adplus-dvertising

Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim Mısır halkıyla dargın olmamız mümkün değil. Onun için de bir an önce orayla da bu barışı bizim temin etmemiz gerekiyor. Suriye ile daha ileri seviyede adımları temin etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Takip et
Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını yanıtladı
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna ziyareti dönüşünde uçakta basın mensuplarının sorularını cevapladı. Soruları yanıtlamadan önce Ukrayna ziyareti ile alakalı değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski’nin davetine icabetle Lviv’e yaptığım çalışma ziyaretini tamamladık. Bu, savaşın başlamasının sonrasında Ukrayna’ya gerçekleştirdiğim ilk seyahat oldu.

Sayın Zelenski’yle yaptığımız görüşmelerde ikili ilişkilerimizi bütün veçheleriyle ele aldık. Tabii ortalama altı aydır devam eden savaş, görüşmelerimizin ana konusunu teşkil etti. Dayanışmamızın, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizin süreceğini kendisiyle bir defa daha paylaştım. Savaşın diplomasi ve müzakereler yoluyla çözümü için elimizden gelen katkıyı sağlamaya devam edeceğimizi de ifade ettim. Aynen Soçi ziyaretimde Sayın Putin’e söylediğim gibi Sayın Zelenski’ye de aralarındaki görüşmeye ev sahipliği yapabileceğimizi hatırlattım. Öte Yandan ziyaretimiz sırasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres’in de katılımıyla üçlü bir toplantı yaptık. Üçlü görüşmede Ukrayna tahılının ihracı maksadıyla kurulan mekanizmanın faaliyetlerinin artırılarak sürdürülmesi için atılabilecek adımlar üstünde durduk. Diplomatik sürecin canlandırılması için uluslararası toplumun daha çok sorumluluk üstlenmesi gerektiğine işaret ettim. Ziyaretim vesilesiyle savaşın Ukrayna’da neden olduğu fiziki yıkımın boyutlarını ve Ukrayna’ya yardımlarımızı da masaya yatırdık. Bugüne kadar olduğu gibi Ukrayna’nın tekrardan imarı sürecinde de Türkiye’nin yanlarında olacağını ifade ettim. Sayın Zelenski de gerek ülkemizin kuvvetli desteği gerekse diplomatik çabaları karşısında memnuniyetini dile getirdi. Ziyaretimiz vesilesiyle Ticaret Bakanlığımız ile Ukrayna Altyapı Bakanlığı arasında bir iş birliği muhtırası imzalandı. Muhtıra, Ukrayna’nın tekrardan imarı çalışmalarında bizlere rehberlik edecektir. Stratejik ortağımız Ukrayna ile iş birliğimizin daha da kuvvetlendirilmesi için her düzeyde temaslarımızı sürdürmek hususunda mutabık kaldık. Görüşmelerimizin, bölgemiz için, küresel barış ve istikrar için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

“Bu BM Genel Kurulunu biraz farklı yaşayacağımızı sanıyorum”

Putin, Zelenski ve BM Genel Sekreteri arasında ikili ve üçlü biçimde süren görüşmelere ve bundan sonra savaşın seyri noktasında nasıl bir netice beklendiğine dair soru üstüne Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir savaş süreciyle karşı karşıyayız. Bu savaş sürecinde bir matematik olayı yok. Yani iki kere iki dört diyemezsiniz, şu zaman bu bitecek diyemezsiniz. Çünkü süreç çok acımasız ilerliyor. Bizim bugün Lviv’e gelmemiz ve Lviv’de özellikle bu görüşmeyi yapmak isteyişimizin tabii ki bir sebebi var. Aynı görüşmeyi Soçi’de, Rusya’da Sayın Putin’le yaptık. Burada da böyle gerçekleştirmiş olduk. İyi de oldu. Guterres de buraya geldi. Guterres bizden sonra Kiev’e geçti. Kiev’de öte yandan çalışmalarına devam ettiler. Tabii bu yılki BM Genel Kurulu biraz farklı olacak. Bu konuda alakalı arkadaşlardan aldığımız bilgiler katılımın daha üst düzeyde olacağı istikametinde. Tabii bunu BM Genel Kurulu’nda göreceğiz. Orada verilecek mesajlar çok çok manalı. Gerek Türkiye olarak bizim vereceğimiz gerek öbür ülkelerin vereceği mesajlar çok çok mühim. Onun için hazırlıklarımızı buna göre yapmak, adımlarımızı da buna göre atmak vaziyetindeyiz. Tabii sahada meydana gelen gelişmelere bakıldığında, birçok noktada sanki bir kesinti mekanizması olmuş vaziyette. Ummadığımız, beklemediğimiz kesintiler oldu. Onun için ben bu BM Genel Kurulunu biraz farklı yaşayacağımızı sanıyorum” diyerek konuştu.

