Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Öğrencileri, öğretmenleri ve okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı. Atatürk eğitim ve öğretmenlerin önemini savaş yıllarında bile gözden kaçırmadı. İşte Atatürk'ün öğretmenlerle ilgili sözleri
Takip et
Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı sırada öğretmenler Öğüt Kurulları oluşturarak halka ulusal bağımsızlık ve Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesi’ni kurdular. Milli Kongre Cephesi, düşmanların İzmir’i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingi’ni hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu öğretmenlerdi.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

İstiklal Savaşı’nda edindiği izlenimlere dayanarak bu savaşın sonunda “Milletimizi gerçek saadete ulaştıracak irfan ordusudur.” diyerek eğitimli olmanın, bilgi öğrenmenin önemini belirtmiştir.

Atatürk bir ulusun yaşamında eğitimin ve öğretmenin önemini en iyi anlamış, anlatmış devlet kurucusu ve Cumhurbaşkanı idi.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN ÖĞRETMENLERE VERDİĞİ ÖNEM

Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdikleri cesareti hep övmüştür. Atatürk yeni Türkiye’nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk ‘Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.’ sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde dile getirmiştir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

“Benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir; ben milletimin öğretmeniyim…Eğer Cumhurreisi olmasam, Maarif Vekilliğini almak isterdim…” diyen Mustafa Kemal Atatürk, eğitimci kişiliği ile modernleşme sürecinden devralınan miras ve gözlemlerinden çıkardığı sonuçlar çerçevesinde yepyeni bir eğitim anlayışı, hedefi geliştirmiş; politikasını buna göre üretmiştir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Türk kimliğinin ve yeni değerlerin bireylere ve topluma kazandırılmasında, zihniyet dönüşümünde eğitimin rolü üzerinde titizlikle duran, sadece çocuklar ve gençlerin değil; tüm toplumun yeni değerlerle yeniden eğitilmesini hedefleyen Mustafa Kemal Atatürk, belirlediği hedefler ve ilkeler doğrultusunda eğitim ve kültür alanında günümüzde de halen geçerliliğini koruyan çok önemli politikalara ve uygulamalara imzasını atmıştır

Atatürk, bütün hayatı boyunca okulla, öğrenci ve öğretmenle yakından ilgilendi. Uğradığı bütün okullarda dersleri dinler, öğrencilerle konuşur, öğretmenler ile bilgi alış verişinde bulunur, çalışmaları gözlemlerdi. Bu davranışı okula ve öğretmene olan ilgiyi gün geçtikçe daha da artırıyordu.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Her yerde, her zaman öğretmenliğin çok yüce bir meslek olduğunu anlatıyor, öğretmene sevgi beslenmesine, saygınlık kazanmasına yardımcı oluyordu.

Kurtuluş Savaşı’nın en bunalımlı günlerinde 16 Temmuz 1921 ‘de Ankara ‘ da Maarif Kongresi (Milli Eğitim Şurası) ‘ni toplaması, öğretmene ve eğitime verdiği önemi bir göstergesidir. Atatürk bu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada ; “Devlet bünyesinde yüzyıllar boyu derin idari ihmallerin neden olduğu yaraları iyileştirmede verilecek emeklerin en büyüğünü hiç kuşku yok ki, irfan yolunda esirgememiz lazımdır.” diyerek eğitime verdiği önemi vurgulamıştır.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN BAŞÖĞRETMEN OLMASI

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde Mustafa Kemal ile yeni değerler ışığında topyekûn bir eğitim seferberliğinin hedeflendiği de açıktır. “Cumhuriyet eğitiminin başlıca hedefi, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu geçmek olmuştur. Bu nedenle millî eğitimimiz çağdaş normlara göre yeniden yapılanmıştır.” Kitle eğitimini, daha açık bir deyişle “okuma-yazma seferberliğini” Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk başlatmıştır.

Eğitim açısından daha da önemlisi, “Millet Mekteplerinin Başöğretmenliğini” bizzat Atatürk üstlenmiştir

“Başöğretmen” unvanını alarak, kara tahta başına geçen Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin eğitim öğretim seferberliğinde fiilen çalışmış; Devlet adamlığının yanında kendi milletinin öğretmenliğini de yapmıştır.

“Eğitime”, Türk çocukları ve gençlerini emanet ettiği “öğretmenlere” verdiği önem söylev ve demeçlerinden de açıkça anlaşılmaktadır. Bakanlar Kurulu tarafından Atatürk’e verilen “Başöğretmen” unvanının Millet Mektepleri Talimatnamesi ile resmîleştiği “24 Kasım” günü, 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ SÖZLERİ

Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.

Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.

Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir… Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.

Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.

Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

Öğretmenler!… Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…

Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.

Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.

Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.

Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır.

En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.

Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

Öğrenci ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın.

Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.

Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.

Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.

Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.

Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.

* Öğretmenler!… Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

* Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…

* Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.

* Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.

*Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.

*Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.

*Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM

Cumhuriyetin Osmanlı’dan devraldığı en büyük sorunlardan biri eğitimsizliktir. Yüzyıllardır imparatorluğu içten içe çürüten cehalet ve geri kalmışlık sonunda 623 yıllık bir devletin çöküşüne neden olmuştur. Kuruluş ve yükseliş dönemlerinde geleceği görebilen basiret sahibi, genç, eğitimli sultanların yönetiminde bilim ve teknikte Avrupa’dan gelişmiş olan devlet, 17. yüzyıl sonrasında adeta bilime, eğitime kapılarını kapatmış, kendini cehaletin karanlığına gömmüştür.

Osmanlı, Avrupa’daki aydınlanma çağını tam olarak kavrayamamıştır. Sonrasında ekonomideki bozulma ve çocuk yaşta tahta geçen padişahların yönetimindeki siyasi çalkantılar imparatorluğu yavaş yavaş çöküşe doğru çekmiştir.

1918 yılında devlet fiilen son bulduğunda ülkenin içinde bulunduğu durum içler acısıdır. Ülke genelinde okuma yazma oranı erkeklerde %3-5 arasında, kadınlarda ise binde 8 dir. Bu okumuş sınıfın da büyük çoğunluğu İstanbul, İzmir, Selanik gibi büyük şehirlerde yaşamaktadır. Anadolu köylerinde ise okuma yazma bilen neredeyse hiç yoktur. Kurtuluş savaşı işte bu okuma yazma bilmeyen, imparatorluğun unuttuğu köylülerle kazanılmıştır.

Türk milleti için en büyük şans, ülkenin felaketi yaşadığı bir dönemde Mustafa Kemal gibi bir lidere sahip olmasıdır. Yüksek askeri dehası ve becerisiyle dibe vurmuş bir milleti ayağa kaldırarak kurtuluş savaşını kazanmıştır. Ancak bu zafer Mustafa Kemal için sadece bir başlangıçtır. Kendi deyimiyle gerçek zafer cehalete karşı kazanılması gereken savaştır. Çünkü gerek okul yıllarında gerekse askeri hayatı boyunca görev yaptığı yerlerde milletin cehaletini yakından görmüş ve o yıllarda milletin sağlam bir milli eğitimle cahillikten kurtarılması için planlar yapmıştır.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in ilanından yıllar öncesinde milletin eğitimsizliği üzerinde kafa yormasının nedeni sadece üstün zeka sahibi olması değildir. Onu yaşadığı dönemde diğer insanlardan ayıran en önemli nedenlerden biri aldığı eğitimdir. İlkokula başladığı Şemsi Efendi mektebinden, Harp akademisinden mezun olana kadar batı tarzında eğitim görmüş, o günün koşullarında imparatorluğun en seçkin kurumlarının başında gelen Harbiye’de eğitim görmüştür.

Tahsil hayatında gördüğü batı tarzındaki eğitimi, üstün zekasıyla birleştiren Mustafa Kemal, Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştireceği devrimleri çok önceden planlamıştır. Örneğin Çanakkale savaşının en çetin ve ateşli günlerinde latin alfabesi hakkında araştırmalar yapmış, Fransız Türkolog Deny ve Macar Türkolog Nemeth’in gramerlerini incelemiştir. Mustafa Kemal bu incelemeleri yaptığında harf devrimine daha 13 yıl vardır.

