Bergen filmi için hazırlıklar tamam! Acıların kadınını yakında başlıyor…

“Bergen” filmi için tüm hazırlıklar tamamlandı. “Acıların kadını” olarak anılan, önce yüzüne kezzap atılan ve ardından öldürülen Bergen’in gerçek yaşamı beyazperdeye uyarlanıyor.
Takip et
Bergen filmi için hazırlıklar tamam! Acıların kadınını yakında başlıyor…
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Yönetmenliğini Caner Alper ve Mehmet Binay’ın, oluşturucu yapımcılığını ve yapımcılığını Mine Şengöz’ün yaptığı, senaryosunu Yıldız Bayazıt ve Sema Kaygusuz’un yazdığı filmde Bergen’i Farah Zeynep Abdullah canlandıracak.

Danışman kadrosu; sosyolog Meral Özbek, basın mensubu Tuğrul Eryılmaz, psikiyatr Cemal Dindar, edebiyatçı Murat Özyaşar ve edebiyatçı Yavuz Ekinci’den oluşan filmde Bergen yalnızca kurban değil, müzisyen yönüyle öne çıkan bir kahraman olarak anlatılacak.

Bergen filmi için hazırlıklar tamam! Acıların kadınını yakında başlıyor…

BERGEN KİMDİR?

Esas isimi Belgin Sarılmışer olan meşhur şarkıcı, 16 Temmuz 1959’da Mersin’de dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken, annesi Sebahat Çakır ile babasının boşanması neticesi, 1966’da annesiyle Ankara’ya yerleşti.

İlk öğretimini Yenimahalle Yunus Emre İlkokulunda tamamlayan Bergen, okulda mandolin çalarak, şarkı söylüyordu. Bergen’in müziğe kabiliyetini fark eden öğretmenleri, mezun olduktan sonra meşhur ismi konservatuvar okumaya teşvik etti.

Ankara Devlet Konservatuvarının sınavlarına girerek, piyano bölümünü birincilikle kazanan sanatçı, ilk iki sene piyano ve viyolonsel eğitimi aldı.

Sanatçı, maddi imkansızlıklar neticesi okula devam edemedi, yaşını büyüterek bir müddet PTT’de çalıştı.

Resmi kayıtlara ve mezar taşına doğum tarihi 1958 olarak geçen Bergen, 1977’de eğlenmek için gittiği gece kulübünde arkadaşlarının ısrarıyla sahneye çıkarak “Batsın Bu Dünya”yı seslendirdi ve kulübün sahibi İlhan Feyman’dan teklif alarak, sahnelere adım attı.

Yaşadığı sıkıntılı dönemi 1988’de bir röportajda anlatan meşhur isim, “Esasında benim yaşamım sahnelere çıkmak isteyenlere örnek olmalı. Konservatuvarın iki senesini başarıyla tamamlamıştım ve maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamıyordum. Okulumu çaresizlikler içinde bırakarak PTT’de memur olarak çalışmaya başladım.” sözleriyle aktarmıştı.

1982’de “Şikayetim Var” albümünü müzikseverlerle buluştu.

Sahne ismini, Norveç’in “Bergen” kentinden etkilendiği için Bergen olarak tespit eden sanatçı, bir müddet Grup Lokomotif orkestrasıyla sahne aldı.

Meşhur isim, dayısının oğlu Göksel Çakır ile 1977’de Mersin’de evlendi fakat 4 sene evli kaldığı ilk eşinden 1981’de ayrıldı.

Yeteneğiyle yavaş yavaş ismini duyuran ve sahnelerin aranan ismi haline gelen Bergen, çalışmak üzere Ankara’dan Adana’ya gitti.

Sanatçı, Adana’da tanıştığı Halis Serbes’le bir sene sonra nikah kıydı ancak nikahın sahte, Serbes’in de evli ve üç çocuklu olduğunu öğrendi.

Serbes’in birçok defa şiddet uygulaması ve aralarında meydana gelen sorunlar dolayısıyla Adana’dan Ankara’ya dönen Bergen, tekrardan gece kulüplerinde sahne aldı.

