dezenformasyon ve hukukun üstünlüğünün zayıflaması bu risk ağının merkezinde yer alıyor.

Özellikle jeopolitik gerilimlerle büyük ölçekli savaş ihtimali arasındaki bağlantı, araştırmada belirlenen en güçlü ilişki olarak öne çıkıyor. Doğal kaynakların azalması, ekonomik parçalanma, yanlış veya yanıltıcı bilgilerin yayılması ve uluslararası kurumların etkinliğini kaybetmesi de gerilimleri artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

Ekonomik ve çevresel tehditler de risk tablosundaki önemini koruyor. Yakın vadede küresel finans krizleri ve tedarik zincirlerinde yaşanabilecek kesintiler dikkat çekerken, iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalınması en kritik küresel sorunlardan biri olmayı sürdürüyor.

Buna karşılık yeni pandemiler, biyolojik tehditler ve kitlesel göç hareketleri, önceki değerlendirmeye kıyasla daha alt sıralarda yer aldı. Ancak bu durum, söz konusu tehditlerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Uluslararası Kurumların Riskleri Önleme Kapasitesi Tartışılıyor

Küresel krizleri önlemekle görevli uluslararası kurumların erken uyarı ve risk tespiti konusundaki rolü kabul edilse de bu kurumların tehditleri fiilen önleme ve etkilerini azaltma kapasitesine duyulan güvenin düşük olduğu belirtiliyor.

Ankete katılanların yüzde 86'sı, riskleri önlemeye yönelik çalışmalara ayrılan finansmanın yetersiz olduğunu ifade etti. Raporda ayrıca teknolojik risklere ve yapay zekâ kaynaklı tehditlere karşı uluslararası sistemin hazırlık düzeyinin zayıf kaldığına dikkat çekildi.

Yapay zekânın hızla gelişmesi, teknolojik gücün belirli aktörlerin elinde yoğunlaşması ve bu alandaki risklerin sınır ötesi etkileri, uluslararası iş birliğinin önemini artıran başlıklar arasında bulunuyor.

Küresel Riskler Bölgelere Göre Farklılaşıyor

Raporda, ülkelerin ve bölgelerin karşı karşıya olduğu tehditlerin coğrafi koşullara ve siyasi gelişmelere göre değiştiği de ortaya kondu.

Avrupa ve Kuzey Amerika'da büyük ölçekli savaş ihtimali, jeopolitik gerilimler ve yapay zekâ riskleri öne çıkıyor. Orta ve Güney Asya'da savaş tehlikesi, siyasi gerilimler ve kitle imha silahları önemli kaygılar arasında yer alıyor.

Doğu ve Güneydoğu Asya'da finansal krizler, yapay zekâ kaynaklı tehditler ve teknolojik gücün tekelleşmesi dikkat çekerken Sahra Altı Afrika'da savaş riski, hukukun üstünlüğünün zayıflaması ve doğal afetler ön plana çıkıyor. Latin Amerika ve Karayipler'de ise gelir ve fırsat eşitsizlikleri, dezenformasyon ve iklim krizinin etkileri temel riskler arasında gösteriliyor.

Raporun genel tablosu, küresel tehditlerin giderek daha fazla birbirine bağlandığına işaret ediyor. Bulgular, savaş riskinden iklim değişikliğine ve teknolojik tehditlere kadar farklı alanlarda etkili önlemler alınabilmesi için uluslararası iş birliğinin ve yeterli finansmanın önemini ortaya koyuyor.

Etiketler