adplus-dvertising

Deprem gerçeğinde ürküten tablo: 24 şehir ve 80 ilçe deprem riski altında

Jeoloji Mühendisleri Odası Balıkesir İl Temsilcisi Aysun Aykan, 17 Ağustos’un sene dönümünde yaptığı açıklamada olması beklenen Marmara depreminin 28 milyon kişiyi etkileyeceğini söyleyerek, Türkiye’de 24 şehir ve 80 ilçenin deprem riski ile karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Takip et
Deprem gerçeğinde ürküten tablo: 24 şehir ve 80 ilçe deprem riski altında
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Türkiye’nin mühim bir deprem kuşağında olduğunu belirten Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “1999 depreminden sonra depremle alakalı birçok çalışmalar yapıldı ancak eksiklerimiz var. 2000’li senelerde deprem konseyi kuruldu. 2011 senesinde Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı (UDSEP-2023) yapıldı. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Vaziyet Yönetimi Başkanlığınca hazırlanan Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP), 8 Temmuz 2022 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu planla her türlü afetlere karşı dirençli bir toplum yaratılması hedeflenmekte. Başta yerel yönetimler olmak üzere afetlerle alakalı kurum ve kuruluşların sorumlu olduğu çok sayıda eylem yer alıyor. Söylenen eylemleri yerine getirebilirsek, Türkiye deprem başta olmak üzere doğa kaynaklı afetlere karşı direnç kazanmış olacak. Son 23 senede depreme dayanıklı bina yapmak için çalışıyoruz, eskiye göre daha iyiyiz ama gene de eksiklerimiz var. Eskiden bir yeri imara açarken jeolojik etüt mecburiyeti yoktu. Parsel bazında zemin ve temel etütleri yapılmıyordu. Şuanda ise imar planlarına yönelik jeolojik etütler/mikrobölgeleme etütler yapılıyor. Ancak uygulamalarda sıkıntılar var, lüzumlu denetimi yapmıyoruz. Kötü zeminleri iyileştirebiliyoruz, ancak zemin iyileştirilmesine yönelik alınacak tedbirleri, örneğin jet grout, fore kazık vb. gibi taktikleri maalesef çoğu belediyeler denetlemiyorlar. Eğer bunlar yanlış uygulanırsa, yapı denetimi yapılmazsa depreme dayanaklı bina yapamayız” şeklinde konuştu.

“İlk fay zonu üstündeki yapılar zarar görecektir”

JMO Balıkesir Temsilcisi Aykan, Türkiye’de 5 ve üstü büyüklükte deprem üretme potansiyeli olan 500 diri fay hattı bulunduğunu belirtti. Aykan, “Türkiye bir deprem ülkesi, dolayısıyla zaman zaman deprem haberlerini işitmemiz normal. Türkiye’nin her yerinde her an 7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelebilir. Çünkü Türkiye toprakları üstünde deprem yaratabilecek oldukça fazla fay zonu var. Türkiye’nin ‘diri fay’ haritasına bakıldığında 5,5 ve üstü büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip ortalama 500 diri fay bulunuyor. Son yapılan çalışmalara göre şehir merkezinden fay geçen kent sayısı 24 oldu. Bolu, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Maraş, Erzurum, Hakkari, Erzincan ve Bingöl gibi 24 şehrimiz, 80’i aşkın ilçemiz ve 502 mahallemiz doğrudan fay hatları üstündedir. Bu fayların kırılması vaziyetinde ise ilk önce doğrudan fay zonu üstündeki yapılar zarar görecektir. Bu faylardan özellikle kırılma zamanı gelmiş yani sismik boşluk olarak tanımladığımız yerleşim yerlerinden geçenler büyük risk yaratmaktadır. Türkiye’de ortalama 20 yerde sismik boşluk olarak tanımladığımız, yani kırılma zamanı gelmiş fay parçaları var. Bilimsel çalışmalara göre özellikle Kuzey Anadolu Fayı başı olan Bingöl ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinden geçen kısmı ile Balıkesir, Kahramanmaraş taraflarındaki fay segmentleri sismik boşluk sınıfında tanımlandığından buralarda yakın gelecekte deprem olacağını gösteriyor; bu yüzden buralara dikkat edilmesi, hazırlık yapılması gerekiyor” dedi.

“Balıkesir’i 7,2’lik deprem tehdit ediyor”

Aykan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Uzun zamandır deprem yoğunluğu yaşayan Balıkesir ilimizin deprem tehlikesi yüksektir. Çünkü Türkiye’nin ve dünyanın en aktif fayı olan Kuzey Anadolu Fayı’nın güney koluna ait fay segmentleri üstünde konumlanmaktadır ve burada tarihsel/aletsel dönemlerde birçok yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Balıkesir’de deprem üretecek 20 fay zonu var. Paleosismolojik ve jeolojik çalışmalara göre bu fayların çoğu 7 ve 7.2 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Yerleşim yerlerinin içerisinden geçen Yenice-Gönen Fayı, Balıkesir-Gökçeyazı Fayı, Edremit Fayı ve Bandırma Faylarının sismik tehlikesi yüksektir. Bandırmanın yerleşim birimlerinden geçen Edincik Fayı, Bandırma Fayı, Sinekçi Fayı üstünde tarihsel ve aletsel dönemlerde yaşanan depremlerde can ve ekonomik kayıplar yaşanmıştır. Sinekçi Fayı, tarihsel dönemde bazı çalışmalara göre (Ambraseys & Finikel, 1991) MS 155 senesinde bölgede yıkıcı deprem üretmiştir. Bu yüzden buralara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Marmara Denizi’nde mutlaka büyük bir deprem olacak ve depreme hazırlıksız yakalanılması vaziyetinde ise ülkemizde büyük bir kaos meydana gelebilir. Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içinden geçen kuzey koldaki deprem dağılımları ise en son depremlerin 1509 ve 1766 senesinde gerçekleştiğini, 200-250 senelik tekrarlama periyotları olduğu düşünüldüğünde bu alanın bir sismik boşluk olduğu yani kırılma zamanının geldiği görülmektedir. Ulusal ve uluslararası yapılmış çalışmalara göre 1999 depreminden sonra 30 sene içerisinde yüzde 65 olasılıkla 7’den büyük, maksimum 7,6 büyüklükte bir depremin Marmara Denizi’nde olacağı yönündeydi. Bu süreden 20 sene geçtiğini düşünürsek, 10 sene içinde olma ihtimali yüksek ancak depremin ne zaman olacağını bilemiyoruz. Marmara Denizi’nde olacak büyük bir depremde Marmara Denizi’ne kıyısı olan bütün iller; İstanbul, Balıkesir, Bursa, Yalova, Çanakkale, Kocaeli, Tekirdağ ağır bir biçimde etkilenecektir. Marmara Bölgesi, nüfus yoğunluğu, sanayi, ekonomi, tarihsel birikim bakımından en yoğun olan bölge olduğu için Türkiye’nin ekonomisine zarar verecektir. Bu deprem bütün Marmara Bölgesi’ni, 28 milyonu etkileyecek, esasında bu deprem bütün Türkiye’yi etkileyecek. Bu yüzden bu depremi çok önemsememiz gerekiyor.”

“Ruhsatlı yapılarda da risk var”

Aykan, sakınım bandına dikkat çekerek sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Ege Denizi depremi ardından yapı denetimi yapılan çok sayıdaki ruhsatlı yapının yıkılması, ağır hasar görmesi ile deprem riskinin yalnızca ruhsatsız ve kaçak yapılarda olmadığını da açıkça ortaya koymuştur. Yapı denetimi yapılan ruhsatlı yapılarda da risk var. Meydana Gelen depremlerde binalarımızın mühim bir bölümünün zeminden kaynaklı hasarlardan yıkıldığı bilinmesine karşın jeoloji mühendislerinin yapı imalat ve denetim sistemi içerisine alınmaması doğru değildir. Çoğu belediyeler zemin ve temel etüt raporlarının mevcut mevzuata göre uygulanmasını istemiyor. Her depremden sonra korkuyoruz, ancak lüzumlu tedbirleri almıyoruz. Kentlerimizin içerisinden diri fay geçen yerleşim alanlarında depreme hazırlıksız bir biçimde yaşamlarımızı sürdürüyoruz. Depremde can ve ekonomik kayıpların yaşanmaması için yapılacakların başında, Afet Risk Azaltma Planı’nın uygulanması gerekiyor. Zemin ve temel etütlerinin denetimlerinin yapılması gerekiyor. Türkiye’deki yerleşim alanlarının mühim bir bölümü diri faylar üstünde konumlandığından, can ve mal kayıplarını en aza indirmek için, yüzey kırığı yaratacak diri faylar 1/5000-1/1000 ölçekli imar haritalarına işlenmeli ve fayın her iki tarafına ‘sakınım bandı’ yaratılarak, bina ve bina türü yapılaşmaya kısıtlama getirilmelidir. Diri fay zonları üstünde kalan yapı stokunun tespit edilmesi, yapıların gerekiyorsa güçlendirmesi yahut yıkılması biçimindeki kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi gerekiyor.”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.