Dikkat, bu şeker ağzınızın tadını bozmasın!

Bugün Dünya Diyabet Günü. Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen kronik bir metabolizma bozukluğu bu. Günümüzde bu hastalıktan mustarip çok insan var. 14 Kasım, 1922’de insülini bularak milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan Fredrick Bantig’in doğum yıldönümü anısına Dünya Diyabet Günü olarak kabul edildi. Biz de bugün vesilesiyle endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Demet Özgil Yetkin’le diyabeti konuştuk.

Diyaliz, körlük, organ kaybı… Bunlar son yıllarda obezitenin artmasıyla toplumda daha sık duymaya başladığımız diyabet hastalığının vahim sonuçlarından bazıları. Peki diyabet nedir, nasıl önlenir ve nasıl tedavi edilir? Liv Hospital’dan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Demet Özgil Yetkin, bu sinsi hastalıkla ilgili hepimizin bilmesi ve dikkat etmesi gerekenleri anlattı.

Diyabet hastalığı nedir?

Yediğimiz besinlerin çoğu vücutta enerji için kullanılmak üzere şekere dönüştürülür. Bu şeker kan dolaşımında bulunur ve vücut enerji olarak onu kullanır. İnsülin, şekerin hücrelerin içine girmesini sağlayan hormondur ve pankreastan salgılanır. Hücreler şekeri yakıt olarak kullanır. Diyabet, pankreastan yeterli miktarda insülin hormonu salgılanamaması ya da üretilen insülinin etkili şekilde kullanılamaması durumunda oluşan ve yaşam boyu süren bir hastalık.

Belirtileri neler?

Diyabetli hastalarda sıklıkla aşırı susama ve ağız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma, kilo kaybı, aşırı iştah, bulanık görme, halsizlik, yorgunluk, sinirlilik, cilt enfeksiyonları ve iyileşmeyen yaralar görülür. Bu belirtilerin hepsinin aynı anda görülmesi gerekmez, bazen daha az belirtiyle daha sinsi seyreden şeker durumları da olabilir.

Kimler risk grubunda?

Diyabet herkeste olabilir ancak bazı kişiler daha fazla risk altındadır. Bunlar ailede diyabet öyküsü olanlar (ebeveyn veya çocuklarda), obezite sorunu, daimi fiziksel aktivite azlığı, öncesinde ‘bozulmuş glikoz toleransı’ tanısı olanlar, gebelik şekeri öyküsü olan veya 4 kilodan büyük çocuk doğuran kadınlar, hipertansiyonu olanlar ve polikistik over sendromu olanlar diye sıralanabilir.

Dikkat, bu şeker ağzınızın tadını bozmasın!

Çeşitleri nelerdir?

Şeker hastalığının iki tipi vardır. Biri, Tip 1 diyabet. Bu hastalarda pankreastan insülin yapımı çok azalmış veya durmuştur. Bu durumda kanda insülin yoktur. Kan şekeri düzeyini dengelemek için dışarıdan insülin vermek zorunludur. Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde, yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkar. Tip 2 diyabet hastalarındaysa pankreasta ileri yaşlara kadar normale yakın düzeyde insülin yapımı vardır. Ancak insülin yeterli etkiyi sağlayamaz. Şişmanlık ve yanlış beslenme insülinin istenen etkiyi göstermesini engeller, kan şekeri yükselir. Hastaların çoğunluğu 40 yaşın üzerinde ve şişmandır, diyabetli akrabaları vardır.

Gizli şeker (Pre-diyabet) nedir? Belirtileri neler?

Henüz diyabet gelişmeden önce oluşan, şekerin tokluk değerlerinde yükselmesiyle giden bir süreç. Uzun açlık periyotlarına tahamülsüzlük, tatlı veya basit karbonhidrat içeriği yüksek gıda tükettikten sonra uyku artışı, yorgunluk, sinirlilik gibi yakınmalar görülebilir.

Önerilere uyulursa sağlıklı bir hayat sürdürülebilir

Nasıl tanı konur?

En sık kullanılan ölçüm açlık kan şekeridir. En az sekiz saatlik açlıktan sonra sabah bakılan kan şekerine açlık kan şekeri diyoruz. Farklı günlerde en az iki kez bakılan değerin 126 mg/dl üzerinde olması veya diyabet yakınmaları olan birinin herhangi bir zamanda bakılan kan şekeri değerinin 200 mg/dl üzerinde olması şeker hastalığı tanısı koydurur.