“Zaporijya’da Ukrayna’nın hem kendi teknik elemanları hem kendi askerleri var”

Nükleer enerji santrali Zaporijya ile alakalı son vaziyet hakkındaki soruyu yanıtlayan Erdoğan, “Zaporijya konusu gerçekten rastgele bir konu değil. Ama birinci derecede Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun bu işin yakın takibinde olması ve neler yapılması gerektiği hususunda belli bir yükü üstlenmesi gerekir. Burada şu an itibarıyla içeride Ukrayna’nın bu alanda etkin ve yetkin elemanları bulunuyor. Zelenski bizden şunu özellikle istedi; Rusya’nın buradaki tüm mayın ve benzeri döşemeleri söküp alması ve bu hususun süratle ürkütücü olmaktan çıkması. Çünkü bir tehdit unsuru. ‘Çernobil’i yaşamak istemiyoruz’ derken biraz da onu kastettim. Bu konuyu Sayın Putin’le de görüşüp, dünya barışı için mühim bir adım olarak bu konuda Rusya da üstüne düşeni yapmalıdır diyerek bunu kendisinden özellikle isteyeceğiz. Bu adımı atmaları gerekiyor. Zaporijya’da Ukrayna’nın hem kendi teknik elemanları hem kendi askerleri var. Bu teknik elemanlar ve askerlerle orayı koruma altına almış durumdalar” dedi.

“Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok”

Suriye konusundaki son vaziyetin sorulması üstüne Erdoğan şunları belirtti:
“Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki. Eğer Türkiye’de muhalefet olayı bu şekilde bir noktaya taşıyorsa bu muhalefetin hem kalitesini hem de gramını ortaya koyar. Bizim şu anda Suriye’de attığımız tüm adımlarla, özellikle Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu ve batısından Akdeniz’e kadar olan o bölgede Ruslarla yürüttüğümüz çalışmalarda terörle bir mücadele vardı. Terörle olan mücadelemizi de burada beraber sürdürüyoruz. Bunların belli bölümünü Ruslarla birlikte yaparken belli bölümünü de kendi askerimizle, güvenlik güçlerimizle yürütüyoruz. Hep söylüyorum, demokraside en mühim hasletlerden bir tanesi kuvvetli muhalefettir. Tabii bizim kuvvetli bir muhalefetimiz yok. Sıkıntı burada. Yani Suriye’de ne oluyor ne bitiyor haberleri yok. Biz ise ta Obama döneminden alalım, orada verdiğimiz mücadeleyi şu anda da aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bizim ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ ifademiz boşuna değil. Vakti saati geldiğinde bu yapılır. Ama şunu da söyleyeyim; bir kez Türkiye’ye kimse bu şekilde bir şeye hazır mısın sorusunu sormasın. Biz tüm bu işlere hazırlıklıyız. Hazırlıklı olduğumuz gibi de saniye saniye ne gerekiyorsa bunu yapacak güçteyiz. Şu anda tabii özellikle Amerika maalesef binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç, aklınıza ne gelirse, buraya yığma yapıyor. Bu yığmayı da kimlere yapıyor? Tamamen terör örgütlerine. ABD şunu söyleyemez; ‘Ben terörü beslemedim’ diyemez. Terörü Suriye’de birinci derecede besleyen ABD ve koalisyon güçleridir; bunu acımasız yapmışlardır ve hala da yapıyorlar. Oradan bıkmadılar, bir de Irak’ta aynı beslemeyi yaptılar. Kime? Gene terör örgütlerine. Eğer bugün Irak’ta bir huzursuzluk varsa altında maalesef gene Amerika yatıyor. Ve bu terör örgütlerinin ileri gelenleriyle Beyaz Saray’da görüşme yapacak kadar ileri gidiyorlar. Biz bunların tamamını biliyoruz. Bunlar var. Aynı biçimde Rusya rejimle bir dayanışma içinde. Kendileriyle bu yaptığım ziyarette bu konuları da görüştük. Bunu artık bir yere oturtmamız gerekir dedim. Rusya ile öyle bir dayanışma yapalım ki Suriye’de, özellikle Suriye’nin kuzeyinde, doğusu batısı fark etmez, buralarda terörle bir mücadele gerçekleştirelim. Şuanda hep soruyoruz; bu teröristler kaynağı nereden buluyor? İşte şu anda Kamışlı’daki kalitesiz petrolü çıkartan teröristler. Peki kim alıyor bunu? Rejim alıyor. Para kaynağı rejimde. Bunlar alıyor. Tüm bu gerçekler ortada. Bir öbür yandan da devamlı olarak buralarda İran’ın hesapları var. Bu hesaplar da önümüzde. Biz istiyoruz ki buradaki süreci daha çok uzatmayalım. Bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Çünkü Suriye’nin halkı bizim kardeşlerimiz. Orada bizim öyle bir derdimiz yok. Onların topraklarının bütünlüğü bizim için önem arz ediyor. Rejim bunun idraki içinde olmalı. Bunları da gene aynı biçimde Sayın Putin’le Soçi ziyaretimizde görüştük. Temennim odur ki inşallah önümüzdeki dönemle alakalı Suriye’de hem anayasa bir an önce yapılır, bu iş sağlama bağlanır hem de halkın tüm bu noktadaki sıkıntılarını giderecek adımlar atılır. Şu anda oradan hicret edenler, iltica edenlerin ağırlığı bize geldi. 4 milyon insanı biz ülkemizde ağırlıyoruz. Tüm bunları ağırlarken rejimle devamlı savaş halinde olalım diyerek mi bunu yapıyoruz? Hayır. Suriye halkıyla özellikle inanç değerleri noktasındaki bağlarımız nedeniyle bunu yapıyoruz. Bundan sonraki süreç belki çok daha hayırlı olacaktır.”

“Diplomasiyi tamamen devre dışı bırakamazsınız”

Suriye ile temasın siyasi diyalog mertebesine çıkarılıp çıkarılmaması konusunun sorulması üstüne de Erdoğan, “Şunu bir kez bilmemiz, kabullenmemiz lazım. Devletler arasında hiçbir zaman siyasi diyalog yahut diplomasi kesip atılamaz. Her zaman her an bu tür diyaloglar olur, olmalıdır. Hatta bir söz var; ‘İplikle de olsa bağı koparmayın, o bağ devam etsin. Gün olur gerekir olur.’ Şuanda biz mesela bölgede Mısır’la alt düzeyde, bakanlarımız seviyesinde temaslarımızı devam ettiriyoruz. Bu ilişkiler durup dururken olmuyor. Diplomasiyi tamamen devre dışı bırakamazsınız. Diplomasiye ne denli ihtiyacımız olduğunu tüm dünya gördü. Biz her zaman çözümün parçası olduk. Suriye problemini çözmekle alakalı elimizi taşın altına biz koyduk. Hedefimiz, bölgesel barış oldu, ülkemizi bu krizin ağır tehditlerinden risklerinden korumak oldu” açıklamasında bulundu.

“Şu anda Suriye’de attığımız her adımda Rusya’yla irtibat halindeyiz”

Rusya’nın terör örgütü PKK/YPG’ye karşı bakışında bir değişiklik olup olmadığı sorusunu cevaplayan Erdoğan, “Şu anda Suriye’de attığımız her adımda bir kez biz güvenlik kuvvetlerimiz, istihbaratımız, Milli Savunma Bakanlığımız olarak Rusya’yla irtibat halindeyiz. Arkadaşlarımız devamlı onlarla görüşme halindeler. Ben de Sayın Putin’le görüşmeler yapmak suretiyle bu süreci ‘sağlama bağlayalım’ diyoruz. İşte örneğin son Soçi seyahatimde Suriye bizim için mühim bir görüşme konusuydu, gündem maddesiydi. Şu anda gene buradaki terör olaylarıyla ilgili gerek ben Putin’le, gerek Dışişleri Bakanım ve Savunma Bakanım muhataplarıyla görüşmeleri devam ettiriyoruz. Bundan sonraki süreçte de zaten devam ettireceğiz. Mesela gönül arzu ederdi ki İran’la da oradaki bu çalışmaları daha etkin yürütelim ama bu olmadı. Biz de şu anda Rusya’yla olan bu dayanışmamızı, birlikteliğimizi aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bundan sonraki süreçte de gene aynı biçimde devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.

“Suriye ile daha ileri seviyede adımları temin etmemiz gerekiyor”

Son zamanlarda Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle karşılıklı atılan adımların genel manada enerji eksenli bir ilişki mi olup olmadığının sorulması üstüne Erdoğan şunları kaydetti:
“Daha çok siyaset eksenli dersek isabetli olur. Yani siyasetin gereği bu. Onun için de siyasette dargınlık olmaz. Her an barış içinde olacaksın. Her an görüşebilme imkânı yakalayacaksın. Mesela Mısır’la şu anda üst düzeyde, istenilen yerde değil ama biz şuanda Mısır’la da arkadaşlarla alt düzeyde yani bakanlar seviyesinde bu işi sürdürelim ve sonrasında da temenni ederiz ki üst düzeyde de bu adımı en güzel biçimde atalım. Çünkü Mısır halkı bizim kardeşlerimiz. Bizim Mısır halkıyla dargın olmamız mümkün değil. Onun için de bir an önce orayla da bu barışı bizim temin etmemiz gerekiyor. Suriye ile daha ileri seviyede adımları temin etmemiz gerekiyor. Bu adımları atmak suretiyle, bütün bölgede yani İslam dünyasının bizim komşularımızla olan bu bölgesinde inşallah birçok oyunu biz bozarız.”

“Şu anda 4 adet sondaj gemimiz var, 2 adet sismik araştırma gemimiz var”

Abdülhamid Han sondaj gemisine Kıbrıslı şehitler Hakan, Kutsi, Murat İlhan kardeşlerin adını taşıyan üç geminin refakat etmesinin bir mesaj olup olmadığının sorulması üstüne Erdoğan, şunları kaydetti:
“Tabii özellikle bu üç kardeşin ismini alan bu destek gemilerinin Abdülhamid Han’a refakat etmesi gerçekten sevindirici, bizleri de mutlu eden bir hadise. İnşallah buradan beklenen sonuçlar alınmaya başlarsa tabii bizi çok daha mutlu edecek. Bu sondaj gemimiz şu anda dünyada sayılı gemiler arasında. 12 bin metreye kadar sondaj yapabilme yeteneğine sahip. Alanında şu anda eşi benzeri yok. Bu Şekilde bir özelliği, bu şekilde bir güzelliği var. Beklentimiz inşallah yeni müjdeler olması. Bakalım ne getirecek. Tabii başta ana muhalefet olmak üzere birileri bundan çok rahatsız oluyor. Gemiye Abdülhamid Han adını koyduk. Bundan kimlerin rahatsız olduğunu gördünüz. Düşünün siyaset yapıyor ve tarihçi, tarihi çok iyi bildiğini belirtiyor. Nasıl biliyorsa tarihi? Abdülhamid Han’a saygısızlık yapacak kadar ileri gidebiliyor. Lafa da geldiği zaman muhafazakâr havalarına giriyor. Öyle yahut bu şekilde biz Abdülhamid Han sondaj gemimizle inşallah o beklenen sonuçları aldığımız anda bunu milletimizle paylaşacağız. Hele hele bir de inşallah doğal gazımız, petrolümüz çıkmaya başladığı andan itibaren çok daha farklı olacak. Bu arada Sayın Malezya Kralının ülkemizi ziyaretinde bazı konuları görüştük. Bunlardan bir tanesi de PETRONAS ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının ortaklaşa bir adım atması hususuydu. Bu konuyla alakalı tespit edilen bir iki bölgede müşterek çalışma planlıyoruz. İnşallah bu çalışmada bir tarafta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı diğer tarafta PETRONAS ve bir öbür tarafta Çinliler, belki 3 ayaklı olarak inşallah bir adımı da beraberce atacağız. Tabii sevincimiz şu anda 4 adet sondaj gemimiz var, 2 adet sismik araştırma gemimiz var. Tüm bunlarla birlikte artık bir gücüz. Allah sonucunu da inşallah hayır verir.”

“Yüksek katma kıymetli imalatı artırmayı özellikle hedefledik”

Türkiye Ekonomi Modeli ve programın gidişatına dair son vaziyetin sorulması üstüne Erdoğan, “Türkiye Ekonomi Modeli ile makro ekonomik istikrarı sürdürülebilir kılmayı hedefledik. Yüksek katma kıymetli imalatı artırmayı özellikle hedefledik. Cari dengede kalıcı iyileşmeyi hedefleyen bir politikalar bütünü olarak bunu ifade ettik. Modeli yaratırken ülkemizin geçmiş tecrübelerini, iç ve dış dinamiklerini, sahip olduğu jeostratejik avantajı, Kovid-19 salgını ve ardından yeni küresel ekonomik düzenin ortaya çıkarmış olduğu fırsatları kapsayan birçok parametreyi dikkate aldık. Tabii modelin tasarımında serbest piyasa ekonomisi ilkelerinden kesinlikle taviz vermiyoruz. Modelin temel politika araçlarını, Türk lirası tasarrufların özendirilmesine yönelik adımlar, selektif kredi politikaları, yatırım ortamının iyileştirilmesine dönük önlemler yaratıyor. Son dönemde model kapsamında uyguladığımız politikaların olumlu neticelerini da almaya başladık. Bununla beraber özellikle IMF’nin yaptığı son açıklamalara baktığımız zaman, Türkiye’nin ekonomik olarak dünya ülkelerinden farklı bir konumda olduğunu, çok daha isabetli bir büyüme parametresini yakaladığını IMF kendisi ifade ediyor. Bu Şekilde bir konumdayız ve biz önümüzdeki dönem için ülkemizi olumsuz değil, tam aksine olumlu gelişmelerin beklediğini görüyoruz” yanıtını verdi.

“Tarım Kredi marketlerindeki olayla öbür zincir marketler fiyatları hemen indirmeye başladılar”

Tarım Kredi Kooperatiflerinde indirimlerin başlamasına ilişkin soru üstüne Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle Tarım Kredi Kooperatiflerinin attığı bu adımla biz vatandaşımıza uygun fiyatlı ürünleri ulaştırırken bir taraftan da birilerini terbiye ediyoruz. Şu anda Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1300-1400 marketi var. Biz şuanda Tarım Krediye diyoruz ki ‘Tarım Kredi, de ki market açmak üzere bana işte 250, 300, 400 metrekarelik bina ile gelin. Ürünü biz verelim. Sen ürün için işletme sermayesi koyma. Onu Tarım Kredi sana versin.’ Bunu niye diyoruz? Şu andaki market sayısını 1400 değil, 2 bine, 2 bin 500’e çıkaralım ve piyasayı Tarım Kredi olarak biz balanse edelim. Çünkü bizim derdimiz burada para kazanmak değil. Bizim tek derdimiz var; vatandaşımıza bir kaliteli ürün, iki ucuz ürün sunalım. Mesela et ürünleriyle alakalı bunu yalnızca koyun kuzuda değil, büyükbaşta da yapalım. Şuanda bakın hemen muhalefet çılgına döndü; ‘aldatıyorlar, kandırıyorlar, yok şu şekilde yok bu şekilde’ falan filan. Ya şu anda Tarım Kredi raflarında ürün kalmadı. Yoğun bir biçimde ürün yetiştirmeye çalışıyorlar. Ben iki gün önce genel müdürle de konuştum, dedim süratle depoların sayısını da artıralım, bu depolarla da Türkiye genelinde marketlerimize ürün yetiştirmede sıkıntı yaşamayalım. Şu anda gerek bakanım gerek genel müdürümüz bu çalışmayı hızla devam ettiriyorlar. Zaten bu Tarım Kredi marketlerindeki olayla, öbür zincir marketler fiyatları hemen indirmeye başladılar, başlayacaklar. Bizim derdimiz zaten para kazanmak değil. Burada tek derdimiz piyasayı balanse etmek, vatandaşa ucuz, kaliteli ürün yetiştirmek.”

“İlk defa gençler ve yeni evli kardeşlerimize de ayrı bir kontenjan ayırıyoruz”

Kentsel dönüşüm projeleri ve yeni atılacak sosyal konut projesindeki kota vaziyeti konusunda Erdoğan, “Depreme karşı önlemlerimizi kararlılıkla sürdürme gayreti içindeyiz. Bu kapsamda kentsel dönüşüm adımları önceliklerimiz arasında bulunuyor. 20 senede TOKİ’yle 1 milyon 170 bin konut ve işyeri yaptık. Şu anda 81 ilimizde 350 bin konutun dönüşümüne hızla devam ediyoruz. 60 bin konutluk büyük İstanbul dönüşümü kapsamında Esenler’deki ilk etap konutların teslim törenini nasip olursa bugün yapacağız. Sosyal konut kampanyamızla da hedefimiz 2+1, 3+1 konutlarla halkımızın isteklerine yanıt vermek. Bu konutlardan engelli kardeşlerimiz, şehit ailelerimiz ve gazilerimiz, emekli vatandaşlarımız da faydalanabilecek. İlk defa gençler ve yeni evli kardeşlerimize de ayrı bir kontenjan ayırıyoruz. Vatandaşımıza en uygun fiyatları ve ödeme seçeneklerini sunacağız. Tabii burada şunun üstünde ısrarla durmakta büyük yarar var. Bakın Avrupa’nın birçok ülkesinde şu anda depremde, selde, çeşitli afetlerde konut yetiştiremiyorlar, konut vermiyorlar; oralardaki kentsel dönüşümü, değişimi yapamıyorlar. Ancak biz Bingöl depreminden tutun Van, Malatya, Elazığ depremlerine varıncaya kadar tüm buralarda süratle, bir senesi bulmadan hemen altyapısıyla, üstyapısıyla konutlarımızı yaptık ve vatandaşlarımıza bunları yetiştirdik. Kendisi tabii rahmetli oldu ama Sayın Ecevit’in başbakanlığı döneminde biz bir Gölcük depremini yaşadığımız zaman bırakın siz evleri, çadır bile yoktu. Ben o zaman Belediye Başkanı değildim, cezaevinden çıktım, doğru bölgelere gittim ve o bölgelerde vatandaşla hemhal olduk. O Gölcük ne haldeydi, Sakarya ne haldeydi, Yalova ne haldeydi? Yapabildiler mi? Yapamadılar. Ama biz hamdolsun tamamında de geldik ve oraların tüm konut ihtiyaçlarını, isteklerini karşıladık. İşte Malatya’ya bakın, aynı biçimde konutlardan ahırlarına varıncaya kadar yaptık, teslim ettik. Bu iş, aşk işidir ve aşkınan koşan yorulmaz. Bundan sonraki süreçte de bu bu şekilde devam edecek” şeklinde konuştu.

“Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarına inanıyor musunuz?”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun “Bizdeki seçmen bilgileri Yüksek Seçim Kurulunda bile yok” sözlerinin sorulması üstüne Erdoğan, “Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarına inanıyor musunuz? Adamın yaşamı yalan. Bir şey bildiğinden değil. Tabii bana göre YSK Başkanı ve ekibi bunu yargıya taşımalı. Yargıya taşımak suretiyle artık bu adama bedel ödetmeli. Yeri geliyor savcılara saldırıyor, yeri geliyor hakimlere saldırıyor. Ama nedense onlar çekiniyorlar, korkuyorlar.

Anayasa’yla teminat altındasınız. Anayasa’da bununla alakalı ‘Asla yargıya yönelik bu tür beyanlarda bulunulamaz’ diyor. İnşallah 2023’te milletim sandıkta buna bir defa daha dersini verecek” şeklinde konuştu.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.