Bergen, 1979’da Ankara Başkent Gazinosu’nda Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses ve Müjde Ar’ın bulunduğu kadroda uvertür sanatçı olarak sahne çıkmaya başladı, 1982’de ise Atlas Plak imzalı “Şikayetim Var” kasetini müzikseverlerle buluşturdu.

Halil Serbes’in kendisine uyguladığı şiddete karşın aşık olduğunu belirterek, 9 Ocak 1982’de resmi nikahla evlenen Bergen, aynı sene 31 Ekim’de İzmir’de çalışırken eşinin azmettirmesi neticesi kezzap saldırısına uğradı. Sanatçı, saldırıda tek gözünü kaybetti, vücudunun büyük bir kısmı da yandı.

Bergen, yaptığı bir açıklamada, yaşadığı acı anı şu sözlerle aktarmıştı: “O anda iki gözüm gitti. Yalnızca çığlıklar duyuyorum. Bir ara ‘suya götürün’ diyorlar. Kadere bak ki sular kesik. Su ip gibi akıyor. Üzerimdeki kıyafetleri yırtıp her tarafımı sardılar. O an her yer çok karanlık, bir şey göremiyor, gözlerimi açamıyorum. Kısa bir müddet sonra ekip otomobili geldi. Ege Üniversitesi Hastanesi’ne götürdüler. Hastanede 45 gün kaldım, yara tedavisi gördüm.”

“Acıların Kadını” albümüyle büyük bir üne kavuştu

Olayın gazetelerde yayımlanması ve kamuoyunun dikkatini çekmesi üstüne estetik doktoru Onur Erol, sanatçıyı Ankara’ya getirerek, ücretsiz tedavi etti.

Erol, 2010’da verdiği bir röportajda Bergen’in yaşadığı kezzap saldırısının neticelerini şu sözlerle ifade etmişti:

“En az üç defa ameliyat ettiğimi hatırlıyorum onu. Çünkü dokuların iyileşmesi, olgunlaşması aylar sürer bu tip yanıklarda. Zımparalama taktiğiyle Bergen’in derisini soymuştuk. Sağ gözü çıkmıştı, kapakları kapanmıyordu. Sonradan eklenecek protez için göz çukuru yaptım. Burun kanatları yok olmuştu, oraya kıkırdaklar kondu. Yüzüne kalçasından deri eklendi.”

Tedavinin sonrasında besteci Cengiz Özşeker’in ikna etmesi neticesi, sahnelere geri dönen sanatçı, 1985’e kadar Özşeker’in sahibi olduğu mekanda dinleyicileriyle bir araya geldi.

Sanatçı, 1984’te Özşeker ile İzmir’de stüdyoya girerek, kısıtlı bir bütçeyle 12 şarkılılık “Kardeşiz Kader” isimli albümü hazırladı.

Yaşar Plakçılık’ın sahibi Yaşar Kekeva tarafından İstanbul’a davet edilen sanatçı 29 Mart 1985’te ilk defa İstanbullu müzikseverlerle buluştu.

Meşhur şarkıcı, 1985’te Burhan Bayar’ın müzik yönetmenliğinde “İnsan Severse” isimli long play albümünü hazırladı, 1986’nın sonlarında yaptığı “Acıların Kadını” albümüyle ise büyük ün kazandı.

Albümde yer verilen İbrahim Tatlıses’in de daha önce yorumladığı “Dertli Dertli” ve “Gülümse Biraz” isimli şarkılarla “Benim İçin Üzülme”, “Sen Affetsen Ben Affetmem”, “Eller Aldı” ve “Kul Duası” başta olmak üzere albümün bütün şarkıları çok sevildi. O dönem Sezen Aksu’nun “Git” albümünün 500 bin tane kaset kopyası satılırken, “Acıların Kadını”nın satılan kaset kopya sayısı 700 bine ulaştı. Albümün gördüğü alaka üstüne, plak şirketi, sanatçıya 1987’de “1986 Senesi Albümü En Çok Satan Arabesk Kadın Sanatçı” unvanıyla Altın Plak ve Altın Kaset ödülü verdi

“Bergen çok cesur bir kadın”

Zaman zaman Anadolu turnelerine de çıkan sanatçı, sahne çalışmalarına İstanbul’da devam etti.

Bergen, Ülkü Erakalın’ın senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği “Acıların Kadını” filmiyle 1987’de ilk defa kamera karşısına geçti. Filmde Bergen’e Yalçın Gülhan, Asuman Arsan, Meral Niron, Bora Erdoğan ve Şahin Çelik’ten oluşan oyuncu kadrosu eşlik etti.

Ülkü Erakalın 1986’da verdiği röportajda meşhur şarkıcı için şu ifadeleri kullanmıştı: “Bergen çok cesur bir kadın. Başına gelen felakete karşılık çok ilginç bir kalbi ve kişiliği var. Filmde bunu ön plana çıkarmaya çalıştım. Batılılar bizim çektiğimiz sahnelerde makyaja başvurur. Oysa biz bu sahneleri yaşamın kendisinden temin ettik. Bir gözü ve yüzünün bir tarafı yok olmuş, vücudu kezzap yanıklarıyla dolu bir kadın. Gerçek yaşamdan bir kadın ve gerçek yaşamdan bir yüz. Bu vaziyette kamera karşısına geçmekten çekinmeyen Bergen’in cesaretini hayretle ve saygıyla karşılıyorum.”

“Yaşamım ağlatan roman gibi”

Büyük bir hayran kitlesi bulunan Bergen, yaşamında ilk ve son defa 16 Ocak 1987’de TRT’de basın mensubu ve yazar Ergun Balcı’nın sunduğu “Musiki Maceramız” isimli programa misafir oldu.

Aynı sene 10 şarkıcıdan toplam 13 şarkının yer aldığı “Süper Karışık” isimli albümünde “Mecburum” ve “Bu Şekilde Kadere Darılmaz mıyım” şarkılarını yorumlayan şarkıcı, konser için gittiği Adana’da, sahneye çıkarken, gazinonun fotoğrafçısı tarafından bıçaklandı.

Saldırıyı hafif yaralı olarak atlatan ve ayakta tedavi olduktan kısa zaman sonra iyileşen Bergen, olayın üstünden bir sene geçtikten sonra, Bulvar Gazetesi’ne verdiği röportajda şunları dile getirmişti:

“Bu olay bana kasıtlı yapılmış bir şey değil. Bunu her zaman söyledim, gene söylüyorum. Gazino sahibiyle başkaları arasında olan konu. Benim talihsizliğim o an sahnede olmam. Herkes kocamın yaptığını zannetti. Ben bunlara inanmıyorum. Tabii yine yıkıldım. Diyorum ya, yaşamım roman gibi. Ama ağlatan bir roman ve bu romanda bir sayfa daha açılmıştı. Ama azmim ve çabalarım ile kendimi topladım.”

Bir dönem sahneyi bırakan sanatçı, Selami Şahin, Özer Şenay ve Cengiz Tekin’in yönetmenliklerinde sırasıyla “Onu da Yak Tanrım”, “Sevgimin Bedeli” ve “İstemiyorum” albümlerini çıkardı. Cezaevinden 1988’de çıkan Serbes ile tekrardan barışan müzik ve sinema yaşamını geride bırakan Bergen, 1989 nisan ayında kocasından boşandı. Aynı senenin haziran ayında sahneye dönen sanatçı, 1989’da vefatından önce son albümü “Seneler Affetmez”i müzikseverlerin beğenisine sundu.

Yoğun bir ilgiyle karşılanan albümün tanıtım turnelerine başlayan sanatçı 14 Ağustos 1989’u 15 Ağustos’a bağlayan gece Adana Pozantı’da boşandığı eşi Serbes tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Sanatçının cenazesi memleketi Mersin’de defnedildi.

Yurt içinde ve dışında konserler veren sanatçı, kısa ömrüne 5 longplay, 11 kaset, 129 şarkı ve bir film sığdırmayı başardı.

Farklı ve kuvvetli sesiyle arabesk dünyasında iz bırakan Bergen’in vefatının sonrasında, 1990’da “Giden Gençliğim” albümü yayınlandı ve albüm ilk çıktığı gün tükendi.

Pek çok arabesk ve nostalji konseptli albümlerin yanı sıra Bergen’in şarkıları Ceylan Ertem, Ebru Yaşar, Emrah, Funda Arar, Muazzez Ersoy ve Işın Karaca tarafından da yorumlandı.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.