Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Show TV'de ekrana gelen Aziz'in 3. bölümünün 2. fragmanına Mustafa Kemal Atatürk'lü sahneler damgasını vurdu. Dönem dizisi olan Aziz'in hangi yılı anlattığı merak uyandırdı. Aziz dizisi gerçek mi? Aziz gerçek mi, uyarlama mı, kurgu mu? Aziz Payidar Atatürk'le gerçekten görüştü mü? Hatay Türkiye'ye Ne Zaman Katıldı? İşte sevilen dizi Aziz hakkında bilgiler...
Takip et
Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Show TV’de ekrana gelen Aziz’in 3. bölümünden 2. fragman yayınlandı. Hikayesi 1930’ların Hatay’ında geçen dizide, Aziz Fransızlar’a karşı direnişin sembolü haline geliyor. “Fransız zulmü altında emeğini hiç edilmesini kabul etmeyen kim varsa, onlarla yürüyeceğim” diyen Aziz gözaltına alınıyor. Dizinin fragmanına ise Atatürk’ün görüldüğü anlar damga vuruyor. Mustafa Kemal Atatürk’e, Hatay’da Fransız askerleri tarafından gözaltına alınan Aziz hakkında bilgi geliyor.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

AZİZ DİZİSİNİN KONUSU NEDİR?

Aziz Payidar (Murat Yıldırım), Antakya’nın en büyük ve tek halı üreticisi olan Payidar ailesinin oğludur ve hayatı zenginlik ve refah içinde geçmektedir. Ancak, Aziz’in hayatı Fransız delegesi Mösyö Pierre’in (Fırat Tanış) oğlu Teğmen Andre’yi öldürmesiyle bir anda alt üst olur.

Aziz, doğup büyüdüğü toprakları, canından çok sevdiği aşkını kısacası sahip olduğu her şeyi geride bırakıp kaçmak zorunda kalır.

Gelen haberler in ardından herkse Aziz’in öldüğünü düşünür. Arada iki yıl geçer ve Aziz ansızın çıkagelir. Fakat geldiğinde hiçbir şey bıraktığı gibi değildir.

Aziz döndüğünde sadece her şeyini kaybettiğini görmekle kalmaz, Fransız işgali altındaki Antakya bıraktığından daha kötü bir hal almıştır. Diğer yandan ilk aşkı Dilruba (Damla Sönmez) da amcası Galip Payidar’ın (Ahmet Mümtaz Taylan) oğlu Adem (Güven Murat Akpınar) ile nişanlanmıştır.

Aziz karşılaştığı bu durum nedeniyle hayatına sıfırdan başlamak zorunda kalırken, verdiği yaşam mücadelesi ile küllerinden yeniden doğar. Üstelik basit bir köylü kızı olan Efnan’ın (Simay Barlas) umulmadık bir biçimde hayatına girmesiyle duygusal anlamda da ikilemde kalır. Aziz, yaşadığı yoğun duygu karmaşasının ardından zamanla hem kendini hem de gerçek aşkını bulur.

AZİZ DİZİSİNİN KONUSU GERÇEK Mİ? AZİZ, ATATÜRK’LE GÖRÜŞTÜ MÜ?

Proje tasarımını Necati Şahin’in gerçekleştirdiği, yönetmen koltuğunda Recai Karagöz’ün oturduğu dizinin senaryosunu ise Eda Tezcan tarafından kaleme alındı. Bununla birlikte, dizi gerçek hayat hikayesi değil.

Bir dönem dizisi olan Aziz, kostümleri ve çekildiği mekanlarla büyü ilgi çekerken, dizinin bir kitaptan veya eski bir diziden uyarlama değil. Hikayesiyle merak edilen Aziz dizisi tamamen orijinal bir hikâye. Ancak dizi ve karakterler gerçek değildir. Tarihte böyle bir hikayenin olduğu doğrulanmadı. Bu nedenle Aziz Payidar karakteriyle Atatürk gerçekte karşılaşmadı.

