Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib saldırısının ardından ilk kez konuştu

Son dakika! Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 27 Şubat'ta İdlib'de 33 askerimizin şehit düştüğü hain saldırının ardından ilk kez kameraların karşısına geçti. Erdoğan,"Dün Sayın Putin'e de söyledim 'Üs kuracaksanız yine kurun. Ama bizim önümüzden çekilin. Bizi rejimle baş başa bırakın' dedim. Rusya'nın Suriye'de menfaatleri nedir inanın bunu çözebilmiş değiliz" ifadelerini kullandı

İstanbul Dolmabahçe’de partisinin İstanbul milletvekilleriyle bir araya gelen Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

* Suriye meselsi Türkiye için asla macera değildir.

* Ülkemizi güney sınırları boyunca terör koridorlarıyla kuşatmaya kalktılar.

Suriye meselesi Türkiye için asla bir macera veya sınırlarını genişletme çabası değildir. Gerek siyasette, gerek medyada ülkemizin Suriye’de yürüttüğü mücadelenin anlamını hala kavramayanlar bulunduğunu görüyoruz.

Karşımızdaki manzara gayet açık ve nettir. Türkiye yaklaşık 40 yıl boyunca bölücü terör örgütü kullanılarak enerjisi tüketilen bir ülke olmuştur. Biz bunu değiştirmek için birçok yol denedik.

Demokratikleşme hamlelerinden, büyük altyapı yatırımlarına uzanan bu adımların olumlu neticelerini de aldık. Geri kalmışlık sorunlarını çözerek Türkiye’yi bölünmez bir bütün haline getirdik.

Bunlar burada yaşandığı halde kendilerine güya vatansever havasına girenler, bu ülkeyi sevdiklerini ilan edenler ne yazık ki aydınlık gençler diye ana muhalefetin başı bu gençleri ilan etmeye çalıştı. Bunlar aydınlık filan değil tamamıyla aldatılmış gençler. Bu da ifademin en iyi yanıdır.

*Bize diyorlar ki, sizin orada ne işiniz var? Suriye tabii ki işgal altındaki topraklarını korumak zorundadır. Kusura bakmayın, biz oraya Esad’ın davetlisi olarak değil, Suriye halkının davetlisi olarak gittik.

*Dün Sayın Putin’e de söyledim ‘Üs kuracaksanız yine kurun. Ama bizim önümüzden çekilin. Bizi rejimle baş başa bırakın’ dedim. Rusya’nın Suriye’de menfaatleri nedir inanın bunu çözebilmiş değiliz.

*Trum diyor ki ‘Burada Putin’in ne isteği var?’ Ben de ‘Kamışlı’da bir petrol olayı var bunların’ dedim.

Bundan 9 yıl önce ilan ettiğimiz 2023 hedeflerimiz çok önemli bir çıtaydı. Türkiye ekonomide ve demokraside şaha geçmişken, bir anda Gezi olaylarıyla başlayıp ardı arkası kesilmeyen iç ve dış sıkıntılarla karşı karşıya kaldık. Milletimiz oynanan oyunları gördü ve yanımızda yer aldı.

Elbette bedeller ödedik, hedeflerimize ulaşmada sıkıntılar yaşadık ama ülkemizin yere kapaklanmasına asla izin vermedik. 15 Temmuz, Türkiye’yi çökertme girişimlerinin zirvesiydi. Burdan sonuç çıkmayınca güney sınırımızdan ülkemizi kuşatmaya kalktılar.

Bezmi Alem Valide Cami’ni üç gün üç gece işgal ettiler. Orada bira şişelerini, bira kutularını topladık. Bunlar yaşandığı halde, güya bu ülkeyi sevdiklerini söyleyenler, ana muhalefetin başı bu gençleri aydınlık diye ilan ettiler. Bunlar aydınlık falan değil, bunlar aldatılmış gençler.

‘TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SAHADA VARLIK GÖSTEREMEZ TEDBİRLERİ ALDIK’

Terör örgütünün sahada varlık gösteremez tedbirleri aldık. Terör örgütlerinin istismar ederek vatandaşlarımızın kafasını bulandırdığı sorun alanlarını çözmek için tarihi adımlar attık. Geniş bir yelpazede uzanan bu adımların olumlu neticesini de hamd olsun aldık. Ekonomide ve temel hizmet alt yapısında sağladığımız genel iyileşme ile tüm vatandaşlarımızın hayat seviyelerini yükselttik. Bundan 9 yıl önce 2011 yılında ilan ettiğimiz 2023 hedeflerimiz ulaşmak istediğimiz seviyeyi gösteren çok önemli bir çıtaydı. Türkiye şahlanışa geçmişken Gezi olaylarıyla başlayıp ardı arkası kesilmeden devam eden iç ve dış sıkıntılarla karşılaşmaya başladık. Milletimiz bu süreçte her zaman hayranlıkla ifade ettiğimiz derin irfanıyla oynanan oyunu gördü ve bizim yanımızda yer aldı.