Mustafa Kemal’in eğitim konusundaki düşünceleri ve planları işgal yıllarında da devam etmiştir. Samsun’a ayak bastığı günlerde bile “insanlarımızı Batı medenîsi yapmadıkça istiklal Savaşı bitmeyecektir” diyerek eğitim sorununa ne kadar önem verdiğini ifade etmiştir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Sivas kongresinin düzenlendiği günlerde Amerikalı Gazeteci Mr. Brown’a söylediği şu sözler hem eğitime verdiği önemi, hem de gelecek planlarını net şekilde yansıtmaktadır:
“Türk halkı iyi bir eğitim görmeli ve iyi bir hükümete sahip olmalıdır. Eğitim okul demektir. Türk köylüsünün pek azı okur yazardır. Ama bu köylüler yeniliklere isteklidir, çocuklarının iyi bir eğitim almasını ve Müslümanlığın değerleri ile donatılmasını ister.” ( Howard E. Wilson ve Dr. İlhan Başgöz, Türkiye Cumhuriyetinde Eğitim ve Atatürk, Ajans Türk Matbaası, Ankara 1968, s. 235)

Mustafa Kemal’in Amerikalı gazeteciye söylediği bu sözler gençlik yıllarından beri aklında olan düşüncelerin ifadesidir. Memleketin her köşesi işgal altındayken Türk milletinin eğitimsizliğine dikkat çekmiş ve eğitim olmadan sağlam bir geleceğin kurulamayacağını söylemiştir.

İşgal yıllarının başından beri eğitim sorununa önem veren Mustafa Kemal, savaşın en buhranlı günlerinde 15- 21 Temmuz 1921 tarihleri arasında Ankara’da 1. Maarif kongresini düzenlemiştir. Kongrenin yapıldığı günler kurtuluş savaşının belki de en zor dönemidir. Yunan ordusu Eskişehir’e kadar gelmiş, TBMM de meclisin Kayseri’ye taşınması tartışılmaya başlanmıştır. Böyle bir dönemde Maarif kongresinin düzenlenmesi tarihte birçok liderin düşünüp cesaret edemeyeceği bir şeydir. Bu da Mustafa Kemal’in hem eğitime ne kadar önem verdiğini, hem de kurtuluş savaşını kazanacağından ne kadar emin olduğunu göstermektedir.
Mustafa Kemal’in Maarif kongresinin açılışında yaptığı konuşma o günün koşulları göz önünde bulundurulduğunda hayret vericidir. Düşünün!.. Ülke işgal altında, insanların çoğu umutsuz ancak o Anadolu’nun ortasında bir eğitim kongresi düzenleyerek geleceğin temellerini atmıştır. Atatürk açılış konuşmasında eğitim hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirmiştir :

“… Gerçi bugün maddî, manevî ve menâbi-i kuvvamızı (kuvvet kaynaklarımız), hudud-ı milliyemiz dahilindeki memleketlerimizde müstevli (istilacı) bulunan düşmanlara karşı isti’mal etmek (kullanmak) mecburiyetindeyiz, İrfan-i memleket için tahsis edilebilen şey müstakbel maarifimize mâbihilistinad (dayanmaya vesile) olacak bir temel kurmaya kâfi değildir. Ancak vâsi ve kâfi şerait ve vesâite mâlik oluncaya kadar geçecek eyyâm-ı cidalde (mücadele günlerinde) dahi kemâl-i dikkat ve itina ile işlenip çizilmiş bir millî terbiye programı vücude getirmeye ve mevcut maarif teşkilâtımızı bugünden müsmir (sonuç veren) bir faaliyetle çalıştıracak esasları ihzar etmeye hasr-ı mesaî eylemeliyiz…” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C. II, s. 19)

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Atatürk, milli eğitimin niteliklerinin nasıl olması gerektiğini açıkladıktan sonra öğretmenlere şöyle seslenmiştir:

“… Milletimizi yetiştirmek gibi mukaddes bir vazifeyi deruhde eden heyet-i mübeccelenizin (yüce heyetinizin) bugünün vaziyetini nazar-ı itibara alacağından ve her müşkülü iktihâm (göğüs germe) ile bu yolda gayet metinâne yürüyeceğinden şüphem yoktur. Vazifeniz pek mühim ve hayatîdir. Bunda muvaffak olmanızı Cenab-ı Haktan temenni ederim.” (Azmi Süslü, Atatürk ve Gençlik, Ankara 1986, s. 10)