Aziz dizisinin çekildiği Hatay, 1939’da Atatürk’ün vefatından sonra Türkiye topraklarına katılmıştı. Atatürk, sağlığında Hatay’ı sınırlarımıza katmak için büyük çaba göstermişti. Bu nedenle diziye bir ayrıntı olarak eklendiği düşünülüyor.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

AZİZ DİZİSİ NEREDE ÇEKİLİYOR?

Yapımını O3 Medya’nın, yapımcılığını Saner Ayar’ın üstlendiği, proje danışmanlığını Zeynep Günay Tan’ın gerçekleştirdiği

Show Tv ekranlarında izleyicilerle buluşan Aziz dizisinin çekimleri İstanbul da kurulan özel bir platoda gerçekleşiyor.

Sanat ve dekor ekibinin yanı sıra döneme ait meydan, evler ve sokakların yapımında 264 kişi görev aldı. 817 ton demir, 400 m3 kereste, 1000 LT boyanın kullanıldığı setin aksesuar ve kostümleri de özel olarak tasarlandı. Kullanılan pek çok obje sıfırdan üretilirken 200’den fazla kıyafetin tasarımı gerçekleştirildi.

Antakya’da ve Sakarya’da geçen Aziz dizisinin çekimlerinin ilerleyen süreçte İstanbul’da kurulan özel bir platoda gerçekleştirileceği de ortaya çıktı.

Antakya ve Sakarya da yapılan çekimler bittikten sonra tüm set Istanbul’a gidecek ve Aziz dizisinin çekimleri İstanbul da devam edecektir. Oyuncuların ve set çalışanlarının İstanbul merkezli olması gibi bir çok sebepten dolayı dizinin çekimleri İstanbul’da yapılacaktır.

AZİZ DİZİSİ HANGİ YILI ANLATIYOR?

Aziz dizisi; 1930’lu yılları anlatıyor. Antakya’da zengin bir ailenin oğlu olan Aziz’in hikayesi ekrana gelecek. 1930’lu yıllara izleyicileri götürecek olan dizi Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmasının hemen öncesindeki dönemi anlatacak.

AZİZ DİZİSİNDE ATATÜRK KİMDİR?

Aziz dizisinde Atatürk’ü canlandıran isim henüz belli olmadı. Belli olduğunda habere eklenecek…

HATAY NE ZAMAN TÜRKİYE’YE KATILDI?

Osmanlı egemenliğine 1516 yılında giren Hatay, stratejik olarak büyük öneme sahipti. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra çözülemeyen sorunlardan biriydi. Savaş sonrası süreçte Hatay, Fransız mandasında bulunan Suriye topraklarına dahil edildi. Ancak Mustafa Kemal Atatürk, Hatay’ı anavatana katmak için büyük çaba gösterdi. Bunun için de diplomatik girişimlerde bulunmuştur.

Hatay, 1516 yılında Osmanlı Devleti sınırları içerisine girmişti. Ancak 1. Dünya Savaşı sonunda Fransızlar bölgeyi işgal etmesi ile elden çıkmıştır. 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ve Fransa arasında imzalanan Ankara Anlaşması’yla Hatay, Fransa yönetiminde olan Suriye sınırları içinde kaldı. Ancak, 1935 yılında Fransa, Hatay üzerindeki haklarını Suriye yönetimine devretti. Bunun üzerine Türkiye, Ankara Anlaşması’nın ihlal edildiğini belirtti ve bu durumu Milletler Cemiyeti’ne taşıyarak bölgenin bağımsız olması gerektiğini bildirdi.

Daha sonra Milletler Cemiyeti’nin aldığı karar göre Hatay’ın iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Suriye’ye bağlı özerk bir devlet olduğu kabul edilmiştir. Fakat Fransa, Milletler Cemiyeti’nin aldığı bu kararı uygulamada isteksiz davranınca Türkiye önemli bir adım attı. 1938 yılında Türk askeri, Hatay sınırına konuşlandırıldı.