‘ÜLKEMİZİ BİR TERÖR KORİDORUYLA KUŞATMAYA KALKTILAR’

Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle engelleri birer birer aşarak yolumuza devam ettik. Elbette bedeller ödedik. Hedeflerimize ulaşmada gecikmeler yaşadık. Ama ülkemizin yere kapaklanmasına, yeniden eski günlere dönmesine asla fırsat vermedik. 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’yi içerden çökertme girişimlerinin zirvesini teşkil ediyordu. Buradan da netice çıkmayınca, bu defa ülkemizi bir terör koridoruyla kuşatmaya kalktılar. Şu gördüğünüz mekan 15 Temmuz’u tam manasıyla yaşamış bir mekandır. Çatımızın üstüne çıkmaya yeltendiler, duvarlara merhume annemle ilgili haşa edepsizce, hayasızca sloganlar yazdılar. Ve 500 metre ötede bezmi alem valide sultan camiini üç gün üç gece işgal ettiler ve orada bira şişelerini kutularını topladık. Bütün bunları yaşadık. Bunlar burada yaşandığı halde kendilerine güya vatansever havasına girenler, bu ülkeyi sevdiklerini ilan edenler ne yazık ki aydınlık gençler diye ana muhalefetin başı bu gençleri ilan etmeye çalıştı. Bunlar aydınlık filan değil tamamıyla aldatılmış gençler. Bu da ifademin en iyi yanıdır.

İDLİB MESELESİ

İdlib meselesi ise ülkemizi farklı bir şekilde köşeye sıkıştırmak ve diğer kazanımları elimizden almak için özellikle kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi. 4 milyon insan şu anda sınıra doğru harekete geçmiştir. Biz bütün bunlara yönelik bir güvenli bölge oluşturalım diye çalışmalar yapıyoruz. Bir taraftan Atme Kampı’nda bir yığılma var, öbür taraftan biz daha konforlu bir iskan bölgesi oluşturalım dedik.

MERKEL İLE YAŞANAN DİYALOG

Merkel’e dedim ki, bak böyle bir durum var. Sizin bana verilmiş sözleriniz vardı. Şuraya gelin destek verin yapalım dedim. Söyleye söyleye en fazla 25 milyon avro ben de vereyim dedim. Sonra Kızılhaç’a vereceğini, oradan da Kızılay’a aktarılacağını söyledi. Dediler ki, bu rakam BM Mülteciler Başkomiserliği’ne gitmek durumundadır. Oradan Kızılhaç’a sonra Kızılay’a gidecek. Tabi böyle bir şey olmadı.

Aradım Şansölye’yi. Dedi ki para hazır. Paranız buraya gelmiyor dedim. Gönderecekseniz bu parayı direkt bize gönderin, ya da ben mültecileri size göndereyim ve 100 milyon euro göndereyim dedim.

BİZ SİZE 100 MİLYON EURO VERELİM

Merkel’e dedim ki mültecilerle ilgili böyle bir durum var. Gelin şuraya yerler yapalım mülteciler yaşasın. Dedi ki “25 milyon euro verelim” . Kızılhaç’tan bu para Kızılay’a gelecekti ama gelmedi. Aradım tekrar Şansölyeyi para gelmedi. Dedim ki “O zaman bu mültecileri sana gönderelim, size de 100 milyon euro verelim” dedim.

ARADAN ÇEKİLİN

Sadece 3.7 milyon Suriyeli’yi ülkemizde ağırlıyoruz. Yeni bir göç dalgasını kaldırmamız da mümkün değil. Bize diyorlar ki sizin orada ne işiniz var. Kusura bakmayın, biz oraya Esed’in değil, Suriye halkının çağrısıyla gittik. Suriye halkı bu iş bitti demeden oradan çıkmayız. Putin’e de söyledim dün. Dedim ki siz çekilin bizi rejimle baş başa bırakın. Çekilmiyorlar ama çıkarları nedir bilemiyorum. Trump da sordu, Putin’in orada nasıl bir çıkarı var diye. Kamışlı da bir petrol kuyusu var.

Suriye’yi bugün 3’e bölenlerin bugün, yarın Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek yanlıştır.

MENFAATLERİ NEDİR?

Suriye halkı “tamam bu iş bitti” demeden bizim oradan çıkma niyetimiz yok. Bunu da dedim özellikle bilmenizi istiyorum.

