Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak köy hayatını seçti!

Berat Albayrak'ın babası olan Sadık Albayrak memleketi Trabzon'da yaylaya çıkarak adeta inzivaya çekildi. Sadık Albayrak burada vaktini torunları ve kangal köpeğiyle geçirmeyi tercih ediyor. Ayrıca Albayrak bahçesinde alabalık yetiştiriciliği de yapıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın babası gazeteci-yazar Sadık Albayrak, Trabzon’da 1850 rakımdaki yayla evinde ‘Kıtmir’ ismini verdiği kangal cinsi köpeğiyle inzivaya çekildi. Gözlerden uzakta Robinson Crusoe yaşamı yaşayan Sadık Albayrak, kitaplarını yazıyor, bahçesinde torunları için alabalık yetiştirmeyi, yaylayı ağaçlarla donatmayı planlıyor.

Gazeteci-yazar Sadık Albayrak, Trabzon’da 1850 rakımdaki yayla evinde ‘Kıtmir’ ismini verdiği kangal cinsi köpeğiyle inzivaya çekildi. Her biri 45 metrekarelik iki mütevazı evde bahçesinde torunlara alabalık yetiştirebilmek için hazırlanmış küçük havuzlar ve düzinelerce kaynak kitap. Fikir adamı, basın mensubu Sadık Albayrak’ın yeni hayatının özeti bu kadar. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak’ı bedenen inzivaya, manen ve fikren ise yükselişe çekildiği evinde Hürriyet’ten Fatma Aksu’ya konuştu. Sadık Albayrak, Berat Albayrak için CHP’nin dillendirdiği “Sosyete Damat” tanımı için ne şeklinde konuştu?

12 Eylül’ün kurbanlarından

12 Eylül 1980 darbesinin fikir adamlarını bir silindir gibi ezdiği günlerdi. Tutuklanan, askeri mahkemelerde yargılananlar arasında Sadık Albayrak da vardı. Cezaevine girdi. En yakın dostlarından biri o dönem MSP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dı. Tayyip Erdoğan’ı 13-14 yaşlarında katıldığı münazaralardan, 1977-1978 senelerinde MSP’deki görevinden tanıdı. Yeni Devir gazetesindeki köşesinde, kendisinden çok genç olan Tayyip Erdoğan için “Bu genç, Türkiye’de büyük hizmetler edecek” diyerek yazmıştı. Dostlukları hiç bozulmadı. Sadık Albayrak, vefası sebebiyle, dava arkadaşı Tayyip Erdoğan’a “Nuru ayn’ım’, yani ‘gözümün nuru” diyerek hitap ediyor. Sadık Albayrak dava arkadaşını şu şekilde anlatıyor:

O senelerin Beckenbauer’iydi

“Tayyip Erdoğan şiir, edebiyat ve sosyal içerikli konularda konferanslar verirdi. Spora olan alakası de çok fazlaydı. Futbolla ilgilenmesi, ileride yönetici olmasının işaretiydi. O dönemde ‘Türkiye’nin Beckenbauer’i’ deniliyordu ona. Yürüyüşü ve hareketleriyle, toplumu etkileyici fiziki bir yapısı vardı. Bu, ezilmiş bir toplumun Tayyip Bey’de kimliğini bulmasıydı. Mücadelesi halk katmanında yansımasını buldu.

Yaşam tarzlarımız aynı

Hasbi olmak çok mühim. Onun çocukları imam hatipli. Aileyle de bir yakınlığımız vardı. Cenab-ı hak nasip etti. Hısım-akraba olduk. Hayat tarzımız birbirimize uygun, aile yapılarımız birbirine yakın. Debdebe, ihtişam yok. Emine Hanım ile eşim Kıymet Hanım’ın sıcak muhabbetleri vardır. Ailece hep mütevazı olduk. Tüm yaşamımız boyunca Allah’a kul, yüce Resulüne ümmet olmak için mücadele verdik.

Yazamazken yaşamak ölümden beter

1970’li senelerin ortalarından son 10 seneye kadar binlerce röportaj, günlük yazı, makale yazdım. Öte yandan 45’in üstünde eserim var. Onların tamamlayıcısı olarak bu yaylada da binlerce ağaç dikiyorum. Kitaplar gibi ağaçlar da bir eserdir. 40 senedir gazetelerde yazı yazan adam için, yazamazken yaşamak ölümden beterdir. Kitaplarımı tekrardan harmanlayıp basarak fikri bir çalışmaya girdim. ‘Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar’ isimli kitabım, yazdığım 45 – 50 kitabımın özetidir. Yazarlık ayağa düşmüş. Artık o kültür seviyesi olmadığından, onlarla muhatap olmamak için yazarlığı bıraktım. O zaman da başa döndüm. Köyüme döndüm.

Şu an kitaplarımı düzenliyorum. Mesela ‘Osmanlı Uleması’ isimli biyografik eserimi 3 cilt daha ilaveyle 8’e çıkaracağım. ‘Abdulhamid Devrinde Kara ve Deniz Ulaşımı’ diyerek üç ciltlik çalışmam var.”

Hayy gibi yaşıyorum

“5-6 senedir buradayım. 7’sinde yaşadıklarımı, 70’inden sonra da yaşamak istiyorum. Robinson Crusoe gibi yaşıyorum. Ama ben Müslüman’ım. Esasında o da sahte. Robinson Crusoe kitabını yazan Daniel Defoe, İbn Tufeyl’in Hayy bin Yakzan kitabından kopya çekerek yazdı. Ben esasında oradaki hikâyenin Müslüman kahramanı Hayy’ım. Hayy gibi ağaç dikiyorum, sebze-fide dikiyorum, toprağı işliyorum. Kuran-ı Kerim’de Rahman Suresi 6. ayette Allah buyurur ki, “Bitkiler ve ağaçlar Allah’a secde eder.” Ayet hükmünce yaşamımı devam ettiriyorum. Onları buduyorum, onlarla konuşuyorum. Çünkü onlar da biz de topraktan yaratıldık. Bu yaşam tarzını yaşadım, yaşıyorum.”

Robinson’un akıl hocası Hayy

Endülüslü hekim ve filozof İbn Tufeyl, Hayy bin Yakzan’ın (Yakzan oğlu Hayy) yaşamını anlattığı aynı isimdeki romanını 14. yüzyılda kaleme aldı. Hint Adaları’nın birinde dünyaya gelen Hayy’ın hiçbir eğitim almadan ve yalnızca doğayı gözlemleyerek, düşünerek insan-ı kamil seviyesine ulaşmasını anlatan roman neredeyse bütün batı dillerine çevrildi. O dönem Avrupasında edebiyat dünyasına yön veren eser oldu. Pek çok yazar Hayy bin Yakzan’ı kendi düşünce sistemine göre taklit etti. Dünyanın en çok bilinen eserlerinden Daniel Defoe’nin 1700’lü senelerde yazdığı Robinson Crusoe da ‘adasal roman’ın başlangıcı olan Hayy Bin Yakzan’ın taklitlerinden biri olarak kabul edilir.

Cumhurbaşkanı onayıyla koruma altında

“Bu yaylada 10 bin senede teşekkül etmiş ‘Turba’ denilen ve dünyada ender bulunan bir toprak var. Toprağı Cumhurbaşkanı’nın onayı ile dünya çevre literatürüne katmak için çalışıyoruz. Bu projeyi faal konuma getirmek için şu anda planlaması yapılıyor. Bu irtifada bu toprağa benzer dünyada 5-6 coğrafi konum var. Ekolojik dengenin bozulduğu, çevre ve su probleminin sorun olduğu bir dünyada, bu şekilde bir ihtiyacı gidermede benim çalışmalarım bir katre yer sağlarsa ne mutlu bana. Sonradan gelenler, son 50-60 senede ağaçları kesip doğayı bozup çöle çevirdiler. Her gelen parselleri sahiplenerek ağaçları kesip beton binalarla bozdu. Bu yaylayı ihya etmek için kendini adayan biri var. Çünkü çalışmalarımız tüm canlı haklarına dayalı, meydana gelebilir bir dünya için.”

Torunlarım buraya bağlı olsunlar

Burada yaylada bir botanik bahçesi kurdum. Yüzlerce ağaç, bitki… Tamamı şifadır insana. İstanbul’da uykuyu alamıyorsun, terliyorsun, halsizlik oluyor, yataktan kalkmak istemiyorsun. İştahın yok. Gürültü… Ama burada bol oksijen, iştahın artıyor. İstediğin kadar yorul, sabahleyin zinde kalkıyorsun. Çeşitli rahatsızlıklarım varken burada şifa buluyorum. Torunlarımın buraya bağlı olmalarını isterim. Bu yaşam tarzı beni ahir ömrümde, zinde, dinamik ve eylemci yaptım. Torunlar fırsat buldukça gelirler. Burayı seviyorlar, özlüyorlar. Toplam 5 torunum var. Allah inşallah 6’ncısını da nasip eder.”

‘Sosyete damat’ yanıtı

“CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın (Berat Albayrak için) “Sosyete Damat” lafını işitince aklıma şu geldi. Ben yedek subaylığımı Malkara’da yaptım. Orada 1.5 yılım geçti. ‘Sosyete Damat’ diyen kişinin Malkaralı olduğunu öğrenince, Trakya’da yerel bir söz var: ‘Malkara Keşan, Hoppala Paşam’ dedim. Bunlara, ‘Koy çuvala, salla salla vur duvara’ demek geçti içimden. Muhatap almaya değmez.

‘Aslıhu Nesluhu’ derler. Yani bir adamın aslı neyse nesli de o olur. Ben, 1950’li senelerde Trabzon Kemeraltı’nda manifaturacılık yapan Hacı Ahmet Albayrak’ın oğluyum. Babam o senelerde Mensucat Santral’dan, Sümbüllü Han’dan, Çakmakçılar Yokuşu’nda Topbaş’lardan mal alır, gelir Trabzon’da satardı. Biz köylüyüz. Ama Ataköylülerden ya da Kadıköylülerden faklı bir köylüyüz…”

Haber Etiketleri

'Cevap kağıdım sosyal mesafeyi korudu' diyen öğrenci herkesi güldürdü

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı