3600 ek gösterge için çalışmalarda sona gelindi!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 3600 Ek Gösterge çalışmalarında sona geldiklerini söyleyerek, çalışmayı ocak ayında Meclise getireceklerini bildirdi.
Takip et
3600 ek gösterge için çalışmalarda sona gelindi!
  • Yazdir
  • Arttir - Azalt
  • Yorum 0

İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Memur-Sen Büyük Türkiye Buluşması’nda konuşan Bilgin, 200 senedir hegomonik bir üstünlük kuran Batı sisteminin bugün üstünlüğünü kaybetme sürecine girdiğini belirtti.

Bunu her yeni olayda görmenin mümkün olduğunu örneklerle açıklayan Bilgin, “Dünyanın gelişmiş ülkeleri diyerek bilinen 7 gelişmiş ülkenin pandemi sürecinde karşılaştığı manzaralar, sokaklarda, hastane önlerinde ölen insanlar… Sağlık sisteminde parası olmadığı için tedavi edilmeyen insanların perişanlığı, Batı sisteminin yalnızca krizinin derinleştiğini değil aynı zamanda nasıl gayrı insani bir hale dönüştüğünün ifadesi ve görüntüleri olarak yansımıştır.” ifadelerini kullandı.

Batı sisteminin bir yüzünün vahşi kapitalizm, öbür yüzünün ise emperyalizm olduğunu ifade eden Bilgin, emperyalizmin en çok Türkiye’nin bulunduğu coğrafyayı tahrip ettiğini söyledi.

Bilgin, şu şekilde konuştu:

“Bakın Irak’ta kan gölüne dönmüş bir coğrafya var, kentler, kasabalar var. Aynı şeyi Suriye’de, Tunus’ta, Libya’da, Afganistan’da, Yemen’de Kafkasya’da görüyoruz. Tüm bu vahşetin tırmanması esasında Batı sisteminin hegomonik üstünlüğünü kaybetme karşısında çaresiz kaldığını, başka araç bilmediğini, başka bir yön bilmediğini göstermektedir. Bu kriz karşısında Batı emperyalizmi hangi yönü tanımaktadır? Bir, savaşa, doğrudan doğruya ülkelerin içerisinde kan dökmeye yönelmektedir. İki, iç savaş çıkarmaktadır. PKK, PYD, DEAŞ gibi terör örgütleri üstünden ülkelerin iç işlerine terörle müdahale etmektedir. Dolayısıyla bu ülkeleri istikrarsızlaştırmak, kontrol altına almak, kendi denetimleri altına aldıkları yönetimleri iş başında tutmak istemektedirler. Bu vahşetin nereye kadar uzanacağını tahmin etmek zor değildir. Bu vahşet insanlık için büyük bir dramdır ama Batı hegomonyasının da sonunu getirecek olan bir dramdır.”

Bu sürecin ortaya çıkardığı sonuçlardan birisinin milli devletlerin tekrardan yükselişi olduğunu vurgulayan Bilgin, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Milli devletler olmasa Batı emperyalizmine karşı direnmek kesinlikle mümkün olamazlardı. Türk milli devleti de Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yürütülen demokratikleşme mücadeleleriyle beraber yeni bir vasıf kazandı. Yani milletiyle bütünleşerek emperyalizme karşı bu coğrafyada en büyük direnç noktasını yaratmıştır. Bunun içindir ki Türkiye Akdeniz’de kıstırılmaya çalışılmaktadır. Bunun içindir ki Türkiye, PKK, PYD, DEAŞ gibi cinayet örgütleriyle devamlı saldırı altında tutulmaktadır. Bu sonuç Batı’nın çıkmazıyla birlikte başarısız olacak bir projenin ismidir. Bu problem Batı tarafından başarısız bir biçimde kabul edilmek vaziyetinde kalınacaktır. Terör örgütleriyle baş başa kalacaklardır. Evet, insanımızın, bu coğrafyanın kanı dökülmektedir ama kanla Batı sisteminin kazanacağı hiçbir şey yoktur. Irak’ta, Afganistan’da kazanamamışlardır. Yarın Libya’da kazanamayacaklardır. Diğer gün Suriye’de kazanamayacaklardır. Dolayısıyla Batı’nın şiddet siyaseti kaçınılmaz bir biçimde kendi sonunu hazırlayan bir yöne doğru evrilmektedir.”

“SON 20 SENEDE YERLİ KALKINMAYA DAYALI BİR BÜYÜME MODELİNE GEÇİLMİŞTİR”

Öbür bir neticenin milli devletlerin güçlenmesiyle beraber kalkınma meselesi olduğunu anlatan Bilgin, Sanayi Devrimi’ne 200 sene geç kalmanın bedelini çok ağır ödediklerini kaydetti.

Geçmişteki yanlışların Türk ekonomisini dışa bağımlı hale getirdiğini ifade eden Bilgin, enflasyon, devalüasyon ve döviz krizlerinin ithal ikamesi modelin yanlışlığının neticesi olduğunu aktardı.

Türkiye ile beraber ithal ikamesi sistemine başlayan Asya Kaplanı ülkelerinin başarılı olduğunu fakat Türkiye’nin başarısız olduğunu söyleyen Bilgin, şunları kaydetti:

“Başarısızlığın iki kaynağı var. Birisi IMF ve Dünya Bankası perspektifi ile beraber ekonomiyi yönetmeye kalktık. O da Türk ekonomisini Batı’ya, ABD ve Avrupa’ya bağımlı hale getirmiştir. Son 20 senede değişen şey bu olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yerli kalkınmaya dayalı bir büyüme modeline geçilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tarihte bir dönüşüm meydana geldi geçen hafta. Türk Devletleri iş birliğini ifade eden örgüt kuruldu. Tüm bunlar Türkiye’nin yalnızca Suriye’de, yalnızca Akdeniz’de değil, tüm bu coğrafyada barışı temsil eden ama kalkınma sürecinde de büyüyen bir ekonomiyle barışı temsil eden bir ülke olduğunu gösteriyor. Türkiye tüm bu düşmanlıkları kendi yerli enerjisini, insan kuvvetini ortaya çıkardıkça başaracağını gösterdi. Bugün dünyanın en hızlı büyüyen iki ülkesinden birisiyiz. İki çeyrekte böyleydi, üçüncü çeyrek de de beklentiler bu şekilde. Sene sonu itibarıyla da yüzde 10 büyüyeceğimizi tahmin ediyoruz.”

Türkiye’de devletin sosyal devlet kimliğinin ön plana çıktığını ifade eden Bilgin, toplu sözleşmeleri, en düşük memur maaşına en yüksek oranda zammın verilmesini sosyal devletin etkin kullanımına örnek olarak gösterdi.

Asgari ücreti enflasyonun üstünde bir refah düzeyine taşıyacak bir anlaşmanın asgari ücret komisyonundan çıkacağını dile getiren Bilgin, “Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bir öbür mesele de 3600 Ek Gösterge meselesidir. Bu çalışmayı Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleriyle sonlandırmak için çalışıyoruz. İnşallah ocak ayında TBMM’ye getireceğiz.” şeklinde konuştu.

Benzer Haberler
Yorum Yap
Yorumlar (0)
Henuz hic yorum yapilmamis, ilk siz yapin.