Borcu olan zekat verir mi? Zekât hesaplanırken hangi borçlar düşülür?

Zekat; dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade ediyor. Peki, borcu olan zekat verir mi?
Takip et
Borcu olan zekat verir mi? Zekât hesaplanırken hangi borçlar düşülür?
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Zekât vermenin belli bir zamanı yoktur. Fakat pek çok Müslüman zekatını Ramazan ayı içerisinde vermeye çalışır. Bu sebeple borcu olan zekat verir mi sorusu araştırılmaya başlandı. Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi nisap miktarı malın üzerinden sene geçmiş olması konusunda da kamerî ay hesabı uygulanır. Bunun için belli bir kamerî ayı veya Ramazan’ı beklemeye gerek yok. Peki, borcu olan zekat verir mi? İşte, borcu olan zekat verir mi sorusunun detaylı yanıtı…

Zekât hesaplanırken hangi borçlar düşülür?

Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir (Kâsânî, Bedâî’, II, 6).

Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir (Nevevî, el-Mecmû’, V, 344). Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar. Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tabi mallardan, sadece “o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar” düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.

Borcu olan zekat verir mi?

Uzun vadeli borçlar da zekâttan düşürülebilir. Bununla beraber eğer kişinin maddi durumu iyi ise, fakirlerin menfaatine binaen uzun vadeli borçları düşürmemesini tavsiye ederiz.

İki, üç, dört veya beş yıl gibi uzun vadeli taksitle araba veya ev satın alan bir kimse, borçlu sayılır. Hanefi mezhebine göre, borç, ister hemen ödenecek bir borç isterse tecilli bir borç olsun, zekât miktarından düşülür. (bk. İbn Abidin, Reddu’l-Muhtâr, Meymeniyye tab., II/6; Kâsânî, Bedâyi’, Kahire 1327, II/11)

Ancak bazı âlimler, uzun vadeli borçların zekâtı düşürmeyeceği görüşüne varmıştır. Özellikle Şafii mezhebi ve Ahmet b. Hanbel’den nakledilen bir görüş bunu desteklemektedir. Ayrıca sahabenin büyüklerinden bu görüşü ileri sürenler de olmuştur.

Bu açıdan, uzun vadeli borcu olan kimse, taksitlerini vadesi geldiğinde düzenli bir şekilde ödeme imkânına sahipse, elinde bulunan nisap miktarı malın zekâtını vermesi ihtiyaten güzel olur. Çünkü günümüzde insanlar borçlarını on, on beş yıla kadar yayabilmektedirler.

Böyle olunca yıllık verilen zekât hesaplandığında bu uzun vadeli borçlar, genel itibariyle nisap miktarını düşürmektedir. Bunun sonucunda Müslümanlar, her yıl zekât ve kurban vermekten mahrum kalmaktadırlar.

Buna göre yıllık borcu hesaplayıp geriye kalan nisap miktarı maldan zekât vermeyi tercih etmek, zekâtın ruhuna uygun düşecektir.

Zekât kimlere farzdır? Geçerli olmasının şartları nelerdir?

Zekât ibadeti ile ilgili şartlar, zekâtın bir kimseye farz olmasının ve verilen zekâtın geçerli olmasının şartları şeklinde iki ayrı başlık altında ele alınır.
Bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması (Kâsânî, Bedâî’, II, 4-5) bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı, yani kazanç sağlayıcı nitelikte “nisap miktarı” mala sahip olması gerekir. Artıcı olmaktan kastedilen, malın sahibine gelir, kâr, fayda temin etmesi yahut kendiliğinden çoğalma ve artma özelliğine sahip bulunmasıdır.
Zekâtın farz olması için ayrıca nisap miktarı mal ya da servete sahip olduktan sonra üzerinden bir kameri yılın geçmesi ve yıl sonunda da nisap miktarını koruması gerekir (Kâsânî, Bedâî’, II, 13 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 73-74). Yıl içerisindeki artış ve düşüşlere itibar edilmez. Zekât bu süre dolmadan önce de verilebilir. (Kâsânî, Bedâî’, II, 15).
Zekâtın geçerli olmasının şartlarına gelince, öncelikle “niyet” şarttır. Zekât bir ibadet olduğu için niyetsiz yerine getirilemez (Kâsânî, Bedâî’, II, 40; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 88). Ayrıca fakire verilmesi ve teslimi demek olan “temlik” de şarttır (Kâsânî, Bedâî’, II, 39). Yemek hazırlayıp yedirmek gibi ibâha denilen yollarla fakire zekât verilmiş olmaz.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.