Avrupa ordusu için ilk adım! AB kendi ordusunu kuracak…

Washington yönetiminin ani kararlar almasının Avrupa’da güvenlik ve siyasi krizlere sebep olacağı endişesini seslendiren birçok ülke, AB ordusunun kurulmasını tekrardan gündeme getiriyor.
Takip et
Avrupa ordusu için ilk adım! AB kendi ordusunu kuracak…
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin yankıları sürüyor. NATO müttefikleri Amerika’nın “sonsuza dek savaşları” olmayan bir geleceğe hazırlanıyor. Zira Afganistan yalnızca ABD’nin değil müttefiklerinin de 20 senelik savaşıydı. Çekilme ile alakalı en çarpıcı açıklamayı ise İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace yaptı. Wallace, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesin sonrasında artık bir süper güç olmadığını iddia etti.

Başkan George W. Bush’un Ekim 2001’de el-Kaide ve Taliban’a karşı hava saldırılarını duyururken söylediği gibi, ABD’nin Afganistan’daki misyonunun arkasında “dünyanın ortak iradesi” vardı. NATO, 11 Eylül saldırılarından sonra, tarihinde sadece bir kez, 5. Maddeyi -ortak savunma maddesini- gündeme taşıdı. 51’den fazla NATO mensubu ve ortak ülke, Afganistan’a toplam 130.000 asker gönderdi.

NATO’nun muharebe görevi 2014’te son buldu, fakat koalisyon birlikleri Afgan güvenlik kuvvetlerini eğitmek ve tavsiyelerde bulunmak için kaldı. Bazı ülkeler savaşın sonraki senelerinde askerî varlıklarını sonlandırdı. Afganistan’da öldürülen ortalama 3.500 askerden 1.145’i müttefik kuvvetlere aitti.

ABD, Donald Trump ile başlayıp Joe Biden ile devam ederek Afganistan’dan çekilme planını netleştirdi. Fakat Afgan hükûmetinin hızlı çöküşü ve Taliban’ın yönetimi çok hızlı bir biçimde devralması süreci kaosa dönüştürdü. Çekilme sırasında meydana gelen terör saldırısı ise koalisyon ortaklarını aciz vaziyete düşürdü. Bazı ülkeler, Kâbil Havaalanı çevresindeki vaziyet kötüleşirken personelini ve Afgan ortaklarını tahliye etmek için mücadele etti. 20 senenin, kaybedilen hayatların ve harcanan milyarların sonrasında, geride başarıdan çok başarısızlık kalmıştı. Çünkü vaziyet 20 sene öncesine dönmüş Taliban’dan kurtarılmak için girilen ülke Taliban’a geri verilmişti. Hem de onun istediği süre içinde üstelik te milyarlarca dolarlık silah ve para da onlara bırakılarak.

ABD’Yİ SUÇLADILAR

Bu vaziyet Londra’da, Berlin’de ve Brüksel’de, müttefik ülke liderleri ve ABD’ye yönelik suçlamalara yol açtı. Eski İngiltere Başbakanı Theresa May Parlamento’da “Afgan hükûmeti hakkındaki anlayışımız bu kadar mı zayıftı? Sahadaki bilgimiz bu kadar mı yetersizdi? Yoksa yalnızca Birleşik Devletleri takip etmemiz gerektiğini mi düşündük?” biçiminde tepki gösterdi.

Başta İngiltere olmak üzere bazı NATO mensupları, ABD’nin Afganistan’daki angajmanının süresiz olarak devam etmesini savunsa da tepkilerin odağı ABD’nin çekilme zaman çizelgesi konusunda koalisyon müttefikleriyle ne kadar yakından istişare ettiğine dair sorular oldu. Bu, özellikle Donald Trump döneminde, NATO ittifakını senelerdir kuşatan bir münakaşayı tekrardan canlandırdı: İngiltere ve Avrupa, güvenlikleri için ABD’ye çok mu bağımlı? Ve değişen ABD öncelikleri sonunda bu dengesizliğin düzeltilmesini gerektirecek mi?