Bunun bir tedavisi var mı?

Bir tedavi yöntemi yok. Eğer doktor, diyetisyen ve diyabet hemşiresinden oluşan diyabet ekibinden iyi bir destek alınabilir ve önerilere uyulursa sağlıklı ve aktif bir hayat sürdürülebilir. Tedavide amaç kan şekerini normale yakın sınırlarda tutmaya çalışmak ve aşırı yükseklikleri ve düşüklükleri önlemek. Diyabet tedavisinin üç ana bileşeni var; beslenme tedavisi, egzersiz ve ilaç.

Bu hastalık genetik midir?

Özellikle Tip 2 diyabetli hastaların ailelerinde daha sık şeker hastalığına rastlanıyor olsa da hayat tarzı, kilo, beslenme şekli ve egzersiz azlığı, diyabet gelişimi açısından önemli risk faktörleri.

Taze sebze-meyve tüketmek şart

Dikkat, bu şeker ağzınızın tadını bozmasın!

Diyabetten kurtulmak için ne yapılmalı?

Diyabette iyi bir tedavi ve tedaviye uyum çok iyi sonuçlar verir. Diyabet tanısı konulduktan sonra komplikasyonlarının gelişmesini önlemek önemli. Daha da önemlisi, riskli kişilerin saptanması ve yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabetin gelişiminin önlenebilmesi.

Diyabet hastaları için beslenme önerileriniz neler?

Dengeli beslenme önemli. Rafine şeker içeren tüm gıdalardan özellikle kaçınılmalı. Diyabet hastalarının her öğünde dört ana besin grubundan (et-kurubaklagil, süt-yoğurt, sebze, ekmek) uygun miktarda tüketmesi önerilir. Öğünlerini aksatmamak, mevsimine uygun taze sebze-meyve tüketmek, katı yağ kullanmamak ve yeterli su içmek gerekli.

Diyabet neden önemlidir?

Diyabet, tedavi edilmediği takdirde uzun dönem yan etkileri çok sık görülür ve birçok soruna yol açar. Bugün gelişmiş ülkelerde en sık görme kaybı görülür. Ayrıca böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastaların yarısı diyabetiktir. Trafik kazalarından sonra en çok el-ayak kaybı yine diyabet nedeniyle olur. Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam tarzı ve ilaçların düzenli alınması, kan şekerlerinin istenen düzeyde tutulmasını sağlar. Bu da diyabete bağlı görülebilecek organ hasarlarını önemli ölçüde azaltır.

‘Hayat ve işteki stres de nedenler arasında bence’
Muzaffer Ünlü, diyabet hastası, mali müşavir, 56

Bir yıl önce dişlerimle ilgili bir sorun için hastaneye gittim. İmplant tedavisi için yapılan tetkikler sonucunda şekerim 270 çıktı. Bu operasyonu geçirebilmem için cerrah şekerimi kontrol altına almam gerektiğini söyledi. İki ay boyunca, günde dört doz insülin kullandım. Kontrole gittiğimde ölçümler yapıldı, doktorum her şeyin normale döndüğünü, insüline gerek kalmadığını, tedaviye ilaçla devam edeceğimi söyledi. Şekerimi kontrol altında tutmak için düzenli ilaç kullanmaya başladım. Yaklaşık altı ayda bir kontrole gidiyorum. Diyabet günlük hayatımı çok fazla etkilemiyor. Sadece çok net gördüğüm yazıları bazen görmekte zorluk çekiyorum. Bu durum yarım, en fazla bir saat sürüyor. Hastalığın hayatımın sonuna kadar benimle olacağını bilmek bazen psikolojimi etkiliyor. Ailemde bu rahatsızlığa sahip kimse yok. Ben de teşhis konmadan önce çok fazla şeker kullanan biri değildim. Sadece özel günlerde, bayramlarda tatlı yiyen biriydim. Fazla makarna, pilav da yemem, karbonhidratla aram çok yoktur. Beslenmeme dikkat ederim. Buna rağmen neden şeker hastalığına yakalandım, şaşırıyorum. Ben bu durumu hayat ve iş stresine bağlıyorum. Bu hastalığın en iyi iki tedavi yöntemi, beslenmeye dikkat etmek ve düzenli kontrol… Ve tabii ki hastalığı kabullenip sorun etmeden, hayatı severek yaşamak en önemlisi.

Haber Etiketleri

Elon Musk'tan yüzen araba

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı