Kısa Dalga’dan Gülseven Özkan’ın haberine göre, saldırganın derslerdeki davranışları oldukça dikkat çekiciydi. Adının açıklanmasını istemeyen bir eğitimci, failin okula düzenli devam etmesine rağmen eğitim sürecinin tamamen dışında kaldığını belirterek şunları söyledi:
“Sınıfa hep gelen bir çocuktu ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemez, kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu; saatlerce bir şeyler yazar, çizer ve defteri karalardı. En belirgin özelliği buydu.”
"Teneffüslerde Tek Bir Arkadaşı Bile Yoktu"
Öğretmenin anlatımları, failin sadece derslerde değil, sosyal alanlarda da "görünmez" olduğunu ortaya koyuyor. Mersinli’nin arkadaşlık kurmadığını ifade eden eğitimci, “Teneffüslerde kendi başına takılırdı. Kimseyle muhatap olmazdı. Onu bahçede başka çocuklarla birlikte oyun oynarken hiç görmedim. Çok doğal bir çocuk değildi, farklı bir hali vardı” dedi.
Saldırganın ev hayatında çevrim içi ve şiddet içerikli oyunlara aşırı düşkün olduğu iddiaları da eğitimcilerin gündeminde. Öğretmeni, bu durumu kesin olarak teyit edemese de okul çevresinde bu yönde duyumlar olduğunu belirtti.
Ayrıca, failin zaman zaman sergilediği davranışların bir "kimlik arayışı" veya "güç gösterisi" olabileceğine dair bir anısını paylaştı: “Bir gün omzuna ceketini atmış, elleri yanlarda bir tavırla yürüyordu. Sanki kendini farklı, güçlü göstermek istiyordu.”