adplus-dvertising

Ankara’nın Sümela’sı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

Sümela Manastırı’na benzerliğiyle dikkat çeken tarihi Alicin Manastırı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Tarihi zenginlikleriyle alaka çeken Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan Sümela Manastırı’ndan daha eski bir tarihe sahip olduğu düşünülen Alicin Manastırı, Başkent’in yanı başında turizme kazandırılmayı bekliyor.
Takip et
Ankara’nın Sümela’sı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

Anadolu’nun keşfedilmemiş tarihi hazinelerinden biri olan Ankara Kızılcahamam’daki Alicin Manastırı, turizme kazandırılmayı bekliyor. Sümela Manastırı’ndan daha eski bir tarihi olan Alicin Manastırı, Ankara’nın gün yüzüne çıkarılmamış turizme kazandırılmayı bekleyen tarihi güzelliklerinden sadece bir tanesi. Bayındır Deresi Vadisi’nde yer verilen manastırın turizme kazandırılması için geniş çaplı bir restorasyona ihtiyacı var. Dik bir yamaç üstüne inşa edilen Alicin Manastırı’nın geçmişi hakkında net bilgiler bulunmuyor olması, manastırı daha da gizemli kılıyor. Yöre halkının rivayetlerine göre eşkıyaların barındığı ve keşişlerin ibadetlerini gerçekleştirdiği Alicin Manastırı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

“Alicin Manastırı, Sümela Manastırı’ndan tarihi olarak daha eskidir”

Ankara tarihi, kültürü ve araştırmacısı ve şehir tarihçisi Abdülkerim Erdoğan, Alicin Manastırı hakkında senelerdir incelemeler yaptığını söyleyerek, “Alicin Manastırı olarak bilinen yapının ismi bölge halkı tarafından verilmiştir. Yapı moloz, çakıl ve kısmende tuğla kullanılarak yapılmış. 3 sıra pencereli bir yapıdır. Alicin Manastırı, Sümela Manastırı’ndan tarihi olarak daha eskidir. Alicin Manastırı’nın bulunduğu bölgenin yakınında Asar Kalesi var. Ünlü Antik Roma Yolu’nun kuzeybatı güzergahı üstünde yer verilen Asar Kalesi, Kirmir Çayı Vadisi’ne ve bölgeye hakim bir noktaya inşa edilmiş. Surları kısmen durmakta ve 10 dönümlük bir araziyi kaplamaktadır. Bu Şekilde olunca Galatlar’dan itibaren Asar Kalesi kullanılmaya başlanmış. Kurumcu Dağı’nı takip ederek Köroğlu Dağları’na kadar olan bölgede Galatlar’a ve Frigler’e ait çok sayıda yapı var.

Ankara’nın Sümela’sı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

Bugün Çamlıdere Barajı’nın olduğu alanda da çok sayıda Roma Dönemi yapıları var. Tabii bu yapıların bir kısmı sular altında kalıyor. Alicin Manastırı, volkanik patlamalar neticesi ortaya çıkan küllerin soğuması neticesinde oluşan bir kaya kütlesi üstündedir. Manastır’ın yakınlarında Başköy, Güdül İnönü ve Çamlıdere Tatlak Mağaraları ile Sincan Kesiktaş Manastırı ve Zir Vadisi var. Zir Vadisi’ndeki gördüğümüz jeolojik yapı ile Alicin Manastırı’nın olduğu Bayındır Deresi Vadisi’ndeki jeolojik yapı aynı. Ama yapının hangi amaçla yapıldığı konusunda tereddütler var.

Savunma maksatlı mı, gözetleme maksatlı mı yoksa dini bir maksatla mı yapılmış bilinmiyor. Benim şahsi kanaatim çok yakınında savunma ve gözetleme maksatlı Avsar Kalesi olduğu için buranın bir manastır olduğu yönündedir. Diyorlar ki, ‘İç mekanda manastır yapısı niteliklerini göremiyoruz’. Bulunduğu yerde kar sularının tabana vurması neticesi o kısım oyuklaşmış. O oyuklaşma beşeri değil doğal bir oluşumdur. Volkanik taş parçalarının erimesi neticesi oluşan çok büyük bir oyuk. Zaten orada resim yahut motifler varsa da zaman içerisinde erimiştir. Bu kaya kütlesinin çok yakınında mağara görünümlü bu tarz oluşumlar var. Esasında bunlar mağara değil. Zaman içerisinde deforme olan volkanik kütlelerin zayıflayıp erimesi neticesi yaşanan deliklerdir” şeklinde konuştu.