5 Temmuz 1938 günü Fransızların Hatay üzerinde hak iddia etmeleri üzerine 5000 Türk askeri Hatay’a girdi. Seçimler ile oluşturulan Hatay Meclisi, 2 Eylül 1938’de toplanarak bağımsız Hatay Cumhuriyeti’ni ilan etti. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek seçildi. 29 Haziran 1939 tarihinde de Hatay, oy birliğiyle Türkiye’ye katılmıştır.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

ATATÜRK ÖLÜMÜ GÖZE ALDI VE  HATAY SORUNUNU ÇÖZDÜ!

Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz” söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.

Atatürk, Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek, bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi. Mersin’de çekilen bu fotoğraf, Atatürk’ün rahatsızlığını gösteriyor.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Atatürk, Milli Mücadele’ye başladığı dönemde misakı milli sınırları konusunda daima çok hassas olmuştur.

Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918’de imzalandıktan hemen sonra Yıldırım Orduları Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal’in Adana’dan İstanbul’a gönderdiği telgraflar, Türk vatanının bütünlüğü ve sınırları konusunda ne derece titiz olduğunu göstermektedir.

Mondros’tan hemen sonra vatan toprakları üzerinde işgaller başlamıştı.

Sivas Kongresi’nde “30 Ekim 1918’de imzalanan ateşkes antlaşmasındaki hududumuz içinde kalan vatan parçası bir bütündür” kararı alınmıştı.

Zafer kazanılıp, TBMM’nin delegeler kurulu İsmet İnönü’nün başkanlığında Lozan’a giderken “milli misak” büyük ölçüde gerçekleşmişti. Ancak Batı Trakya, Hatay, Musul ve Kerkük birer sorundu.

Lozan’da Hatay milli sınırlarımızın dışında kalmıştı. Suriye ile Türkiye arasında yapılan sınır tespiti çalışmaları uzatılıyordu.

Tarihler 15 Ocak 1923… Atatürk annesinin vefat haberini aldı. Lozan Konferansı’nın sıkıntılı günleriydi. Yapması gereken bir sürü memleket işi vardı. Memleket meselesi ile şahsi meselesi arasında bir tercih yapmak zorundaydı. Memleket meselesini seçti.

Cenazeye katılamadı.

Tarihler 27 Ocak 1923… Programını tamamlayan Atatürk, ilk iş olarak annesinin mezarına gitti. Kabrin önüne vardığında derin bir sessizlik oldu. Bir süre annesinin mezarına baktı. Sonra konuşmaya başladı!

“Annemin mezarı önünde, Allah’ın huzurunda söz veriyor ve yemin ediyorum. Milletin egemenliğinin korunup savunulması yolunda gerekirse annemin yanına gitmekte asla duraksamayacağım. Milletin egemenliği uğrunda canımı vermek vicdan ve namus borcum olsun.”

Atatürk annesinin ve Allah’ın huzurunda millet için canını vermeye söz vermişti. Kaderi, onu verdiği bu sözle sınayacaktı.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Burada önemli bir noktaya işaret etmeliyiz ki, Lozan Konferansı sürerken, Atatürk’ün direktifleriyle 30 Mayıs 1923’te Antakya-İskenderun havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

Temmuz 1936’da Montrö sözleşmesi imzalandığı gün kızı Afet İnan’a telgraf çekti: Boğazlar meselesi tamam. Sıra Hatay’da!

BENİM ŞAHSİ DAVAM

Atatürk, 1 Kasım 1936’da TBMM açış konuşmasında “…milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, gerçek sahibi öz Türk olan İskenderun, Antakya çevresinin geleceğidir. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle duruyoruz” demişti.