Müttefikler, Joe Biden’ın “Amerika Afganistan’dan geri döndü” güvencesinin yeterli olmadığına bir endişeleri var. ABD’nin Afganistan konusunda iletişim kurduğunu, fakat danışmadığını söylüyorlar. ABD Dışişleri Antony Blinken ile Brüksel’de bir araya gelen NATO Sekreteri Jens Stoltenberg “Afganistan’a beraber gittik, duruşumuzu beraber ayarladık ve beraber ayrılmak için birleştik” şeklinde konuştu.
Birliktelik basitçe varsayılandı. NATO hükûmetlerinin ABD ayrıldıktan sonra Afganistan’da kalma kapasitesi yoktu. Özel olarak, diplomatlar kendilerine tam olarak danışılmadığından yakındılar yahut ABD planları hakkında şüpheler dile getirdiler. Fakat ABD kararını verdikten sonra, karadaki ortalama 7.000 Amerikan dışı NATO gücü için de karar verildi.

BİZE SORMADILAR

Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin (ECFR) üst düzey politika uzmanı ve Berlin Ofisi Başkanı Jana Puglierin, Almanya gibi müttefikler için “Temelde ne kadar bağımlı olduğumuzu gösterdi. Çünkü o zaman Amerika’nın geri çekilmesini takip etmemiz ve aynı zamanda geri çekilmemiz gerektiği hemen belliydi” şeklinde konuştu.

Müttefikler varlıklarını azaltmak için adımlar attılar ve güvenlik vaziyeti kötüleşmeye başlayınca kimileri personel ve vatandaşlarından ayrılmalarını istedi. Fakat ABD ve müttefikleri, Taliban’ın Afganistan’da hızla ilerlemesini ve Afgan savunmasının çöküşünü tam olarak öngörmediler yahut küçümsemeyi seçtiler. Bu, NATO ve Avrupa hükûmetlerinin de personelini dışarı çıkarmak için acele etmesine sebep oldu.
2014’ten 2019’a kadar AB’nin ABD büyükelçisi olarak görev yapan David O’Sullivan “Tüm bu vaziyetle alakalı ilk duygu, çıkış stratejisinin nasıl yönetileceği konusunda belki de daha çok istişare ve daha ortak planlama yapılması gerektiğidir” şeklinde konuştu ve ekledi: Bu vaziyet Avrupa ülkelerini yalnızca kendi vatandaşlarını dışarı çıkarmak için değil, aynı zamanda birçok zorluğa sokan bir tür karmakarışık bir şeye dönüştü. Almanya ve İngiltere gibi hükûmetler, vatandaşlarını ve Afgan müttefiklerini hazırlama ve tahliye etmedeki başarısızlıklarından dolayı sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fakat hâkim olan duygu, Biden yönetiminin müttefiklerle istişare etmede başarısız olduğu ve geri çekilmenin kaosunu azaltabilecek biçimlerde esnek olmayı reddettiği fikri etrafında dönüyordu. Merkel’in Almanya parlamentosundaki Hıristiyan Demokratlar grubunun başkan yardımcısı Johann Wadephul, “Kimse bize o ülkeyi bu kadar hızlı bir biçimde terk etmenin iyi bir fikir olup olmadığını sormadı. Yaşadıklarımız çok rahatsız edici. Kâbil’de karşı karşıya olduğumuz kaos elbette bunun sonucudur” şeklinde konuştu.

ABD’YE BAĞIMLILAR

Birçok NATO hükûmeti Afganistan’daki taahhütlerini büyük ölçüde azaltmış olsa da, onlar da ABD’nin askerî geri çekilmesindeki kargaşayı ve başarısızlık algısını miras aldılar. Ve bununla beraber, kısacası nihai neticesi etkileme kabiliyetlerinin sınırlı olduğunun farkına varıldı.

Amerikan Üniversitesi Uluslararası Hizmet Okulu’nda kıdemli bir öğretim görevlisi olan Garret Martin, “Afganistan olayı müttefiklerin ABD’ye bağımlılığının boyutunu açıkça ortaya çıkardı. ABD, bir defa bittiğine karar verdiğinde oyunun bittiğini kabul etmek zorundalar” şeklinde konuştu.

Müttefiklerin ABD’ye yönelik hayal kırıklığı eski güvensizlikleri ve yeni siyasi gerilimlerin habercisi. Geçtiğimiz günlerde yapılan G7 toplantısında, Avrupalı liderler ABD’yi askerlerin ayrılması için 31 Ağustos tarihini uzatmaya zorladı. ABD kararını değiştirmedi. Birçok insan geride kaldı. Şuanda ABD ve müttefikleri, insanların 31 Ağustos’tan sonra ayrılmaya devam etmesine izin vermesi için Taliban’a güveniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletlere insanların gitmesine izin vermek için Kâbil’de bir “güvenli bölge” tespit edilmesini önerdi.

Çekilme sürecinde yaşananlar, müttefiklerin Afganistan’daki vaziyet üstünde ne kadar az kontrole sahip olduklarını da gösterdi. Puglierin, bunu en azından Almanya’da “çaresizlik” duygusu olarak tanımladı.

“Tamamen bağımlı olduğumuzun, binlerce Amerikalı olmadan ve Amerikalılar bu askerî havaalanını işletmeden kendi vatandaşlarımızı tahliye etmenin bile mümkün olmayacağının farkındayız” şeklinde konuştu.

Obama yönetiminden bu yana ABD, sonsuza kadar sürecek savaşlara olan iştahını kaybettiğini açıkça gösterdi. Fakat Trump yönetiminin “Önce Amerika” politikaları – ve ara sıra AB ve NATO’ya karşı açık düşmanlık – Avrupa’nın ABD’ye güvenemeyeceğine dair korkuları artırdı.

AVRUPA ORDUSU YENİDEN GÜNDEMDE

Müttefikleri, ABD’nin öncelikleri arasında nereye oturduklarını merak ediyor. Afganistan NATO ittifakını değiştirecek mi? Vaziyet son derece karmaşık. Afganistan, NATO’da yeni fay hatları açtı, fakat muhtemelen onu tamamen parçalayan şey olmayacak. Güvenliklerini ABD etrafında inşa eden NATO müttefikleri için ABD’nin önceliklerinin değiştiği gerçeğini görmezden gelmek giderek zorlaşıyor. ABD’nin Çin’e odaklanması dış politikasında âdeta eksen değişikliği yaptı. Afganistan, birçok müttefikinin ABD’ye bağımlı olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu da Avrupalıların artık kendilerini bu bağımlılıktan kurtarmaları ve kendi güvenliklerine yatırım yapmaları ve inşa etmeleri gerekip gerekmediği sorusuna yol açtı. Trump döneminde Fransa Cumlurbaşkanı Macron bir “Avrupa ordusu” için bastırdı, Afganistan bu doğrultuda yeni bir münakaşayı canlandıracak gibi görünüyor.

Afganistan üstündeki gerilimler henüz sıcaklığını koruyor. ABD, Afganistan’dan ayrılacağını belirtti ve yaptı. Önümüzdeki dönem, AB’nin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğiyle alakalı.

AVRUPA’DA SİYASİ ETKİ KORKUSU

Avrupa, Afganistan’dan çekilmenin etkilerini ABD’den daha şiddetli hissedebilir. Çünkü Avrupalı liderler, Afgan göçmen akınını kabul etmek istemiyor. Binlerce insanın Suriye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya tekneyle kaçtığı 2015 mülteci krizi neticesinde yaşananlar hâlen hafızalarda. Mülteci krizinin yönetilememesine yönelik siyasi tepki, Batı Avrupa’da aşırı sağcı ve milliyetçi partilerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu partilerin kimilerine verilen destek azalmış olsa da Almanya’da ve gelecek sene Fransa’da yapılacak seçimler tedirginliği artırdı. Macron “Fransa, bir göçmen dalgasını öngörmeli ve kendisini korumalıdır” diye ilk işaretlerini verdi.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.