Ankara’nın Sümela’sı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

Manastırın adının nereden geldiğine dair kesin bir bilgi olmadığının altını çizen Erdoğan, halk arasından gelen rivayetler kaynak olarak alındığında manastırın adının bir eşkiyadan geldiğini söyleyerek şunları belirtti:
“Alicin Manastırı’nın yapı tekniği gösteriyor ki Roma ve Bizans Dönemi’ne kadar kullanılmış. Osmanlı Dönemi’nde kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz ama bölge halkının sözlü rivayetlerinde Alicin isminde bir eşkiyanın orada saklanıp barındığı söylenir o yüzden de manastırın isimi Alicin Manastırı olarak bilinir. Ama benim Kızılcahamam Çamlıdere bölgesinde yaptığım incelemeler neticesinde Osmanlı belgelerinde o dönemde bölgede eşkiyalık yapan kişilerin adları belli ancak Alicin isminde bir şahıs yok. Dar bir bölgede Ali adında bir şahısın olması mümkün. Cin tabiride hareketli, kolay saklanabilen, cevval manalarına gelen ‘cin gibi’ deyiminden geliyor olabilir.”

“Başşehir olmasına karşın kültür varlıkları açısından Ankara’ya pek önem verilmiyor”

Ankara Gezi Rehberi isminde iki ciltlik bir kitap yayınladığını ama Ankara’nın bin 100 köyünü gezmesine karşın görmediği birçok yer olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ankara’da yalnızca Alicin Manastırı değil, Ankara’nın doğal ve kültürel mirasları da bilinmiyor. Ankara’da bin 100 köy gezdim ama benim bile görmediğim yerler var. Ankara’nın çok güzel ve kıymetli kültür varlıkları var. Ankaralıların her şeyden önce Ankara’yı bilmesi gerekiyor ki Ankara’yı tanıtabilsin ve doğal kültür varlıklarını koruyabilsin. Ama maalesef bu konuda alakalı kurumlarda bir zafiyet söz konusu. Başşehir olmasına karşın kültür varlıkları açısından Ankara’ya pek önem verilmiyor. Bu bilincin ilkokuldan itibaren geziler ve turlar ile verilmesi gerekiyor.

Alicin Manastırı’na toprak bir yol açıldı ama insanlar oraya gittiği zaman ihtiyaçlarını giderebileceği herhangi bir sosyal tesis ve dinlenme alanları yok. Bu tesislerin yapılması gerekir. Alicin Manastırı’na yayan olarak çıkmak çok zor o yüzden oraya bir merdiven yapılması gerekir ki insanlar oraya çıkabilsin ve gezebilsin. Yalnızca manastır için değil çok yakınında ki Avsar Kalesi’nin de restore edilip topluma kazandırılması gerekiyor. O bölge turizme çok elverişli bir bölge. Ankaralı tatil için sürekli şehir dışına çıkıyor. O bölgelerde yayla evleri yapılırsa doğa turizmi de canlanır. Ankara bu konuda çok muhtaç bir vaziyette” ifadelerini kullandı.

Ankara’nın Sümela’sı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya

“Ankara’nın ilçelerinde oldukça fazla Alicin Manastırı gibi kültürel miras var ancak biz bunları tanıtamıyoruz”

Abdülkerim Erdoğan, Ankara’nın turizm açısından zenginleştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Yeşiliyle, suyuyla, doğal gölleriyle çok zengin bir il olmasına karşın biz Ankaralıları sürekli tatile şehir dışına gönderiyoruz. Abacı Peri Bacaları bu konuda örnek olabilir, çünkü oranın düzenlemesi çok güzel oldu. İnsanlar orada piknik yapabiliyorlar. Ankara’nın ilçelerinde oldukça fazla Alicin Manastırı gibi kültürel miras var ancak biz bunları tanıtamıyoruz” şeklinde konuştu.

Evren Doğru – Oğuzhan Halil Özbek – İbrahim Çakmak

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.