Hatay Fransız işgali altındaydı ve konu Milletler Cemiyeti’ne aktarılmıştı. Atatürk Fransız büyükelçisine, “Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” dedi. Fransızlar, Hatay için silah gücünün kullanılacağını anlamaya başladılar.

Tarihler 10 Aralık 1936… Atatürk, Fransız elçi Henri Ponsot ile görüştü. Hatay konusunun şahsi meselesi olduğunu söyledi. Bu, diplomatik olmayan bir üsluptu. Bu restten sadece kırk gün sonra Hatay, özerkliğini kazandı.

Hatay özerkliğini kazanmıştı fakat hala Fransız mandası Suriye’nin parçasıydı. Türk toprağı olamamıştı. Atatürk konuyu şahsi meselesi olarak görüyor, gerektiğinde Cumhurbaşkanlığı vazifesinden istifa edip Hatay dağlarında çete reisliği yapmayı bile göze alıyordu.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Atatürk’ün son hastalığı 1937 yılı kış aylarında baş göstermiş ve karaciğer hastalığı 1938 yılının ocak ayında saptanmıştı. Bursa’da yapımı biten Merinos fabrikasının açılış törenine katılmak için Yalova’ya geldiğinde kendisini muayene eden Prof. Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğerinin büyüdüğünü ve biraz da sertleştiğini saptamıştı. Kesin tanı için Ankara’dan çağrılan Neşet Ömer İrdelp de bu görüşe katılmıştı. Böyle olmasına karşın 2 Şubat’—ta Merinos Fabrikası’nın açılış törenini izleyen Atatürk, üstelik akşam düzenlenen baloda da Sarı Zeybek oynamıştı.

Tarihler 11 Haziran 1937… Yurt gezisine çıkan Atatürk, Trabzon’da bulunduğu esnada çiftliklerini millete hediye ettiğini bir telgrafla başbakanlığa ilan etti. İnönü, 13 Haziran 1937’de TBMM’de yaptığı konuşmada millet adına Atatürk’te teşekkür etti.

Atatürk aynı gün İnönü’ye telgraf çeker. Yıllar önce annesinin mezarı önünde ettiği yemini tekrar eder:

Ben, gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim!

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Tarihler 29 Ekim 1937… Atatürk, Cumhuriyet’in yıldönümü kutlamaları için verilen baloda Fransız sefiri ile konuşur ve niyetini açıklar:

Milletime söz verdim Hatay’ı alacağım.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Fransız ordusu 30 Kasım 1937’de bir takım kutlamaları bahane edip Hatay’a müdahale etti. Mesaj gayet açıktı. Suriye başbakanı davet edildi. 21 Aralık 1937’yi 22 Aralık’a bağlayan gece Ankara’da Karpiç Lokantası’nda görüşme yapıldı.

Bu görüşme çok farklı bir görüşmeydi.

Daima yurtta sulh, cihanda sulh diyen adam, o gece Suriye başbakanı Cemil Mardam’ın ve Adil Arslan’ın karşısında çok farklı konuşuyordu:

Fransızlar hayal kurarsa netice aleyhlerine olur… Fransızlar akıllarını başlarına alsınlar… Benim için diplomasi meçhuldür…

Atatürk o gece konuştukça, sesi Karpiç Lokantası’nın duvarlarında yankılanıyordu:

Fransızlar bir şey yapamazlar! Eğer şüpheleri varsa tecrübe edebilirler! Namusum üzerine yemin ederim ki Hatay’ı bırakmam! Fransız hükümeti aklını başına toplasın!

Atatürk o gece bir diplomat gibi değil, savaşçı gibi konuşuyordu:

Fransa Suriyelileri adam yapmak istiyormuş! Evvela kendileri adam olsunlar! Türkiye kuvvetini kurmuştur. Mesele benim için namus meselesidir! Meseleyi halledeceğiz. Bunun için en büyük tehlikeyi göze aldım!