*Dün sayın Putin’e de söyledim. “Sizin orada ne işiniz var” Üs kuracaksanız üssü yine kurun. Ama şu anda siz bizim önümüzden çekilin, rejimle baş başa bırakın. Biz gereğini yaparız.

*E tabi ona da “biz çekildik” diyemiyorlar. Menfaatleri nedir? İnanın bunu çözebilmiş değiliz. İki üç tane üs ise e kurun. Bununla bizim bir derdimiz yok. Ve dün gece Trump diyor ki, burada Putin’in diyor ne beklentisi var, ne isteği var? Bunları söyledikten sonra Kamışlı’da bir petrol olayı bunların dedim. Orada petrol var mı dedi, orada petrol var dedim. Ondan sonra böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.

*Fakat bizim böyle bir derdimiz yok. Ne petrol derdimiz var, ne toprak derdimiz var. güvenli bölgeyle sınırlarımızı teminat altına almak istiyoruz. Bütün bunlardan sonra tabi İdlib’de şu anda 3-4 milyon insanın yaşadığı yerde her tarafı yerle yeksan ettiler acımasızca.

*İdlib’deki ısrarla mücadeleyi sürdürmenin arkasında bu yavruların, insanların muhatap kılındıkları acımasız felakettir.

4 MİLYON İNSAN SINIRLARIMIZA DOĞRU ŞU ANDA HAREKETE GEÇMİŞTİR

Bölgede etkinlik gösteren güçlerle diyaloğu sürdürmeye özel ehemmiyet verdik. Ne kadar bize verilen sözlerin çoğu tutulmamış olsa da bu yolu açık tutmak için özel gayret gösterdik. İdlib meselesi ise diğer kazanımları elimizden almak için özellikle kurgulanan, kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi. Bölgede yaşayan ve diğer yerlerden kaçarak gelen 4 milyon insan rejimin kanlı saldırıları sebebiyle sınırlarımıza doğru şu anda harekete geçmiştir. Bunların 1,5 milyonu şu anda sınırımızdadır. Biz bütün bunlara yönelik bir güvenli bölge oluşturalım ve iskan edelim diye çalışmalar yürütüyoruz.

TÜRKİYE’NİN SURİYE’DE NE İŞİ VAR DİYENLERE

Milletime özellikle söylüyorum. “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var” sorusu, aslında Türkiye terör örgütlerine ve kendine düşman bir rejime teslim olma önerisini bize tavsiye ediyorlar. Buradan milletime soruyorum. Terör örgütlerine teslim mi olalım? Ülkemize düşman rejime düşman rejime boyun mu eğelim? Vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlerin önünde diz mi çökelim? Bölgemizde her yerde evinden yurdundan olanların gidecek yerleri var. En azından onları koyalım bir kenara hiçbir şey olmasa bile Türkiye var.

Peki bizim evimizden yurdumuzdan olduğumuzda gidecek bir yerimiz var mı? Kimileri Avrupa’yı kimileri Amerika’yı aklından geçirebilir. Ama milletimin herhangi bir ferdinin gitmeyi düşünebileceği hiçbir yer olmadığını biliyorum. Değerli arkadaşlar şahsen benim yok. Sizlerin de olmadığına inanıyorum. Öyleyse ülkemize, devletimize, vatanımıza sıkı sıkıya sahip çıkacak bunların bekası için hangi mücadeleyi vermek gerekiyorsa vereceğiz, hangi bedeli ödememiz gerekiyorsa ödeyeceğiz.

Şehit düşen her evladımızın acısı yüreğimizi dağlıyor. Bin yıldır bu topraklarımızı vatanımız kılmak için yürüttüğümüz mücadeleyi verdiğimiz sayısız şehitler kervanına bunu da ilave etmemiz gerekiyor. Ve şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. İdlib harekatımızda önceki gün vermiş olduğumuz 36’ya çıktı. 20 günlük harekat boyunca vermiş olduğumuz şehitlerin ailelerine şahsım, milletim adına baş sağlığı dilerken milletimizin de başı sağ olsun diyorum.

