1970 yılında yaşanan ve bin 86 kişinin yaşamını yitirdiği büyük Gediz depreminin yıl dönümünde, Gediz Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferans büyük yankı uyandırdı.
Vatandaşların yoğun katılım gösterdiği etkinlikte konuşan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgenin sismik haritasını masaya yatırarak özellikle Simav fayı üzerindeki tehlikeye dikkat çekti.
"Simav Fayı Stresini Boşaltmadı"
2011 yılında meydana gelen 5.9 büyüklüğündeki Simav depreminin bölgedeki enerjiyi tamamen bitirmediğini vurgulayan Üşümezsoy, korkutan senaryoyu paylaştı:
"5.9'luk sarsıntı süreci sonlandırmadı. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki bu fayın tek parça halinde kırılması durumunda 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın doğrudan bu fay hattı üzerine kurulmuş olması, riski katlayan en büyük faktör."
Bölgede "Piyano Tuşları" Hareketliliği
Kütahya ve çevresindeki fay yapısını bir piyanonun tuşlarına benzeten Üşümezsoy, bölgedeki hareketliliğin parçalı ancak birbiriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Asıl riskli hattın Simav, Sındırgı ve Gediz üçgeninde yoğunlaştığını ifade eden uzman isim, Kütahya merkezinin ise konumu itibarıyla bu hatta kıyasla daha düşük bir risk taşıdığını müjdeledi.
Emet ve Yeşildere’de "Deprem Fırtınası"
Son dönemde Emet ve Yeşildere bölgelerinde yaşanan sık sarsıntıları değerlendiren Üşümezsoy, bu durumu bir "deprem fırtınası" olarak nitelendirdi. Bölgedeki sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini tetiklediğini belirten profesör, bu alanda devasa bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını, bunun da enerjiyi böldüğünü ifade etti.
1970 Gediz Depremi Hatırlatması
28 Mart 1970'te yaşanan 7.2 büyüklüğündeki felaket de unutulmadı. Gediz'in o tarihte enerjisinin büyük kısmını boşalttığını söyleyen Üşümezsoy, Sındırgı hattındaki fayların parçalı yapısının ise yıkıcı büyük depremlerin önüne geçen bir "sigorta" görevi gördüğünü kaydetti.