Konuşmanın sonlarına doğru Atatürk daha da öfkeliydi:

Suriye’nin tam bağımsız olmasını istiyoruz. Fransızlar mani olursa söyleyecek sözümüz vardır. Suriye’nin ordusu yoktur. Fakat bizim ordumuz vardır. İcap ederse girerim! Sonra yine çıkarım. Katiyen bırakmam.

Atatürk Hatay uğruna Fransa ile ciddi bir kavgaya tutuşmayı göze almış ve Suriye başbakanına alenen açıklamıştır. Ocak 1938’de bir dizi temaslarda bulunsa da hiç hesapta olmayan bir durumla karşılaşır: Hastalık!

7 Şubat 1938… Göğüs ağrısı ve öksürük rahatsızlığı başlar.

27 Şubat.. Şiddetli burun kanaması geçirir. Yine de aynı akşam yapılması planlanan toplantıya katılır. Toplantı bitince Celal Bayar’ı çağırır. Konuyu gizli tutmasını, yabancı hekim istemediğini, yerli hekimlere tedavi olacağını söyler.

6 Mart 1938… Yerli doktorlar tarafından muayene edilir. Fakat nafile, 2 hafta sonra ağrıları dayanılmaz noktalara varır. Durumu kötüdür.

15 Mart: Ağrıları dayanılmaz noktaya ulaşır. Bayar’ı çağırır ve gerçeği söyler: Çocuk, ne yapacaksan çabuk yap, ben hastayım!

28 Mart… Fransa’dan davet edilen Dr. Fissinger Atatürk’ü muayene eder ve raporunu sunar: Günde 12 saat dinlemek ve çalışmaları bırakmak. Atatürk kısa süreliğine dinlenmeyi kabul eder fakat 17 Mayıs’ta Fransız basını onun çok hasta olduğunu yazınca tepesi atar.

DÜNYAYA MESAJ

O sıralarda Hatay sorunu en üst düzeyde seyrediyordu. Atatürk, Cumhurbaşkanlığı görevlerini aksatmadan yürütmeye ve özellikle çok önem verdiği Hatay sorununu çözüme ulaştırabilmek için bütün gücünü toplayarak hasta görünmemeye çalışmıştı. Bununla birlikte 28 Şubat 1938’de Balkan dışişleri bakanlarına verilen yemek öncesi burun kanaması geçirdi. 6 Mart 1938’de Çankaya Köşkü’nde yapılan muayenede karaciğerde büyüme saptandı.

Atatürk’ün hastalığına dair ilk resmi bildiri 30 Mart 1938’de yayınlamamıştır. Bu arada Hatay konusu ciddiyetini koruyordu.

Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek için bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren bir yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi.

Epeyce yorulduğunu hissedince askeri geçidin sonuna doğru “marş-marş ile geçsinler” diye emir verdi.

O günlerde burnunda sürekli kanama görülüyordu.

Amacı, bütün dünyaya ayakta olduğunu ve Hatay davasından ödün vermeyeceğini göstermekti.

Yorucu çalışmalar sırasında yeniden fenalaştı. 8 Haziran’da Dr. Fissinger yeniden Türkiye’ye geldi. Yeni bir rapor sundu. Atatürk’ün hastalığı ilerlemişti. Günde en az 20 saat yatarak dinlenmesi gerekiyordu. Çalışması kesinlikle yasaktı. Kenara çekilme vakti gelmişti.

Atatürk Hatay için mücadele verdikçe, sağlığı iyiden iyiye bozulmuştu. Ama duracak mıydı? Kader onu ettiği yeminlerle sınıyordu. Kenara mı çekilecekti yoksa gerekirse canını mı verecekti.

14 Haziran.. Afet İnan’a telgraf çekti: “Tamamen iyileşme ümidi ve şansı kuvvetlidir.”

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Atatürk, bir askerdi. Kenara çekilmek ve savaşarak ölmek arasındaki seçimini bir asker gibi yaptı. Kenara çekilmeyi reddetti. 16, 17, 20, 22 ve 24 Haziran’da bakanlarla çalışmalarını sürdürdü. Aynı gece yüksek ateş nedeniyle fenalaştı. Üç gün dinlendi.

İş öyle bir noktaya gelmişti, Atatürk çalıştıkça iyiden iyiye rahatsızlanıyor, bir iki gün dinleniyor sonra tekrar çalışıyordu. Yine öyle oldu. Üç günlük dinlenmenin ardından 27 ve 29 Haziran’da bakan, general, vali ve elçilerle çalışmalarını İstanbul’da sürdürdü.

4 Temmuz 1938’te Türk ordusu Hatay’a girdi. 9 Temmuz’da çalışmalarını sürdürdü. 10 Temmuz’da yüksek ateş nedeniyle fenalaştı. Hastalığı tüm dünyaya zatürre olarak ilan edildi. 16 Temmuz.. Dr. Fissinger üçüncü defa İstanbul’a çağrıldı. Atatürk’ü muayene etti ve raporunu sundu.

Çalışmak, kahve hatta ayakta durmak yasaktı… Günde 22 saat uzanması gerekiyordu. Sadece 2 saat ayakta kalabilirdi. 2 gün boyunca dinlendi. Bu sayede bir haftadır düşmeyen ateşi düşmüştü. 3. gün çalışmalara başladı. 24, 26 ve 30 Temmuz’da uyumadı.

Meydan okuyordu. Erken kalkıyor, kahvesini alıyor, toplantılar yapıyordu. Direnebildiği kadar direniyordu.

15 Temmuz.. Tevfik Rüştü Aras’la çalıştı. 18 Temmuz.. Hatay Devlet Başkanı Tayfur Sökmen’le toplantı yaptı. Ertesi gün elçileri

Avrupa’daki tüm büyükelçilerle toplantı yaptıktan sonra, Fevzi Çakma’a askeri manevraları başlatma emri verdi. Hatay meselesi ısınacaktı.

Bu arada da Fransa’yla yapılan bir anlaşma gereğince, Kurmay Albay Şükrü Kanatlı kumandasındaki birliklerimiz Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve Hatay Cumhuriyeti kuruldu.

Yaptığı rest işe yaradı. 2 Eylül 1938’de Hatay, bağımsızlığını ilan etti.

Bu arada da Fransa’yla yapılan bir anlaşma gereğince, Kurmay Albay Şükrü Kanatlı kumandasındaki birliklerimiz Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve Hatay Cumhuriyeti kuruldu. 2 Eylül 1938’de Hatay cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen seçildi. Atatürk ölmeden önce bu gelişmeleri görmek ve duyumsamak mutluluğuna erişti.

3 Eylül 1938’de Hatay meclisi kuruldu.

En büyük bayramıydı.

Hatay Cumhuriyeti 9 ay sonra, 30 Haziran 1939 tarihinde Türkiye’ye katılma kararı aldı. Hatay Devleti sınırları Türkiye-Suriye sınırı olarak kabul edildi. 23 Temmuz 1939’da Hatay Türkiye Devleti’ne dahil oldu ve Hatay Vilayeti kuruldu.

Anayurdun bölünmez, vazgeçilmez bir parçası olan Hatay anayurtla bütünleşti. Hataylılar yaşamının son günlerine kadar Hatay için çalışan Atatürk’ü hiçbir zaman unutmazlar.

Atatürk tam iki defa millet için canını vermekten çekinmeyeceğini, gerektiğinde canını vereceğini söylemiştir. Ve 10 Kasım’da Atatürk millet için canını vermiştir. Bu, sıradan bir ölüm değildir.

Aziz Dizisi Hangi Dönemi Anlatıyor? Atatürk ve Hatay Meselesinin Çözümü

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.