Deniz Baykal, Erdoğan ile pazarlık iddialarına cevap verdi!

CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçilmesinin önünü açan görüşmeyle alakalı perde arkasını ve gelen eleştirilerle alakalı ilk defa konuştu. Erdoğan’la aralarında geçen diyaloğu anlatan Baykal, Erdoğan’la yaptığı 3 kritik görüşmede de pazarlık yapmadığını belirtti.
Takip et
Deniz Baykal, Erdoğan ile pazarlık iddialarına cevap verdi!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal son zamanda ile ilgili ortaya atılan iddialarla alakalı ilk defa konuştu. “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la pazarlık yaptı mı?” sorusuna Baykal, “Yasakların kaldırılmasını kimileri anlamıyor. ‘Vardır bir dümen’ anlayışı çok sağlıksız, çok tehlikeli, aşılması gereken bir vaziyet” şeklinde konuştu. İşte Deniz Baykal’ın Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e yaptığı o açıklamalar…

Erdoğan’la pazarlık yaptı iddiaları ve güncel konularla alakalı SÖZCÜ ve Cumhuriyet Temsilcileri’nin sorularını Baykal şu şekilde yanıtlandırıldı:

Pazarlık vardır diyerek bakılıyor…

– Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları diyen aydınlarımız; ben de, CHP de insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi doğrultusunda bir adım attığım zaman buna ‘Bir pazarlığı vardır’ diyerek bakıyorlar. Bu Şekilde bir alışkanlık içindeler. Çünkü siyasi kültür bu. Bunun arkasında bir hesap, bir çıkar, bir pazarlık vardır diyen bir siyasi ortamımız var. Bu çok sağlıksız, çok yanlış, çok büyük haksızlık.

– Biz 12 Mart’ta da, 12 Mart muhtırasının CHP’nin önünü açtığı düşüncesini reddettik ve bunu hiçbir kurnazlık falan yapmadan yalnızca demokrasi ismine, insan hakları ismine, Ecevit’le beraber yaptık. Ben o zaman onun yanında siyasete başlamış bir genç insandım. Ülkenin aydınları, demokratları, herkes, ‘Bunun arkasında bir hesap vardır. Ecevit herhalde kendisi değil Nihat Erim başbakan oldu diyerek buna karşı çıkıyor’ dediler. Bu tamamen yanlıştır.

– Ya ‘fırsat açıldı CHP’nin önüne, ne karşı çıkıyorsunuz, dalın buradan’ diyerek düşünüyordu bir sürü insan, Biz buna ‘İnsan haklarına, demokrasiye, hukuk üstünlüğüne aykırıdır, bu şekilde demokrasi olmaz’ diyerek karşı çıktık.

O bir kırılma noktasıydı

– O bir kırılma noktasıdır ve o andan itibaren CHP de, ben de, bulunduğum her noktada daha sonraki buna benzer olaylar karşısında hep aynı çizgide yürüdük. Örneğin 12 Mart muhtırası, daha sonra 12 Eylül, 1 Mart, Ergenekon, Balyoz, FETÖ krizi. Ergenekon, Balyoz olaylarında hiç kimse henüz olayın farkına varamamışken ben çok sert ve kararlı bir tepki vererek karşı çıktım.

– Erdoğan ‘Ben Ergenekon davasının savcısıyım’ deyince; ben de ‘Bu haksızlığa maruz kalan insanların, bu davanın mağdurlarının avukatıyım’ dedim. Bu olaylar bize yarayabilir falan gibi bir hesabın içine asla girmedik. Bu olaylar bize iktidar yolunu açar mı diyerek bakmadık.

Deniz Baykal, Erdoğan ile pazarlık iddialarına cevap verdi!

Dönemin aydınları hep anlamakta zorlandı

– Bunu her zaman dönemin aydınları anlamakta zorlanmıştır. Bunun temelinde CHP’nin, sosyal demokrat hareketin kendi başına iktidar olamayacağı ve mutlaka ordu artı CHP işbirliği ile Türkiye’de ilerleme sağlanacağı anlayışı yatar. Buna karşı mücadele verdim. 12 Mart ardından başladı bu işler. Bunu Ecevit’le beraber reddettik.

– Bize karşı diyorlardı ki ‘İktidar silahın namlusundan çıkar. Askerle, devrimci kuvvetlerle işbirliği yapacaksın.’ Biz ‘Hayır, iktidar ve devrimci hareketler sandıktan çıkar’ dedik. Ve bu doğrultuda üniversite gençliği arasında aktif bir çalışma yaptım. Orada pek çok genci ‘iktidar silahın namlusundan değil, sandıktan çıkar’ anlayışı etrafında eğittik ve örgütledik.

– Oradan bir sürü ciddi siyasetçi de çıktı. Mesela Ankara’da Nail Gürman, Ali Dinçer, Semih Eryıldız da onların arasındaydı. Daha sonra Ankara belediye başkanı olan Dinçer de o gençlerle belediye başkanı iken işbirliği yaptı.

Arkasında halk yoksa…

– Murat Karayalçın’ın Ankara belediye başkanlığı döneminde de belediyede hep o yetiştirilen gençler görev almıştı. Ankara-Batıkent’in kuruluşunda da onlar bulunmuştu.

– Biz o zaman dedik ‘İktidar silahın namlusundan değil, yalnızca iktidar da değil, ilerici hareket yani sosyal demokrat iktidar sandıktan çıkar. Çünkü silahla işbaşına gelen bir kadro istediği kadar ilerici olsun, arkasında halk yoksa; o kadronun yanında durmuyorsa, o gelen kadro egemen kuvvetlerin oyuncağı olur, gerçek bir ilerici hareketi asla gerçekleştiremez’ diyorduk. Bunu gençlere eğitim olarak veriyorduk.

Hak-hukuku ağzından düşürmeyenler…

Biz gene, Erdoğan ile görüşme konusuna döndük ve kendisine “Erdoğan’la görüşme konusunda ne dersiniz?” sorusunu yönelttik. Baykal’ı dinliyoruz:

– Şunu anlaması gerekir insanların: Biz hiçbir pazarlık yapmadan da ‘ya işte bak yeni fırsatlar doğuyor, kullan kardeşim bunu, yürü iktidara’ havasına tüm tarihimiz boyunca direnmişizdir. Aynı biçimde Sayın Erdoğan’ın yasaklarının kaldırılmasını bazı insanlar anlayamıyor. Üstelik onlar da insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi söylemini ağızlarından düşürmeyen insanlar.

– Bu doğru değil, biz CHP olarak ordu artı CHP iktidar formülünü bilinçli olarak 1971, 12 Mart’tan itibaren Ecevit hareketi ile beraber reddetmiş bir hareketin parçasıyız. Yani siyasette karşımdaki genel başkan olacak, parlamentoda neredeyse üçte iki çoğunluğa sahip olacak, seçime girecek ama milletvekili olamayacak, yaptırtmayacağım ben de ve mücadeleyi bu şekilde götüreceğim. Bunu anlamam mümkün değil.

Bu bizim için bir siyasi fırsatçılık değil

– Bu bizim için bir siyasi fırsatçılık değil, bu bizim karakterimizdir kardeşim. Bunu anlamanız gerekir. CHP böyledir, ben o kırılma noktasında Ecevit’le beraber “iktidar, devrim, ilericilik silahın namlusundan çıkarı” reddeden hareketin bir parçasıyım. Bilmem eşit olmayan, karşımdakinin elinin kolunun bağlandığı bir yarışmaya girerek bunu bir fırsat gibi değerlendirmek bizim siyaset anlayışımızın temellerine ve karakterimize aykırıdır.

Kapkaçcı, fırsatçı anlayış içinde olmadık

– Biz bu şekilde fırsatçı, kapkaççı bir anlayış içinde hiç olmadık, değiliz. Bu davranışımızı da bir çıkar, bir pazarlık neticesi bir davranış olarak anlamak kendisi bizatihi bir büyük siyasi sorunudur Türkiye’nin. Bu Şekilde bakanlar, akılları almıyor ya adam karşısındaki rakibinin siyasi haklarını bedavaya nasıl verir; Oysa bu bizim temel bir inancımız. Mücadele edeceksek bir şaibe ile mücadele edemeyiz. Yani o külüstür bir şiir okudu diyerek Pınarhisar Cezaevi’nde 2 ay kaldı diyerek ‘Milletvekili olamaz’ dediğin sürece onunla mücadele edemezsin. Bunu halka kabul ettirmen mümkün değildir zaten.

CHP generallerle işbirliği yapmadı diyerek kızanlar…

– Geçmişte nasıl ki ‘CHP generallerle işbirliği yapmadı’ diyerek suçlandı. Türkiye’nin bazı ilerici yazarları, bunu bir fırsat diyerek sayıyorlardı, biz karşı çıktık, bilinçli olarak, aynı biçimde bugün de ‘Ben Sayın Erdoğan’la anlaşmışımdır’ diyerek öngörülüyor. Çünkü Türkiye’de hakim siyasi kültür bizim anlayışımız doğrultusunda değil, siyaseti bir fırsatçılık gibi algılayan bir anlayış.

– Bizde bu şekilde bir şey yok. Gerçekten eşitliğe, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, demokrasiye, siyasi mücadelede eşitliğe samimiyetle inanıyoruz. Buna aklı basmıyor Türkiye’de bazı çevrelerin. ‘Enayilik bu, olur mu ya, o bir şey aldı, ne alacak, cumhurbaşkanı olma garantisi aldı falan diyerek’ bakıyorlar. Tabii akılları almıyor bunu. Yani bu bizim siyasi yaşamımızın bir zaafiyetidir.”

Al gülüm-ver gülüm pazarlığı olmadı

Baykal, Erdoğan’la pazarlık iddiasının asla doğru olmadığını vurguluyor ve pazarlık iddialarını reddediyor. Sonrasında buna ilişkin sorumuzu şu şekilde cevaplandırıyor:

– Bu Şekilde demokrasi doğrultusunda atılan adımların arkasında bir ‘Al gülüm ver gülüm pazarlığı’ yatıyor düşüncesi, bu yanlıştır. Ben hiçbir ilişkimde Sayın Erdoğan ile ne o karşılaşmalarımda öyle bir özel anlaşmayı yansıtacak hiçbir şeyi ne ben konuştum, ne o konuştu.

O konuşmayı ilk defa açıkladı

– Daha sonra İstanbul’da Sayın Erdoğan’ın talebi üstüne bir araya geldiğimizde, siyasi yasağı zaten kaldırılmıştı. Sayın Erdoğan 1 Mart tezkeresi telaşı içerisindeydi. Aramızda şu konuşma geçti:

-Baykal: Tezkere kabul edilirse ülkemize kaç bin asker girecek?
– Erdoğan: 65 bin kişi.
– Ne zaman çıkacaklar?
– Ben de bilmiyorum. ABD ile işbirliği yapmazsak ambargo uygularlar, bizi sıkıştırırlar, ek mali kaynak kullanmamız, oluşturmamız lazım. Yardımcı olur musunuz?
– Elbette, bu kararın sorumluluğunu alırım ve tüm Türkiye’de bunun için çalışma yaparım. İstersen beraber dolaşırım istersen ben tek başıma dolaşırım.

– Bu konularda benim samimi olabileceğimi düşünemiyorlar. İlla ‘Pazarlık yaptı’ diyorlar. Buluşma zaten 22 Şubat 2003’de, yani 1 Mart öncesi idi. Yani hakların iadesinden sonra yapılmış bir buluşmadır o. Haklarını vermişiz neyin pazarlığını yapacaksın?

Esad geldiği zaman Çankaya Köşkü’nde görüştük

Daha sonra Suriye Devlet Başkanı Esad, Türkiye’ye geldiği zaman benimle görüşmek istedi; Çankaya’da Camlı Köşk’te buluştuk, bana ‘1 Mart tezkeresine karşı çıkarak sadece Türkiye’yi değil bizi de kurtardınız’ şeklinde konuştu.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.