Savaşın en buhranlı günlerinde Ankara’da toplanan maarif kongresi, Cumhuriyet dönemindeki eğitim devriminin ilk ilanı niteliğindedir. Bir milletin var oluş savaşı sırasında Atatürk’ün öğretmenlere verdiği değer onun eğitime herkesten farklı yaklaştığını göstermektedir. Atatürk için eğitim- öğretim sıradan bir maarif politikası değildir. En az kurtuluş savaşı kadar önemli, hatta kurtuluş savaşından daha önemli bir konudur. Bu yüzden kurtuluş savaşı yıllarından vefatına kadar eğitim konusuna Sakarya Savaşını yönetirmiş gibi bir komutan ciddiyetiyle yaklaşmış, öğretmenleri de Cumhuriyet’in silahsız ordusu olarak adlandırmıştır.
Atatürk’ün kurtuluş savaşı yıllarında eğitim hakkında öğretmenlerle yaptığı diğer konuşmalardan biri 27 Ekim 1922 tarihinde İstanbul’dan Bursa’ya gelen öğretmenlerle Bursa Şark tiyatrosunda yaptığı toplantıdır. Kendisini ziyarete gelen öğretmenleri saygıyla karşıladıktan sonra tarihte çok az insanın göstereceği bir mütevazilikle şunları söylemiştir:

”İsterdim ki çocuk olayım ve sizin ışık saçan eğitim katınızda bulunayım. Sizden ders alayım, siz beni yetiştiresiniz. O zaman milletim için, daha yararlı olurdum; fakat ne yazık ki gerçekleştirilemeyecek bir dilek karşısında bulunuyoruz. Bu dileğin yerine başka bir istekte bulunacağım: Bugünün çocuklarını yetiştiriniz. Onları memlekete, millete yararlı bireyler yapınız…

Bu cümleleri söyleyen kişi 1,5 ay önce Yunan ordusunu İzmir’de denize dökerek emperyalizmi dize getiren, dünyanın saygı duyduğu, yabancı gazetecilerin röportaj yapmak için sıraya girdiği muzaffer bir komutandır. Ancak onun için kendisinin kazandığı zafer, öğretmenlerin cehalete karşı kazanacağı zaferin yanında hiçbir şeydir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

Atatürk konuşmasının devamında eğitim yuvası okulların bir milletin geleceği için ne kadar önemli olduğunu şöyle açıklamıştır:
”Okul, genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düşünce, onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir. Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca, işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak bu yolla, girişilecek her türlü işin usa uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur”(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s. 43)

Atatürk’ün okulların önemine dikkat çekmesi tarihi bir gerçeği de ifade etmektedir. Bu sözleri söyleyen kişi Osmanlı’nın yıkılışına tanıklık eden, imparatorluğun eğitimsizliğini, okulların yetersizliğini gören bir Osmanlı paşasıdır. Bu yüzden Atatürk için okulların değeri hepimizin verdiği değerden daha büyüktür.
Büyük gazi öğretmenliğin ve okulların önemini anlattıktan sonra konuşmasını şu cümlelerle bitirmiştir:

”Bayanlar, Baylar!
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için, yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız. Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım, sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız.”(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s. 46)

Bu sözler, Atatürk’ün eğitime bakışının özeti gibidir. Atatürk için eğitim, cahilliğe karşı kazanılması gereken bir savaştır. Sakarya gibi… Büyük taarruz gibi milleti bağımsızlığına kavuşturacak bir savaş… Öğretmenler ise bu kutsal savaşın kutsal askerleri, muzaffer olmaya and içmiş komutanlarıdır.

Atatürk’ün (söylev ve demeçlerinden çıkarılan) eğitimle ilgili önerileri ise şöyle sıralanabilir:
 Gelecek nesiller Türkiye’nin bağımsızlığını koruyacak, Cumhuriyeti koruyup yükseltecek biçimde yetiştirilmelidir.

 Eğitim millî olmalıdır; toplumsal yaşamımıza uymalıdır.

 Eğitim bilime dayanmalı ve laik olmalıdır; çağın gereklerine uymalıdır.

 Eğitim işe yarar, üretici ve hayatta başarılı olacak insanlar yetiştirmelidir.

 Eğitim çocuğa hürriyet vererek; yeni nesillerde fazilet, fedakârlık, düzen, disiplin, kendine ve milletimizin geleceğine güven duygularını geliştirmelidir.

 Eğitim karma olmalıdır; kadınlarımız da bütün kademelerde eşit koşullarda eğitim görmelidir.

 Eğitim toplumu cehaletten kurtarmalı, onun bilgi ve ahlâk düzeyini yükseltmeli, kabiliyetlerini ortaya çıkarıp geliştirmelidir.

Atatürk’ün Öğretmenlere ve Eğitime Verdiği Önem! Atatürk’ün Öğretmenlerle İlgili Sözleri

ATATÜRK’ÜN KÜTAHYA LİSESİ’NDE ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA (KÜTAHYA LİSESİ – 24 MART 1923)

“Muallim hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.

Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.

Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.

Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.

Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.

Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.

Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.

Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.

Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.

Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.”

İSTANBUL’DAN BURSA’YA GELEN ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA

(27 EKİM 1922)

“İstanbul’dan geliyorsunuz. Hoş geldiniz. İstanbul’un feyz meşalelerinin temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum sevinç sonsuzdur. Yüreklerinizdeki duyguları, kafalarınızdaki düşünceleri doğrudan doğruya gözlerinizde ve alınlarınızda okumak, benim için olağanüstü bir mutluluktur. Bu anda karşınızdaki en içten duygumu, izninizle söyleyeyim: İsterdim ki çocuk olayı, genç olayı, sizin nur saçan sınıflarınızda bulunayım. Sizden feyz alayım. Siz bani yetiştiresiniz. O zaman ulusum için daha yararlı olurdum. Ne yazık ki elde edilemeyecek bir istek karşısında bulunuyoruz. Bunun yerine sizden başka bir istekte bulunacağım: Bu günün çocuklarını yetiştiriniz. Onları yurda, ulusa yararlı insanlar yapınız. Bunu sizden istiyor ve diliyorum.

Muallim Hanımlar, Muallim Beyler,

Yurdu ve ulusu kurtarmak isteyenler için yurtseverlik, iyi niyet, özveri çok gerekli niteliklerdir. Nedir ki bir toplumdaki hastalığı görmek, onu iyileştirmek, toplumu çağımızın isteklerine uygun olarak yükseltmek için bu nitelikler yetmez bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir. Bilim ve teknikle ilgili çalışmalar başladığı ve geliştirildiği yerse, okuldur. Bunun için okul gereklidir. Okul adını, hep birlikte, büyük saygı ile analım… (dinleyiciler,bir ağızdan “okul!… Diye bağırdılar).

Okul, genç beyinlere, insanlığa saygıyı, ulus ve yurt sevgisini, bağımsızlık onurunu öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düşünce, onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir. Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca, işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir. Bunu sağlayan okuldur. Ancak bu yolla, girişilecek her türlü işin usa uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur.

Bayanlar, Baylar!

Yurdumuz içinde uygarlıkla ilgili düşüncelerin, çağdaş ilerlemelerin, bir an bile yitirilmeden, yayılması ve gelişmesi gerektir. Bunun içindir ki bilimle, teknikle uğraşanların bu alanlarda çalışmayı, birer namus borcu bilmeleri gerekir.

Öğretmenlerimiz, şairlerimiz, edebiyatçılarımız, yazarlarımız, durup dinlenmeden, ulusa bu acı günleri ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazacaklar, anlatacaklar, bu kara günlerin dönmemesi için, yeryüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak istemeyenlere, onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.

Bayanlar, Baylar! Acı da olsa söyleyelim ki, biz üç buçuk yıl öncesine değin, bir “Topluluk ” olarak yaşıyorduk. Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı. Dünya, bizi, yöneticilerimize göre tanıyordu. Üç buçuk yıldır, tam bir ulus olarak yaşıyoruz. Bunu elle tutulur, gözle görülür kanıtı, hükümetimizin biçimi, hükümetimizin niteliğidir ki kanun onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı. Bütün dünya, bir an bile şüphe etmesin ki, Türkiye Devleti’nin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için, ulus ve yurdun bağımsızlığını düşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen, bağımsızlığımıza son veren koşullara kapsayan Sevr Antlaşması’nı onayan yöneticilerin, sultanların, padişahların öykülerini, bu zorbaların yasa dışı davranışlarını Türk ulusu, artık, ancak ve yalnız tarihte okur.

Bayanlar, Baylar!

Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için, yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız. Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım, sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız. Son bir söz: Sizin, seçkin bir topluluk olarak Bursa’ya gelmeniz, yalnız Bursa’yı değil, bütün Anadolu’daki kardeşlerinizi sevindirdi. İstanbul’dan getirdiğiniz selamları, bütün ulusa duyuracağız. Ben de sizden rica edeceğim ki, oradaki kardeşlerimize selamlarımızı iletiniz. İstanbul’un alın yazısı, İstanbul’da yaşayan gerçek Türklerin gönüllerinde ve duygularında yaşattıkları dileğe uygun olarak çizilecektir.”

“ULUSLARI KURTARACAK OLANLAR YALNIZ VE ANCAK ÖĞRETMENLERDİR”

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.