Bir an için empati yapalım. Ve Suriye’de ne işimiz var diyenlere hak verip hemen bugün son askerimize kadar oradan çıktığımızı düşünelim. Türkiye olarak yarın sabaha daha güvenli, huzurlu, güçlü bir şekilde mi uyanacağız? Rusya’sından Amerika’sına rejiminden terör örgütlerine kadar mücadele ettiğimiz herkes tüm projelerinden vazgeçip bizi mi alkışlayacak? Milyonlarca Suriyeli güle oynaya evlerine dönüp kendilerine yeni bir gelecek mi acaba kuracaklar? Türkiye’nin etrafındaki kuşatma kalkacak herkes bize destek vermek için seferber mi olacak? Yoksa Suriye içinde tuttuğumuz sorunların peşimizden sınırlara dayandığını mı göreceğiz? Cesaretlenen terör örgütleri, rejim yeniden şehitlerimizi bombalamaya işgale mi yeltenecek? İnanın bütün bunlar olurken tabi dün gün boyu sürekli liderlerle görüşmelerimiz oldu; ana muhalefetin başı hariç. O arama lütfunda bulunmadı, neymiş ben onu arayacakmışım. Ben seni niye arayayım ya? Dünya bizi arıyor, sen de bizi arayacaksın, biz de sana her şeyi veririz. Milletimiz kendi zihninde bu meseleyi çözdüğü için mücadeleye kayıtsız şartsız destek veriyoruz. Kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

‘BİZ ORAYA ESED’İN DAVETLİSİ OLARAK GİTMEDİK…’

Üç beş yaşındaki yavruların ne halde olduğunu izlemiyor musunuz dedim. E izliyorum. E o zaman bunu bir an önce göndermeniz lazım. Yani güvenmek mümkün değil. Hep söylüyorum ya biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye mahkumuz. Sadece 3,7 milyon Suriyeliyi biz ülkemizde barındırıyoruz. Tabi yeni bir göç dalgasını kaldıracak durumda değiliz. Ayrıca İdlib’deki, onca insanı rejimin insafına terk etmek de bizim ne tarihimize ne inancımıza sığar. Bize diyorlar ki “Sizin orada ne işiniz var” Şu anda Suriye tabi ki diyorlar, işgal altındaki topraklarını korumak durumundadır. Bunu da çok açık net söyleyenlere söyledim. Dedim ki, kusura bakmayın; biz oraya Esed’in davetlisi olarak gitmedik. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik.

ŞEHİT SAYIMIZ YÜKSELDİ

Şehit düşen her evladımızın acısı yüreğimizi dağlıyor. Bin yıldır bu topraklarımızı vatanımız kılmak için yürüttüğümüz mücadeleyi verdiğimiz sayısız şehitler kervanına bunu da ilave etmemiz gerekiyor. Ve şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. İdlib harekatımızda önceki gün vermiş olduğumuz 36’ya çıktı. 20 günlük harekat boyunca vermiş olduğumuz şehitlerin ailelerine şahsım, milletim adına baş sağlığı dilerken milletimizin de başı sağ olsun diyorum.

Yaralı kahramanlarımıza da rabbimden acil şifalar niyaz ediyorum. Amacımız ülkemizi, şehitler vermediğimiz müreffeh bir geleceğe inşallah taşımaktır. Bugün canımız dahil her şeyimizi ortaya koyacağız ki yarın bu hedefe ulaşabilelim. Uğruna nice güneşler batsa da Allah’ın izniyle bu hilal hiçbir zaman oradan inmeyecek. Hamd olsun şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmıyoruz, bırakmayacağız. Şu ana kadar 2 bin 100’ün üzerinde rejim unsuru; artık rejim unsuru demeyelim. Aralarında 94 tank, 17 zırhlı aracın da bulunduğu 300’e yakın araç gereç imha edilmiştir. Ayrıca aralarında uçak pistlerinin kimyasal silah üretim tesislerinin yer aldığı pek çok yer de ağır ateş altına alınmak suretiyle onlar da tahrip edilmiştir. Her geçen gün bu baskıyı artıracak, rejime de onları destekleyenlere de kararlılığımızı göstereceğiz. Dün akşam itibariyle 7 kimyasal ürünlerin olduğu depo onlar da yine patlatılmıştır. İşin bu noktaya gelmesini asla arzu etmezdik, ama madem ki kendileri bizi buna zorladılar sonuçlarına da katlanacaklar.

KAPILARI AÇTIK KAPATMAYACAĞIZ!

Ne dedik aylar önce “Böyle giderse kapıları açmak zorunda kalacağız” İnanmadılar. Biz dün ne yaptık? Kapıları açtık, bu sabah itibariyle 18 bin oldu. Bugün herhalde 25 bin 30 bini bulabilir. Biz bu kapıları bundan sonraki süreçte de kapatmayacağız ve bu devam edecek. Neden? AB sözünde durması lazım. Sözünü tutması lazım. Biz bu kadar mülteciyi bakmak, onları beslemek durumunda değiliz. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz o zaman siz de buradan bir paylaşımda bulunacaksınız. Bulunmadığınız takdirde biz bu kapıları açarız.

Haber Etiketleri

'Cevap kağıdım sosyal mesafeyi korudu' diyen öğrenci herkesi güldürdü

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı