CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARINDAN SATIR BAŞLARI:
Ülkemizin milli teknoloji hamlesinin parlayan yıldızı haline gelen TEKNOFEST’in bütün katılımcılarına şükranlarımı sunuyorum. Ülkemize böylesine iftihar verici markayı kazandıran T3 Vakfı ile yol yürüyen bütün kurumlarımızı tebrik ediyorum. Bir teknoloji etkinliğinin özellikle gençler tarafından bu derece benimsenmesi gerçek manada bir zihni devrimdir. Türkiye’nin ihtiyacı TEKNOFEST kuşağıdır. İnsanımıza yol açtık. İmkan verdik. Neticede bütün dünyanın hayranlıkla izlediği bir yere geldik.
2018’de günlük katılımcı sayısı 550 bin gibi. Bu tür etkinliğe göre fevkalade iyi bir sayı olarak gerçekleşmişti. Bugün yalnızca yarışmacı başvurusu 600 bine ulaşan bir TEKNOFEST’i yaşıyoruz. TEKNOFEST Karadeniz ülkemizin 81 vilayetinden 107 ayrı ülkeden katılan 154 takım bünyesindeki 600 bin gencin 40 ayrı dalga yarıştığı şölene dönüştü.
Kimileri gençlerimizi harflerle kuşaklara ayırıp umutsuzluk yaratmaya çalışırken esas gerçek işte burada karşımızda duruyor.
Bir teknoloji etkinliğinin özellikle gençler tarafından bu derece benimsenmesi gerçek manada bir zihni devrimdir. Türkiye’nin gerçeği de ihtiyacı da TEKNOFEST kuşağıdır. Bu gençlik bir asır önce Çanakkale’de 7 düveli dize getirmişti. Bu gençlik bir asır önce milli mücadeleyi zafere ulaştırıp, düşmanı denize dökmüştü.
Biz gençlerimize güveniyorduk. Birileri ise hep yaptıkları gibi gençlerimizi küçümseyerek bozgunculuk peşindeydi. Zaman bizim haklı olduğumuzu göstermiştir. Dün Nuri Demirarap, Vecihi Hürkuş’a yaptıkları eziyetleri bugünkü gençlerimize yapmak istediklerine izin vermedik, vermeyeceğiz. Biz insanımıza güvendik, insanımıza dayandık. İnsanımıza yol açtık, olanak verdik. Hamdolsun neticede dünyanın hayranlıkla izlediği bir yere geldik.
Atalarımızın “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” diyerek bir sözü var. Dün bize parasıyla savunma sanayisi teknolojisi vermeyen ülkelere ihracat yapar hale geldik. Başbakan olduğum zaman değil, seçimi kazandığımız zaman Bush, ABD’nin başkanıydı. Ziyarete gittim. “Hani bize İHA verecektiniz” dedim, “Ne oldu İHA’lar. Terörle mücadele ediyoruz.” dedim. Rice’ı çağırdı, “Türkiye’ye hala İHA vermediniz mi. Süratle İHA’ları vereceksiniz” şeklinde konuştu. 48 saatte İHA’ları gönderdiler. Bu görüşmeden sonra rahmetli Özdemir Bayraktar Abimiz çocuklarıyla birlikte adımı attı, Bayraktar İHA’larını üretmeye başladılar.
Nereden nereye. Samsun’da ilk kez sizlerin takdirine sunulan KIZILELMA insansız savaş uçağımız dünya harp tarihinde oyun değiştirici hamle olarak görülmektedir. Teknoloji konusundaki örneklerimize ağırlıklı olarak savunma sanayi ürünlerinden vermemiz sizi yanıltmasın. Dünyanın her yerinde teknolojik atılımların öncüsü savunma sanayidir. İnsansız hava araçlarımız, savunma sanayi yanında lojistikten tarıma kadar pek çok farklı mecrada kendilerine uygulama alanı bulmaya başlamıştır.
Yüzde 80 yerli ve milli savunma sanayiine sahibiz. Bugün yalnızca SİHA’larımız dünyanın 30’dan fazla ülkesinde ülkemizi gururla temsil ediyor.
Öncelikle ülkemizde huzuru, istikrarı, güveni, barışı, gelişmeyi, kalkınmayı, demokrasiyi kuvvetli tutmamız gerekiyor. Bölgemiz başta olmak üzere dünyada haksızlık, adaletsizlik yanında, krizlerin, çatışmaların, sefaletin hakim olduğu pek çok yer var. Bu can yakıcı hadiselerin meydana geldiği pek çok yeri sayabiliriz. Türkiye tarihinden birlik, beraberliğinden kardeşliğinden aldığı kuvvetle, ateş çemberinden kendini huzur sembolü olarak ayrıştırmaktadır. Bu Şekilde bir coğrafyada zayıf olmak, zayıf kalmak gibi bir şansı yoktur. Biz siyasi, ekonomik, teknolojik, diplomatik, askeri, sosyal, kültürel her bakımdan kuvvetli olmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde bizi Suriye’den de Ukrayna’dan da Bosna’dan da beter ederler.
Bunun için demokratik reformlarla siyasi altyapımızı, kurumsal altyapımızı kuvvetlendirmek için mücadele ediyoruz. Yatırım, istihdam, imalat, ihracat, cari fazla yoluyla büyümede ısrar ediyoruz. Son çeyrekte 7,6 büyüdük. Türkiye şu anda büyümede 2. sırada. Bu Şekilde bir gidişimiz var. Çılgın Türkler büyüyerek yoluna devam ediyor. Ülkemizi krizlerden ayrıştırarak kendi hedeflerimizden kopmamakta ısrar ediyoruz. Ülkemizi emanet edeceğimiz gençlerimize her türlü desteğimizi veriyoruz.
Yakın tarihimizdeki acı hadiseyi paylaşmak istiyorum. Cumhuriyeti kurduğumuzda ordumuzu kuvvetlendirmek için savaş uçağı ihtiyacı çıkıyor. Kentler kampanya düzenleyerek orduya uçak almaya çalışıyorlar. Nuri Demirağ’a da gidiliyor. Kendisinden bağış isteyenlere, milletimiz tayyaresiz yaşayamaz, bunu başkasının lütfuna bırakmayız, fabrikayı yapmaya talibim diyor. Bu teşebbüs acı bir biçimde neticeleniyor. Hürkuş’u yapmak için 70 sene beklemek mecburiyetinde kaldık. En büyük güvencemiz ve umudumuz TEKNOFEST kuşağıdır.
Şuanda birileri tüm bunlar eskiden niye yapılmamış da bugün gündeme geliyor diyerek soracaktır. Bu soruyu eski Türkiye’nin aktörlerine yöneltmek gerekir. Türkiye bu teknolojik atılımları, daha öncesini kenara bıraktım, son 60-70 senede niye yapmadı acaba. Gençlerimizi kimi zaman sağcı, solcu diye, kimi zaman sünni alevi diye, Türk-Kürt diye, şucu bucu diyerek birbirlerine kırdırtanların bu şekilde bir derdi olması mümkün mü? Sinsi tuzakları önümüze döşeyenlerin bu şekilde bir gündemi olması mümkün mü?